emekliol.org
Company Name.com
Emeklilik     SGK    Bireysel Emeklilik     Emeklilik İşlemleri    
BİREYSEL EMEKLİLİK İNCELEMELERİ

 

Hangi bankanın bireysel emeklilik planı daha iyi?

Devlet katkısı ne zaman verilecek?

Bireysel emeklilikten ayrılma nasıl olur?

Yatırdığım Emeklilik pirimleri nasıl değerlendiriliyor?

Bireysel Emeklilikle ilgili mevzuat

 

Bireysel Emeklilikle ilgili aradıklarınız

İŞVEREN GRUP EMEKLİLİK SERTİFİKASI

a) Emeklilik şirketine ilişkin bilgiler

Şirketin;

Unvanı,

Posta, elektronik posta ve Internet adresi,

Telefon, çağrı merkezi ve faks numarası.

b) Sponsor kuruluşa/katılımcıya ilişkin bilgiler

b1) Sponsor kuruluşun;

Unvanı,

Bağlı bulunduğu vergi dairesi ve vergi numarası,

Posta adresi.

b2) Katılımcının;

TC kimlik numarası,

Adı-soyadı,

Doğum tarihi,

Grup emeklilik sözleşmesine dahil olduğu tarih,

İşveren grup emeklilik sözleşmesi ve işveren grup emeklilik sertifika numarası,

Ana-baba adı,

Telefon (ev/iş/cep),

Yazışma adresi ve elektronik posta adresi,

Vergi kimlik numarası ve bağlı bulunan vergi dairesi. (yabancı uyruklular için)

c) Emeklilik planına ilişkin genel bilgiler

Plan numarası/adı,

Plan kapsamında sunulan fonlar,

Plan kapsamında yapılan kesintiler,

Fon toplam gider kesintisi

Katkı payı üzerinden alınan yönetim gider kesintisi

Ara verme durumunun tanımı ve varsa ara verme durumunda uygulanacak yönetim gider kesintileri

Giriş aidatı tutarı, ödeme şekli ve sıklığı

Katkı payı tutarı, ödeme şekli ve sıklığı, katkı payı ödeme başlangıç tarihi,

Katkı payı fon dağılım oranları,

Katılımcının tabi olduğu varsa hak kazanma koşullarına ilişkin hususlar,

Fon dağılımı, plan ve şirket değiştirme haklarının kim tarafından kullanılacağına ilişkin bilgi,

Sponsor kuruluşun katkı payı ödemesi yapmaması halinde emeklilik şirketinin katılımcıya bilgilendirme yapacağına ilişkin açıklama.

d) Sertifika düzenlenme tarihi

e) Hak kazanma

Katılımcının birikimlerinin tümüne hak kazanması durumundaki haklarına, bir bölümüne hak kazandıktan sonra işten ayrılması durumundaki haklarına ilişkin özet açıklama.

HEsap Özetİ

(Katılımcı için)

Hesap Özeti

Referans Bilgileri

Referans Numarası

Emeklilik Sözleşmesi/İşveren Grup Emeklilik Sertifika Numarası

Hesap Özeti Tanzim Tarihi

Hesap Özeti Talep Nedeni

Adı Soyadı

T.C. Kimlik Numarası

Süreye İlişkin Bilgiler

Sözleşmenin Yürürlük Tarihi

Sisteme Giriş Tarihi

Finansal Bilgiler

Hesap Özeti Tanzim Tarihi İtibarıyla Birikim Tutarı

…….Fonu

Birim Adet

Birikim

…… Fonu(*)

Birim Adet

Birikim

Yapılacak Kesintiler ve Tutarları

Giriş Aidatı Kesintisi

Aktarıma Esas Net Birikim Tutarı (Aktarım Durumunda)

Ana para

Getiri

Devlet katkısı hesabındaki toplam tutar

Toplam

Ayrılmaya Esas Net Birikim Tutarı (Emekli Olmadan Ayrılma Durumunda) (**)

Ana para

Getiri

Devlet katkısı hesabındaki toplam tutar

Hak edilen kısım

Hak edilmeyen kısım

Gelir vergisi kesintisi (%..)

Toplam

Emekliliğe Esas Birikim Tutarı (Emekli Olarak Ayrılma Durumunda) (***)

Ana para

Getiri

Devlet katkısı hesabındaki toplam tutar

Gelir vergisi kesintisi (%5)

Toplam

Hesap özetinde belirtilen tutarda hesap birleştirme/aktarım/ayrılma işlemi tamamlanıncaya kadar geçecek sürede fon birim fiyatındaki farklılıklar nedeniyle değişiklik oluşabilir.

EK AÇIKLAMALAR:

(*) Devlet katkısının yatırıma yönlendirilmesinde kullanılan fonda bulunan birikimin, devlet katkısı hesabındaki tutar olduğu ayrıca belirtilecektir.

Aktarım tarihi itibarıyla kredi kartı ile provizyonu alınan ödemeler için provizyon iptali yapılır.

İşveren Grup Emeklilik Sözleşmesine dahil katılımcılar için, katılımcının hesap özeti tarihi itibarıyla hak ettiği tutar ile varsa kalan hak kazanma süresi bu bölümde belirtilecektir.

Hesap Özetİ

(Sponsor kuruluş İÇİN)

Grup Hesap Özeti

Referans Bilgileri

Referans Numarası

İşveren Grup Emeklilik Sözleşmesi Numarası

Hesap Özeti Tanzim Tarihi

Sponsor Kuruluş Adı

Katılımcı sayısı

Süreye İlişkin Bilgiler

Sözleşmenin Yürürlük Tarihi

Grubun Sisteme Giriş Tarihi

Finansal Bilgiler

Hesap Özeti Tanzim Tarihi İtibarıyla Sözleşme Kapsamındaki Birikim Tutarı

…….Fonu

Birim Adet

Birikim

…… Fonu

Birim Adet

Birikim

Hesap Özeti Tanzim Tarihi İtibarıyla Sözleşme Kapsamında Katılımcılarca Hak Edilmemiş Tutar

Aktarım Durumunda Yapılacak Kesintiler ve Tutarları

Giriş Aidatı Kesintisi

Aktarıma Esas Net Birikim Tutarı

Hesap özetinde belirtilen tutarda aktarım/ayrılma işlemi tamamlanıncaya kadar geçecek sürede fon birim fiyatındaki farklılıklar nedeniyle değişiklik oluşabilir.

İşveren grup emeklilik sözleşmesi bazında toplam tutarlar esas alınmıştır.

HESAP BİLDİRİM CETVELİ

Katılımcının adı-soyadı, T.C. Kimlik Numarası,

Emeklilik sözleşme/işveren grup emeklilik sertifika numarası,

Hesap bildirim cetveli tanzim tarihi,

Bireysel emeklilik hesabının açılış tarihi, (yürürlük tarihi)

Son sözleşme/sertifika yılında ödenen katkı payı tutarı,

Son sözleşme/sertifika yılında yapılan kesinti tutarları (kesinti kalemi bazında),

Hesap bildirim cetveli tanzim tarihi itibarıyla ulaşılan toplam birikim tutarı (devlet katkısı hesabındaki tutarlar hariç),

Hesap bildirim cetveli tanzim tarihi itibarıyla ulaşılan, devlet katkısı hesabındaki toplam tutar ve bu tutarlardan hak kazanılan kısma ilişkin bilgi

Şirketçe ilgili planda sunulan fonların, kuruluşundan hesap bildirim cetveli tanzim tarihine kadar geçen dönemde ve son hesap dönemindeki getirilerini gösteren tablo,

Varsa, emeklilik planındaki kesintilere, fon unvanlarına ve benzeri mahiyetteki değişikliklere ilişkin bilgilendirme,

Varsa, hesap üzerinde yer alan haciz ve işveren grup emeklilik sözleşmesinden hak kazanılan/kazanılmayan tutarlara ilişkin bilgi,

Varsa, aktarımdan gelen tutar, tarih ve sözleşme numarası bilgisi.

Katılımcı Bilgilendirme Notu (…./…./…)

Katılımcı

Katılımcının Sözleşme Numarası

Katılımcının Dahil Olduğu Plan

Fon Dağılımı*:

Oran

1

%

2

%

3

%

4

%

5

%

*Katılımcının üç aylık dönem içerisinde fon dağılımını değiştirmiş olması yahut bu yönde talimat vermiş olması durumunda bu husus ayrıca dipnot olarak belirtilecektir. Tabloda ise, “katılımcı bilgilendirme notu”nun hazırlandığı tarih itibarıyla mevcut bulunan fon dağılımına yer verilecektir.

Fonlara ilişkin genel bilgiler (fonların içerdiği yatırım araçları, stratejileri, yatırım kısıtları, risk profilleri vb.)

Finansal piyasalardaki güncel gelişmeler (Bir önceki bilgilendirme notundan sonra finansal piyasalarda ortaya çıkan gelişmeleri de içeren, katılımcının fon tercihlerini etkileyebilecek gelişmeler belirtilecektir.)

Fonlara ilişkin performans bilgileri (Katılımcının dahil olduğu ve şirket tarafından ilgili plan kapsamında sunulan diğer fonların sözleşme kuruluşundan bugüne, yılbaşından bugüne ve önceki bilgilendirme notundan bugüne kadarki getirileri belirtilecektir.Fonların getirileri, hisse senedi, devlet tahvili ve kıymetli madenler gibi gösterge niteliğindeki yatırım araçlarının ilgili dönemdeki getirileri ile karşılaştırmalı olarak gösterilmelidir.)

Fonlara ilişkin yatırım riski ve diğer finansal riskler (Katılımcının dahilolduğu fonların risk profillerine paralel olarak, kısa ve orta vadede fonlara ilişkin olarak karşılaşılabilecek risklere yer verilecektir.)

Hazine Müsteşarlığından (Sigortacılık Genel Müdürlüğü): 26/2/2013

EMEKLİLİK PLANI HAKKINDA GENELGE (2013/3)

Bu Genelge 9/11/2012 tarihli ve 28462 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) uyarınca emeklilik planlarına ilişkin uygulama esas ve usullerini açıklamak üzere hazırlanmıştır.

Emeklilik planı ve plan kapsamında sunulan fonlar

MADDE 1 - (1) Emeklilik planı, plan kapsamında sunulan emeklilik yatırım fonlarına (“fon”), katkı payına, giriş aidatına, yönetim gideri kesintisine ve fon toplam gider kesintisine ilişkin teknik esaslar ile emeklilik sözleşmesinin uygulanmasına ilişkin diğer teknik esasları içerir.

(2) Emeklilik planı kapsamında katılımcıya birden fazla fon sunulabilir. Sunulacak fonların, planın yürürlük tarihi itibarıyla Sermaye Piyasası Kurulunca (“Kurul”) kayda alınmış olması zorunludur. Bu hususun temini ve takibinden emeklilik şirketi (“şirket”) sorumludur.

(3) Fon dağılım oranı, katılımcıya sunulan fonların katılımcının toplam fon portföyü içindeki oransal dağılımını gösterir. Bu oranlar virgülden sonra altı haneli hassasiyete kadar (xxx,xxxxxx) tanımlanabilir.

(4) Emeklilik planında sunulan her fon için fon toplam gider kesintisi ile bu kesintinin içerdiği fon işletim gider kesintisine ilişkin oranlar ayrı ayrı belirtilir.

Standart fon

MADDE 2- (1) Sisteme giriş aşamasında herhangi bir fon tercihinde bulunmayan kişilerin birikimleri, standart fonda yatırıma yönlendirilir. Bu amaçla emeklilik planlarında, biri faizsiz yatırım araçlarına yönelik tercihte bulunan katılımcılara sunulmak üzere en fazla iki adet standart fon tanımlanabilir.

(2) Standart fon olarak tanımlanan fon portföyünün;

a) Asgari yüzde altmışı, Hazine Müsteşarlığınca (“Müsteşarlık”) ihraç edilen Türk Lirası cinsinden borçlanma araçlarında, gelir ortaklığı senetlerinde veya kira sertifikalarında,

b) Azami yüzde kırkı, Türk Lirası cinsinden mevduatta, katılma hesabında, ters repoda,Takasbank para piyasası işlemlerinde, borsada işlem görmesi kaydıyla bankalar veya yatırım yapılabilir seviyede derecelendirme notuna sahip olan diğer ihraççılar tarafından ihraç edilen borçlanma araçlarında, Kurul kaydında bulunan kira sertifikalarında ya da İMKB 100 endeksindeki veya İMKB katılım endeksindeki hisse senetlerinde yatırıma yönlendirilir.

(3) Hisse senetlerinde değerlendirilecek tutar fon portföyünün yüzde otuzunu aşamaz. Ters repo ve Takasbank para piyasasında değerlendirilecek tutar fon portföyünün yüzde ikisini aşamaz. Müsteşarlıkça yapılanlar hariç, tek bir ihraççı tarafından ihraç edilen borçlanma araçlarına ve kira sertifikalarına fon portföyünün yüzde onundan fazlası yatırılamaz.

(4) Standart fonun yönetiminde, bu maddede belirtilen fon portföyüne alınacak varlıklara ilişkin oranlara ek olarak, Emeklilik Yatırım Fonlarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Hakkında Yönetmelikte yer alan ve bu maddede belirtilmeyen diğer ilgili portföy sınırlamalarına ilişkin hükümler saklıdır.

(5) Yeni kurulacak bir fonun yahut mevcut kurulmuş fonlardan birinin, yatırım stratejisinin bu maddede belirtilen sınırlamalara uyması kaydıyla, standart fon olarak belirlenmesi mümkündür. Her durumda, fon unvanında “standart fon” ifadesine yer verilmesi zorunludur. Bu kapsamda, belirlenen standart fonun fon toplam gider kesintisi, Yönetmeliğin ekinde (Ek-2) yer alan fon gruplarından ikinci grupta bulunan fonlar için belirtilen fon toplam gider kesintisinden fazla olamaz.

(6) Planda kullanılacak standart fonun değiştirilmesi plan değişikliği yoluyla yapılır.

(7) İşveren grup emeklilik sözleşmelerine yönelik emeklilik planlarında standart fona yer verilmesi zorunlu değildir.

(8) Şirketler standart fona ilişkin düzenlemelerini bu Genelge tarihinden itibaren bir ay içinde tamamlamak zorundadır.

Katkı payı

MADDE 3 - (1) Emeklilik planına dahil olabilmek için belli bir katkı payı tutarının ödenmesi öngörülebilir.

(2) Ödenecek katkı payının, her yıl TÜFE veya ÜFE gibi bir endekse, yabancı bir para birimine veya belli bir artış oranına bağlı olarak artırılması hususu düzenlenebilir.

(3) Yabancı para birimine endeksli ödeme yapılması halinde, ödemelerde kullanılacak kur ve tarihin tespitine ilişkin esaslar planda belirtilir.

Kesintiler

MADDE 4 - (1) Giriş aidatının toplam tutarı, peşin tahsil edilecek tutarı ve tahsilatı ertelenen tutarı emeklilik planında belirtilir.

(2) Giriş aidatının peşin ödenecek kısmının taksitlendirildiği hallerde, taksitlendirme koşulları (ödeme sıklığı ve tutarı) emeklilik planında belirtilir.

(3) Giriş aidatının ertelendiği hallerde, erteleme koşulları ve uygulama esasları (yıl, oran, tutar ve benzeri) emeklilik planında belirtilir.

(4) İşveren grup emeklilik sözleşmesinde sponsor kuruluşun yapacağı giriş aidatı ödemesine ilişkin uygulama esasları emeklilik planında belirtilir.

(5) Yönetim gider kesintisi oranı, tahsil edilme şekli ve buna ilişkin koşullar emeklilik planında belirtilir.

(6) Ödemeye ara verme durumunda Yönetmeliğin 21 inci maddesine göre alınacak yönetim gider kesintisinin, katılımcının bireysel emeklilik hesabındaki birikiminden tahsiline ilişkin esas ve usuller emeklilik planında belirtilir.

(7) Fon toplam gider kesintisinin oranı, tahsil edilme şekli ve buna ilişkin koşullar emeklilik planında belirtilir. Bu kapsamda;

a) Fon işletim gideri kesintisi oranı da ayrıca belirtilir.

b) Fon işletim gider kesintisi, aracılık komisyonu ve diğer tüm gider ve masrafların toplamının fon net varlık değerine oranı, fon içtüzüğünde belirlenen fon toplam gider kesintisi oranını aşamaz.

Mesafeli satışta sunulacak planlar

MADDE 5- (1) Mesafeli satışta sunulacak planlar için Müsteşarlığın izni alınır. Müsteşarlıkça uygun görülmeyen emeklilik planları ve fonlar mesafeli satışa konu edilemez.

(2) Planda başka fonlar sunuluyor olsa dahi, katılımcıya teklif aşamasında standart fon seçeneği sunulur. Ancak katılımcı, birikimlerinin tercih ettiği fonlarda yatırıma yönlendirilmesini her zaman talep edebilir.

Emeklilik planının kayda alınması ve onaylanması

MADDE 6 - (1) Emeklilik planları ve planlara ilişkin değişikliklerin uygulamaya konulması Müsteşarlığın onayına tabidir.

(2) Emeklilik planları ve planlara ilişkin değişiklikler, bu Genelgede belirtilen esaslar çerçevesinde Emeklilik Gözetim Merkezince (“EGM”) işletilen elektronik plan tanımlama (“e-plan”) sisteminde kayda alınır. Kayda alma işleminin tamamlanması için EGM’nin teknik mutabakatı aranır.

İlgili plan, kayda alma tarihinden itibaren yedi iş günü içinde Müsteşarlıkça aksine bir görüş belirtilmediği takdirde Müsteşarlıkça onaylanmış sayılır ve uygulamaya konulabilir. Bu şekilde kayda alınan emeklilik planlarının ve bu planlara ilişkin değişikliklerin Müsteşarlığa ayrıca gönderilmesi gerekli değildir.

(3) Kesintilerde değişiklik yapılabilmesi için emeklilik sözleşmesinde bu yönde hüküm bulunması ve değişikliğin Müsteşarlık tarafından onaylanması gerekir. Fon toplam gider kesintisinde bir değişikliğin söz konusu olması halinde, Kurula fonun içtüzüğünde değişiklik için yapılacak başvuru öncesinde söz konusu içtüzük değişikliklerinin planlarda uygulanması hususunda Müsteşarlığın uygun görüşü alınır. Fon içtüzük değişikliğinin, plan değişikliğinin yürürlük tarihi itibariyle Kurulca onaylanmış olması gerekir. Bu hususun temini ve takibinden şirket sorumludur.

(4) Emeklilik planının ekinde aşağıda belirtilen hususlara ilişkin açıklamalara yer verilir ve eplan sisteminde kayıt altına alınır.

a) Planın hedef kitlesi ve bu hedef kitlenin genel özellikleri,

b) Katılımcının emekliliğe yönelik beklentilerine, gelir düzeyine ve yaşına uygun şekilde yapılması gereken plan teklifinin oluşturulmasında öngörülen unsurlara ve sürece ilişkin bilgi,

c) Katılımcının fon dağılımı tercihinin belirlenmesine yardımcı olmak üzere öngörülen unsurlara ve sürece ilişkin bilgi.

(5) Müsteşarlıkça emeklilik planının yürürlük tarihinden önce veya sonra yapılan kontroller sonucu gerek görülmesi halinde planlarda değişiklik yapılması talep edilebilir.

E-plan sistemine ilişkin hususlar

MADDE 7- (1) E-plan sistemine giriş ve kayıt yetkisi, şirketlerce belirlenecek yetkili kullanıcılara EGM tarafından kullanıcı hesabı açılması yoluyla verilir. Şirketler tarafından bildirilen yetkililerin değişmesi halinde durum, şirketlerce EGM’ye bildirilir ve EGM tarafından eski kullanıcı hesabı iptal edilerek yeni kullanıcı hesabı tanımlanır.

(2) Kayda alma işlemi, planın ve plan parametrelerinin sisteme girişleri ile ilgili işlemlerin sistemsel olarak sorunsuz bir şekilde sonuçlandığının, kayda alma için gönderimi takip eden en geç beş iş günü içinde EGM tarafından teyit edilmesinden ve elektronik ortamda Müsteşarlığa ve şirkete bildirilmesinden sonra gerçekleşir.

(3) Şirketin e-plan sisteminde kayda alınan planlarının tümü için, plan türü bazında geçerli olacak şekilde genel uygulama esasları tanımlanır. Bu şekilde tanımlanan genel uygulama esaslarının e-plan sisteminde yer alan plan parametreleri (planda tanımlı kesintiler, fon kısıtları, katkı payı ödemeleri, ek fayda ve hizmetler vb.) ile tanımlanabilen konular dışında olması gerekir. Genel uygulama esaslarında daha sonra yapılacak değişiklikler de e-plan sisteminde kayda alınır ve ilgili tüm planlar için geçerli olur.

(4) Yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde hiç katılımcısı olmayan planlar ile daha önce katılımcısı olup da bilahare bir yıl süresince hiç katılımcısı kalmadığı tespit edilen planlar iptal edilir ve bir ay öncesinden şirkete bildirim yapılarak bu planların kaydı EGM tarafından silinir. Kaydı silinen planların birer örneği EGM tarafından muhafaza edilir.

E-plan sistemine intibak

MADDE 8- (1) Şirketler, Yönetmeliğin Geçici 1 inci maddesi çerçevesinde Müsteşarlığa ve EGM’ye bildirilenler dahil tüm emeklilik planlarını, 31/12/2013 tarihine kadar e-plan sisteminde kayıt altına almak zorundadır.

Emeklilik planının tanımlanması ve saklanması

MADDE 9 - (1) Şirket, her bir emeklilik planını, nümerik, dört haneli ve ünik olarak üretilen numaralar ile numaralandırır. Emeklilik planı, numaralandırmaya ek olarak özel bir isimle de tanımlanabilir. Emeklilik planına verilecek isimlerde, “Emeklilik Şirketleri Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin” “İlan, Reklam ve Açıklanacak Bilgiler” başlıklı 18 inci maddesine uyulur.

(2) Yabancı para birimine endeksli ödemeler içeren emeklilik planında, plan ismi, yabancı para birimi sadece katkı payı ödemesinde endeks amacıyla kullanıldığını belirtir şekilde ve yanlış bir algılamaya sebep olmayacak şekilde seçilir.

(3) Yatırım araçlarının değişik risk düzeylerine sahip olduğu dikkate alınarak, plan isminde “risksiz”, “güvenli” plan gibi ibarelere yer verilemez.

(4) Emeklilik planları ve bunlara ilişkin değişiklikler, denetimlerde kontrol edilmek üzere, planın ve yapılan değişikliğin numarası ile birlikte şirket bünyesinde saklanır.

İptal edilen genelgeler

MADDE 10 – (1) 07/05/2008 tarihli ve 2008/14 sayılı “Emeklilik Planı Hakkında Genelge” iptal edilmiştir.

(2) 23/03/2009 tarihli ve 2009/3 sayılı “Emeklilik Planlarının Tasdiki ve Elektronik Plan Tanımlama Sistemi Hakkında Genelge” iptal edilmiştir.

Hazine Müsteşarlığından (Sigortacılık Genel Müdürlüğü): 02.07.2013

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDE DEVLET KATKISI İŞLEMLERİ HAKKINDA GENELGE (2013/10)

Bu Genelge, 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Hakkında Kanunun ek 1 inci maddesi ile 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bireysel Emeklilik Sisteminde Devlet Katkısı Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) uyarınca yürütülen devlet katkısı işlemlerine ilişkin bazı esas ve usulleri açıklamak üzere hazırlanmıştır.

Hak kazanılmayan tutarların iadesi

MADDE 1 - (1) Sistemden ayrılma talebinde bulunan katılımcının devlet katkısı hesabındaki hak kazanılmayan tutarlar, Emeklilik Gözetim Merkezi (“EGM”) kayıtları ile uyumunun emeklilik şirketince (“Şirket”) teyid edilmesini müteakip, devlet katkılarının yatırıma yönlendirildiği fonun paylarının nakde dönüştüğü gün genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere şirket tarafından Müsteşarlık hesabına ödenir. Fon paylarının nakde dönüştüğü gün şirket tarafından Müsteşarlık hesabına ödenmeyen veya daha sonraki bir gün Müsteşarlık hesabına ödenen tutarlar, ödenmemiş kabul edilir ve dördüncü fıkrada belirtilen usul takip edilerek vergi dairesine bildirilir.

(2) Şirket, kendisi adına devlet katkısı talep edilen ve Müsteşarlıkça devlet katkısı ödemesi yapılmasından önce sistemden ayrılmış olan katılımcı için ödenen devlet katkısının şirket hesabına intikal ettiği gün, bu katılımcıya ait hak kazanılmayan tutarı Müsteşarlığa iade eder; varsa hak kazanılan tutarı ise iki iş günü içinde katılımcıya öder.

(3) Şirket, hak kazanılmayarak Müsteşarlığa iade edilen devlet katkısı tutarlarına ilişkin bilgileri, sözleşme bazında ve müteakip kayıt kesinleştirme bildirimi tarihine kadar imzalı olarak EGM’ye gönderir.

(4) Mutabakat belgesi ekinde yer alan veriler ile fiilen ödenen tutarlar dikkate alınarak yapılan inceleme sonucunda ödenmediği veya eksik ödendiği tespit edilen tutarlara ilişkin bilgi, aylık olarak, en geç Yönetmeliğin 4 üncü maddesi uyarınca hazırlanan devlet katkısı hesap formunun Müsteşarlığa gönderildiği tarih itibarıyla, EGM tarafından Ek-1’de yer alan içerikte, şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirilir.Vergi dairesine bildirilen verilerin bir kopyası EGM tarafından ilgili şirkete de gönderilir.

Müsteşarlığa yapılan fazla ödemelerin iadesi

MADDE 2 – (1) Sistemden ayrılan katılımcıların devlet katkısı hesabındaki hak kazanılmayan tutarlara ilişkin olarak Müsteşarlık hesaplarına şirketlerce fazladan ödeme yapılması durumunda, fazladan ödenen kısım şirketlere iade edilir. Bu iadeler, takvim yılı bazında yapılır ve ilgili tutarlar için faiz ödenmez.

(2) Müsteşarlığa iade talebinde bulunulmadan önce aşağıdaki işlemlerin tamamlanması gereklidir.

(a) Şirket, fazla ödemenin yapıldığı takvim yılını izleyen yılın Şubat ayı sonuna kadar, iade talebini EGM’ye iletir.

(b) EGM, iadesi talep edilen tutarın; mutabakat belgesi ekinde yer alan veriler üzerinden Müsteşarlığa ödenmek üzere bildirilen tutar, Müsteşarlığa yapılan fiili ödeme tutarı ve varsa vergi dairesine yapılan ödeme tutarı ile uyumunu sözleşme bazında inceler.

(c) EGM,yaptığı incelemenin sonuçlarını, müteakip Mart ayının sonuna kadar şirkete bildirir ve şirkete yaptığı bildirimin bir örneğini eş zamanlı olarak Müsteşarlığa da gönderir.

(3) İkinci fıkrada belirtilen işlemlerin tamamlanmasını müteakip şirket, başvurusuna EGM’den alacağı bildirimi de ekleyerek Müsteşarlığa iade talebinde bulunur.

Haksız olarak ödenen tutarların iadesi

MADDE 3- (1) Şirketçe EGM’ye bildirilen, mutabakat belgesi ekinde yer alan veriler üzerinden EGM tarafından tespit edilen yahut ilgili denetim birimlerince yapılan denetim sonucunda tespit edilerek EGM’ye bildirilen haksız devlet katkısı ödemeleri, ödeme tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranına göre hesaplanan faiziyle birlikte 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere EGM tarafından ilgili şirketin bağlı olduğu vergi dairesine bildirilir.

(2) Haksız devlet katkısı ödemesi tutarlarına ilişkin bilgi, şirketçe teyit edildikten sonra,aylık olarak,en geç Yönetmeliğin 4 üncü maddesi uyarınca hazırlanan devlet katkısı hesap formunun Müsteşarlığa gönderildiği tarih itibarıyla, EGM tarafından Ek-2’de yer alan içerikte, şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirilir. Vergi dairesine bildirilen verilerin bir kopyası EGM tarafından şirkete de gönderilir.

(3) Kendisine haksız olarak devlet katkısı ödendiği tespit edilen bir katılımcıya ait devlet katkısı ve gecikme zammı,mutabakat belgesi ekinde yer alan veriler uyarınca emeklilik sözleşmesinin en son bulunduğu ilgili şirket tarafından vergi dairesine ödenir.

(4) Vergi dairesine bu nedenle ödeme yapan şirket, haksız ödendiği tespit edilen tutarı, ilgili ödeme için alınmış olan fon paylarını satarak katılımcının devlet katkısı hesabından geri alır.

(5)Mutabakat belgesi imzalandıktan sonra, ödemenin ilgili olduğu yılın devlet katkısı limiti, haksız olarak ödendiği tespit edilen devlet katkısı tutarı kadar artırılır.

(6) Başka bir şirket tarafından EGM’ye eksik veya yanlış gönderilen veriler nedeniyle vergi dairesine ödeme yapmak durumunda kalan şirket, vergi dairesine ödemiş olduğu gecikme zammı tutarını ve varsa katılımcının sistemden ayrılması nedeniyle devlet katkısı hesabından alamadığı durumda vergi dairesine ödediği devlet katkısı tutarını, haksız ödemeye sebebiyet veren şirketten tahsil eder.

(7) Başka bir şirket tarafından EGM’ye eksik veya yanlış gönderilen veriler nedeniyle katılımcısına devlet katkısını ödeyemeyen ve bu nedenle katılımcısının zararını karşılamak durumunda kalan şirket, Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre ödediği tutarı, eksik veya yanlış bildirimde bulunan şirketten tahsil eder.

Veri gönderimi

MADDE 4 - (1) Şirketler, birinci madde kapsamında Müsteşarlık hesaplarına yapılan ödemelere ve süresinde ödenmeyen tutarlara, üçüncü madde kapsamında haksız ödendiği tespit edilen tutarlara ve vergi dairesine yapılan ödemelere ilişkin verileri, EGM tarafından belirlenen içerik, format ve yönteme göre günlük olarak EGM’ye gönderir.

Geçici 2 nci madde kapsamına girmeyen sözleşmeler

MADDE 5 - (1) 6327 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesi ve Yönetmeliğin Geçici 2 nci maddesi çerçevesinde, 29/5/2012 tarihi itibarıyla bireysel emeklilik sisteminde olan bir katılımcının 29/6/2012 ile 29/6/2014 tarihleri arasında herhangi bir nedenle bir emeklilik sözleşmesi veya sertifikasını sonlandırarak birikimlerinin bir kısmını veya tamamını alması durumunda, 31/12/2014 tarihine kadar adına ödenecek katkı payları için devlet katkısı ödenmez. Buna göre, sonlanan emeklilik sözleşmesi veya sertifikası nedeniyle kendisine herhangi bir ödeme yapılmamış olan katılımcılar bu hüküm kapsamında değildir.

Emeklilik gelir planına geçiş

MADDE 6 - (1) Emeklilik gelir planına geçiş yapan katılımcının devlet katkısı hesabındaki tutarlar, katılımcının yazılı talebi olması durumunda birikimine eklenebilir.

(2) Emeklilik gelir planına geçiş yapan bir katılımcının, henüz hesabına intikal etmemiş bir devlet katkısı olması durumunda, gelir planı kapsamında katkı payı tahsilatı yapılması mümkün olmadığından,bu şekilde ödenen tutar, yatırıma yönlendirilmez ve şirkete intikalini müteakip beş iş günü içinde doğrudan katılımcıya ödenir.

Ek-1:Bireysel Emeklilik Sisteminde Hak Kazanılmayan Devlet Katkılarından Ödenmeyen veya Eksik Ödenen Devlet Katkılarına İlişkin Bildirim

Tablo.1 : Özet Bilgiler

Referans Numarası

Şirketin Unvanı

Şirketin vergi kimlik numarası

Şirketin adresi

Şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesi

Ödenmeyen veya Eksik Ödenen Hak Kazanılmayan Devlet Katkısı Tutarı

Hak kazanılmayan tutarın Hazine Müsteşarlığı hesabına ödenmesi gereken tarih

Tablo.2 : Detay Bilgiler

Referans Numarası

Şirketin Unvanı

Katılımcı T.C. Kimlik Numarası

Katılımcı Sözleşme Numarası

Ödenmeyen veya Eksik Ödenen Hak Kazanılmayan Devlet Katkısı Tutarı

Hak kazanılmayan tutarın Hazine Müsteşarlığı hesabına ödenmesi gereken tarih

Ek-2: Bireysel Emeklilik Sisteminde Haksız Olarak Ödendiği Tespit Edilen Devlet Katkılarına İlişkin Bildirim

Şirketin Unvanı

Şirketin vergi kimlik numarası

Şirketin adresi

Şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesi

Haksız ödendiği tespit edilen tutar

Haksız ödeme tutarının Emeklilik Gözetim Merkezi tarafından Şirkete ödendiği tarih

Hazine Müsteşarlığından: 29/7/2013

EMEKLİLİK İRADI ÜRÜNLERİ UYGULAMA ESASLARINA İLİŞKİN GENELGE (2013/14)

Bilindiği üzere, 10/10/2012 tarih ve 28437 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hayat Grubu Sigortaları Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 16 ncı maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, bireysel emeklilik sisteminde uygulanan emeklilik yaşı kriteri de dikkate alınarak, 56 yaş ve üzeri kişilere (vakıf ve sandıklardan yapılacak aktarımlar hariç) sadece “emeklilik iradı” olarak tanımlanan irat ödemeli hayat grubu sigorta ürünlerinin sunulabilmesi öngörülmüştür. Emeklilik iradı ürünlerine ilişkin tarife ve kâr payı teknik esasları ile bunlara ilişkin değişiklikler aşağıda belirtilen ilkeler çerçevesinde hazırlanarak, Müsteşarlıkça belirlenecek diğer bilgi ve belgelerle birlikte tasdik edilmek üzere Hayat Sigortaları Bilgi ve Gözetim Merkezine gönderilecektir.

Emeklilik iradına ilişkin tarifelerde Türkiye Kadın-Erkek Hayat Annüite Tablosu (TRHA-2010) kullanılacaktır. Ayrıca, Yönetmeliğin 11 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre işlem yapılabilecektir.

Ürünler Türk Lirası cinsinden tek prim karşılığında sunulacaktır.

Sigorta süresinin ömür boyu olarak düzenlendiği ürünler sunulacaktır.

İrat ödemelerinin hemen başladığı veya 65 yaşına kadar ertelendiği ürünler sunulacaktır.

Teknik faiz oranı yüzde 0,5 ila yüzde 2 aralığında belirlenecektir.

Yönetmelik uyarınca;

Başlangıçta tek prim olarak ödenen toplu paradan ve/veya sözleşme süresi içerisinde yapılabilecek ek prim ödemelerinden toplamda azami yüzde 1 oranında gider payı ve aracı komisyonu (veya üretim masrafı),

Matematik karşılıkların yatırıma yönlendirilmesinden elde edilen getiri üzerinden şirketlerce serbestçe belirlenecek oranda bir işletme masrafı,

Yapılan irat ödemelerinden, toplamda azami yüzde 1 oranında gider payı ve aracı komisyonu (veya üretim masrafı)

kesintileri uygulanabilecektir.

İrat tutarı şirket tarafından başlangıçta; ölüm düzeyi tablosu, teknik faiz oranı ve ürünün diğer özelliklerine göre hesap edilecektir. Müteakip dönemlerdeki irat tutarı ise, dağıtılacak kâr payları ve sigorta ettiren tarafından ödenebilecek ek primler dikkate alınarak hesaplanacaktır. Kâr payı teknik esasları çerçevesinde sigortalı adına oluşan kâr payı tutarının bir kısmının veya tamamının irata dönüştürülmesi için yapılacak hesapta; başlangıçta tek prim olarak ödenen toplu paranın irata çevrilmesi için belirlenen orandan az olmamak kaydıyla, 5 inci maddede belirlenen aralıkta bir teknik faiz oranı kullanılabilecektir. Ek primler için yapılacak hesapta ise 5 inci maddede belirlenen aralıkta bir teknik faiz oranı seçilebilecektir.

İrat tutarı; tarife teknik esasları, poliçe ve bilgilendirme formunda belirtilerek sigorta ettirenden yazılı onay alınmak kaydıyla, Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (m) bendi uyarınca, ölüm düzeyi tablosunda öngörülen oranlar ile gerçekleşmeler arasındaki sapmalara göre ilke olarak dönemler itibarıyla revize edilebilecektir. Dolayısıyla irat tutarı, kâr payları ve/veya bahsi geçen sapmalara göre aşağı veya yukarı yönlü düzeltmelerden sağlanacak artış veya azalışlardan etkilenebilecektir.

Sigortadan ayrılma halinde matematik karşılıklar üzerinden yüzde 50 oranını aşmamak kaydıyla erken ayrılma kesintisi uygulanabilecektir.

Emeklilik iradı ürünlerinde; sigortalının vefatı halinde lehtara kapital iadesi, lehtara süreli veya süresiz irat bağlanması ve benzeri seçenekler sunulabilecek olup; bunlara ilişkin hususlar tarife teknik esasları, poliçe ve bilgilendirme formunda yer alacaktır.

Kâr payı işlemlerine ilişkin hususlar kâr payı teknik esaslarında belirtilecekti

SEKTÖR DUYURULARI ve ÖZELGELER

Özelge No: 2006/2
Tarih: 22.09.2006

Konu:
Hayat sigortalarından bireysel emeklilik sistemine aktarımlarda, aktarım hakkı süresinin dolması hakkında

Yanıt:
Bilindiği üzere, 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin 2. fıkrası, “Söz konusu birikimlerin aktarımı, aktarım işleminin bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren beş yıl içerisinde gerçekleştirilmesi şartıyla, her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olup, intibak ettirilen ve emeklilik sözleşmesi imzalamış katılımcılardan sisteme giriş aidatı alınmaz ve masraf kesintileri yapılmaz.” hükmünü içermektedir.

Öte yandan, Emeklilik Şirketlerindeki Birikimli Hayat Sigortalarından Bireysel Emeklilik Sistemine Aktarımlara İlişkin Tebliğ’in (Tebliğ No:2004/2) 5. maddesinin 1. fıkrasında “Birikimli hayat sigortalarından bireysel emeklilik sistemine aktarım işlemleri Kanunun yürürlük tarihinden itibaren beş yıllık sürenin sonu olan 7/10/2006 tarihinde tamamlanacaktır.” hükmü, söz konusu maddenin 2. fıkrasında ise “Birikimli hayat sigortalarından bireysel emeklilik sistemine aktarımın süreli bir hak olması nedeniyle anılan tarihten sonra aktarım yapılamaz.” hükmü bulunmaktadır. Ayrıca, anılan Tebliğin 20. maddesi “Şirket, aktarım talebinde bulunan sigorta ettiren/sigortalılara bu Tebliğ kapsamında gerekli bildirimlerde bulunur. Sigorta ettiren/sigortalının aktarıma karar vermesi halinde şirket, aktarım talebinin sonuçlandırılmasına yönelik ayrıntılı bilgi formu, emeklilik sözleşmesi teklif formu ve ilgili diğer bilgi ve belgeleri sigorta ettiren/sigortalıya iletir. Sigorta ettiren/sigortalının aktarıma ilişkin nihai talebinin ve gerekli belgelerin emeklilik şirketine intikal ettiği tarihten itibaren beş iş günü içerisinde aktarım işlemini sonuçlandırır ve katılımcıyı bilgilendirir.” hükmünü haizdir.

Bu bağlamda, söz konusu hükümler çerçevesinde emeklilik şirketlerindeki birikimli hayat sigortalarından bireysel emeklilik sistemine aktarımın geçerli sayılabilmesi için:

a) Yukarıda belirtilen Tebliğin 20. maddesi kapsamında, ilgili sigortalının aktarıma ilişkin nihai talebinin ve sigortalı tarafından imzalanan emeklilik sözleşmesi teklif formu ile emeklilik şirketince talep edilecek diğer bilgi ve belgelerin en geç 07/10/2006 tarihi itibarıyla emeklilik şirketine intikal etmiş olması,

b) 07/10/2006 tarihinin hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle, bu tarihi takip eden ilk iş günü olan 09/10/2006 tarihi itibarıyla ilgili sigortalının hayat sigortasındaki birikiminin söz konusu kişi adına açılan bireysel emeklilik hesabına aktarılmış olması,

şartlarının her ikisinin birlikte yerine getirilmiş olması gerekmektedir.

Özelge No: 2006-3

Tarih: 09.10.2006

Konu:
Emeklilik yatırım fonlarının kredi kullanımı ve teminat gösterilmesi hakkında

Yanıt: Bilindiği üzere Emeklilik Yatırım Fonlarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 23 üncü maddesi uyarınca emeklilik yatırım fonları fon paylarının geri dönüşlerinde oluşan nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla fon varlıklarının %10’unu geçmemek üzere fon hesabına kredi alabilmektedir. Ayrıca, anılan yönetmeliğin 17 nci maddesinde emeklilik yatırım fonunun malvarlığının teminat gösterilemeyeceği düzenlenmiştir.

Anılan yönetmelik maddeleri çerçevesinde sadece fon paylarının geri dönüşlerinde oluşan nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla fon hesabına alınacak kredilerde kurucu şirket sıfatıyla emeklilik şirketlerinin fonun borçlarından sorumlu olması ve fon malvarlığının teminat olarak gösterilememesi nedeniyle emeklilik şirketinin şirket varlıkları üzerinden teminat göstermesi mümkündür.

Bu takdirde, anılan yönetmeliğin 23 üncü maddesi uyarınca alınan kredinin tutarı, faizi, alındığı tarih ve kuruluş ile geri ödendiği tarih hakkında Sermaye Piyasası Kuruluna bilgi verileceği hükmünden hareketle emeklilik şirketinin alınacak krediye ilişkin gösterdiği teminat konusunda da anılan Kurulun ve Müsteşarlığımızın bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Hazine Müsteşarlığından: 30.01.2008

EMEKLİLİK PLANLARINDAKİ FON PORTFÖY SINIRLAMALARINA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2008/5)

Bilindiği üzere, 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun 5684 sayılı Kanunla değişiklik yapılan 17 nci maddesi “Fon portföy sınırlamalarına ilişkin ilkeler ile fon portföyündeki varlıkların değerlendirilmesine ilişkin esas ve usuller Müsteşarlığın uygun görüşü alınarak Kurul tarafından belirlenir.” hükmünü içermektedir.

Bu kapsamda, 12.01.2008 tarihli ve 26754 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Emeklilik Yatırım Fonlarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yabancı para ve sermaye piyasası araçları ile devlet iç borçlanma senetlerine yatırıma ilişkin 22 nci maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılarak, bu konudaki fon portföyüne ilişkin sınırlamalar iptal edilmiştir.

Bu itibarla, halihazırda yürürlükte olan tasdikli emeklilik planlarında, yürürlükten kaldırılan söz konusu ikinci fıkra gereğince yer alan fon portföyü sınırlamalarına ilişkin maddeler, Müsteşarlıkça yeniden tasdike gerek kalmaksızın hükümsüz addedilecektir.

Hazine Müsteşarlığından: 09/05/2008

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE YER ALAN BAZI HUSUSLARIN AÇIKLANMASINA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2008/23)

Bu sektör duyurusu, 09.04.2008 tarih ve 26842 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 09.08.2008 tarihinde yürürlüğe girecek olan Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelikte (“Yönetmelik”) yer alan bazı hususlar ile bunlara bağlı olarak gündeme gelen sair konuları açıklamak üzere hazırlanmıştır.

I. Emeklilik sözleşmesinin yürürlüğe girmesi ve cayma hakkı

1. Emeklilik sözleşmesi, şirket tarafından reddedilmediği takdirde teklif formunun katılımcı veya varsa sponsor kuruluş tarafından imzalandığı tarihi takip eden otuzuncu günde yürürlüğe girer. Otuzuncu günün tatil gününe gelmesi yürürlük tarihini değiştirmez.

2. Emeklilik sözleşmesi yürürlüğe girmeden önce (otuz günlük süre içinde) sistemden yapılan tüm çıkışlar cayma olarak değerlendirilir ve Yönetmeliğin 7 nci maddesine göre işlem yapılır. Cayma halinde giriş aidatı dahil hiçbir kesinti yapılamaz.

3. Bu düzenleme Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanmaya başlayacak olup, 09.08.2008 tarihinden önce imzalanan teklif formlarına ilişkin sözleşmeler ile bunlara ilişkin cayma uygulamaları hakkında anılan tarihten önce geçerli mevzuata göre işlem yapılacaktır.

II. Yürürlük tarihinden önce yapılan ödemeler

1. Emeklilik sözleşmesinin yürürlük tarihinden önce şirket hesabına intikal eden ve emeklilik sözleşmesi yürürlüğe girdikten sonra katkı payı olarak değerlendirilecek ödemeler şirket hesabına intikali takip eden en geç ikinci iş gününde önceden tanımlanmış ve Müsteşarlığa bildirilmiş bir para piyasası fonunda (“Likit Fon”) değerlendirilir. Fon alım talimatı, ikinci iş gününün sonuna kadar fonun alınmasını sağlayacak şekilde verilir.

2. Bu tür ödemeler için yönetim gideri kesintisi ancak sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra ve sadece katkı payı (varsa fon getirisi hariç) üzerinden yapılabilir. Bu şekilde yapılan ödemeler için tahsilat makbuzu katılımcıya veya varsa sponsor kuruluşa emeklilik sözleşmesi yürürlüğe girdikten sonra gönderilir.

3. Emeklilik sözleşmesinin yürürlüğe girdiği günü takip eden en geç ikinci iş gününde katılımcı veya varsa sponsor kuruluş tarafından belirlenen fonlar için gerekli fon alım talimatları verilir.

III. Yatırıma yönlendirme ve cezai sorumluluk

1. Şirket, ödenen katkı paylarının veya aktarım yolu ile gelen birikimlerin şirket hesaplarına intikalini takip eden en geç ikinci iş gününde; fon dağılım değişikliği durumunda ise katılımcının işlemin yapılmasını istediği tarih itibarıyla veya tarih belirtilmemişse katılımcı talebinin şirkete geldiği günden itibaren iki iş günü içinde gerekli fon alım/satım talimatlarını verir.

2. Şirket, katkı paylarının yatırıma yönlendirilmesi, birikimlerin aktarımı ve fon dağılım değişikliği durumlarında öngörülen paylaştırma, aktarım ve yatırıma yönlendirme yükümlülüklerini belirlenen süreler içinde gereği gibi yerine getirmediği takdirde, aktarımlarda katılımcının dahil olduğu; paylaştırma ve yatırıma yönlendirmede ise dahil olacağı fonun ilgili döneme ait pozitif getirisinin iki katı tutarında gecikme cezası uygular ve bu tutar katılımcının hesabına ilâve edilir.

3. Katkı paylarının yatırıma yönlendirilmesinde şirketin cezai sorumluluğu, katkı payının şirkete intikalini takip eden en geç ikinci iş günü sonuna kadar fon alım talimatlarının verilmemesi halinde başlar.

4. Fon dağılımı değişikliğinde şirketin cezai sorumluluğu, katılımcının fon dağılımı değişikliğinin yapılmasını istediği tarihten itibaren veya tarih belirtilmemişse katılımcı talebinin şirkete geldiği günden itibaren iki iş günü içinde gerekli fon alım veya fon satım talimatlarının verilmemesi halinde başlar.

5. Birikimlerin aktarımında şirketin cezai sorumluluğu, aktarım talep formunun şirkete ulaştığı tarihten itibaren en geç yedinci iş gününün sonuna kadar birikimin aktarılmaması halinde başlar.

6. Söz konusu fonların ilgili döneme ilişkin getirileri hesaplanırken her bir fon bağımsız olarak değerlendirilir. Getirisi pozitif olan her bir fonun ilgili döneme ilişkin getirisinin iki katı katılımcının birikimlerine eklenir. İlgili dönemde fon getirisinin negatif olması durumunda ilgili döneme ait fon getirisi sıfır olarak kabul edilir.

IV. Birikimlerin ödenmesi ve cezai sorumluluk

1. Şirket, 4632 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca birikimlerin ödenmesinin talep edilmesi veya başka bir şirket veya hayat sigorta şirketi ile yıllık gelir sigortası sözleşmesi yapılması halinde, ilgili hesaptaki birikimleri yazılı talebin kendisine ulaşmasından itibaren en geç yedi iş günü içinde öder veya ilgili şirkete aktarır.

2. Aktarma ve ödeme yükümlülüklerindeki şirketin cezai sorumluluğu, katılımcının yazılı talebinin şirkete ulaşmasından itibaren yedinci iş gününün sonuna kadar gerekli ödeme veya aktarmanın yapılmaması halinde başlar ve bu yükümlülüklerini yerine getirmeyen şirket yedinci iş gününün sonunda ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden mütemerrit hale gelir.

3. Temerrüt faizinin hesabında, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren geriye doğru son bir ay aylık fon getirilerinin iki katı dikkate alınır. Bu halde esas alınacak fonlar, katılımcının ayrılma veya emeklilik talebinin şirkete intikal ettiği tarihte dahil olduğu fonlardır. Getirisi pozitif olan her bir fonun ilgili döneme ilişkin getirisinin iki katı katılımcının birikimlerine eklenir. İlgili dönemde fon getirisinin negatif olması durumunda ilgili döneme ait fon getirisi sıfır olarak kabul edilir. Cezai sorumluluğun başladığı tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen sürenin bir aydan kısa veya uzun olması halinde esas alınan getiri tutarı ilgili dönemde geçen gün sayısına oranlanarak uygulanır.

V. Birikimlerin aktarımı hakkının kullanımı

1. Katılımcı veya varsa sponsor kuruluş, Yönetmeliğin 13 üncü maddesi çerçevesinde birikimlerini başka bir şirkete aktarabilir. Aktarım talebinin (Yönetmeliğin 15 inci maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla), katılımcı veya varsa sponsor kuruluştan gelmesi gerekir.

2. Usulüne uygun olarak katılımcı veya sponsor kuruluş tarafından yapılan hesap özeti ve aktarım talepleri, her ne suretle olursa olsun şirketlerce geciktirilemez.

3. Aktarım hakkı, şirketler tarafından büyüme için sistematik bir araç olarak kullanılamaz, pazarlama ve satış faaliyetlerinde odak konusu yapılamaz ve bireysel emeklilik aracılarının faaliyetlerinde bir performans ölçütü olarak kullanılamaz.

VI. Ödemeye ara verme

1. Emeklilik sözleşmesine göre ödenmesi öngörülen katkı payının vadesinde ödenmemesi veya öngörülen katkı payı tutarından daha az bir ödeme yapılması halinde ödemeye ara verilmiş olur. Ancak katkı payının katılımcı tarafından, emeklilik planında tanımlı asgari katkı payından az olmamak üzere değiştirilebilmesi hakkı saklıdır. Bu şekilde bir değişiklik yapılması durumunda, değişiklik tarihinden itibaren ara verme durumunun değerlendirilmesinde yeni belirlenen tutar dikkate alınır. Ödemeye ara verme durumu, ödemenin yapılmadığı tarihte başlar ve katkı payı ödenmeye başlandığı tarihte ödemeye ara verme durumu sona erer.

2. Katkı payı ödemeye ara vermiş olan ve katkı payı ödeme sıklığı bir aydan daha uzun olan katılımcının, tekrar katkı payı ödemeye başlaması durumunda, ödenen katkı payı, ödemenin şirket hesaplarına intikal ettiği tarihte içinde bulunulan ödeme dönemine ait katkı payı olarak kabul edilir.

3. Ödemeye ara verme durumunda, Yönetmeliğin 24 üncü maddesinde belirtilen sabit giderlerin birikimlerden indirilebilmesi için ödemeye ara verme durumunun ardışık on iki aydan fazla devam etmesi gerekir. Bu kapsamda yapılacak birikimlerden indirim işlemi emeklilik planında belirlenen usule göre tek bir fondan veya tüm fonlardan oransal olarak yapılabilir.

VII. Açık vadelerin kapatılması

1. Emeklilik sözleşmesine göre katılımcı tarafından ödenmesi öngörülen katkı payının ödenmediği veya eksik ödendiği dönemlerde katılımcının açık vadesi olduğu kabul edilir.

2. Katılımcının sistemdeki açık vadelerinin kapatılabilmesi katılımcı veya varsa sponsor kuruluşun yazılı talebiyle yapılır ve en çok on iki ay öncesine ilişkin dönemi kapsar. Açık vadenin kapatılmasında emeklilik sözleşmesine göre katılımcı tarafından ödenmesi öngörülen katkı payı esas alınır. Katılımcı tarafından ödenmesi öngörülen katkı payının altında ödeme yapılması durumunda açık vade kapatılmış olmaz.

3. Katılımcının son on iki aylık dönemden önceki dönemlere ait açık vadeleri bulunması durumunda (işveren grup emeklilik sözleşmeleri dahil) bu vadeler sadece emeklilik hakkının kullanılması esnasında, emeklilik planında tanımlı ve işlem tarihinde geçerli asgari katkı payı esas alınarak kapatılabilir.

VIII. Giriş aidatı

1. Giriş aidatı, katılımcıya veya varsa sponsor kuruluşa verilecek formlarda maktu tutar olarak belirtilir ve herhangi bir endekse tabi tutulamaz. Bu tutar teklifin verildiği tarihte geçerli asgari ücretin yarısından fazla olamaz.

2. Katılımcının sistemden ayrılmak istemesi halinde, diğer yasal kesintiler yapılmadan önce varsa giriş aidatı borcu katılımcının birikimlerinden indirilir.

3. İşveren grup emeklilik sözleşmesinde varsa giriş aidatı sponsor kuruluştan tahsil edilir ve bu kesinti hiçbir şekilde katılımcının birikimlerinden indirilemez.

IX. Grup emeklilik

1. İşveren ve çalışan aynı emeklilik planı veya farklı emeklilik planları kapsamında katkı payı ödeyebilir. Çalışanı adına işveren (“sponsor kuruluş”) tarafından yapılan ödemeler “işveren grup emeklilik sözleşmesi”ne göre açılan hesapta, çalışan tarafından yapılan ödemeler ise “gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesi”ne göre açılan hesapta olmak üzere iki ayrı sözleşmeye göre iki ayrı hesapta takip edilir.

2. Aynı plan birden çok işverene sunulabilir.

3. Grup emeklilik sözleşmelerinde (işveren grup emeklilik sözleşmesi ve gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesi), oluşturulacak grubun bir tüzel kişilikle ilişkilendirilmesi ve bu tüzel kişilikle bağlantılı bir grup kurucusunun bulunması gereklidir.

4. İşveren grup emeklilik sözleşmesinde teklif formu sponsor kuruluşa sunulur ve bu kuruluş tarafından imzalanır. Grupta yer alan çalışanların katkı payı ödemek için gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesi bulunmaması durumunda, sponsor kuruluş tarafından adına katkı payı ödenen katılımcıların bireysel emeklilik mevzuatınca istenen bilgileri, sponsor kuruluşça temin edilerek şirkete verilir.

5. Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına göre katılımcıya yapılacak bildirim, sponsor kuruluşun emeklilik sözleşmesine göre ödemesi öngörülen katkı payını ödememesi veya eksik ödemesi durumlarının her ikisinde de yapılır.

X. Birikimlerin aktarımı işlemlerinde kapalı vade bilgisi

1. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra birikimlerin aktarımı işleminde kapatılan katkı payı vadesine ilişkin bilgi “Bireysel Emeklilik Hesaplarının Birleştirilmesi ve Birikimlerin Aktarılması Hakkında Genelge”nin 2 nci ve 9 uncu maddelerinde belirlenen esaslara göre mevcut şirket tarafından aday şirkete gönderilecektir.

2. Bunu teminen, Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce birikimlerin aktarımı yoluyla kurulan sözleşmelerin aktarım öncesi katkı payı kapalı vade bilgileri mevcut şirket tarafından Emeklilik Gözetim Merkezi’ne (“EGM”) bildirilir. Bildirime ilişkin usul EGM tarafından belirlenir. Yönetmeliğin yürürlük tarihinden sonra, aday şirket katılımcının emekliliğe hak kazanmasına esas sürenin hesaplanmasında kullanılmak üzere, aktarım yoluyla gelen sözleşmenin daha önceki şirketler nezdinde kapatılan katkı payı vadesi bilgisini EGM’den temin edebilecektir.

XI. Tamamlayıcı eğitim

1. “Bireysel Emeklilik Aracıları Hakkında Yönetmeliğin” 15 inci maddesinde şirketlerin bireysel emeklilik aracılarının tamamlayıcı eğitim programına katılmaları amacıyla gerekli bildirimleri yapması hususu düzenlenmiştir.

2. Bu kapsamda, şirketler bireysel emeklilik mevzuatında yapılan çeşitli mevzuat değişiklikleri ile sisteme ilişkin diğer gelişmeler hakkında bireysel emeklilik aracılarının bilgilendirilmesini teminen bu kişilerin tamamlayıcı eğitim programına katılmasının sağlanması için gerekli bildirimleri yapmakla yükümlüdür.

Hazine Müsteşarlığından: 06/10/2008

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDEKİ VERGİSEL UYGULAMALARA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2008/41)

Bu sektör duyurusu, bireysel emeklilik sistemine ilişkin muhtelif konulardaki vergi işlemlerine açıklık getirmek üzere Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Müsteşarlığımıza iletilen hususların duyurulması amacıyla hazırlanmıştır.

I. Cayma Hakkının Kullanılması Halinde Yapılacak Ödemeler

Bilindiği üzere Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrası “ Emeklilik sözleşmesinin yürürlük tarihinden önce şirket hesabına intikal eden giriş aidatı dışındaki ödemeler, en geç ikinci iş gününde önceden tanımlanmış ve Müsteşarlığa bildirilmiş bir fonda değerlendirilir. Cayma veya teklifin şirket tarafından reddedilmesi halinde, yapılan tüm ödemeler hiçbir kesinti yapılmadan ve varsa fon gelirleri ile birlikte yedi iş günü içinde ödeyene iade edilir” hükmünü amirdir.

Gelir İdaresi Başkanlığından alınan 28.02.2008 tarih ve 019707 sayılı yazı uyarınca bu kapsamda yapılacak ödemelerdeki vergi uygulaması aşağıdaki gibidir;

a) Söz konusu ödemeler Gelir Vergisi Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (15) numaralı bendi kapsamında menkul sermaye iradı olarak kabul edilmeyecek ve aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (15) numaralı bendi uyarınca vergi tevkifatı yapılmayacaktır.

b ) Katılımcılar tarafından yapılan ödemelerinin neması Gelir Vergisi Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (6) numaralı bendi çerçevesince alacak faizi olarak mütalaa edilerek aynı Kanunun 85 ve 86 maddeleri uyarınca tevkifata ve istisnaya konu olmayan menkul sermaye iratları için öngörülen tutar olan 960 YTL’yi aşması halinde tamamı katılımcı tarafından yıllık beyanname ile beyan edilecektir. Söz konusu istisna tutarı 2008 yılı için geçerli olup, her yıl itibarıyla güncellenmektedir.

II. Sistemden Ayrılmalarda Ertelenmiş Giriş Aidatı Olması Durumu

Gelir İdaresi Başkanlığından alınan 08.09.2008 tarih ve 88663 sayılı yazı uyarınca katılımcıların sistemden ayrılmak istemesi durumunda ertelenmiş giriş aidatı borcu olması durumunda birikim değeri üzerinden önce Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi birinci fıkrası (15) numaralı bendi uyarınca tevkifat yapılacak, kalan tutar üzerinden giriş aidatı borcu tahsil edilecektir.

III. Uygulama Değişikliği

09/05/2008 tarihli ve 2008/23 numaralı sektör duyurusunun “Giriş Aidatı” başlıklı VIII. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen giriş aidatı uygulaması bu duyuru ile geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır.

Hazine Müsteşarlığından: 23/03/2009

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDE BİRİKİMLERİN AKTARIMI HAKKININ KULLANIMINA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2009/8)

Bilindiği üzere, katılımcıların bireysel emeklilik hesaplarında bulunan birikimlerin başka bir şirkete aktarımı, 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun 5 inci maddesinde ve Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmeliğin (“Yönetmelik”) 13 üncü maddesinde düzenlenmiştir.

Bu çerçevede, aktarıma ilişkin uygulamada görülen bazı sorunların giderilmesi ve yanlış uygulamaların önlenmesi bakımından, 9/5/2008 tarihli ve 2008/23 sayılı Sektör Duyurusunun 5 inci maddesinde belirtilen ve emeklilik şirketlerince uyulması gereken genel ilkeler ile birlikte birikimlerin aktarımı hakkının kullanımında bireysel emeklilik aracılarının rolüne ilişkin bazı hususlar aşağıda belirtilmektedir.

1. Katılımcı veya varsa sponsor kuruluş, Yönetmeliğin 13 üncü maddesi çerçevesinde birikimlerini başka bir şirkete aktarabilir. Aktarım talebinin (Yönetmeliğin 15 inci maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla), katılımcı veya varsa sponsor kuruluştan gelmesi gerekir.

2. Usulüne uygun olarak katılımcı veya sponsor kuruluş tarafından yapılan hesap özeti ve aktarım talepleri, her ne suretle olursa olsun şirketlerce geciktirilemez.

3. Aktarım hakkı, şirketler tarafından büyüme için sistematik bir araç olarak kullanılamaz, pazarlama ve satış faaliyetlerinde odak konusu yapılamaz ve bireysel emeklilik aracılarının faaliyetlerinde bir performans ölçütü olarak kullanılamaz. Bu kapsamda;

Aktarım ile gelen birikim tutarları ve sözleşmeler dikkate alınarak bireysel emeklilik aracılarına hiçbir komisyon ödemesi yapılamaz,

Aktarım ile gelen birikim tutarları ve sözleşmeler, bireysel emeklilik aracılarının hedef gerçekleştirme veya komisyon haketme kriterine veya kotasına hiçbir şekilde dahil edilemez,

Hazine Müsteşarlığından: 5/5/2009

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDE KATILIMCILARA SUNULAN FORMLARA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2009/15)

Bilindiği üzere, 9/4/2008 tarihli ve 26842 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde emeklilik sözleşmesinin, şirket tarafından reddedilmediği takdirde teklif formunun katılımcı veya varsa sponsor kuruluş tarafından imzalandığı tarihi takip eden otuzuncu günde yürürlüğe gireceği düzenlenmektedir. Buna karşın yapılan incelemelerde, bazı teklif formlarında tarih kısmının doldurulmadığı ve şirketler tarafından gerekli kontroller yapılmadan bu teklif formlarının işleme alındığı görülmüştür. Söz konusu husus mevzuata aykırılık teşkil ettiğinden, tarih kısmı doldurulmayan teklif formlarının işleme alınmaması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 9/7/2008 tarihli ve 2008/21 sayılı Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelik Uyarınca Sunulacak Bilgi, Belge ve Formların Esas ve Usullerine İlişkin Genelgede Ek-8’de yer alan ayrılma bilgi formunda bulunan “Tutarsal Kayıp-Ayrılma halinde ödenecek tutar*” bölümünün dipnotunun, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının görüşü doğrultusunda ve 6/10/2008 tarihli ve 2008/41 sayılı Sektör Duyurusunun 2 nci maddesinde belirtildiği üzere, “Önce vergi sonra varsa giriş aidatı kesintisi düşüldükten sonra kalan tutar” şeklinde değiştirilmesi gerekmektedir.

Hazine Müsteşarlığından: 04.03.2010

SİGORTA, REASÜRANS VE EMEKLİLİK ŞİRKETLERİNİN HİZMET ALIMLARININ RAPORLANMASINA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2010/8)

Ülkemizin de üyesi bulunduğu G-20 bünyesinde oluşturulan FSB (Financial Stability Board) tarafından yürütülen kriz sonrası çalışmalar bağlamında ülkelerin almaları gereken tedbirlerin bir kısmı belirlenmiş olup ilave çalışmalar da sürdürülmektedir. Bu çerçevede yürütülen çalışmaların sigortacılık ile ilgili kısmında esas itibarıyla IAIS prensiplerine uyum konusu ön plana çıkmış, buna ilave olarak ise diğer hususlarda (ücretler v.b.) düzenlemeler yapılması benimsenmiştir. Buna göre, Müsteşarlığımızca da belirtilen kurallara uyum için gerekli çalışmaların süratle tamamlanması kararı alınmıştır. Bu cümleden olmak üzere hizmet alımına ilişkin bilgilerin raporlanması konusu ile ilgili bu Sektör Duyurusu’nun yayımlanması gereği ortaya çıkmıştır.

Bilindiği üzere, sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri kendi bünyelerinde yürütmedikleri birtakım iş ve işlemleri hizmet alımı yoluyla gerçekleştirmektedir. Hizmet alımına ilişkin sektördeki mevcut uygulamaların tespit edilmesini ve şirketlerin hizmet alımı nedeniyle maruz kaldıkları risklerin (işlem riski, sözleşme yönetimi riski, strateji riski, itibar riski, bağımlılık riski, yoğunlaşma riski) değerlendirilebilmesini teminen 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrasına istinaden Müsteşarlığımıza düzenli aralıklarla raporlama yapılması uygun görülmüştür.

Söz konusu hizmet alımı kapsamında danışmanlık, insan kaynakları, asistans, onarım, yedek parça tedariki, fon yönetimi, çağrı merkezi, tahsilat, muhasebe, arşiv yönetimi, bilişim teknolojileri (yazılım, kodlama, uygulama geliştirme), hasar yönetimi, sovtaj yönetimi (pert araç satışı gibi), ekspertiz, bilgi işlem yedekleme, olağanüstü durum merkezleri ve mali müşavirlik gibi şirketlerin faaliyetlerinin uzantısı veya tamamlayıcısı niteliğinde olan her türlü hizmet ve iş ilişkisi raporlamaya konu olmalıdır.

Bu kapsamda, üç ayda bir yapılacak ve dönem sonunu takiben iki hafta içinde gönderilecek raporlamanın ilkinin 1/1/2010-/31/3/2010 dönemine ilişkin aşağıda yer alan bilgileri içerecek şekilde 15 Nisan 2010 tarihine kadar Müsteşarlığımıza dijital ortamda (CD içerisinde) gönderilmesi gerekmektedir.

Hizmet alımının yapıldığı veya iş ilişkisi içerisinde bulunulan şirketlerin unvanları, ortakları ve yöneticilerinin isimleri, (ortaklar tüzel kişi ise bunların gerçek kişi ortakları)

Dönemler itibarıyla hizmet alımının yapıldığı ve iş ilişkisi içerisinde bulunulan şirketler bazında ödenen ve tahsil edilen (örneğin pert araç satışından) tutarlar,

Bu tutarların hangi hesaplar altında muhasebeleştirildiği.

Diğer taraftan, belirtilen hizmetlerle ilgili olarak yapılan sözleşmelerin birer kopyasının da dijital ortamda (CD içerisinde) Müsteşarlığımız Sigortacılık Genel Müdürlüğü’ne iletilmesi gerekmektedir.

Hazine Müsteşarlığından: 02.04.2010

2010/8 SAYILI SEKTÖR DUYURUSU İLE TALEP EDİLEN SİGORTA, REASÜRANS VE EMEKLİLİK ŞİRKETLERİNİN HİZMET ALIMLARININ RAPORLANMASINDA UYULACAK ESASLARA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2010/14)

Bilindiği üzere, 2010/8 sayılı Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketlerinin Hizmet Alımlarının Raporlanmasına İlişkin Sektör Duyurusunda hizmet alımına ilişkin sektördeki mevcut uygulamaların tespit edilmesini ve şirketlerin hizmet alımı nedeniyle maruz kaldıkları risklerin (işlem riski, sözleşme yönetimi riski, strateji riski, itibar riski, bağımlılık riski, yoğunlaşma riski) değerlendirilebilmesini teminen 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrasına istinaden Müsteşarlığımıza düzenli aralıklarla raporlama yapılmasının uygun görüldüğü belirtilmiş ve bu kapsamda yapılacak raporlamanın detayları açıklanmıştır.

Diğer taraftan, sektörde söz konusu raporlamaya ilişkin bazı tereddütlerin ortaya çıkması nedeniyle aşağıdaki açıklamaların yapılması gereği hasıl olmuştur.

S

Mezkur duyuruda, hizmet alımı kapsamında danışmanlık, insan kaynakları, asistans, onarım, yedek parça tedariki, fon yönetimi, çağrı merkezi, tahsilat, muhasebe, arşiv yönetimi, bilişim teknolojileri (yazılım, kodlama, uygulama geliştirme), hasar yönetimi, sovtaj yönetimi (pert araç satışı gibi), ekspertiz, bilgi işlem yedekleme, olağanüstü durum merkezleri ve mali müşavirlik gibi şirketlerin faaliyetlerinin uzantısı veya tamamlayıcısı niteliğinde olan her türlü hizmet ve iş ilişkisinin raporlamaya konu olacağı belirtilmiştir. Bu çerçevede yemek, ulaşım, güvenlik, temizlik, personele yaptırılan sağlık sigortası ve benzeri sigortalar ile bağımsız denetim gibi hizmetler bu raporlamanın kapsamına dahil değildir. Ayrıca, Müsteşarlığımız tarafından yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarına ilişkin bilgilerin Müsteşarlığımızda bulunması nedeniyle, bu şirketlerden mali müşavirlik gibi hizmetlerin alınması durumunda söz konusu şirketlerin ortakları ve yöneticilerinin isimlerinin raporlanmasına da gerek bulunmamaktadır.

Beher hizmet türü için,

ilgili hizmet türünde ödenen veya tahsil edilen tutarlardan en yüksek tutarlı 10 hizmet alımı, o hizmet türünde ödenen veya tahsil edilen toplam tutarın %50 veya daha fazlasını oluşturuyor ise hizmet alımının yapıldığı veya iş ilişkisi içerisinde bulunulan şirketlerin unvanları, ortakları ve yöneticilerinin isimleri (ortaklar tüzel kişi ise bunların gerçek kişi ortakları), dönemler itibarıyla hizmet alımının yapıldığı ve iş ilişkisi içerisinde bulunulan şirketler bazında ödenen ve tahsil edilen (örneğin pert araç satışından) tutarlar ve bu tutarların hangi hesaplar altında muhasebeleştirildiği,

b) ilgili hizmet türünde ödenen veya tahsil edilen tutarlardan en yüksek tutarlı 10 hizmet alımı, o hizmet türünde ödenen veya tahsil edilen toplam tutarın %50’sinden azını oluşturuyor ise ilk 10 şirket için yukarıdaki bilgiler, %50’ye ulaşana kadar ilave edilen şirketler için ise sadece hizmet alımının yapıldığı veya iş ilişkisi içerisinde bulunulan şirketlerin unvanları ve dönemler itibarıyla hizmet alımının yapıldığı ve iş ilişkisi içerisinde bulunulan şirketler bazında ödenen ve tahsil edilen tutarlar

raporlamaya esas olmalıdır.

Beher hizmet türü için, o hizmet türünde ödenen veya tahsil edilen tutarlardan en yüksek tutarlı 3 hizmet alımına ilişkin sözleşmelerin birer kopyasının bir kereye mahsus olmak üzere ilk raporlama kapsamında CD içerisinde Müsteşarlığımıza gönderilmesi gerekmektedir.

Ayrıca ilk raporlamanın Müsteşarlığımıza son gönderilme tarihi 15 Mayıs 2010 tarihine kadar uzatılmış olup, 31/03/2010-30/06/2010 dönemine ilişkin raporlamanın son gönderilme tarihi ise 15 Temmuz 2010 olarak belirlenmiştir.

Hazine Müsteşarlığından: 11.06.2010

MOBİL İMZAYA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2010 / 19 )

Bilindiği üzere; mobil İmza, ıslak imza niteliğinde güvenli bir biçimde elektronik imza işlemi yapılmasına imkân sağlayan uygulama olup, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na göre elle atılan imza ile aynı hukukî sonucu doğurmaktadır.

Mobil imzayla birlikte, bir kullanıcı tarafından gönderilen bilgilerin veya verilerin kesinlikle o kişi tarafından gönderildiği kendiliğinden teyit edilebilmekte, şifreleme sistemi sayesinde bir kullanıcı tarafından gönderilen bilgilerin veya verilerin bir başkasının eline geçmesi veya değiştirilmesi engellenebilmekte ve böylece işlemler güvenli bir şekilde yürütülebilmektedir.

Bu çerçevede; sigorta,reasürans ve emeklilik şirketlerinin 31 Mart 2010 tarihi itibarıyla hazırlayacakları tabloları ıslak imzalı olarak Müsteşarlığımıza gönderilmeden Mobil İmza Portalı’na yükleyerek imzalaması, bu tarihten önceki 2010 yılına ait tabloların ise ıslak imzalı olarak Müsteşarlığımıza gönderilmesi gerekmektedir. Mobil İmza Uygulaması kapsamında imzalanacak tablolar aşağıda yer almaktadır;

Tablo 11 : Bilanço

Tablo 12 : Gelir Tablosu

Tablo 13 : Nazım Tablosu

Tablo 14 : Nakit Akış Tablosu

Tablo 15 : Özsermaye Değişim Tablosu

Tablo 17 : Aylık Bilanço

Tablo 18 : Aylık Gelir Tablosu

Tablo 19 : Kar Dağıtım Tablosu

Tablo 21 : Sermaye Yeterliliği

Tablo 22 : Risk Birikim Tablosu

Tablo 34 : Poliçe

Tablo 35 : Temel Veriler

Tablo 41 : Prim Alacaklarının Sigorta Dalları İtibariyle Dağılımı

Tablo 42 : Prim Alacaklarının Sigorta Dalları İtibariyle Dağılımı

Tablo 43 : Acenteler Muaccel

Tablo 54 : Muallak Hasar ve Tazminat Karşılığı Yeterlilik Tablosu

Tablo 55 : Muallak Hasar Detay Tablosu

Tablo 61 : Teminat

Tablo 62 : Varlık Transferi

Tablo 63 : Döviz Yükümlülük

Yukarıda sayılan tablolar dışında kalan tabloların ise Mobil İmza kullanılmaksızın sadece Mobil İmza Portalı’na yüklenmesi gerekmektedir. Her bir tablonun mobil imzalanması için tanımlanan süre 15 gün olup, bu süre içerisinde tamamlanmayan imzalar için sistem tarafından uyarı mesajı yollanacaktır. Halihazırda yürütülen çalışmaların bitmesinin ardından 11 Haziran 2010 tarihi itibariyle SGS Portalı ile Mobil İmza portalı birleştirilerek tek bir portal haline getirilmiştir.

Ayrıca; şirketlerce mobil imzaya yetkili olan kişiler ile ilgili yapılan değişikliklerin her ay yüklenen Tablo 31’e kaydedilmesinin yanı sıra bu değişikliklerin sigortacilik.gozetimi@hazine.gov.tr adresine elektronik posta ile yollanması gerekmektedir.

Hazine Müsteşarlığından: 06.07.2010

SİGORTA VE REASÜRANS ŞİRKETLERİ İLE EMEKLİLİK ŞİRKETLERİNİN TEKNİK KARŞILIKLARINA VE BU KARŞILIKLARIN YATIRILACAĞI VARLIKLARA İLİŞKİN YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİĞİN YÜRÜRLÜK TARİHİ HAKKINDA SEKTÖR DUYURUSU (2010/22)

Bilindiği üzere; gerek “Sigorta ve Reasürans Şirketleri ile Emeklilik Şirketlerinin Teknik Karşılıklarına ve Bu Karşılıkların Yatırılacağı Varlıklara İlişkin Yönetmelik” hükümlerinin Aktüeryal Zincirleme Merdiven Metodu’nda yapılacak yöntem değişikliğiyle uyumlu hale getirilmesi, gerek daha önce genelge ve sektör duyurularıyla açıklanan bazı hususlara yönetmelikte de yer verilmesi, gerekse sektörde halen tereddütte kalınan birtakım hususlara açıklık getirilmesi amacıyla mezkur yönetmelikte değişiklik yapılması ihtiyacı hasıl olmuştur.

Bu itibarla, mezkur yönetmelikte değişiklik yapılmasına ilişkin olarak taslak bir yönetmelik hazırlanmış olup, söz konusu yönetmelik henüz Resmi Gazetede yayımlanmamış olmakla beraber yürürlük tarihinin 30 Eylül 2010 olması öngörülmektedir.

Bu çerçevede, Aktüeryal Zincirleme Merdiven Metodu’nda yapılacak değişiklikler de 30 Eylül 2010 tarihi itibarıyla yürürlüğe girecektir.

Hazine Müsteşarlığından: 07.07.2010

SİGORTA, REASÜRANS VE EMEKLİLİK ŞİRKETLERİNCE SGS KAPSAMINDA RAPORLANAN BAZI TABLOLARA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2010/21)

Bu sektör duyurusu ile, sigorta, reasürans ve emeklilik şirketlerince SGS kapsamında raporlanan tablolarda 30.06.2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aşağıdaki değişiklikler yapılmaktadır.

Tablo 36 – Hizmet Alımları Tablosu

Bilindiği üzere 2010/18 sayılı sektör duyurusu ile, sigorta, reasürans ve emeklilik şirketlerinin kendi bünyelerinde yürütmeyip hizmet alımı yoluyla gerçekleştirdikleri birtakım iş ve işlemler nedeniyle maruz kaldıkları risklerin (işlem riski, sözleşme yönetimi riski, strateji riski, itibar riski, bağımlılık riski, yoğunlaşma riski) değerlendirilebilmesini teminen 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrasına istinaden Müsteşarlığımıza düzenli aralıklarla raporlama yapılması uygun görülmüştür. Bu kapsamda, üç ayda bir yapılacak ve dönem sonunu takiben iki hafta içinde gönderilecek raporlamanın ilkinin 01.01.2010-31.03.2010 dönemine ilişkin aşağıda yer alan bilgileri içerecek şekilde 15 Nisan 2010 tarihine kadar Müsteşarlığımıza dijital ortamda (CD içerisinde) gönderilmesi istenilmiştir.

Hizmet alımının yapıldığı veya iş ilişkisi içerisinde bulunulan şirketlerin unvanları, ortakları ve yöneticilerinin isimleri, (ortaklar tüzel kişi ise bunların gerçek kişi ortakları)

Dönemler itibarıyla hizmet alımının yapıldığı ve iş ilişkisi içerisinde bulunulan şirketler bazında ödenen ve tahsil edilen (örneğin pert araç satışından) tutarlar,

Bu tutarların hangi hesaplar altında muhasebeleştirildiği.

Şirketler tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda, şirketlerin hizmet alımlarının daha etkin takip edilebilmesi için hizmet alımlarına ilişkin bilgilerin Sigortacılık Gözetim Sistemi (SGS) kapsamında hazırlanan Tablo 36 – Hizmet Alımları Tablosu ile temin edilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda 6 aylık dönemler itibarıyla Müsteşarlığımızca boş hali SGS portalına yüklenen tablonun şirketlerce doldurularak SGS portalına yüklenmesi ve mobil imza sisteminden imzalanması gerekmektedir.

Tablonun doldurulması esnasında her hizmet türünde en yüksek tutarlı 10 hizmet alımı detaylı olarak yazılacak olup daha düşük tutarlı diğer hizmet alımları ise topluca diğer başlığı altına kaydedilecektir. Hizmet türlerine ilişkin açıklamalar ile tablonun doldurulmasında dikkat edilecek hususlar ayrıca tabloda ilan edilecektir.

Tablo 44 – Acente Alacakları Tablosu

Sigortacılık mevzuatında acentelere ilişkin olarak yapılan yeni düzenlemeler de dikkate alındığında, mevcut durumda şirketlerin SGS portalına yüklediği Tablo 41 – Prim Alacakları, Tablo 42 – Acente Prim Alacak ve Tablo 43 – Acente Muaccel tablolarının aracılardan kaynaklanan riskin ölçülmesinde yetersiz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bahse konu tablolardaki bilgileri de içeren Tablo 44 – Acente Alacakları Tablosu hazırlanmış olup, her çeyrek itibarıyla bu tablonun şirketlerce doldurularak SGS portalına yüklenmesi ve mobil imza sisteminden imzalanması gerekmektedir. Bundan sonra, Tablo 41, Tablo 42 ve Tablo 43 ayrıca yüklenmeyecektir. Tablo 44’ün doldurulmasına ilişkin açıklamalar ayrıca tabloda yer almaktadır.

Tablo 71 – Varlık Yeterliliği Tablosu

Bilindiği üzere Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Teknik Karşılıklarına ve Bu Karşılıkların Yatırılacağı Varlıklara İlişkin Yönetmeliğin 11, 12 ve 13’üncü maddeleri ile teknik karşılıkları karşılayan varlıklarla bu varlıklara ilişkin sınırlamalar belirlenmektedir. Sigorta, reasürans ve emeklilik şirketlerinin anılan yönetmelik maddelerine uyum seviyelerinin ölçülebilmesi için hazırlanan Tablo 71 – Varlık Yeterliliği Tablosunun her çeyrek itibarıyla doldurularak SGS portalına yüklenmesi ve mobil imza sisteminden imzalanması gerekmektedir. Tablonun doldurulmasına ilişkin açıklamalar ayrıca tabloda yer almaktadır.

Tablo 23 – Reasürans Takip Tablosu

Bilindiği üzere, Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Mali Bünyelerine İlişkin Yönetmeliğin 15 inci maddesinin 4 üncü fıkrası “Şirketler bir sözleşme ile ilgili olarak özsermayelerinin % 5’ini aşan miktarda üzerlerinde tutmuş oldukları risklere ilişkin olarak teminatın verilmesini takip eden bir ay içerisinde; verilen teminatın tutarını, reasüröre devredilen tutarı, şirket üstünde kalan net risk tutarını, prim devri yaptıkları reasürörleri ve bu reasürörlerin uluslararası kredi derecelerini içeren ve içeriği Müsteşarlıkça belirlenecek tabloyu Müsteşarlığa bildirmek ve ayrıca özsermayenin % 10’unu aşan risklerle ilgili olarak yukarıdaki bilgilere ilave olarak, bu riski alma gerekçelerini de bildirmek zorundadır.” hükmünü amirdir.

Bu çerçevede, şirketlerce risklerinin değerlendirilmesine istinaden Müsteşarlığımıza yapılacak bilgilendirmelerde kullanılacak olan Şirket Riskinin Değerlendirilmesine İlişkin Tablo 2007/17 sayılı sektör duyurusu ekinde yayınlanmıştır. Ancak, son yıllarda finansal piyasalarda meydana gelen gerçekleşmeler dikkate alındığında riskin sözleşme bazında değerlendirilmesi kadar reasürans şirketleri çerçevesinde değerlendirilmesi de önem kazanmıştır. Bu açıdan, Müsteşarlığımızca anılan tablonun içeriğini de kapsayacak şekilde Tablo 23 – Reasürans Takip Tablosu hazırlanmış olup, şirketlerce her çeyrek itibarıyla doldurularak SGS portalına yüklenmesi ve mobil imza sisteminden imzalanması gerekmektedir. Tablonun doldurulmasına ilişkin açıklamalar ayrıca tabloda yer almaktadır. Bu kapsamda, yazılı ortamda gönderilen Şirket Riskinin Değerlendirilmesine İlişkin Tablo bundan sonra yazılı olarak gönderilmeyecektir.

Tablo 22 – Risk Birikim Tablosu

Bilindiği üzere, 2010/15 sayılı Risk Birikim Tablosuna İlişkin Sektör Duyurusu ile üçer aylık dönemler itibariyle sigorta şirketlerinin; sağlık sigortası bilgilerini grup/bireysel, yenileme garantili/yenileme garantisiz kırılımları ile ayrıca poliçe sayısı, alınan prim ve ödenen/muallak hasarı da içerecek biçimde, katastrofik riskler sigortaları kapsamında deprem kümüllerini branş/risk bazında ve bölge/cresta zone ayrımını ile PML hesaplamasını ve aracı komisyonları da içerecek şekilde, sel/seylap ve fırtına ile ilgili risklerin ise Mart/2010’dan itibaren üç ayda bir belirlenen formatta SGS portalı aracılığıyla Müsteşarlığımıza gönderilmesi hükme bağlanmıştır. Ancak, Müsteşarlığımıza gönderilen yazılardan başta söz konusu tabloda yer alan bölge ayrımı olmak üzere bazı hususlarda sigorta şirketlerinin zorlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, söz konusu tabloda yer alan bölge ayrımı DASK tarafından kullanılan ayrım esas alınarak yenilenmiş ayrıca diğer konularda da bazı değişiklikler yapılmıştır.

Hazine Müsteşarlığından: 20.09.2010

SİGORTA VE REASÜRANS ŞİRKETLERİ İLE EMEKLİLİK ŞİRKETLERİNİN TEKNİK KARŞILIKLARINA VE BU KARŞILIKLARIN YATIRILACAĞI VARLIKLARA İLİŞKİN YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK HAKKINDA AÇIKLAMALARA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2010/29)

Bilindiği üzere; Sigorta ve Reasürans Şirketleri ile Emeklilik Şirketlerinin Teknik Karşılıklarına ve Bu Karşılıkların Yatırılacağı Varlıklara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik 28 Temmuz 2010 tarih ve 27655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bu çerçevede, söz konusu yönetmelik ile ilgili, sektörde tereddüt hasıl olan birtakım hükümlere ilişkin açıklama yapılması gereği ortaya çıkmıştır.

Bu kapsamda;

Yönetmeliğin Kazanılmamış Primler Karşılığı başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen “Şirketler matematik karşılık ayrılan sigorta sözleşmeleri hariç diğer sözleşmeler için kazanılmamış primler karşılığı ayırmak zorundadır.” hükmü matematik karşılık ayrılan sözleşmelerin matematik karşılığa konu teminatlarının primleri ve primlere ait masraf payları dışında kalan kısım için kazanılmamış primler karşılığı ayrılması şeklinde anlaşılmalıdır.

Yönetmeliğin Muallak Tazminat Karşılığı başlıklı 7 nci maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen“Test sonucunda bulunan tutar ile üçüncü fıkrada belirtilen şekilde bulunan tutar branşların toplamı itibariyle kıyaslanır ve hangi tutar daha büyük ise bu yöntemin her bir branşına ilişkin tutarları gerçekleşmiş ancak rapor edilmemiş tutar olarak finansal tablolara yansıtılır.” hükmünü bir örnekle açıklamak mümkündür.

Tüm branşların toplam AZMM sonucu : 100

Tüm branşların toplam tahakkuk etmiş ve hesaben tespit edilmiş muallak tazminat karşılığı (Dosya muallakları) : 80

A: Tüm branşların toplam gerçekleşmiş ancak rapor edilmemiş tazminat tutarı (IBNR) :

100 – 80 = 20

B: Test sonucunda bulunan tüm branşların toplam IBNR tutarı : 10

A>B olduğu için her bir branşta A yöntemi kullanılarak bulunan IBNR dikkate alınmalıdır. Kısaca IBNR hesaplamasında hangi yöntemin kullanılacağına öncelikle branşların toplamı itibarıyla karar verilmeli, yapılan kıyaslama sonucu büyük olan IBNR tutarını veren hesaplama yöntemi her bir branş bazında kullanılmalıdır.

Yönetmeliğin Dengeleme Karşılığı başlıklı 9 uncu maddesinin beşinci fıkrası “Vefat teminatının verildiği hayat sigortalarında dengeleme karşılığının hesabı sırasında şirketler kendi istatistik verilerini kullanacaklardır. Gerekli hesaplamayı yapabilecek veri seti bulunmayan şirketler vefat net priminin %11’ini deprem primi kabul edecek ve bu tutarların %12’si oranında karşılık ayıracaklardır.” hükmünü amirdir. Söz konusu ifadede yer alan vefat net primine masraf payı dahildir.

Yönetmeliğin Dengeleme Karşılığı başlıklı 9 uncu maddesinin altıncı fıkrası “Depremin meydana gelmesi veya kredi branşında ilgili finansal yılda teknik zarar gerçekleşmesi durumunda, kredi ve deprem teminatları için ayrılan karşılıklar tazminat ödemelerinde kullanılabilir.” hükmünü amirdir. Ancak ilgili finansal yılda oluşan teknik zararın dengeleme karşılığı ayrılmasından kaynaklanan bölümü tazminat ödemelerinde kullanılamaz.

Hazine Müsteşarlığı’ndan : 30.05.2011

SİGORTACILIK VE BİREYSEL EMEKLİLİK MEVZUATININ HAZIRLANMASI VE GÖRÜŞ PAYLAŞIMI HUSUSUNDA UYULACAK İLKE VE ESASLARA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2011/9)

Hazine Müsteşarlığı Makamı’ndan alınan 20/05/2011 tarih ve 571 sayılı Onay çerçevesinde, 17.02.2006 tarih ve 26083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine ek olarak sigortacılık mevzuatı ve bireysel emeklilik mevzuatının hazırlanmasında uyulacak ilke ve esaslar aşağıda yer almaktadır.

1. Hazırlanan mevzuat taslakları paydaşların görüşlerinin alınmasını teminen en az 7 (yedi) iş günü Hazine Müsteşarlığı internet sitesinin “mevzuat taslakları” bölümünde yayımlanır.

2. Kabul görmeyen görüşlerin neden kabul edilmediğine ilişkin özet değerlendirmeler söz konusu mevzuatın yayımlanmasını veya yürürlüğe girmesini müteakip en geç bir ay içerisinde hazırlanarak Müsteşarlık internet sitesinin “mevzuat taslakları” bölümünde yayımlanır.

3. Müsteşarlığa gönderilecek görüşler için Ek-A’da yer alan form kullanılır.

4. Söz konusu görüşler hem yazılı olarak hem de e-posta ile Müsteşarlığımıza iletilir. Görüşler e-posta ile gönderilirken ilgili olduğu daire başkanlığının Ek-B’de yer alan e-posta adresine gönderilir.

Ek-A (Görüş Bildirim Formu)

Ek-B (Daire Başkanlıklarının E-posta Adresleri)

Ek-A (Görüş Bildirim Formu)

TASLAĞIN GENELİ ÜZERİNDEKİ GÖRÜŞ VE DEĞERLENDİRMELER

Taslak Maddesi

Görüş ve Değerlendirmeler

Madde Önerisi

Ek-B (Daire Başkanlıklarının E-Posta Adresleri)

Daire Başkanlığı

E-posta Adresi

1. Hayatdışı Sigortalar ve Mevzuat Dairesi

sgmmevzuat@hazine.gov.tr

2. Doğal Afet ve İhtisas Sigortaları Dairesi

sgm_dask@hazine.gov.tr

3. Mali İzleme ve Değerlendirme Dairesi

sgm_mizleme@hazine.gov.tr

4. Özel Emeklilik Dairesi

sgm_emeklilik@hazine.gov.tr

5. Hayat ve Sağlık Sigortaları Dairesi

sgm_hayat@hazine.gov.tr

6. Stratejik Planlama ve Koordinasyon Dairesi

sgm_strateji@hazine.gov.tr

7. Sigortacılığı Geliştirme ve Eğitim Dairesi

sgmegitim@hazine.gov.tr

8. Sigorta Aracıları ve Eksperler Dairesi

sgm_aracieksper@hazine.gov.tr

9. Zorunlu Sigortalar ve Kara Taşıtları Sigortaları Dairesi

sgm_zorunlu@hazine.gov.tr

Hazine Müsteşarlığından:

13.02.2012

SEKTÖRDEN VERİ TEMİNİNE İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU (2012/ 4)

Bilindiği üzere, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile diğer kanunların özel sigortacılık ve bireysel emeklilikle ilgili hükümleri kapsamında her türlü özel sigortacılık ve bireysel emeklilik faaliyetlerinin ve işlemlerinin kamu adına gözetim ve denetimi Hazine Müsteşarlığı tarafından gerçekleştirilmektedir.

Müsteşarlığımız tarafından sigortacılık ve bireysel emeklilik faaliyetleri hakkında yıllık raporların hazırlanması, şirketlerin mali bünyelerine ilişkin finansal analizlerin yapılması ve risk alanlarının tespit edilerek gözetim planı ve denetim programlarının oluşturulması ile sigortalılara karşı yükümlülüklerinin ifasının takip edilmesi amacıyla sigorta, reasürans ve emeklilik şirketlerinden belirli dönem ve tarihler itibariyle veriler istenmektedir.

Müsteşarlığımız Sigorta Denetleme Kurulu ve Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından farklı format ve içerikte istenen veriler, sigortacılık ve özel emeklilik sektörlerinin gözetim ve izleme faaliyetlerinde yeknesaklığın sağlanması ve bu faaliyetlerin yürütülmesinde sektöre getirilen yükün azaltılmasını teminen,31.12.2011 tarihi itibarıyla geçerli olmak üzere, Sigortacılık Gözetim Sistemi (SGS) üzerinden ortak formatta ve tek elden talep edilecek olup, gözetim ve denetimle yetkili birimler tarafından ortak veri havuzu kullanılarak aynı bilgi işlem sistemi üzerinden değerlendirme yapılacaktır.

Müsteşarlığımız tarafından şirketlerden belirli aralıklarda düzenli olarak talep edilecek söz konusu veriler sekiz ayrı dosyada toplanarak aşağıdaki şekilde isimlendirilmiş olup, gönderim sırasında belirtilen tarihte Sigortacılık Gözetim Sistemi Portalına yüklenmesi ve elektronik ortamda imzalanması gerekmektedir.

Tablo No

Tablo Adı

Frekans

10

Mali

3 aylık

20

Konsolide

3 aylık

30

Reasürans

3 aylık

35

Temel Veriler

6 aylık

40

Aracı

3 aylık

50

Hasar

3 aylık

57

AZMM

3 aylık

70

Aylık

Aylık

Müsteşarlık ayrıca, yukarıda belirtilen tablolar dışında özel amaca yönelik olarak hazırlanacak tabloları elektronik ortamda şirketlerden talep edebilecektir. Ayrıca, tablolar ile ilgili sorulara telefon ile yanıt verilmeyecek olupsoru ve görüşlerin sgsveri@hazine.gov.tr adresine iletilmesi gerekmektedir.

İstenen veriler şirketlere ilişkin gözetim faaliyetinin sağlıklı bir biçimde yerine getirilmesinde ve denetim programlarının hazırlanmasında dikkate alınacağından veri dosyalarının, şirketlerin portalına gönderilmiş olan Kılavuzda yer alan açıklamalar doğrultusunda ve doğru bir şekilde doldurulması önem arz etmektedir.

Söz konusu tabloların zamanında gönderilmemesi veya yanlış ve yanıltıcı olması 5684 sayılı Kanunun 18 inci ve 4632 sayılı Kanunun 23’üncü maddesinin ihlali anlamına geleceğinden ilgililer hakkında cezai sorumluluk doğuracaktır.

Hazine Müsteşarlığından (Sigortacılık Genel Müdürlüğü): 29/06/2012

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDEN AYRILAN KATILIMCILARA YÖNELİK DEVLET KATKISI UYGULAMASI HAKKINDA SEKTÖR DUYURUSU (2012/9)

Bilindiği üzere, 29/6/2012 tarihli ve 28338 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6327 sayılı Kanunun 29/6/2012 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası, “29/5/2012 tarihi itibarıyla bireysel emeklilik sisteminde olup bu fıkranın yürürlük tarihinden itibaren iki yıl içinde bir emeklilik sözleşmesini birikimlerini alarak sonlandıran katılımcıların, 31/12/2014 tarihine kadar bireysel emeklilik sistemine ödeyeceği katkı payları için Devlet katkısı ödenmez.” hükmünü içermektedir.

Buna göre, 29/6/2012 tarihinden itibaren iki yıl içinde bir emeklilik sözleşmesini birikimlerini alarak sonlandırmak için başvuracak katılımcılara, Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelik ve 2008/21 sayılı Genelge uyarınca sunulan ayrılma bilgi formu ve ayrılma talep formlarının söz konusu mevzuat değişikliğini içerecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda, ayrılma bilgi formunun “Diğer Hususlar” başlığı altında;

“29/6/2012 tarihinden itibaren iki yıl içinde bir emeklilik sözleşmesini birikimlerini alarak sonlandıran katılımcıların, 31/12/2014 tarihine kadar bireysel emeklilik sistemine ödeyeceği katkı payları için Devlet katkısı ödenmez.” ifadesine;

Ayrılma talep formundaki katılımcının adı, soyadı ve imzasının yer aldığı kutu içine;

“Bireysel emeklilik sisteminde getirilen yeni teşvik sistemi nedeniyle, 29/6/2012-29/6/2014 tarihleri arasında birikimlerimi alarak emeklilik sözleşmemi sonlandırmam halinde; mevcut diğer emeklilik sözleşmelerim ile yeni akdedeceğim emeklilik sözleşmeleri kapsamında 31/12/2014 tarihine kadar bireysel emeklilik sistemine ödeyeceğim katkı payları için Devlet katkısı ödenmeyeceğini biliyorum.” ifadesine

yer verilerek söz konusu formların yenilenmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, 29/6/2012 tarihi itibarıyla yapılan ayrılma taleplerinde, basılı formların yenilenme işlemleri tamamlanıncaya kadar ayrılma talep formuna ek olarak bir sayfada yukarıdaki ifadeye yer verilmesi ve katılımcının imzasının bu sayfada da yer almasının sağlanması gerekmektedir. 29/6/2012 tarihinden önce ayrılma talebinde bulunmuş ancak 29/6/2012 tarihi itibarıyla henüz kendisine ödeme yapılmamış katılımcılar için ise, mevzuat değişikliği konusunda bilgilendirme yapılması ve talep eden ve ayrılma işleminin durdurulması mümkün olan katılımcılar için ayrılma işlemlerinin durdurularak emeklilik sözleşmelerinin devam etmesine imkan tanınması uygun olacaktır.

Hazine Müsteşarlığından: 18.07.2012

SİGORTA VE REASÜRANS İLE EMEKLİLİK ŞİRKETLERİNİN TEKNİK KARŞILIKLARINA VE BU KARŞILIKLARIN YATIRILACAĞI VARLIKLARA İLİŞKİN YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK HAKKINDA SEKTÖR DUYURUSU (2012 / 13)

Bilindiği üzere, Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Teknik Karşılıklarına ve Bu Karşılıkların Yatırılacağı Varlıklara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 17/07/2012 tarih ve 28356 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup 30/06/2012 tarihinden itibaren geçerlidir. Bu yönetmelikle değiştirilen hususlar nedeniyle sektörde farklı uygulamalar yapılmamasını teminen aşağıdaki açıklamalara dikkat edilmesi yararlı görülmektedir:

Test IBNR’ı kaldırılmıştır. 30/06/2012 tarihi itibarıyla hiçbir şirket Test IBNR’ı hesaplamak zorunda değildir. Yeterli verisi olan ve ilgili hayat dışı branşında 5 yıldan uzun süredir çalışan şirketler daha önce yayımlanan genelgeler ve sektör duyuruları kapsamında AZMM hesaplaması yapmalıdır. Yine bu değişiklik öncesi AZMM hesaplaması yapmak zorunda olmayan şirketler, aktüerleri tarafından hesaplanan IBNR tutarını bilançolarına yansıtacaktır.

Hayat branşında 2010/14 sayılı Genelge hükümleri uygulanacaktır.

Muallak Tazminat Karşılığı Yeterlilik Farkı hesaplaması SGS portalında yer alan Kılavuzdaki açıklamalar çerçevesinde tüm şirketler tarafından her dönem yapılmalıdır. Ancak, AZMM hesaplaması yapan şirketler bu hesaplama sonucunda muallak tazminat karşılığına yeterlilik farkı ilave etmek zorunda değildir.

Dava sürecindeki dosyalar için kazanma oranı hesaplaması ve bu oran çerçevesinde muallak tazminat karşılığından yapılacak indirim konusunda 2011/23 sayılı Genelge hükümleri ile bu konuyla ilgili yayımlanan diğer genelgelerin hükümleri uygulanmaya devam edilecektir.

Muallak tazminat karşılığı ayrılırken rücu, sovtaj ve benzeri gelirler için dosya muallağından herhangi bir indirim yapılmayacaktır. Bu gelirler için yapılacak indirim AZMM hesaplamasında yapılmakta ve IBNR’a yansıtılmaktadır. Bununla birlikte, 2010/13 sayılı Genelge çerçevesinde rücu, sovtaj ve benzeri gelirler için alacakların tahakkuk ettirilmesi uygulaması değişmeden devam ettirilecektir.

Bahse konu değişiklikle, “tutarı belirsiz alacak davalarında, yeterli belge bulunmadığı için şirket açısından tutarın bilinebilir olmaması halinde, bahse konu belge ve raporlar hazırlanana kadar, şirketin en az üç yıllık geçmiş istatistiklerine göre yapacağı en iyi tahmine göremuallaktazminat karşılığı ayrılması” hükme bağlanmıştır. Aynı şekilde, “hasarın teminat kapsamında olmaması, muafiyet altında kalması, belirtilen şekilde hasarın oluşmaması, suiistimal hasar olduğunun saptanması gerekçeleri ile mahkemece şirket lehine karar verilmesi hallerinde; aksi yönde bir rapor ya da belge olmadıkça, şirketin en az üç yıllık geçmiş istatistiklerine göre yapacağı en iyi tahmine göremuallaktazminat karşılığı ayrılır”. Bu ve benzeri uygulama değişikliklerinin AZMM üçgenlerinin gelişimini bozması halinde geçmiş dönemler için de en son mevzuata göre hesaplama yapılması ve hesaplanan bu tutarların AZMM üçgenlerine dahil edilmesi mümkündür. Ancak, bu uygulamanın yapılması halinde yapılan tüm çalışmaların denetime hazır bulundurulması ve verinin düzeltilmesinden elde edilen IBNR iyileşmesinin finansal tablo dipnotlarında açıklanması gerekmektedir.

Devam eden riskler karşılığı hesaplamasında farklı bir yöntem uygulanmayacaktır. Ancak, devam eden riskler karşılığının hesaplamasındamuallak tazminat karşılığı veya kazanılmamış primler karşılığı hesaplama yöntemlerinin değiştirilmesi halinde oluşacak yanıltıcı etkinin ortadan kaldırılmasınıteminen, devam eden riskler karşılığı hesaplamasına konu önceki dönemin muallak tazminat karşılığı ve kazanılmamış primler karşılığı hesaplamaları da yeni yöntemle yapılmalıdır.

Hazine Müsteşarlığından (Sigortacılık Genel Müdürlüğü): 22/8/2012

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDEKİ GELİR VERGİSİ TEVKİFATINA İLİŞKİN BİLGİLENDİRMELER HAKKINDA SEKTÖR DUYURUSU (2012/14)

Bilindiği üzere, 29/6/2012 tarih ve 28338 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6327 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca, daha öncebireysel emeklilik sisteminde toplam birikim üzerinden yapılmakta olan gelir vergisi tevkifatı, 29.08.2012 tarihinden itibaren yalnızca yatırım gelirleri üzerinden yapılmaya başlanacaktır. Bu kapsamda, bireysel emeklilik mevzuatı uyarınca katılımcılara sunulan çeşitli belge ve formlarda bu yeni uygulamanın ifadelere yansıtılması gerekmektedir. Buna göre 2008/21 ve 2010/10 sayılı Genelgeler kapsamında düzenlenen belge ve formlarda aşağıdaki değişiklikler yapılacaktır.

1. Katılımcı Giriş Bilgi Formunda;“Sistemden 10 yıldan önce çıkmam halinde: %15, 10 yılı doldurarak ancak 56 yaşından önce çıkmam halinde: %10, 10 yılı doldurarak ve en az 56 yaşında çıkmam halinde: %3,75 oranında gelir vergisi kesintisi yapılacağını biliyorum” ve “Bu kesintilerin yatırım gelirinden değil toplam birikimim üzerinden yapılacağını biliyorum” ifadelerinin çıkarılması ve bunların yerine “Sistemden çıkışta, sistemde elde ettiğiniz yatırım getirisine isabet eden tutar üzerinden, sistemde geçirdiğiniz süreye bağlı olarak değişen oranlarda gelir vergisi kesintisi yapılır” ifadesinin konulması gerekmektedir.

2. Tanıtım Kılavuzunda gelir vergisi tevkifatına ilişkin bilgiler, sistemden çıkılması halinde gelir vergisi tevkifatının yatırım gelirleri üzerinden yapılacağına ilişkin ifadeler ile değiştirilecektir.

3. Ayrılma Bilgi Formunda; “10 yıldan önce çıkmanız halinde: %15, 10 yılı doldurarak ancak 56 yaşını tamamlamadan önce çıkmanız halinde: %10, 10 yılı doldurarak ve en az 56 yaşını tamamlayarak çıkmanız halinde: %3,75 oranında toplam birikiminiz üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılacaktır.”ifadelerinin çıkarılması ve bunların yerine “Sistemden çıkışta, sistemde elde ettiğiniz yatırım getirisine isabet eden tutar üzerinden, sistemde geçirdiğiniz süreye bağlı olarak değişen oranlarda gelir vergisi kesintisi yapılır”ifadesinin konulması gerekmektedir.

4. Emeklilik Bilgi Formunda;

a) “Geri ödeme tutarı üzerinden net %3,75 oranında (%25’i istisna kalan %75 üzerinden %5) vergi kesintisi yapılır.” ifadesinin “Geri ödeme tutarının, sistemde elde edilen yatırım getirisine isabet eden kısmı üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılır.”şeklinde,

b) “Ödenen tutar üzerinden net 3,75% oranında (%25’i istisna, kalan %75 üzerinden %5) gelir vergisi kesintisi yapılacaktır” ifadesinin “Ödenen tutarın, sistemde elde edilen yatırım getirisine isabet eden kısmı üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılır.” şeklinde değiştirilmesi gerekmektedir.

5. Hesap Özetinde; “Emekliliğe Esas Birikim Tutarı (Emekli Olarak Ayrılma Durumunda) (**)” ifadesinin“Emekliliğe Esas Birikim Tutarı (Emekli Olarak Ayrılma Durumunda) (*)”olarak değiştirilmesi, ek açıklamalar bölümünde yer alan “(*) Sistemden emeklilik hakkını kazanmadan ayrılmanız halinde, belirtilen birikim tutarı üzerinden %.........’lık bir gelir vergisi stopajı uygulanacaktır.”ve “(**) Sistemden emeklilik hakkını kazanarak ayrılmanız halinde yukarıda belirtilen birikim tutarı üzerinden %3,75’lik bir gelir vergisi stopajı uygulanacaktır.” ifadelerinin çıkarılarak bunların yerine“(*)Sistemden ayrılma sırasında,sistemde elde edilen yatırım getirisi üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılacaktır.” ifadesinin konulması gerekmektedir.

6. Emeklilik, sistemden erken ayrılma ve birikimlerin aktarımı işlemlerinde kullanılan bilgi, belge ve formlarda, ayrılma ve aktarım tutarlarına anapara ve yatırım geliri ayrımı yapılarak yer verilecektir.

7. 2010/10 sayılı Genelgede, “Tablolara Konulacak Açıklamalar” başlıklı üçüncü bölümde yer alan “Bununla birlikte, sistemden ayrılma sırasında toplam birikim değeri üzerinden vergi kesintisi yapılmaktadır.”ifadesinin “Bununla birlikte, sistemden ayrılma sırasında, sistemde elde edilen yatırım getirisi üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılacaktır.”şeklinde değiştirilmesi gerekmektedir.

Hazine Müsteşarlığından (Sigortacılık Genel Müdürlüğü): 12.02.2013

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDE DEVLET KATKISI HESAPLAMASINA KONU VERİLERLE İLGİLİ KAYIT KESİNLEŞTİRME BİLDİRİM TARİHİNİN UZATILMASI HAKKINDA SEKTÖR DUYURUSU (2013/5)

29/12/2012 tarih ve 28512 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bireysel Emeklilik Sisteminde Devlet Katkısı Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, katkı payının ödendiği ayın sonunu takip eden onuncu iş günü sonuna kadar emeklilik şirketlerince Emeklilik Gözetim Merkezine yapılması gereken kayıt kesinleştirme bildiriminin son tarihi, uygulamanın yeni başlamış olması ve gerekli bildirimlerin doğru bir şekilde yapılması amacıyla, Ocak 2013 (1/1/2013-31/1/2013) dönemi için bir defaya mahsus olarak 28/2/2013 tarihine kadar uzatılmıştır.

Hazine Müsteşarlığından (Sigortacılık Genel Müdürlüğü): 29.03.2013

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDE STANDART FON UYGULAMASI HAKKINDA SEKTÖR DUYURUSU (2013/7)

Bilindiği üzere, 26/02/2013 tarih ve 2013/3 sayılı Emeklilik Planı Hakkında Genelge’nin ikinci maddesi uyarınca emeklilik şirketlerinin, standart fona ilişkin düzenlemelerini Genelge tarihinden itibaren bir ay içinde tamamlaması gerekmektedir. Ancak, Emeklilik Yatırım Fonlarına ilişkin mevzuatta yapılan değişiklik nedeniyle işlem sürelerinin uzadığı ve emeklilik şirketlerinin ek süreye ihtiyaç duyduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, standart fon ile ilgili olarak tüm şirketlerin Sermaye Piyasası Kuruluna başvurularını yaptıkları anlaşılmış olup, fonların faaliyete geçmesi için gerekli çalışmaların 30/04/2013 tarihine kadar tamamlanması gerekmektedir.

Hazine Müsteşarlığından: 25/03/2013

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDE YAPILAN YENİ DÜZENLEMEYE İLİŞKİN SİGORTACILIK HESAP PLANINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERE DAİR SEKTÖR DUYURUSU

Bireysel Emeklilik Sisteminde yapılan değişikliğe paralel olarak Sigortacılık Tek Düzen Hesap Planında değişiklik yapılması ihtiyacı doğmuştur.

Bu çerçevede Bilanço Hesaplarına;

127021 Katılımcılar (Emeklilik yatırım fonlarında yatırıma yönlendirilmiş olan katkı payı ve getirilerinin saklayıcı kuruluş nezdinde takip edildiği hesap)

127022 Devlet Katkısı (4632 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesine gore emeklilik yatırım fonlarında yatırıma yönlendirilmiş olan devlet katkıları ve getirilerinin saklayıcı kuruluş nezdinde takip edildiği hesap)

127051 Katılımcılar (Katkı paylarının yatırıma yönlendirildiği fonlardan tahakkuk etmiş olan fon işletim giderlerinden alacaklarının takip edildiği hesap)

127052 Devlet Katkısı (Devlet katkılarının yatırıma yönlendirildiği emeklilik yatırım fonlarından tahakkuk etmiş olan fon işletim giderlerinden doğan alacaklarının takip edildiği hesap)

227021 Katılımcılar (127021 in 1 yıldan uzun vadelisi)

227022 Devlet Katkısı (127022 nin 1 yıldan uzun vadelisi)

327011 Katılımcılar (Emeklilik yatırım fonlarında yatırıma yönlendirilmiş olan katkı payı ve getirileri dolayısıyla katılımcıya olan borçların takip edildiği hesap )

327012 Devlet Katkısı (4632 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesine göre katkı emeklilik yatırım fonlarında yatırıma yönlendirilmiş olan devlet katkıları ve getirileri dolayısıyla katılımcılara borçların takip edildiği hesap)

32703 Saklayıcı Şirkete Borçlar hesabının ismi 32703 Saklayıcı Şirkete ve EGM’ ye Borçlar olarak değiştirilmiştir.

327031 Saklayıcı Şirkete Borçlar (Saklayıcı şirkete olan borçların takip edildiği hesap)

327032 EGM’ ye Borçlar (EGM’ye olan borçların takip edildiği hesap)

327061 Katılımcılar (Fon payı alım talimatı verilen katkı paylarının, takası gerçekleşinceye kadarki süre içinde takip edildiği hesap )

327062 Devlet Katkısı (Fon payı alım talimatı verilen devlet katkılarının, takası gerçekleşinceye kadarki süre içinde takip edildiği hesap)

32707 EGM’ye Borçlar hesabının ismi 32707 İade Edilecek Devlet Katkıları olarak değiştirilmiştir. (İade Edilecek devlet katkıları: 4632 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesine göre katılımcılar tarafından hak kazanılmayarak iade edilecek devlet katkısına ilişkin bireysel emeklilik hesabındaki tutarların, haksız olarak ödenen devlet katkılarının ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammı tutarlarının takip edildiği hesap)

327071 Devlet Katkısı (Ana Para Kısmı)

327072 Gecikme Zammı (6183 sayılı kanuna göre hesaplanan gecikme zammı)

427011 Katılımcılar (327011 in 1 yıldan uzun vadelisi)

427012 Devlet Katkısı (32702 nin 1 yıldan uzun vadelisi)

alt hesapları açılmıştır.

Ayrıca, Gelir Tablosu Hesaplarına;

64001 Katılımcılar (Katkı paylarının yatırıma yönlendirildiği emeklilik yatırım fonlarından tahsil edilen fon işletim gider kesintisinin takip edildiği hesap)

64002 Devlet Katkısı (Devlet katkılarının yatırıma yönlendirildiği katkı emeklilik yatırım fonlarından tahsil edilen fon işletim gideri kesintisinin takip edildiği hesap)

650 Fon İşletim Giderleri(-) hesabının ismi 650 Toplam Fon Giderleri olarak değiştirilmiştir.

65001 Fon İşletim Gider Kesintisi

650011 Katılımcılar (Katılımcıların katkı paylarına dair fon yönetim ücretinin takip edildiği hesap)

650012 Devlet Katkısı (Devlet katkısı hesabındaki tutarlara dair fon yönetim ücretinin takip edildiği hesap)

65002 Diğer Giderler (Emeklilik yatırım fonundan yapılan kesintilerin fon toplam gider kesintisi oranını aşması durumunda kurucu sıfatıyla yapılan harcamaların takip edildiği hesap)

654 Ceza Ödemeleri

65401 Gecikme Zammı (6183 sayılı kanuna göre hesaplanan gecikme zammının takip edildiği hesap)

65402 Gecikme Cezası (Zamanında yatırıma yönlendirme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda hesaplanan gecikme cezasının takip edildiği hesap)

alt hesapları ile ana hesabı açılmıştır.

Hazine Müsteşarlığından (Sigortacılık Genel Müdürlüğü): 24.02.2014

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDE HAK KAZANILMAYARAK MÜSTEŞARLIĞA İADE EDİLEN DEVLET KATKISI TUTARLARINA İLİŞKİN SEKTÖR DUYURUSU

(2014/7)

Bireysel Emeklilik Sisteminde Devlet Katkısı İşlemleri Hakkında Genelgenin (2013/10) 2 nci maddesine göre, sistemden ayrılan katılımcıların devlet katkısı hesabındaki hak kazanılmayan tutarlardan Müsteşarlık hesaplarına fazladan ödenen kısmın iade süreci kapsamında, emeklilik şirketleri tarafından Emeklilik Gözetim Merkezine (EGM) yapılması gereken başvuruya ilişkin son tarih, gerekli işlemlerin yapılabilmesini teminen 2014 yılı için bir defaya mahsus olmak üzere 30/06/2014’e, EGM’nin yaptığı incelemenin sonuçlarını şirketlere ve Müsteşarlığa gönderimine ilişkin son tarih ise 31/07/2014’e kadar uzatılmıştır.

DİĞER

147 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

Resmi Gazete No 19014

Resmi Gazete Tarihi 09/02/1986

Kapsam

Bilindiği üzere, 4/12/1985 tarih ve 3239 sayılı Kanun, 11/12/1985 gün ve 18955 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve anılan Kanunun çeşitli hükümleriyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ÜCRETLERİN VERGİLENDİRİLMESİNE ait bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.

3239 sayılı Kanunla ücret gelirlerinin vergilendirilmesi ile ilgili olarak Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişiklikler ve bu değişikliklerin ne şekilde uygulanacağı aşağıda açıklanmıştır.

1. Ücretlerde İstisnalar :

a) Hizmet Erbabına Konut Tedariki Suretiyle Sağlanan Menfaatler :

3239 sayılı Kanunla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 ncü maddesinin 9 numaralı bendinde yapılan değişiklikle, aynı bentte daha önce yer alan, genel olarak maden işletmelerinde ve fabrikalarda çalışan işçilere ve özel kanunlarına göre barındırılması gereken memurlarla müstahdemlere konut tedariki ve bunların aydınlatılması, ısıtılması ve suyunun temini suretiyle sağlanan menfaatler ile ilgili istisna hükmü aynen muhafaza edilmekte, ancak, bunların dışında kalanlara, mülkiyeti işverene ait olan ve vergi değeri 2.000.000 lirayı aşmayan konutların hizmet erbabına mesken olarak tahsisi suretiyle sağlanan menfaatlerin vergiden istisna edilmesine ait 2.000.000 liralık vergi değeri esası kaldırılarak, konutun brüt alanının 100 m2'yi aşmaması ve 100 m2'yi aşan konutlarda da 100 m2'ye isabet eden menfaatin mutlak olarak vergiden müstesna tutulması esası getirilmiştir.

Bu nedenle, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren mülkiyeti işverene ait olan ve brüt alanı 100 m2'yi aşmayan konutların hizmet erbabına mesken olarak tahsisi suretiyle sağlanan menfaat ile konutun brüt alanının 100 m2'yi aşması halinde, 100 m2'ye isabet eden menfaat Gelir Vergisine tabi tutulmayacaktır.

Diğer taraftan, konutun brüt alanının 100 m2'yi aşması halinde, 100 m2'yi aşan kısma isabet eden menfaatin tespiti; konutun kira bedelinin, bu bedel bilinmiyor ise, emsal kira bedelinin konutun toplam brüt m2 alanına bölünmesi ve bir m2'ye isabet eden miktarın, 100 m2'yi aşan kısım ile çarpılması suretiyle tespit edilecektir. Bu şekilde bulunan ve istisna kapsamına girmeyen menfaat kısmı, ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.

Ayrıca, mülkiyeti işverene ait olan, ancak kat mülkiyeti esasına tabi olmayan binalarda, her bir bağımsız bölümün brüt m2 alanının, inşaat projesinde yer alan brüt alanına göre 100 m2'yi aşıp aşmadığı tespit edilecek ve istisna ona göre uygulanacaktır. Konutların brüt alanının tespit edilememesi halinde, 14 seri No.lu Emlâk Vergisi Genel Tebliğinde de belirtildiği üzere, net kullanım alanının % 25 fazlası ile tespit edilecek miktarı brüt alan olarak kabul edilecektir.

b) Yabancı Ülkelerde Bulunan Sosyal Güvenlik Kurumları Tarafından Ödenen Emekli, Malûliyet, Dul ve Yetim Aylıkları :

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 ncü maddesine 3239 sayılı kanunun 42 nci maddesi ile eklenen 13 numaralı bent hükmü ile; yabancı ülkelerde bulunan sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenen emekli, malûliyet, dul ve yetim aylıkları vergiden müstesna tutulmuştur.

Bu nedenle, uluslararası kuruluşlar bünyesinde kurulu (Birleşmiş Milletler Teşkilatı, Nato gibi) sosyal güvenlik kurumları dahil olmak üzere, yabancı ülkelerde bulunan sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenen emekli, malûliyet, dul ve yetim aylıkları, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanununun 23 ncü maddesinin 11 numaralı bendinde yer alan istisna hükmü ile ilgilendirilmeksizin tamamı vergiden müstesna tutulacaktır.

c) Kanuni ve İş Merkezi Türkiye'de Olmayan Dar Mükellefiyete Tabi İşverenlerce Hizmet Erbabına Döviz Olarak Ödenen Ücretler :

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 ncü maddesine 3239 sayılı Kanunun 42 nci maddesi ile eklenen 14 numaralı bentte, "Kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerin yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretler"in gelir vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.

İstisna hükmünün uygulanmasında, aşağıdaki hususlara dikkat edilecektir.

– İşveren sıfatıyla ücret ödemesinde bulunan kurumların, Türkiye'de herhangi bir kanuni merkezinin veya iş merkezinin bulunmaması gerekir. Türkiye'de kanuni ve iş merkezi olmayan kurumların ise tam mükellef oldukları devlette hangi statüyü taşıdıkları, tüzel kişiliklerinin bulunup bulunmadığı herhangi bir iktisadi işletmelerinin varlığı ya da yokluğu önem taşımayacaktır.

– Türkiye'de hizmet arz eden gerçek kişinin işveren sıfatıyla bağlı olduğu dar mükellef kurum, söz konusu kişiye döviz olarak ödediği ücretleri, doğrudan doğruya yurt dışında elde ettiği gelirinden ayırıp vermeli, hiç bir zaman için Türkiye'de elde ettiği kazanç ile ilgilendirmemelidir. Bu çerçevede ücret erbabının Türkiye'de tam mükellef veya dar mükellef statüsünü taşıması hiç bir önem taşımayacaktır. Ödeme, yurt dışında elde edilen gelir üzerinden yapılacağı için, Türkiye'deki faaliyetler nedeniyle bu ücretler Gelir Vergisi Kanununun 40 ncı maddesi hükmüne göre gider olarak dikkate alınmayacaktır.

– İstisna hükmü 1 Ocak 1986 tarihinden sonra döviz olarak ödenen bu nitelikteki ücretlere uygulanacaktır.

d) Amatör Sporculara Ödenen Ücretler :

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesine 3239 sayılı Kanunun 42 nci maddesi ile eklenen 15 numaralı bentte. "Yüz ve daha aşağı sayıda işçi çalıştıran işyerlerinde bir, yüzden fazla işçi çalıştıran işyerlerinde iki, amatör sporcu çalıştıranların, her yıl milli müsabakalara iştirak ettiklerinin belgelenmesi ve bu amatör sporculara ödenen ücretlerin (Asgari ücretin iki katını aşmamak kaydıyla)" gelir vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre, istisnanın uygulanabilmesi için, sporcunun amatör sporcu olduğunun ve Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünden veya bu Genel Müdürlüğün mahalli teşkilatından her yıl için milli müsabakalara iştirak ettiğini gösterir bir belgenin alınarak, işverenlerce muhafazası gerekmektedir.

Bu şartlara haiz amatör sporcuları çalıştıran işverenlerin, işyerinde çalıştırdığı işçi sayısı yüz ve daha aşağı sayıda ise bir amatör sporcuya, işyerinde çalışan işçi sayısı yüzden fazla ise iki amatör sporcuya ödenen ücretlerin, yürürlükte olan asgari ücretin iki katı tutarını aşmaması kaydıyla, vergiden müstesna tutulması mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, amatör sporcu sayısının fazla olması halinde istisna; Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünce veya bu Genel Müdürlüğün mahalli teşkilatınca uygun görülecek sporcunun ücretine uygulanacaktır.

2. Gider Karşılıklarında İstisnalar :

a) Tanıklara, Bilirkişilere ve Resmi Arabuluculara Ödenen Ücretler :

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 24 ncü maddesinin 3 numaralı bendinde 3239 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, tanıklara ve bilirkişilere yapılan ödemelerin vergiden istisna edilecek miktarı 360.000 lira ile sınırlandırılmış ve bu istisna kapsamına resmi arabuluculara yapılan ödemeler de dahil edilmiştir.

Bu nedenle, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren tanıklara, bilirkişilere ve resmi arabuluculara yapılan ödemelerin yıllık gayrisafi tutarının 360.000 lirayı aşmayan kısmı vergiden müstesna tutulacak, ancak bu tutarın 360.000 lirayı aşması halinde, aşan kısım vergiye tabi olacaktır.

Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 95 nci maddesinin 3 numaralı bendinde, tevkif suretiyle vergilendirilmeyen ücret ödemelerinden Bakanlığımızca yıllık beyanname ile bildirilmesinde zaruret görülenlerin, yıllık beyanname ile beyan edileceği hükme bağlanmıştır.

Bu hükmün bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak; tanıklara, bilirkişilere ve resmi arabuluculara yapılan ücret ödemesinde vergi tevkifatının ve tevkif edilen vergilerin işverenler tarafından muhtasar beyanname ile beyan edilmesindeki güçlük göz önünde bulundurularak, tanıklara, bilirkişilere ve resmi arabuluculara yapılan ve istisna miktarını aşan ödemelerin ilgilileri tarafından yıllık beyanname ile beyan edilerek, vergiye tabi tutulması uygun görülmüştür.

Bu nedenle; tanıklar, bilirkişiler ve resmi arabulucular, bu sıfatları dolayısıyla elde ettikleri ve yıllık istisna miktarı olan 360.000 lirayı aşan bu ücret gelirlerini, geliri elde ettikleri yılı izleyen yılın mart ayında verecekleri yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edeceklerdir.

Diğer taraftan; tanıklara, bilirkişilere ve resmi arabuluculara bu sıfatları dolayısıyla yapılan ödemelerden, ödemenin 360.000 lirayı aşıp aşmadığına bakılmaksızın, ödemeyi yapanlar tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. Ancak, tanıklara, bilirkişilere ve resmi arabuluculara yapılan bu ödemeler, ödemeyi yapanlar tarafından, ertesi yılın ocak ayı içerisinde, ilgililerin ikametgahlarının bulunduğu il defterdarlıklarına; ilgilinin adı ve soyadı, ikametgah adresi ve yapılan ödemenin nev'i ve tutarını gösterir şekilde tanzim edilecek listeler halinde bildirilecektir. İl defterdarlıkları da, gelen listeleri değerlendirerek, yıllık beyanname ile beyan edilmesi gereken ödemeler için, yıllık beyannamesi verilmemiş olanlar bakımından, o yılın Mart ayını takiben gerekli tarhiyat işlemlerinin yapılmasını sağlayacaklardır.

b) Yabancı Ülkelerde Bulunan Sosyal Güvenlik Kurumları Tarafından Ödenen Emekli, Dul, Yetim ve Evlenme İkramiyeleri :

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 25 nci maddesine 3239 sayılı Kanunun 44 ncü maddesi ile eklenen 10 numaralı bentte, "Yabancı ülkelerde bulunan sosval güvenlik kurumları tarafından ödenen emekli, dul, yetim ve evlenme ikramiyeleri veya iade olunan mevduat, sürelerini doldurmamış bulunanlarla dul ve yetimlerine toptan ödenen tazminat ve yardımlar"ın gelir vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm uyarınca, uluslararası kuruluşlar bünyesinde kurulu (Birleşmiş Milletler Teşkilatı, Nato gibi) sosyal güvenlik kurumları dahil olmak üzere, yabancı ülkelerde bulunan sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenen emekli, dul, yetim ve evlenme ikramiyeleri veya iade olunan mevduat, sürelerini doldurmamış bulunanlarla, dul ve yetimlerine toptan ödenen tazminat ve yardımlar, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanununun 25 nci maddesinin 3 numaralı bendinde yer alan istisna hükmü ile ilgilendirilmeksizin tamamı vergiden müstesna tutulacaktır.

3. İndirimler :

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 nci maddesi, 3239 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve yapılan bu değişiklikle, genel indirim kaldırılmış ve gerçek usulde tespit edilen ücretlerin vergilendirilmesinde uygulanan özel indirim tutarları artırılmış bulunmaktadır.

Gelir Vergisi Kanununun 31 nci maddesinde 3239 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler ve indirimlerin uygulanması konusundaki diğer hususlar aşağıda açıklanmıştır.

a) Genel İndirim :

Mükellefin kendisi, eşi ve çocukları için ayrı ayrı uygulanmakta olan genel indirim tutarı, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren kaldırılmıştır.

Bu nedenle, gelir vergisine tabi geliri bulunan mükellefler veya aile reisi durumunda olan mükelleflerin kendisi, eşi ve çocukları için uygulanan genel indirim 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren uygulanmayacaktır.

Ancak, 1985 takvim yılına ait olup 1986 yılı Mart ayında beyan edilecek gelirlere, bu gelirlerin elde edildiği takvim yılında meri olan hükümlerin uygulanması prensibinden hareketle, genel indirimin uygulanması gerekmektedir. Öte yandan, 1985 yılı Aralık ayına ait ücretler içinde genel indirimin uygulanacağı tabiidir.

b) Özel İndirim :

Gelir Vergisi Kanununun 3l nci maddesinde yapılan değişiklikle, gerçek usulde tespit edilen Ücret gelirlerine uygulanacak olan özel indirim tutarları; günde (200), ayda (6.000) ve yılda (72.000) lira olarak yeniden tespit edilmiştir.

Özel indirim tutarının uygulanmasında 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 35 ve geçici 15 inci maddeleri uyarınca, hizmet erbabının aile durumu sual varakası veya vergi karnesinin ibraz edilip edilmediğine dikkat edilecektir. Aile durumu sual varakası veya vergi karnesi ibraz etmemiş olan mükelleflere özel indirim uygulanmayacaktır. Özel indirimin uygulanması bakımından daha önce vergi karnesi veya aile durumu sual varakası ibraz etmiş olan ücretlilerden, bu belgelerin işveren nezdinde mevcut olması halinde, bunların yenilenmesi istenilmeksizin özel indirimin uygulanmasına devam edilecektir.

Özel indirim; dar mükellef durumunda olmayan ve ücretleri gerçek usulde tespit edilen hizmet erbabının münhasıran ücret gelirine uygulanacaktır. Bu durumda özel indirim hizmet erbabının evli, bekar, çocuklu, çocuksuz, karı veya koca veya çocuk durumunda olup olmadığına bakılmaksızın gerçek usulde vergilendirilen ücret geliri elde eden her bir hizmet erbabına ayrı ayrı uygulanacaktır.

Ayrıca, 1985 yılı Aralık ayına ait ücretler için özel indirimin değişmeden önceki hali ile uygulanacağı tabiidir.

c) Kalkınmada Öncelikli Yörelerde Çalışan Hizmet Erbabına Uygulanacak Özel İndirim:

Bilindiği üzere, 29/1/ 1985 gün ve 18650 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 144 seri sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği ile, bu konuda çıkartılan 11.12.1984 tarih ve 84/8857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hükümlerine göre, yeniden tespit edilmiş olan özel indirim tutarları ve buna ilişkin uygulama esasları açıklanmıştı. Sözü edilen Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükte olmakla birlikte Gelir Vergisi Kanununun 31 nci maddesinde yer alan özel indirim tutarları 1 Ocak 1986 tarihinden geçerli olmak üzere 3239 sayılı Kanunla değiştiğinden, kalkınmada öncelikli yörelerde uygulanacak olan özel indirim tutarlarının da buna göre değiştirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, 21/7/1984 gün ve 18465 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 19/7/1984 tarih ve 84/8306 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, 12/12/1984 gün ve 18603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/12/1984 tarih ve 84/8857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 7 nci maddesinde aynen, "Aşağıda istisnai olarak belirtilen merkez ilçeler ve diğer ilçeler dışında Birinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerin il merkezlerinde (Merkez ilçe) fiilen çalışanların gerçek ücretlerinin vergilendirilmesinde özel indirim nispeti 4 kat, diğer ilçelerinde 5 kat olarak uygulanır. İkinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerde bu nispet illerin merkez ilçelerinde 3 kat, diğer ilçelerinde 4 kattır.

Teşvik belgeli yatırımlarda fiilen çalışanların ücretlerinin vergilendirilmesinde ise yatırıma başlama tarihinden itibaren 5 sene müddetle yukarıda belirtilen katsayılara Birinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yöreler için 3, İkinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yöreler için 2 sayı daha ilave ediIir.

Ancak Birinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerden olan Bingöl, Bitlis ve Hakkari merkez ilçeleri için özel indirim nispeti 5 kat, Batman ve Tatvan ilçeleri için 4 kat olarak uygulanır.

İkinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerdeki ilçelerden Arhavi, Hopa, Divriği, Merzifon, Osmancık, Suluova, Ayancık, Birecik, Suruç, Erbaa, Turhal ve Yerköy ilçeleri için özel indirim nispeti merkez ilçeleri gibi üç kat olarak uygulanacaktır." hükmü yer almıştır.

Bu hükümler uyarınca; 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren kalkınmada öncelikli yörelerde aşağıda belirtilen özel indirim tutarları uygulanacaktır.

– Özel İndirimin Beş Kat Uygulanacağı Yerler :

Birinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerin merkez ilçeleri dışında kalan ilçeleri (Batman ve Tatvan ilçeleri hariç) ile Bingöl, Bitlis ve Hakkari illerinin merkez ilçelerinde. Özel indirim mevcut özel

indirim tutarının 5 katı olarak uygulanacaktır. Özel indirimin 5 katı ise, günde (1.000), ayda (30.000), yılda (360.000) TL. dir.

– Özel İndirimin Dört Kat Uygulanacağı Yerler :

Birinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerin merkez ilçeleri (Bingöl, Bitlis ve Hakkari illerinin merkez ilçeleri hariç) ile Batman ve Tatvan ilçelerinde ve İkinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerin merkez ilçeleri dışında kalan ilçelerinde (Arhavi, Hopa, Divriği, Merzifon, Osmancık, Suluova, Ayancık, Birecik, Suruç, Erbaa, Turhal ve Yerköy ilçeleri hariç) özel indirim, mevcut özel indirim tutarının 4 katı olarak uygulanacaktır. Özel indirimin 4 katı ise, günde (800), ayda (24.000). yılda (288.000) TL. dir.

– Özel İndirimin Üç Kat Uygulanacağı Yerler :

İkinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerin Merkez ilçeleri ile Arhavi, Hopa, Divriği, Merzifon, Osmancık, Suluova, Ayancık, Birecik, Suruç, Erbaa, Turhal ve Yerköy ilçelerinde özel indirim, mevcut özel indirim tutarının 3 katı olarak uygulanacaktır. Özel indirimin üç katı ise, günde (600), ayda (18.000), yılda (216.000) TL. dir.

– Teşvik Belgeli Yatırımlarda Çalışanlara Uygulanacak Özel İndirim Tutarı :

Teşvik belgesi almış olan yatırımlarda çalışan ücretlilerin özel indirim tutarları ise, yukarıda belirtilen kalkınmada öncelikli yörelere ait olan özel indirim tutarına ayrıca;

Birinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerde çalışanlar için günde (600), ayda (18.000), yılda (216.000) TL.

İkinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerde çalışanlar için de, günde (400), ayda (12.000), yılda (144.000) TL.

daha ilave edilerek tespit edilecektir. Ancak, Birinci ve İkinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerde yeniden tespit edilmiş özel indirim tutarlarına, yukarıda belirtilen tutarların ilave edilebilmesi için, teşvik belgesinde belirtilen yatırıma başlangıç tarihinden itibaren 5 yılın dolmaması gerekir. Beş yılı tamamlayan yatırımlarda bu tutarların ayrıca uygulanmayacağı tabiidir.

– Kalkınmada Öncelikli Yöreler İçin Yeniden Tespit Edilen Özel İndirim Tutarlarının Uygulanmasındaki Esaslar :

Birinci ve İkinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yörelerde çalışan hizmet erbabı için yeniden tespit edilmiş olan özel indirim tutarları yukarıda açıklanmış olup, hizmet erbabının ücretlerinin vergilendirilmesinde 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren bu tutarların aşağıdaki esaslar çerçevesinde uygulanması gerekir.

Kalkınmada Öncelikli Yörelerde çalışanların ücretlerinin vergilendirilmesinde esas alınacak, yeniden tespit edilen özel indirim tutarlarının uygulanması için, hizmet erbabının o yörede fiilen çalışması zorunludur.

Şu kadar ki; teftiş, denetim veya diğer nedenlerle geçici görevle bu yörelere gönderilen hizmet erbabına yeniden tespit edilen özel indirim tutarları uygulanmayacaktır. Ancak, bir kadroyu işgal etmek suretiyle vekaleten yapılan atamalar ile tedviren bir görevi ifa için söz konusu yörelere gönderilenlerin (fiilen bu yörelerde çalışmaları kaydıyla) almış oldukları ücretlerine yeniden tespit edilen özel indirim tutarlarının uygulanması icap eder.

– Birinci ve İkinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yöreler :

11/12/1984 gün ve 84/8857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli Kalkınmada Öncelikli Yöreler listesi aşağıya aynen alınmıştır.

KALKINMADA ÖNCELİKLİ YÖRELER

I. BİRİNCİ DERECEDE ÖNCELİKLİ İLLER

1) Adıyaman 8) Kars

2) Ağrı 9) Mardin

3) Bingöl 10) Muş

4) Bitlis 11) Siirt

5) Diyarbakır 12) Tunceli

6) Gümüşhane 13) Van

7) Hakkari

II. İKİNCİ DERECEDE ÖNCELİKLİ İLLER

1) Amasya 9) Malatya

2) Artvin 10) Kahramanmaraş

3) Çankırı 11) Sinop

4) Çorum 12) Sivas

5) Elazığ 13) Tokat

6) Erzincan 14) Şanlıurfa

7) Erzurum 15) Yozgat

8) Kastamonu

d) Sakatlık İndirimi :

Kanunun 31 inci maddesinde yapılan değişiklikle Genel İndirim müessesesi kaldırılmış özel indirim miktarı ile sakatlık indirimi hadleri yeniden düzenlenmiştir.

Bu düzenlemeye göre yeniden rapor alınmaksızın evvelce alınmış raporlar üzerine sakatlık indiriminden yararlanmalarına karar verilen hizmet erbabı için sakatlık indirimi, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren yeniden tespit edilmiş olan özel indirimin günde (200), ayda (6.000), yılda (72.000) lira olan tutarının veya kalkınmada öncelikli yöreler için yeniden tespit edilen (ve yukarıda miktarları belli edilmiş olan) özel indirim tutarının;

– Birinci derece sakatlar için sekiz katı,

– İkinci derece sakatlar için dört katı,

– Üçüncü derece sakatlar için iki katı,

olarak uygulanacaktır.

Ayrıca aynı maddenin son fıkrasında yapılan düzenlemeyle sakatlık indiriminin hizmet erbabının sadece gerçek usulde vergilendirilen ücretlerine uygulanacağına açıklık getirilmiştir.

e) Net Ücret Sözleşmesi ile Çalışan Hizmet Erbabının Ücretlerinde Meydana Gelecek Artışlar :

Net ücret sözleşmesi ile çalışanların ücretlerine, yükseltilerek yeniden tespit edilen indirimlerin uygulanması nedeniyle, bunların ücretlerinde meydana gelecek artışlar brüt ücreti etkilemeyecek, diğer bir ifade ile yeniden tespit edilen indirimlerin uygulanmasından doğan gelir vergisinde meydana gelen azalma ele geçen net ücreti artıracak ve bu artış verginin mükellefi ücretliye ait olacaktır. ,

f) İndirimlerin Uygulanmasında Esas Alınacak Dönemler :

Gelir Vergisi Kanunu, esas olarak yıllık gelir toplamının vergilendirilmesi esasını kabul etmiş olduğundan, bu esasa uygun olarak da indirimlerin, yıllık gelirler için yıllık tutarları üzerinden uygulanması gerekmektedir. Ancak, zorunluluklar nedeniyle, gerçek ücretlerin vergilendirilmesinde yıllık gelir prensibinden ayrılarak aylık ve günlük vergilendirme dönemleri kabul edilmiş; aynı Kanunun 108 nci maddesinin 4 numaralı bendinde de, yıllık beyanname verilmesi gerekmeyen hallerde bu

dönemlere göre yapılacak vergilendirmelerin yıllık vergilendirme yerine geçeceği ve bu dönemlerin nihai vergilendirme dönemi kabul edileceği belirtilmiş bulunmaktadır.

Bu nedenlerle, gerçek usulde tespit edilen ücretlerin vergilendirilmesinde indirimler, ödemenin dönemine göre, ödeme aylık dönemler itibariyle yapılmakta ise aylık tutarları ile ödeme günlük dönemler itibariyle yapılmakta ise günlük tutarları ile uygulanacaktır.

Öte yandan, ücret saat veya parça başına göre hesaplanmakla beraber, ödeme dönemi aylık ise aylık indirimler tutarı, ödeme dönemi günlük ise günlük indirimler tutarı dikkate alınacaktır.

4. Ücret Matrahının Tayininde Nazara Alınacak Diğer İndirimler :

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 63 üncü maddesinde, ücret matrahının tayininde, hangi kalemlerin ücretin gayrisafi tutarından indirileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. 3239 sayılı Kanunla bu maddenin 3 numaralı bendinde yapılan değişiklikle, şahıs sigorta primleri ile aynı maddeye 3239 sayılı Kanunla ilave edilen 4 numaralı bent hükmünde de işçiler tarafından sendikalara ödenen aidatların ücretin gayri safi tutarından indirilmesi esası getirilmiştir.

a) Şahıs Sigorta Primlerinin Gayrisafi Ücret Tutarından İndirilmesi :

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 63 ncü maddesinin 3239 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi ile değişik 3 numaralı bendinde, "Mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigortaları için hizmet erbabı tarafından ödenen primlerin (Sigortanın Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan bir sigorta şirketi nezdinde aktedilmiş olması ve sigorta priminin ödendiği ayda elde edilen ücret üzerinden, kanunla kurulu sosyal güvenlik kurumlarına hizmet erbabı hissesi olarak hesaplanan prim veya aidatın aylık tutarını aşmaması şartıyla)" ücretin safi tutarının tespitinde, gayrisafi ücretten indirileceği hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm uyarınca, mükellefin kendisine, eşine ve küçük çocuklarına ait şahıs sigorta primlerinin gayrisafi ücret tutarından indirilebilmesi için;

– Sigorta şirketinin Türkiye'de kain ve merkezinin Türkiye'de olması,

– Sigorta mukavelesinin bu nitelikteki şirketlerle yapılması,

– Sigorta priminin ödenmiş olduğunun, sigorta şirketi tarafından verilen fatura veya makbuzla belgelendirilmesi,

gerekmektedir.

– Ayrıca, ücretler genellikle aylık dönemler itibariyle ödendiği için, kanunla kurulu sosyal güvenlik kurumlarına emekli aidatı veya sigorta primi aylık dönemler itibariyle hesaplanarak ödendiğinden, ödenen şahıs sigorta primleri tutarının, o ayda hizmet erbabı hissesi olarak hesaplanan emekli aidatı veya sigorta priminin aylık tutarını aşmayan kısmı ücretten indirilebilecektir.

Bu şartlar çerçevesinde; mükellefin kendisine, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigortaları için hizmet erbabı tarafından ödenen primler, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren ücretin matrahının tayininde, Gelir Vergisi Kanununun 63 ncü maddesinde yer alan diğer indirimlere ilaveten, ayrıca indirilebilecektir.

Öte yandan, sigorta priminin, sigorta şirketine hizmet erbabı tarafından doğrudan doğruya ödenmeyip, işverenler aracı kılınmak suretiyle ödenmesi halinde (grup sigortası gibi), sigorta mukavelesinin bir örneğinin işverende bulunması ve bu mukavelede sigorta priminin ödeme dönemlerinin, ayrıca bu dönemler için ödenecek prim tutarının belli edilmiş olması kaydıyla, hizmet erbabı için işveren tarafından ödenen ve işverenler tarafından da hizmet erbabının ücretinden kesilmek suretiyle tahsil edilen sigorta primi, ücretin vergi matrahının tayininde her bir kişi için ayrıca fatura veya makbuz aranmaksızın indirim olarak dikkate alınabilecektir.

Diğer taraftan, şahıs sigorta priminin birkaç aylık veya yıllık dönemler itibariyle defaten ödenmesi halinde, yapılan ödemenin bir aylık tutarı tespit edilip, her bir aya isabet eden miktarı o aylara ait

hizmet erbabı hissesi olarak hesaplanan emekli aidatı veya sigorta primi tutarını aşmaması şartı ile ücretin gayri safi tutarından indirilebilecektir. Şu kadar ki, aylık olarak hesaplanan indirime konu prim tutarı, ödeme belgesinin işverene ibraz edildiği ayda dahil olmak üzere, ödemenin ilişkin olduğu müteakip aylarda ücretin matrahının tayininde nazara alınacaktır. Bu uygulamada, şahıs sigorta priminin bir kaç aylık veya yıllık dönemler itibariyle defaten ödenmesi halinde, yapılan prim ödemesinin tutarı, ait olduğu aylara bölünmeyip, ödeme belgesinin işverene ibraz edildiği tarihten sonraki primin ait olduğu aylara bölünmek suretiyle, indirime konu olabilecek aylık tutarı tespit edilecektir.

Ayrıca, Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi olmayan ve bu nedenle, 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre kurulu olan özel emekli sandığı statüsüne tabi olan hizmet erbabı tarafından, kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ait yukarıda açıklanan şartlara uygun olarak ödenen şahıs sigorta primlerinin de, Sosyal Sigortalar Kurumuna ödenen sigorta primi için uygulanan miktar sınırlamasına uyulması suretiyle, gayrisafi ücret tutarından indirilmesi mümkün bulunmaktadır.

T.C. Emekli Sandığı veya Sosyal Sigortalar Kurumundan emekli olması nedeniyle, emekli aylığı dışında elde ettikleri gelir vergisine tabi ücretlerinden bu kurumlar için aidat veya prim kesilmeyen hizmet erbabının şahıs sigorta primi ödemesi halinde, bu tür şahıs sigorta primleri, T.C. Emekli Sandığına hizmet erbabı hissesi olarak ödenen en yüksek emekli aidatının bir aylık tutarını aşmaması şartıyla, ücret matrahının tayininde indirim olarak nazara alınabilecektir.

ÖRNEK :

Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi olan bir hizmet erbabının 506 sayılı Kanun hükümlerine göre, ödeyeceği sigorta priminin aylık tutarı (işçi hissesi) 7.700 TL. dir. Bu kişi, kendisine ayrıca hayat sigortası ettirmiş ve ilgili sigorta şirketine Ocak–Haziran 1986 aylarına ait (6 aylık) toplam 42.000 TL. sigorta primini 12/2/1986 tarihinde defaten ödemiştir. Sözü edilen ücretli sigorta primine ait makbuzu da 13/2/1986 tarihinde işverenine ibraz etmiştir.

Bu ücretlinin ücretinin vergi matrahının tayininde, defaten ödediği özel şahıs sigorta priminin bir aylık tutarının sosyal sigorta priminin bir aylık tutarı olan 7.700 TL. yi aşmayan kısmı indirim olarak nazara alınacaktır. Sigorta primine ait makbuzun ibraz edildiği ayda dahil olmak üzere, primin ait olduğu kalan ay sayısına bölünerek sigorta priminin aylık tutarı olan (42.000/5=) 8.400 TL. tespit edilecek, bu miktarın 7.700 TL. lik kısmı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarının vergi matrahının tayininde indirim olarak nazara alınacaktır. Ancak, prim ödeme belgesinin işverene ibraz edildiği aydan önceki ay olan Ocak 1986 ayı için herhangi bir işlem yapılmayacaktır.

b) İşçi Sendikalarına Ödenen Aidatlar :

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 63 ncü maddesine 3239 sayılı Kanunun 54 ncü maddesi ile ilave edilen 4 numaralı bentte, Sendikalar Kanunu hükümlerine göre, sendikalara ödenen aidatların (aidatın ödendiğinin tevsik edilmesi şartıyla) vergi matrahının tayininde, gayrisafi ücret tutarından indirileceği hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm uyarınca, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren işçiler tarafından 2821 sayılı Sendikalar Kanunu hükümlerine göre işçi sendikalarına ödenen aidatlar, aidatın ödendiğinin sendika tarafından verilecek bir makbuzla tevsik edilmesi kaydıyla, vergi matrahının tayininde gayrisafi ücret tutarından indirilebilecektir.

Sendika aidatı, işçiler tarafından doğrudan doğruya sendikaya ödenmeyip, işverenler vasıtası ile ve ücretlerden kesilmek suretiyle ödenmekte ise bu şekilde ödenen aidatın ücret bordrosunda gösterilmesi kaydıyla, makbuz aranılmaksızın ücretin gayrisafi tutarından indirilmesi de mümkün bulunmaktadır.

5. Vergi Tarifesi :

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103 ncü maddesi, 3239 sayılı Kanunun 66 ncı maddesi ile değiştirilerek, vergi tarifesi yeniden düzenlenmiştir.

Buna göre, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren uygulanacak olan gelir dilimleri ve vergi nispetleri aşağıda belirtilmiştir.

Gelir Vergisine tabi gelirler;

3.000.000 liraya kadar % 25,

6.000.000 liranın 3.000.000 lirası için 750.000 lira, fazlası % 30,

12.000.000 liranın 6.000.000 lirası için 1.650.000 lira, fazlası % 35,

24.000.000 liranın 12.000.000 lirası için 3.750.000 lira,fazlası % 40,

48.000.000 liranın 24.000.000 lirası için 8.550.000 lira, fazlası % 45,

48.000.000 liranın fazlasının. 48.000.000 lirası için 19.350.000 lira, fazlası % 50,

4842 sayılı Kanunun 13'üncü maddesiyle değişen madde Yürürlük; 2003 yılı gelirlerine de uygulanmak üzere 24.04.2003)- Gelir vergisine tâbi gelirler;

6.000 YTL’ye kadar % 20

14.000 YTL’nin 6.000 YTL’si için 1.200 YTL, fazlası % 25

28.000 YTL’nin 14.000 YTL’si için 3.200 YTL, fazlası % 30

70.000 YTL’nin 28.000 YTL’si için 7.400 YTL, fazlası % 35

140.000 YTL’nin 70.000 YTL’si için 22.100 YTL, fazlası % 40

140.000 YTL’den fazlasının 140.000 YTL’si için 50.100 YTL, fazlası % 45

Nispetinde vergilendirilecektir.

6. Daha Önce Yayımlanan Genel Tebliğlerde, Bu Tebliğde Açıklanan Konulara Ait Hükümlerin Yer Alması :

Daha önce yayımlanmış olan ve bu tebliğde yer alan hususlara aykırı hükümler taşıyan Gelir Vergisi Genel Tebliğlerinin söz konusu hükümleri, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

Tebliğ olunur.

216 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

Resmi Gazete No 23566

Resmi Gazete Tarihi 27/12/1998

Kapsam

ÖZEL SİGORTA AYLIK VE İKRAMİYELERİNDE VERGİLEME REJİMİ

4369 sayılı Kanun 29/7/1998 tarih ve 23417 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. ile 13 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 ve 25 inci maddelerinde yapılan değişiklikle özel sigortalarca yapılan aylık ve ikramiye ödemelerinin vergileme rejimiyle ilgili bazı düzenlemeler yapılmıştır. Konuya ilişkin olarak yapılacak uygulama esasları aşağıda açıklanmıştır.

1. DÜZENLEMEYE İLİŞKİN KANUN MADDELERİ

1.1. Emekli, Maluliyet, Dul ve Yetim Aylıkları

Gelir Vergisi Kanununun ücretlerde istisnaları düzenleyen 23 üncü maddesinin 11 numaralı bendi, 4369 sayılı Kanunla; "Kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz bulunan emekli sandıkları ile 10 yıl süre ile prim veya aidat ödenmiş olmak kaydıyla Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan sigorta şirketleri ve yardım sandıkları tarafından ödenen emekli, maluliyet, dul ve yetim aylıkları (Tüzel kişiliği haiz muhtelif emekli sandıkları ile sigorta şirketleri ve yardım sandıkları tarafından ödenen aylıklar toplamı, en yüksek Devlet memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarından fazla ise aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur.) (Genel, katma ve özel bütçelerden ödenen bu nevi aylıklar dahil);" şeklinde değiştirilerek, bentte sözü edilen kurum ve kuruluşlar tarafından ödenen aylıkların gelir vergisinden istisna edilen kısmına ilişkin esaslar yeniden belirlenmiştir.

1.2. İkramiye, Tazminat, İade Olunan Mevduat ve Toptan Yapılan Ödemeler

Gelir Vergisi Kanununun tazminat ve yardımlarda istisnaları düzenleyen 25 inci maddesinin 3 numaralı bendi 4369 sayılı Kanunla; "Kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz olan emekli sandıklarınca kendilerine zat aylığı bağlananlara aylıkları dışında, kanunları veya statüleri gereğince verilen emekli, dul, yetim ve evlenme ikramiyeleri veya iade olunan mevduatı ve sürelerini doldurmamış bulunanlarla dul ve yetimlerine toptan ödenen tazminatlar ile 10 yıl süre ile prim veya aidat ödenmiş olmak kaydıyla Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan sigorta şirketleri ve yardım sandıkları tarafından iade olunan mevduat veya toptan yapılan ödeme tutarı (Kamu idare ve müesseseleri ile kanunla kurulan sosyal güvelik kurumları dışında kalan tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları ile sigorta şirketleri ve yardım sandıkları tarafından ödenen tazminat, yardım ve toptan yapılan ödemeler en yüksek Devlet memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarından fazla ise aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur. Bu mukayesede gerek muhtelif emekli sandıkları ile sigorta şirketleri ve yardım sandıklarından gerek aynı emekli sandığı ile sigorta şirketleri ve yardım sandıklarından muhtelif zamanlarda alınan ikramiye, tazminat ve toptan yapılan ödemeler topluca dikkate alınır.)" şeklinde değiştirilerek, bentte sözü edilen kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan toptan ödeme, tazminat, yardım ve ikramiye gibi ödemelerin gelir vergisinden istisna edilen kısmına ilişkin esaslar yeniden belirlenmiştir.

2. DÜZENLEMENİN GENEL ESASLARI

2.1. İstisna Uygulaması

Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin 11 numaralı bendi ile 25 inci maddesinin 3 numaralı bendinde 4369 sayılı Kanunla iki önemli değişiklik yapılmıştır. Bunlardan birincisi, 10 yıl süre ile prim veya aidat ödenmiş olmak kaydıyla Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan sigorta şirketleri ve yardım sandıkları tarafından yapılan söz konusu bentlerde belirtilen nitelikteki ödemelerin de istisna kapsamına alınmasıdır. İkinci değişiklik, vergiden istisna edilen ödeme tutarının belirlenmesinde yapılacak kıyaslamaya ilişkindir. Buna göre, yapılan ödemelerin, daha önce hizmet süresi ve aylık seviyesi aynı olan Devlet memuruna ödenen aylık ve ikramiye tutarına kadar olan kısmı istisna iken, değişiklikten sonra, en yüksek Devlet memuru olan Başbakanlık Müsteşarına ödenen en yüksek aylık veya ikramiye tutarı kadar olan kısmı vergiden istisna edilecektir.

Söz konusu bentlerin hükümlerine göre yapılacak kıyaslamada dikkate alınacak olan en yüksek Devlet memuruna ödenen emekli aylığı ve ikramiye tutarları, ilgili oldukları dönemler itibariyle aşağıda belirtilmiştir.

Ödeme Türü İstisna Tutarı İstisna Tutarı

(Temmuz - Eylül 1998) (Temmuz - Eylül 1998)

Aylık 333.216.000 TL 367.676.000 TL

İkramiye 5.450.500.000 TL 6.018.750.000 TL

2.2. İstisnayı Aşan Ödemelerde Stopaj Uygulaması

Gelir Vergisi Kanununun 23/11 ve 25/3 üncü maddelerinde belirtilen kurum ve kuruluşlar tarafından ödenen emekli, dul ve yetim aylıkları ile ikramiye, tazminat ve toptan yapılan ödemelerin toplamının, en yüksek Devlet memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarından fazla olan kısmı ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.

Bu ödeme tutarlarının, aralarında yönetim, denetim veya sermaye bakımından vasıtalı veya vasıtasız ilişki bulunan tüzel kişiliği haiz emekli sandığı, yardım sandığı ve sigorta şirketlerince yapılması halinde, yapılan ödemeler toplamının istisna haddini aşıp aşmadığının takibi bu kurumlarca yapılacak, istisnayı aşan tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca tevkifat yapılacaktır.

Aralarında yukarıda belirtilen şekilde bir ilişki bulunmayan kurumlar ise, yalnızca kendileri tarafından yapılan ödemenin istisna tutarını aşıp aşmadığına bakacaklar, istisnayı aşan tutar üzerinden tevkifat yapacaklardır.

2.3. Yıllık Beyanname İle Bildirim

2.3.1 Sadece Aralarında Dolaylı veya Dolaysız İlişki Bulunan Kurum veya Kuruluşlardan Elde Edilen Gelirler

Gelir Vergisi Kanununun 23/11 ve 25/3 maddelerinde belirtilen gelirlerin sadece aralarında dolaylı veya dolaysız yönetim, denetim veya sermaye ilişkisi bulunan kurum veya kuruluşlardan elde edilmesi halinde, ödemeyi yapan kuruluşlarca Tebliğin 2.2. Bölümünde açıklanan esaslar dahilinde stopaj yapılacak, söz konusu gelirler için yıllık beyanname verilmeyecektir.

2.3.2. Diğer Kurum veya Kuruluşlardan Elde Edilen Gelirler

Gelir Vergisi Kanununun 95 inci maddesinin 3 numaralı bendinde, Maliye Bakanlığınca yıllık beyanname ile bildirilmesinde zaruret görülen ödemeler hakkında vergi tevkif usulünün cari olmayacağı, bunların yıllık beyanname ile bildirileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu yetki çerçevesinde, aralarında dolaylı veya dolaysız bir şekilde sermaye, yönetim veya denetim ilişkisi bulunmayan kurumlarca aşağıda belirtilen durumlarda yapılan ödemelerin yıllık beyanname ile bildirilmesi gerekli görülmüştür.

Aralarında dolaylı veya dolaysız yönetim denetim veya sermaye ilişkisi bulunmayan birden fazla kurum tarafından, bir yıl içerisinde kendilerine yapılan ödemelerin toplam tutarı ilgili dönemlere ait istisna haddini aşan iştirakçiler, istisna tutarını aşan kısmı, ödemenin yapıldığı yıl için verecekleri gelir vergisi beyannamesinde toplamak suretiyle takip eden yılın Mart ayı içerisinde ikametgahlarının bulunduğu vergi dairesine bildireceklerdir. Bu kurumlardan biri veya tamamı tarafından, istisna tutarını aşan kısım bulunması nedeniyle stopaj yapılmış olması durumu değiştirmeyecektir. Öte yandan, ödemeyi yapan kurum veya kuruluşça yapılan stopaj tutarları yıllık beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilecektir.

2.3.3. Aralarında Dolaylı veya Dolaysız İlişki Bulunanlarla Birlikte Diğer Kurum veya Kuruluşlardan Elde Edilen Gelirler

Aynı iştirakçi tarafından hem aralarında yukarıda belirtilen şekilde ilişki bulunan kurumlardan hem de bunların dışındaki kurumlardan aylık veya toptan ödeme alınması halinde aşağıdaki gibi işlem yapılacaktır.

a) Birden fazla kurum veya kuruluş tarafından aylık veya toptan ödeme yapılması ve bunlardan herhangi birisi tarafından yukarıda açıklanan esaslar dahilinde stopaj yapılmış olması halinde benzeri mahiyetteki diğer ödemeden stopaj yapılmasa dahi, yapılan ödemelerin toplam tutarı istisna haddini aşmış olacağından, ilgilisince, aşan kısım için yukarıda belirtilen şekilde yıllık beyanname verilecektir. Beyannamede hesaplanan vergiden daha önce stopaj suretiyle kesilmiş olan verginin mahsup edileceği tabiidir.

b) Birden fazla kurum tarafından yapılan ödemelerin tamamından, istisna haddini aşan kısımlar itibariyle ayrı ayrı stopaj yapılmış olması halinde de, iştirakçi tarafından tahsil edilen tüm bedelin istisna haddini aşan kısmı için yıllık beyanname verilecek ve daha önce yapılan stopajlar hesaplanan vergiden mahsup edilecektir.

3. ÖZELLİK GÖSTEREN DURUMLAR

3.1. Prim ve Aidat Ödemesinin 10 Yıldan Daha Kısa Bir Sürede Tamamlanması

Uygulamada prim ve aidat ödemesinin 10 yıldan daha kısa bir sürede tamamlandığı durumlar söz konusu olabilecektir. Bu durumda, ikramiye ödemesi veya aylık bağlamanın 10 yıllık sürenin dolmasından sonra yapılması kaydıyla istisna uygulanabilecektir.

3.2. Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Düzenlenmiş Sigorta Poliçelerinde Uygulama

"Hayat Sigortaları Yönetmeliği"nin 9/12/1996 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmıştır. yürürlüğe girdiği 1/8/1997 tarihinden önce düzenlenmiş bulunan sigorta poliçelerine göre ikramiye ödenmesi ve aylık bağlanması için öngörülen asgari süre 10 yıldan daha az olabilmekteydi. Anılan Yönetmelik ile prim ödenmesi ve aylık bağlanması için gerekli asgari süre 10 yıl olarak belirlenmiştir. 4369 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun 23/11 ve 25/3 maddelerinde yapılan değişiklikte de bu husus göz önünde bulundurulmuştur. Bu nedenle, 4369 sayılı Kanunla yapılan düzenlemenin yürürlük tarihinden önce düzenlenen poliçelere istinaden yapılacak prim veya aylık ödemelerinde, iştirakçilerin hak kaybına uğramamaları bakımından, 4369 sayılı Kanunla değiştirilen Gelir Vergisi Kanununun 23/11 ve 25/3 maddelerinde belirtilen istisna tutarı söz konusu poliçeler çerçevesinde yapılacak ödemelerde de uygulanabilecektir.

Öte yandan, Hayat Sigortaları Yönetmeliğinin 13 üncü maddesine göre asgari prim ödeme süresi prensip olarak 10 yıl şeklinde belirtilmiş olmakla beraber, tarifedeki azami yaş sınırının sigortalının yaşı nedeniyle bu sürenin altında olması durumunda veya tarifenin özelliği nedeniyle sigorta süresinin daha kısa olabilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. 4369 sayılı Kanunla yapılan değişiklik, Yönetmeliğin bu hükmünün yürürlük tarihinden sonraki bir tarihte yapılmış olduğundan, bu durumda istisna uygulanabilmesi için sigorta süresinin asgari 10 yıl olması gerekecektir.

3.3. 10 Yıl Prim Ödenmeden Yapılan Toplu Ödemeler

4369 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeden önce sigorta şirketlerince iştirakçilere yapılan ödemelerin ne şekilde vergilendirileceği konusunda açıklık bulunmamaktaydı. Söz konusu Kanunla yapılan düzenlemeden sonra, iştirakçilere yapılan toptan ödeme ve aylık ödemelerin vergilendirilme yöntemi yukarıda açıklanmıştır. 10 yıl süre ile prim veya aidat ödemeden ayrılan iştirakçilere özel sigorta şirketleri ve yardım sandıkları tarafından aynen iade olunan mevduatları, önceden olduğu gibi gelir vergisine tabi tutulmayacaktır. Ancak, mevduat tutarının üzerinde bir ödeme yapılması halinde bu ilave tutar, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 6 numaralı bendi çerçevesinde menkul sermaye iradı (alacak faizi) sayılacak ve elde edenlerce Gelir Vergisi Kanununun 4369 sayılı Kanunla değişik 85 ve 86 ncı maddeleri hükümleri çerçevesinde yıllık beyannameyle beyan edilecektir.

Tebliğ olunur.

GELİR VERGİSİ SİRKÜLERİ/3

Tarih 13/08/2003

Sayı GVK-3/2003-3/Bireysel Emeklilik Sistemi-1

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

Gelirler Genel Müdürlüğü

Gelir Vergisi Sirküleri/3

Konusu :Bireysel emeklilik sistemi ve diğer şahıs sigortalarına ödenen katkı payı ve primlerin matrahın tespitinde indirimi ve elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi

Tarihi : 13/08/2003

Sayısı : GVK-3/2003-3/Bireysel Emeklilik Sistemi-1

İlgili olduğu maddeler : Gelir Vergisi Kanunu Madde 22, 40, 63, 75, 86, 89, 94

4697 Sayılı Kanun Geçici Madde 1

İlgili olduğu kazanç türleri : Ticari Kazanç, Ücret, Menkul Sermaye İradı ve Yıllık Beyanname Verilmesini Gerektiren Gelirler

1- Giriş

Ülkemizde bireysel emeklilik sisteminin oluşturulmasına yönelik yasal düzenlemeden sonra, bireylerin sisteme katılmaları dolayısıyla ödeyecekleri katkı paylarının vergi matrahlarının tespitinde indirim konusu yapılması, katkı paylarının değerlendirileceği emeklilik fonlarının kazançlarının vergilenmesi ve nihayet bireylerin sistemden elde ettikleri gelirlerin vergilendirilmesine yönelik olarak, 28/06/2001 tarih ve 4697 sayılı Kanunla, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler bireysel emeklilik sisteminin yanı sıra şahıs sigortalarını da kapsamaktadır.

Bireysel emeklilik sistemi ve şahıs sigortalarına ilişkin katkı payı ve primlerin vergi matrahının tespitinde indirim konusu yapılması ve elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yönelik olarak Bakanlığımıza iletilmiş sorulara ilişkin açıklamalar bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.

2- Elde Edilen Gelirlerin Vergilendirilmesi

2.1- Gelirin Niteliği

Katılımcılardan toplanan katkı payı veya primlerin nemalandırılarak hak sahibine geri ödenmesi esasına dayalı bireysel emeklilik sistemi ve benzeri nitelikteki birikimli şahıs sigortaları kapsamında elde edilen gelirler, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinde menkul sermaye iradı olarak tanımlanmıştır.

Katılımcıların sistemde kalma süreleri ve ayrılma biçimleri elde edilen gelirin niteliğini değiştirmemektedir.

2.2- Birikimsiz Sigorta Poliçeleri Dolayısıyla Elde Edilen Gelirler

Belirli risklere karşı yapılan ve riskin gerçekleşmesi halinde hak sahibine belirli bir ödeme yapılmasını öngören birikimsiz sigorta poliçeleri kapsamında yapılan ödemeler gelir vergisinin konusuna girmemektedir. Dolayısıyla, bu nitelikteki gelirlerin Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesi kapsamında menkul sermaye iradı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

2.3- Karma Poliçeler Dolayısıyla Elde Edilen Gelirler

Ölüm, maluliyet ve benzer risklere karşı yapılan riziko teminatları ile birikimli teminatların aynı poliçede gösterilmesi durumunda, söz konusu poliçenin birikimli teminata isabet eden kısmı ile ilgili olarak yapılacak ödemeler menkul sermaye iradı olarak değerlendirilecektir. Birikimler dışında, sadece riskin gerçekleşmesi halinde yapılan ödemeler ise gelir vergisinin konusuna girmemektedir.

Ölüm, maluliyet ve benzer risklerin gerçekleşmesi halinde risk teminatına ilaveten sigortalıya risk anındaki birikimlerinin değerinin ödenmesi veya birikim veya risk teminatından yüksek olanın ödenmesi esasına dayalı poliçelerde ödeme riskin gerçekleşmesine bağlı olarak yapılsa dahi, birikimli teminata isabet eden tutar menkul sermaye iradı olarak değerlendirilecektir.

Örneğin; birikim veya risk teminatından yüksek olanın ödenmesi esasına dayalı bir poliçe kapsamında, riskin gerçekleştiği anda risk teminatının birikimden daha yüksek olması halinde, ödenecek tutarın birikime isabet eden kısmı menkul sermaye iradı olarak gelir vergisine tabi olacaktır. Risk teminatı ile birikim arasındaki tutar ise gelir vergisine tabi olmayacaktır. Ancak riskin gerçekleştiği anda birikim tutarının daha yüksek olması halinde ödenecek tutarın tamamı menkul sermaye iradı olarak değerlendirilecektir.

2.4- Elde Edilen Gelirlerde İstisna Uygulaması

Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesinde yapılan düzenleme ile elde edilen gelirlerin bir kısmı gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Bu düzenlemeyle;

-Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlara yapılan ödemelerin % 25’i ,

-Türkiye’de kain ve merkezi Türkiye’de bulunan diğer sigorta şirketlerinden on yıl süreyle prim ödeyenlere yapılan ödemelerin % 10’u,

gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Bireysel emeklilik sistemi ile diğer şahıs sigortalarından vefat, maluliyet ve tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelere de yukarıda belirtilen istisna uygulanacaktır.

Ayrıca tek primli yıllık gelir sigortalarına ilişkin ödemelerin tamamı gelir vergisinden istisna edilmiştir.

2.5- Gelir Vergisi Tevkifat Uygulaması

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 15 numaralı bent hükmü uyarınca, emeklilik ve sigorta şirketleri; bireysel emeklilik sözleşmeleri ve birikimli şahıs sigortaları dolayısıyla yaptıkları ödemelerden, istisna edilen tutarlar hariç, gelir vergisi tevkifatı yapmak durumundadır.

Bakanlar Kurulu 24/12/2002 tarih ve 2002/5000 sayılı Kararı(*) ile uygulanacak tevkifat oranlarını aşağıdaki şekilde belirlemiştir.

Bireysel emeklilik ile diğer sigorta şirketlerince;

- On yıl süreyle prim, aidat veya katkı payı ödemeden ayrılanlara yapılan ödemelerden % 15,

- On yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile diğer şahıs sigortalarından on yıl süreyle prim veya aidat ödeyenlere ve vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerden % 10,

- Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerden %5,

oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

Daha öncede belirtildiği üzere, Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesinin 1 numaralı fıkrası uyarınca gelir vergisinden istisna edilen tutarlar üzerinden tevkifat yapılmayacaktır.

Birikimli şahıs sigortaları kapsamında yapılacak tevkifat 07/10/2001 tarihinden itibaren düzenlenen poliçelere ilişkin olarak yapılacak ödemeler açısından geçerlidir.

2.6- Elde Edilen Gelirin Yıllık Beyanname ile Beyanı

Gelir Vergisi Kanununun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan hükme göre, bireysel emeklilik sistemi ve şahıs sigortalarından elde edilen ve menkul sermaye iradı olarak tanımlanmış gelirler tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir.

Dolayısıyla, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi kapsamında yapılan tevkifat nihai vergileme olmaktadır.

2.7- 07/10/2001 Tarihinden Önce Akdedilen Poliçeler ile İlgili Ödemeler

Birikimli şahıs sigortaları açısından önceki bölümlerde yapılan açıklamalar 07/10/2001 tarihinden önce akdedilmiş şahıs sigorta poliçeleri dolayısıyla yapılan ödemeler bakımından geçerli değildir.

Kazanılmış haklarda herhangi bir kayba neden olmamak bakımından, 4697 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinde, bu poliçeler kapsamında yapılan ödemelerle ilgili olarak, Gelir Vergisi Kanununun 4697 sayılı Kanunla değişmeden önceki 23, 25, 75 ve 94 üncü madde hükümleri uygulanacaktır.

3- Ödenen Katkı Payı ve Primlerin Vergi Matrahının Tespitinde İndirim Konusu Yapılması

3.1- Ödenen Katkı Payları ve Sigorta Primlerinin Ücret Matrahının Tespitinde İndirimi

Vergiye tabi ücret matrahının tespitinde bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payının elde edilen ücretin %10’una kadar olan kısmı indirim konusu yapılabilecektir. Bireysel emeklilik dışında kalan şahıs sigortaları için ödenen primlerin ise elde edilen ücretin %5’ine kadar olan kısmı ücret matrahının tespitinde indirilebilecektir.

Bireysel emeklilik sistemi ile diğer şahıs sigortaları için ödenen primlerin birlikte olması halinde matrahtan indirim konusu yapılabilecek tutar ücretin %10’u ile sınırlı olacaktır. Bu durumda şahıs sigorta primleri için %5’lik sınır ayrıca aranacaktır.

Örnek: Bir ücretlinin Kasım 2003 döneminde ücret matrahının tespitinde indirim konusu yapabileceği katkı payı ve prim ödemelerine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.

Aylık Brüt Ücret 1.000.000.000 TL

Bireysel Emeklilik Sistemi Katkı Payı Ödemesi 40.000.000.TL

Şahıs Sigorta Primleri Ödemesi 80.000.000.TL

Önceki Dönemlerde (Ocak-Ekim/2003) İndirim Konusu Yapılmış Toplam Tutar 540.000.000.TL

Asgari Ücretin Yıllık Tutarı 3.672.000.000.TL

Brüt Ücretin %10’u 100.000.000.TL

Brüt Ücretin %5’i 50.000.000.TL

Bu bilgilere göre, ücretlinin, şahıs sigorta primi ile ilgili olarak matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilecek tutar ücretinin %5’i olan 50 milyon lira ile sınırlıdır. Dolayısıyla 80 milyonluk prim ödemesinin 50 milyonluk kısmı indirim konusu yapılabilecektir. Bu durumda şahıs sigorta primi olarak indirim konusu yapılacak tutarın yanı sıra bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payının tamamı olan 40 milyon lira da matrahın tespitinde indirim konusu yapılacaktır. Böylece indirilebilecek toplam tutar 90 milyon lira olacaktır.

İndirim konusu yapılacak katkı payı veya prim tutarının tespitinde esas alınacak ücret işveren tarafından çalışana hizmeti karşılığında ödenen aylık (maaş), prim, ikramiye, sosyal yardımlar ve zamlar gibi sürekli nitelikteki ödemelerin brüt tutarlarının toplamı olacaktır. Gider karşılığı olarak ödenen tutarlar (yapılan gerçek bir giderin karşılığı olsun olmasın) dikkate alınmayacaktır.

Bir takvim yılı içerisinde bireysel emeklilik ve diğer şahıs sigorta primleri ile ilgili olarak yapılabilecek indirim tutarı asgari ücretin yıllık tutarını aşmayacaktır. Bu sınırlama yıllık bazda dikkate alınacak olup, yıl içinde asgari ücret tutarında meydana gelebilecek değişiklikler, indirim yapılacak tutarların hesabında dikkate alınacaktır.

Ücretlinin eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için ücretli tarafından ödenen primler ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları da yukarıda belirtilen sınırlamalar çerçevesinde indirim konusu yapılabilecektir.

Bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ile şahıs sigorta primlerinin vergi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilmesi için; bireysel emeklilik şirketlerinin 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun 8 inci maddesinde yer alan hüküm uyarınca emeklilik branşında ruhsat almış şirketlerden olması, şahıs sigorta şirketlerinin ise Türkiye’de yerleşik ve merkezinin Türkiye’de olması gerekmektedir.

Küçük çocuk tabirinden, 18 yaşını doldurmamış ve mükellef tarafından bakmakla yükümlü olunan (nafaka suretiyle bakılanlar dahil) kişilerin anlaşılması gerekmektedir.

Örnek: Kasım 2003 döneminde bireysel emeklilik sistemine katılan bir ücretlinin ücret matrahının tespitinde indirim konusu yapabileceği katkı payı ve prim tutarlarının belirlenmesine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.

Aylık Brüt Ücret 5.000.000.000 TL

Bireysel Emeklilik Sistemi Katkı Payı Ödemesi 300.000.000.TL

Şahıs Sigorta Primleri Ödemesi 100.000.000.TL

Eş Adına Şahıs Sigorta Primi Ödemesi 200.000.000.TL

Önceki Dönemlerde (Ocak-Ekim/2003) İndirim Konusu Yapılmış Toplam Tutar 2.500.000.000.TL

Asgari Ücretin Yıllık Tutarı 3.672.000.000.TL

Brüt Ücretin %10’u 500.000.000.TL

Brüt Ücretin %5’i 250.000.000.TL

Eşin ücret geliri veya yıllık beyanname ile beyanı gereken başkaca bir geliri bulunmamaktadır.

Bu bilgilere göre, brüt ücreti 5 milyar lira olan ücretli, bireysel emeklilik sistemi ve şahıs sigortaları için ödediği toplam 600 milyon liranın 500 milyon liralık kısmını (brüt ücretinin %10’u) gelir vergisi matrahının hesaplanmasında indirim konusu yapabilecektir. Ücretlinin Kasım ayına kadar indirim konusu yaptığı tutar ile Kasım ayında indirim konusu yapabileceği tutarın toplamı asgari ücretin yıllık tutarından düşük olduğu için, asgari ücret tutarı ile ilgili sınırlamanın Kasım ayında yapılabilecek indirim tutarına bir etkisi olmayacaktır.

3.2- Ödenen Katkı Payları ve Sigorta Primlerinin Yıllık Beyanname ile Beyan Edilecek Gelirlerde İndirimi

Yıllık beyanname veren mükellefler, vergi matrahlarının tespitinde bireysel emeklilik sistemine ödedikleri katkı payının beyan edilen gelirin %10’una kadar olan kısmını gelir vergisi matrahlarının tespitinde indirim konusu yapabileceklerdir. Bireysel emeklilik dışında kalan şahıs sigortaları için ödenen primlerin ise beyan edilen gelirin %5’ine kadar olan kısmı matrahın tespitinde indirim konusu yapılacaktır. Beyan edilen gelir olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları toplamından önceki tutar esas alınacaktır.

Bireysel emeklilik sistemi ile diğer şahıs sigortaları için ödenen primlerin birlikte olması halinde matrahtan indirim konusu yapılabilecek tutar beyan edilen gelirin %10’u ile sınırlı olacaktır. Bu durumda şahıs sigorta primleri için %5 oranındaki sınır ayrıca aranacaktır.

Örnek: Yıllık beyanname verecek olan bir mükellefin 2003 yılı matrahının tespitinde indirim konusu yapabileceği katkı payı ve prim tutarlarına ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.

Beyan Edilen Gelir 30.000.000.000 TL

Bireysel Emeklilik Sistemi Katkı Payı Ödemesi 0 TL

Şahıs Sigorta Primleri Ödemesi 2.400.000.000.TL

Asgari Ücretin Yıllık Tutarı 3.672.000.000.TL

Beyan Edilen Gelirin %10’u 3.000.000.000.TL

Beyan Edilen Gelirin %5’i 1.500.000.000.TL

Mükellef tarafından 2003 takvim yılında sigorta şirketine ödenen 2,4 milyar liralık prim tutarı, asgari ücretin yıllık tutarını aşmamakla birlikte, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları toplamından önceki tutarın %5’ini aştığından gelir vergisi matrahından indirebilecek tutar 1,5 milyar lira olacaktır.

Bu örnekte mükellef tarafından ödenen 2,4 milyar lira bireysel emeklilik sistemine ilişkin katkı payı olsaydı, bu tutarın tamamı, elde edilen gelirin % 10’unu ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmadığından, matrahın tespitinde indirim konusu yapılabilecekti.

Mükellefin eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri ve bunlar adına bireysel emeklilik sistemine ödenen prim ve katkı payları da yukarıda belirtilen sınırlamalar çerçevesinde indirim konusu yapılabilecektir.

Örnek: 2003 yılında ticari faaliyeti 40 milyar lira kar ve serbest meslek faaliyeti 10 milyar lira zararla sonuçlanan bir mükellefin 2003 yılı matrahının tespitinde indirim konusu yapabileceği katkı payı ve prim tutarlarına ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.

Beyan Edilen Gelir 30.000.000.000 TL

Bireysel Emeklilik Sistemi Katkı Payı Ödemesi 2.500.000.000.TL

Şahıs Sigorta Primleri Ödemesi 400.000.000.TL

Küçük Çocuklar Adına Şahıs Sigorta Primi Ödemesi 1.000.000.000.TL

Asgari Ücretin Yıllık Tutarı 3.672.000.000.TL

Beyan Edilen Gelirin %10’u 3.000.000.000.TL

Beyan Edilen Gelirin %5’i 1.500.000.000.TL

Gerek bireysel emeklilik sistemi gerekse şahıs sigorta primleri için ödenen tutarlar ayrı ayrı değerlendirildiğinde beyan edilen gelirin % 10’u ve/veya % 5’i olarak belirlenmiş sınırların altında kalmakla birlikte, toplam indirim tutarı beyan edilen gelirin %10’u olan 3 milyar lira olacaktır. Bu örnekte, beyan edilen gelir 40 milyar lira olsaydı asgari ücretin yıllık tutarına ilişkin sınırlama nedeniyle indirim konusu yapılabilecek tutar 3.672.000.000.TL olacaktı.

Mükelleflerce ödenen prim ve katkı paylarının yıllık beyanname ile beyan edilen gelirden indirebilmesi için, bu prim ve katkı paylarının ücretin safi tutarının tespitinde ayrıca indirilmemiş olması gerekmektedir.

Mükellefin eşi ve çocuklarının ayrı beyanname vermeleri halinde, eş ve çocuklar adına ödenen prim ve katkı payları öncelikle kendi gelirlerinden indirilecektir.

3.3- 07/10/2001 Tarihinden Önce Akdedilen Poliçeler ile İlgili Primler

Kazanılmış haklarda herhangi bir kayba neden olmamak bakımından, 4697 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinde, 07/10/2001 tarihinden önce akdedilmiş şahıs sigorta poliçeleri kapsamında ödenen primlerin vergi matrahının tespitinde indirimi ile ilgili olarak, Gelir Vergisi Kanununun 4697 sayılı Kanunla değişmeden önceki 63 ve 89 uncu madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla, söz konusu poliçelerle ilgili olarak ödenen primler açısından 147 ve 216 numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamalar geçerli olacaktır.

07/10/2001 tarihinden önce akdedilmiş sigorta poliçeleri için Gelir Vergisi Kanununun 63/3 üncü maddesinde 4697 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki hükümleri, 07/10/2001 tarihinden itibaren akdedilmiş sigorta poliçeleri için ise 4697 sayılı Kanunla değişik yeni hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Aynı dönemde hem eski hem yeni akdedilmiş sigorta poliçeleri için ödenen primlerin ise birbiri ile ilişkilendirilmeksizin ayrı ayrı hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

Örneğin, bir kişinin 07/10/2001 tarihinden önce ve bu tarihten sonra düzenlenmiş şahıs sigorta poliçeleri için prim ödemesi halinde indirim konusu yapılacak prim tutarının belirlenmesinde öncelikle 07/10/2001 tarihinden önce düzenlenmiş olan şahıs sigorta poliçesi için ödenen primin dikkate alınması gerekmektedir. İndirilen bu tutarın o aydaki brüt ücretin % 5’inin altında kalması durumunda ise, % 5’e ulaşıncaya kadar 07/10/2001 tarihinden sonra düzenlenmiş olan şahıs sigorta poliçesi için ödenen primler indirim konusu yapılabilecektir.

4- İşverenler Tarafından Ücretliler Adına Ödenen Katkı Paylarının Ticari Kazancın Tespitinde İndirimi

Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin 9 numaralı bendinde yer alan hüküm işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı paylarının, ücretlerle ilişkilendirilmeksizin, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilmesine imkan tanımaktadır.

Bu kapsamda indirim konusu yapılabilecek tutar, ücretlinin elde ettiği ücretin %10’unu ve yıllık bazda asgari ücretin yıllık tutarını aşamayacaktır.

Gerek işverenler gerekse ücretliler tarafından ödenen ve vergi matrahının tespitinde dikkate alınan katkı paylarının toplamı, ücretlinin elde ettiği ücretin %10’unu ve yıllık bazda asgari ücretin yıllık tutarını (Gelir Vergisi Kanununun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde belirlenen oran ve haddi) aşamayacaktır.

Hem işveren hem de ücretli tarafından katkı payı ödenmesi ve toplam tutarın yukarıda belirtilen sınırı aşması halinde, indirimin öncelikli olarak ücret matrahının tespitinde mi yoksa ticari kazancın tespitinde mi yapılacağı konusu taraflarca serbestçe belirlenebilecektir.

Örnek: Ücretlinin Kasım 2003 döneminde bireysel emeklilik sistemine ödediği katkı payı tutarı 300 milyon liradır. Bu tutarın yarısı işveren tarafından emeklilik şirketine ödenmektedir.

Aylık Brüt Ücret 2.000.000.000 TL

Bireysel Emeklilik Sistemi Katkı Payı Ödemesi (ücretli) 150.000.000.TL

Bireysel Emeklilik Sistemi Katkı Payı Ödemesi (işveren) 150.000.000.TL

Önceki Dönemlerde (Ocak-Ekim/2003) İndirim Konusu Yapılmış Toplam Tutar 600.000.000.TL

Asgari Ücretin Yıllık Tutarı 3.672.000.000.TL

Brüt Ücretin %10’u 200.000.000.TL

Brüt Ücretin %5’i 100.000.000.TL

Ödenen katkı payı toplam tutarı 300 milyon lira olmasına rağmen brüt ücretin %10’unun 200 milyon lira olması nedeniyle, hem işçi hem de işveren tarafından toplam indirilecek katkı payı tutarı 200 milyon lira olacaktır.

İndirimde ücret matrahının tespitine öncelik verilmesi durumunda, ücretli tarafından ödenen katkı payı 150 milyon lira Gelir Vergisi Kanununun 63/3 üncü maddesi uyarınca, ücretin safi tutarının tespitinde indirim konusu yapılacaktır. Aynı dönemde işveren tarafından ödenen tutarın sadece 50 milyon liralık kısmı ücretle ilişkilendirilmeksizin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilecektir. İşveren tarafından ödenen ancak Gelir Vergisi Kanununun 40/9 uncu maddesi uyarınca indirilemeyen 100 milyon lira ise ücret olarak vergilendirilmek suretiyle ticari kazancın tespitinde dikkate alınacaktır.

PERFORMANS SUNUM STANDARTLARINA İLİŞKİN TEBLİĞ DEĞİŞİKLİĞİ HAKKINDA DUYURU

21.01.2003 tarih ve 25000 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Seri:V, No:60 sayılı “Bireysel ve Kurumsal Portföylerin Performans Sunumuna, Performansa Dayalı Ücretlendirme ve Sıralama Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ”inde yayımı sonrasında sektör temsilcilerince uygulamada yaşanan güçlüklerle ilgili olarak Kurulumuza iletilen görüşler çerçevesinde aşağıdaki konularda değişiklikler yapılmıştır: 1. Portföy yönetim sözleşmelerinin Tebliğ hükümlerine uygun hale getirilebilmesi amacıyla tebliğin yürürlük tarihi 01.01.2004’e ertelenmiştir.

2. Tebliğde belirtilen asgari 5 yıllık sunum dönemleri geçmişe dönük verilere ulaşmada yaşanan zorluklar nedeniyle kademeli hale getirilmiştir. Bunun sonucunda ilk sunum 2004 yılı sonunda bir senelik bir dönem (01.01.2004 – 31.12.2004 dönemi) için yapılabilecek ve takip eden 5 yıl boyunca 01.01.2004’ten başlayan senelik dönemler için sunumlar yapılabilecektir. 3. Karşılaştırma ölçütünün yatırım amaç ve stratejisi ile yatırım yapılan varlık gruplarının niteliklerine uygun olarak, ilgili endekslerin ağırlıklandırılması yoluyla belirlenmesine imkan tanınmış ve varlık grupları ile bire bir uyuşması zorunluluğu kaldırılmıştır.

4. Tebliğ’de belirlenen esaslara uygun karşılaştırma ölçütü belirlenememiş olması halinde, ilan ve reklamlarda performans bilgisi verilmesi yasaklanmıştır.

5. Nitelikli yatırımcı tanımı yapılarak mali gücü yüksek olan yatırımcıların portföylerinde performansa dayalı ücretin taraflar arasında serbestçe belirlenmesine imkan tanınmıştır. 6. Basın yayın kuruluşları ile elektronik ortamlarda kurumsal yatırımcıların getiri oranlarının verilmesi tebliğ kapsamı dışında tutulmuştur.

7. Basit getiri oranı kullanılarak yapılan sıralamalar performansa dayalı sıralama faaliyeti kapsamı dışında bırakılmıştır.

23 Ocak 2004 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 25355

Maliye Bakanlığından:

HARÇLAR KANUNU GENEL TEBLİĞİ

(Seri No:43)

02.01.2004 gün ve 25334 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 1.1.2004 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 5035 sayılı Kanun ile 492 sayılı Harçlar Kanununun 123 üncü maddesi ve mükerrer 138 inci maddesinde değişiklik yapılmış, Kanuna Ek Madde 1 eklenmiş ve ayrıca Kanuna ekli (1), (2), (4), (6), (7), (8) ve (9) sayılı tarifelerde değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu değişikliklerle ilgili açıklamalar aşağıda belirtilmiştir.

I-492 SAYILI HARÇLAR KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

A- 123 üncü maddede yapılan değişiklikler

5035 sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinin son fıkrası,

"Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler harca tabi tutulmaz." şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan düzenlemeye göre, anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş ve sermaye artırımı ile ilgili işlemleri ayrıca, bankaların, yurt dışı kredi kuruluşlarının ve uluslararası kurumların kullandıracakları her türlü kredilerin temini ve bu krediler nedeniyle kredi kuruluşlarına karşı verilecek teminatlar ve alınan bu kredilerin geri ödenmesi safhasında geri ödemeye ilişkin işlemler harçtan müstesna tutulacaktır.

B-Mükerrer 138 inci maddede yapılan değişiklikler

5035 sayılı Kanunun 32 nci maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanunun mükerrer 138 inci maddesinin ikinci fıkrasının sonuna,

"Bu şekilde hesaplanan maktu had ve tutarlarının % 5'ini aşmayan kesirleri dikkate alınmaz" hükmü eklenmiştir.

492 sayılı Harçlar Kanununun mükerrer 138 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden maktu harçlar (maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil) her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak bir tebliğ ile duyurulmaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanununun mükerrer 138 inci maddesine eklenen yukarıda belirtilen hüküm sadece bu Kanuna bağlı tarifelerde yer alan ve her yıl yeniden belirlenen maktu harçların had ve tutarlarının Bakanlığımızca hesaplanması sırasında kullanılacaktır. Bu hükme göre mükellefler veya vergi dairelerince herhangi bir hesaplama yapılmayacaktır.

C- Ek 1 inci madde ile yapılan değişiklikler

492 sayılı Harçlar Kanununun, 5035 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi ile eklenen Ek 1 inci Maddesinde;

"Döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemler harçlardan müstesnadır.

Döviz kazandırıcı faaliyetlerin kısmen veya tamamen gerçekleştirilmemesi halinde gerçekleşmeyen kısma ait alınmayan harç, mükelleflerden 213 sayılı Vergi Usul Kanunun hükümlerine göre ceza ve gecikme faizi ile birlikte geri alınır.

yukarıda belirtilen hususlarda harç istisnası uygulamak suretiyle işlem yapan kuruluşlar, istisnaya konu işlemin mahiyeti ile alınmayan harç tutarını, işlemin yapıldığı tarihi takip eden 30 gün içinde ilgililerin gelir veya kurumlar vergisi bakımından bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.

Döviz kazandırıcı faaliyetin gerçekleşmediğinin tespit edildiği tarihi takip eden 30 gün içinde, bu durumu vergi dairesine bildirmeyen kuruluşlar, harç ile ceza ve gecikme faizinin ödenmesinden ilgililerle birlikte müteselsilen sorumludurlar.

Bu maddenin uygulanması bakımından döviz kazandırıcı faaliyetlerin neler olduğu ve bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından birlikte tespit edilir." denilmiştir.

Ek 1 inci madde ile döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgili harç istisnasına ilişkin düzenleme yapılmıştır. Yapılan düzenlemeye ilişkin uygulama usul ve esasları ayrıca yayımlanacak bir tebliğ ile duyurulacaktır.

II-492 SAYILI HARÇLAR KANUNA EKLİ TARİFELERDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

492 sayılı Harçlar Kanunun Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak 1.1.2004 tarihinden itibaren uygulanacak maktu harçlar ile ve nispi harçların asgari ve azami miktarları, yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle artırılarak 26.12.2003 gün ve 25328 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 41 Seri No.lu Harçlar Kanunu Genel Tebliği ile duyurulmuştur.

Ancak, 5035 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (1), (2), (4), (6), (7), (8) ve (9) sayılı tarifelerde değişiklikler yapılmış olup, bu değişikliklerin 1.1.2004 tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre, 1.1.2004 tarihinden itibaren aşağıda belirtilen tarifelerdeki değişiklikler esas alınarak işlem yapılması gerekmektedir.

A- (1) Sayılı Tarifede Yapılan Değişiklikler

492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (I) sayılı tarifenin "A) Mahkeme Harçları" başlıklı bölümünün (I 3), (III-I-e) ve (III-2-b ve c) fıkralarında 5035 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile yapılan değişiklikle belirtilen fıkralara "Askeri Yüksek İdare Mahkemesi" ibaresi eklenmiştir. Tarifenin ilgili hükümleri aşağıda belirtilmiştir.

"3. Bölge İdare Mahkemeleri, Yargıtay, Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde

(15.300.000.TL.)"

"c) Yukarıdaki nispetler Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Yargıtayın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları için de aynen uygulanır."

"b) (a) fıkrasında yazılı davalarda esasa taalluk eden veya tashihi karar taleplerinin reddine dair Yargıtay, Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararlarında

(20.000.000.TL.)

"c) İdare Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Yargıtay, Danışta ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin icranın tehiri kararlarında

(16.400.000.TL.)"

B- (2) Sayılı Tarifede Yapılan Değişiklikler

17.6.2003 tarih ve 25141 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4884 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 69 uncu maddesinde yapılan değişiklik ile ticaret sicil memurluklarına, anonim ve limited şirketlerin kuruluş aşamasında şirket defterlerini tasdik yetkisi verilmiştir. Buna paralel olarak 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (2) sayılı tarifenin "II-Maktu Harçlar"

başlıklı bölümünün (4) numaralı fıkrasının sonuna 5035 sayılı Kanununun 35 inci maddesi ile eklenen hüküm ile ticaret sicili memurluklarınca yapılacak defter tasdik işlemleri harç kapsamına alınarak söz konusu işlem (2) sayılı tarifenin (4) numaralı fıkrasına göre harca tabi tutulmuştur.

C- (4) Sayılı Tarifede Yapılan Değişiklikler

492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (4) sayılı tarifenin "II- Kadastro ve tapulama işlemleri" başlıklı bölümüne (d) fıkrasından sonra gelmek üzere 5035 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ile eklenen paragrafla "kadastro işlemlerinin yenilenmesinden harç alınmayacağı" hüküm altına alınmıştır.

D- (6) Sayılı Tarifede Yapılan değişiklikler

5035 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (6) sayılı tarifenin "II-Vize harçları" başlığı "II-Vize müracaat ve vize harçları" şeklinde, aynı bölümün (2) numaralı fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen paragraf hükmü ile, "Hangi ülke vatandaşlarından vize müracaat harcı, hangi ülke vatandaşlarından vize harcı alınması gerektiği ile harç tutarlarının tespitine mütekabiliyet esası gözönünde tutularak Dışışleri Bakanlığı yetkilidir." şeklinde, "III- Yabancılara verilecek ikamet tezkeresi ve Dışışleri Bakanlığı tasdik harçları" bölümünün (I) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"1- İkamet tezkeresi:

1 aya kadar her gün için

(5.000.000.TL.)

(Bu tutar ilk ay için tezkere başına 10 milyondan az 50 milyondan çok olamaz

1 aydan sonraki her ay için

(30.000.000.TL.)

İlk aydan sonraki aylara ait harcın hesabında ay kesirleri tam ay olarak dikkate alınır."

Yapılan düzenlemeye göre ikamet tezkeresi harçlarının 1 aya kadar sürelerde gün esasını göre, 1 aydan sonraki süreler için ise ay esasını göre hesaplanması gerekmektedir.

Buna göre, örneğin:

1- 1 gün süreli olarak verilen ikamet tezkeresinden 5.000.000.TL harç doğacaktır. Ancak ilk ay için tezkere başına asgari harç miktarı 10.000.000.TL olarak belirlendiğinden 10.000.000.TL harç tahsil edilecektir.

2- 20 gün süreli olarak düzenlenen ikamet tezkeresinden 5x5.000.000=25.000.000.TL harç tahsil edilecektir.

3- 20 gün süreli olarak düzenlenen ikamet tezkeresinden 20x5.000.000.T=100.000.000 TL harç doğacaktır. Ancak, ilk ay için alınacak harç miktarı 50.000.000.TL'den çok olamayacağı için harç 50.000.000.TL olarak tahsil edilecektir.

4- 3 ay süreli olarak düzenlenen ikamet tezkeresinden ilk ay için 50.000.000.TL ve sonraki iki ay için 2x30.000.000=60.000.000.TL ve toplam olarak 50.000.000+60.000.000=110.000.000.TL harç alınacaktır.

E- (7) Sayılı Tarifede Yapılan Değişiklikler

5035 sayılı Kanunun 38 inci maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (7) sayılı tarifenin "II-Liman işlemleri" bölümünün (6) ve (7) numaralı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"6. Yeterlik Belgesi Harçları:

a) Uzakyol Kaptanı, Uzakyol Başmakinist/Başmühendisi, Uzakyol Birinci Zabiti, Uzakyol İkinci Mühendisi/Makinisti, Uzakyol Vardiya Zabiti, Uzakyol Vardiya Mühendisi/Makinisti, Liman Kılavuz Kaptanı, İstanbul Boğazı Kılavuz Kaptanı ve Çanakkale Boğazı Kılavuz Kaptanı

(31.100.000.TL)

b) Kaptan, Başmakinist ve Deniz Kılavuz Kaptanı

(20.600.000.TL)

c) Birinci Zabit, İkinci Makinist, Vardiya Zabiti, Telsiz Zabiti/Operatörü, Makine Zabiti, Yat Kaptanı, Balıkadam, 1. Sınıf Dalgıç, 2 Sınıf Dalgıç, Balıkadam Gaz Karışım ve Açık Deniz Balıkçı Gemisi Kaptanı

(12.300.000.TL)

d) Sınırlı Kaptan, Sınırlı Başmakinist, Sınırlı Vardiya Zabiti, Sınırlı Makine Zabiti, Amatör Denizci ve Balıkçı Gemisi Kaptanı)

(9.000.000.TL)

7- Türk Denizci Kütüğüne kayıt suretlerinden (Fotokopiler dahil), Gemiadamı Cüzdanı, Gemiadamlarının Eğitim, Belgelendirme ve Vardiya Standartları Hakkında Uluslararası Sözleşme Kapsamında Verilen Eğitim Sertifikaları ve Kısa Mesafi Telsiz Belgeleri

(5.900.000.TL)

F- (8) Sayılı Tarifede Yapılan Değişiklikler

5035 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (8) sayılı tarifenin "VI-Meslek erbabına verilecek tezkere, vesika ve ruhsatnamelerden alınacak harçlar" başlıklı bölümünün (15) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile (16) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan tutarlar aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiş, (16) numaralı fıkranın sonuna aşağıdaki (c) bendi eklenmiş aynı tarifenin XI inci bölümünün başlığı "Finansal faaliyet harçları" olarak değiştirilmiş, bölümün (8) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve tarifenin sonuna aşağıdaki (10) numaralı fıkra eklenmiştir.

15. Avcılık belgesi:

Hususi Kanunu gereğince verilecek avcılık belgeleri

(Her yıl içi)

"a) Avcı derneklerine dahil olanlardan

(110.000.000.TL)

b) Avcı derneklerine dahil olmayanlardan

(120.000.000.TL)

16. Silah taşıma ve bulundurma vesikaları

a) Resmi makamlar tarafından gerçek kişilere verilecek silah taşıma müsaade vesikaları (Her yıl için)

(250.000.000.TL)

b) Bulundurma vesikaları

(400.000.000.TL)

c) Özel kanuna göre verilecek yivsiz tüfek ruhsatnameleri

(10.000.000.TL)"

XI- Finansal Faaliyet Harçları

"8-a) Sigorta şirketleri kuruluş izin belgeleri (Her yıl için)

(42.622.000.000.TL)

Sigorta şirketleri kuruluş izin belgeleri (Her yıl için)

(47.395,60 YTL)

Sigorta şirketleri kuruluş izin belgeleri (Her yıl için)

(52.040,30 YTL)

b) Emeklilik şirketleri kuruluş izin belgeleri (Her yıl için)

(30.000.000.000.TL)

Emeklilik şirketleri kuruluş izin belgeleri (Her yıl için)

(33.360,00 YTL)

Emeklilik şirketleri kuruluş izin belgeleri (Her yıl için)

(36.629,20 YTL)

"10. İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yapılan iş ve işlemler nedeniyle alınan menkul kıymet kotasyon ve tescil ücretleri, kurtaj ücretlerinden borsa yönetimine ödenecek borsa payları ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan tescil ve kayıtlar nedeniyle alınan ücretler üzerinden

(Yüzde 50)"

5035 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin 5 inci fıkrası ile 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (8) sayılı tarifenin "V-Satış ruhsatnameleri" başlıklı bölümünün 1 inci maddesinde yer alan tekel konusuna giren maddeleri satmak isteyenlere verilecek satış ve ruhsat tezkereleri ile 2 inci maddesinde yer alan tekel konusuna giren maddeleri imal ve ithal etmek isteyenlere verilecek izin vesikaları Harçlar Kanunu kapsamı dışına çıkarılmıştır.

G-(9) Sayılı Tarifede Yapılan Değişiklikler

5035 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (9) sayılı tarifenin "II-Sürücü belgesi harçları" bölümünün (a) bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

"a) A1, A2, B, F ve II. sınıfı sürücü belgelerinden

(100.000.000.TL)"

Yapılan düzenleme ile K sınıfı sürücü aday belgesi Harçlar Kanunu kapsamı dışına çıkarılmıştır.

Tebliğ olunur.

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

Gelirler Genel Müdürlüğü

GIDER VERGILERI SIRKÜLERI/2

Konusu : Bireysel emeklilik şirketlerinin ve aracılarının banka ve sigorta muameleleri vergisi mükellefiyeti ve bunların elde ettikleri gelirlerin banka ve sigorta muameleleri vergisi karşısındaki durumu.

Tarihi : 17.03.2004

Sayısı: Gider Vergileri Kanunu-2 / 2004-2/ BSMV-1

İlgili olduğu maddeler : Gider Vergileri Kanunu Madde 28, 29, 30, 31.

1- Giriş :

4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu(1) ile kamu sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı ve bireylere emeklilik dönemlerinde ek gelir sağlamak suretiyle refah düzeyinin yükseltilmesini amaçlayan bir emeklilik sistemi yürürlüğe konulmuştur. Bu düzenlemeye ilişkin olarak 4697 sayılı Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun(2) ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun(3) istisnalara ilişkin 29. maddesinde düzenleme yapılmıştır.

4632 sayılı Kanun uyarınca kurulan bireysel emeklilik şirketleri ve bireysel emeklilik aracılarının banka ve sigorta muameleleri vergisi uygulaması karşısındaki durumuna ilişkin açıklamalar, bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.

2- Bireysel Emeklilik Şirketlerinin Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Karşısındaki Durumu

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde; “Banka ve sigorta şirketlerinin 10.6.1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 30 uncu maddesinde banka ve sigorta muameleleri vergisi mükelleflerinin banka, banker ve sigorta şirketlerinin olduğu, 31 inci maddesinde ise, banka ve sigorta muameleleri vergisi matrahının 28 inci maddede yazılı paraların tutarı olacağı hükme bağlanmıştır.

4632 sayılı Kanun uyarınca münhasıran emeklilik sigortası faaliyeti için kurulan, ancak hayat ve ferdi kaza sigortaları dallarında da işlem yapabilen bireysel emeklilik şirketleri; 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu uygulamasında sigorta şirketleri kapsamında olduğundan, Gider Vergileri Kanununa göre istisna edilenler hariç olmak üzere yaptıkları her türlü işlemler sonucu lehe aldıkları paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi bulunmaktadır.

3- Bireysel Emeklilik Şirketlerinin Elde Etmiş Oldukları Gelirlerin Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Uygulaması Karşısındaki Durumu

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesine göre; sigorta şirketlerinin 10.6.1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, yapmış oldukları her türlü işlemler sonucu lehe kalan paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinin konusuna girmektedir.

Gider Vergileri Kanununun istisnalar ile ilgili hükümlerinin yer aldığı 29 uncu maddesinin (i) bendinde; “Emeklilik sözleşmeleri, hayat sigortaları (hayat sigortalarında ferdi kaza, hastalık sonucu malûliyet ve tehlikeli hastalıklar teminatlarının da ek teminat olarak verildiği sözleşmeler dahil) ve sağlık sigortaları ile ihracata ait nakliyat sigortalarında sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar”, (t) bendinde; “Emeklilik yatırım fonlarının, sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralar”, (u) bendinde ise; “Banka ve sigorta şirketleri ile emeklilik şirketlerinin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibari değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu kendi lehlerine kalan paralar”ın; banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna olduğu hükümleri yer almaktadır.

4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun 7 nci maddesinde; bireysel emeklilik şirketleri tarafından katılımcıların sisteme ilk kez katılması sırasında ve yeni bir bireysel emeklilik hesabı açtırmaları halinde giriş aidatı talep edileceği, giriş aidatları bireysel emeklilik hesabına ödenen katkılardan ayrı olarak, katkı payı, fon varlıkları veya fon gelirleri üzerinden yönetim gideri ve fon işletim masrafı kesintisi yapılabileceği, bireysel emeklilik hesaplarından yapılacak her türlü kesintinin ve giriş aidatlarının emeklilik sözleşmesinde belirtilmesinin zorunlu olduğu hükmü yer almaktadır.

Bu hükümlere göre; bireysel emeklilik şirketlerinin yalnızca emeklilik sözleşmeleri üzerinden aldıkları paralardan oluşan gelirleri, bireysel emeklilik şirketine ait emeklilik yatırım fonlarının sermaye piyasalarından elde edeceği paralar ve emeklilik şirketlerinin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibari değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu kendi lehlerine kalan paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna edilmektedir. Bireysel emeklilik şirketlerinin belirtilen istisnalar dışında yapmış oldukları her türlü işlemler dolayısıyla kendi lehlerine nakden veya hesaben almış oldukları paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.

4- Bireysel Emeklilik Aracıları ve Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi

4632 sayılı Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’nun 11 inci maddesinin verdiği yetkiye göre yayımlanan Bireysel Emeklilik Aracıları Hakkında Yönetmelikte(4) bireysel emeklilik aracıları; aracılık hizmetlerini bir sözleşmeye dayanarak, daimi bir surette şirketlerin emeklilik sözleşmelerine aracılık eden veya bunları şirket adına yapan gerçek kişiler olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu yönetmelikte bireysel emeklilik aracılığı ise, bireysel emeklilik şirketleri tarafından katılımcılara sunulan emeklilik ürünlerinin tanıtımını, pazarlanmasını, satışını ve bireysel emeklilik sistemine ilişkin diğer aracılık hizmetlerini ifade etmektedir. Aynı yönetmelikte, bireysel emeklilik aracılarının hiçbir surette giriş aidatı, katkı payı veya benzeri adlar altında tahsilat yapamayacakları hüküm altına almıştır.

Bilindiği üzere; sigorta acentelerinin banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olmaları, poliçe tanzimine veya tahsilata yetkili olup olmamalarına bağlıdır. Bireysel emeklilik aracılarının da banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olmaları, poliçe tanzimine veya tahsilata yetkili olup olmadıklarına bağlı bulunmaktadır. Bu nedenle, bireysel emeklilik şirketleri nam ve hesabına bireysel emeklilik katılımcıları ile sözleşme yapmak veya tahsilat yapmak konusunda, bireysel emeklilik şirketleri tarafından bireysel emeklilik aracılarına yetki verilmiş olması halinde; banka ve sigorta muameleleri vergisi mükellefi olacaklar ve bireysel emeklilik aracıları tarafından yapılan her türlü muameleler dolayısı ile lehe alınan paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi tutulacaktır.

Duyurulur.

(1) 07/04/2001 tarihli ve 24366 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(2) 10/07/2001 tarihli ve 24458 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(3) 23/07/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(4) 03.03.2004 tarihli ve 25391 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Osman ARIOĞLU0020

Bakan a.

Gelirler Genel Müdürü

BAZI KANUNLARDA VE 178 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

Kanun No: 5228 Kabul Tarihi: 16/7/2004

Resmi Gazete Sayısı: 25539 Resmi Gazete Tarihi: 31/7/2004

Madde 28-

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Diğer indirimler

Madde 89- Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıdaki indirimler yapılabilir:

1. Beyan edilen gelirin % 10'unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta primleri için, beyan edilen gelirin % 5'ini) ve asgarî ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla, mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primleri ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları (sigortanın veya emeklilik sözleşmesinin Türkiye'de kâin ve merkezi Türkiye'de bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketi nezdinde akdedilmiş olması, prim ve katkı tutarlarının gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması ve ücret geliri elde edenlerin ücretlerinin safi tutarının hesaplanması sırasında ayrıca indirilmemiş bulunması şartıyla, eşlerin veya çocukların ayrı beyanname vermeleri halinde, bunlara ait prim ve katkı payları kendi gelirlerinden indirilir).

Bakanlar Kurulu bu bentte yer alan oranları bir katına kadar artırmaya ve belirtilen haddi asgarî ücretin yıllık tutarının iki katını geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir.

Kanun No : 5252 Resmi Gazete No : 25.642

Kabul Tarihi : 04.11.2004 Resmi Gazete Tarihi : 13.11.2004

TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

Amaç

MADDE 1. - (1) Bu Kanunun amacı, 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Kapsam

MADDE 2. - (1) Bu Kanun, diğer kanunlarda, yürürlükten kaldırılan 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununa yapılan yollamaları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kaldırılan hükümleri ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması için diğer kanunlarda yapılan değişiklikleri, yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş suçlar hakkında ne suretle hüküm kurulacağına ve kesinleşmiş cezaların nasıl infaz edileceğine ilişkin hükümleri kapsar.

İKİNCİ BÖLÜM

Uyum Hükümleri

Yollamalar

MADDE 3. - (1) Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan Türk Ceza Kanununa yapılan yollamalar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelere yapılmış sayılır.

(2) Mevzuatta, yürürlükten kaldırılmış Türk Ceza Kanununun kitap, bab ve fasıllarına yapılmış olan yollamalar, o kitap, bab ve fasıl içinde yer almış hükümlerin karşılığını oluşturan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun maddelerine yapılmış sayılır.

Diğer kanunlardaki para cezalarının artırılması ve usulü

MADDE 4. - (1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun dışındaki kanunlarda yer alan para cezalarından nispî nitelikteki vergi ve resim cezaları, nispî para cezaları ve tazminat kabilinden değişen orana bağlı bulunan para cezaları hariç olmak üzere, kanun ve tüzüklerde alt ve üst sınırları veya bunlardan birinin gösterildiği veya hiç gösterilmediği veya sabit bir rakam olarak gösterilmiş bulunan para cezalarından (idarî ve disiplin para cezaları dahil);

a) Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk kurulduğu tarihten önce yürürlüğe girmiş bulunan bütün kanun ve tüzüklerde yazılı olup da, daha sonraki tarihlerde Türkiye Büyük Millet Meclisince miktarına dokunulmamış para cezaları yüzkırkikibinsekizyüzaltmış katına,

b) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul olunup da;

1. 31.12.1939 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları seksenbeşbinyediyüzonbeş katına,

2. 1.1.1940 tarihinden 31.12.1945 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları elliyedibinyüzkırkbeş katına,

3. 1.1.1946 tarihinden 31.12.1959 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları yirmisekizbinbeşyüzyetmiş katına,

4. 1.1.1960 tarihinden 31.12.1970 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları ondörtbinikiyüzseksenbeş katına,

5. 1.1.1971 tarihinden 31.12.1977 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları sekizbinbeşyüzyetmiş katına,

6. 1.1.1978 tarihinden 31.12.1980 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları ikibinsekizyüzaltmış katına,

7. 1.1.1981 tarihinden 31.12.1987 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları bindörtyüzotuz katına,

8. 1.1.1988 tarihinden 31.12.1993 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları kırkdört katına,

9. 17.10.1996 tarihli ve 4199 sayılı, 21.5.1997 tarihli ve 4262 sayılı kanunlarla değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu istisna olmak üzere, 1.1.1994 tarihinden 31.12.1998 tarihine kadar yürürlüğe girmiş kanunlardaki para cezaları yirmidokuz katına,

10. 1.1.1999 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları beş katına,

11. 1.1.2000 tarihinden 31.12.2000 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları dört katına,

12. 1.1.2001 tarihinden 31.12.2001 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları üç katına,

13. 1.1.2002 tarihinden 31.12.2002 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları iki katına,

Çıkarılmıştır.

Ağır para cezasının dönüştürülmesi

MADDE 5. - (1) Özel ceza kanunları ile ceza içeren kanunlarda öngörülen "ağır para" cezaları, "adli para" cezasına dönüştürülmüştür.

(2) Bu kanunlarda Türk Ceza Kanununda belirlenen cezalar sistemine uygun değişiklik yapılıncaya kadar, birinci fıkrada belirtilen kanunlarda alt ve üst sınırlarından birisi veya bunlardan her ikisi gösterilmemiş olmakla birlikte, alt veya üst sınırlar arasında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adli para cezalarında cezanın alt sınırı dörtyüzellimilyon, üst sınırı yüzmilyar Türk Lirası olarak uygulanır. Bu fıkra hükümleri, nispî nitelikteki adli para cezaları hakkında uygulanmaz.

Ağır hapis cezasının dönüştürülmesi

MADDE 6. - (1) Özel ceza kanunları ile ceza içeren kanunlarda öngörülen "ağır hapis" cezaları, "hapis" cezasına dönüştürülmüştür.

Hafif hapis ve hafif para cezalarının dönüştürülmesi

MADDE 7. - (1) Özel ceza kanunları ile ceza içeren kanunlarda öngörülen "hafif hapis" cezaları, "hapis" cezasına; "hafif para" cezaları, "adli para" cezasına dönüştürülmüştür.

Yeni Türk Lirasının kullanılması

MADDE 8. - (1) Türk Ceza Kanununda geçen "Türk Lirası" ibaresi karşılığında, uygulamada, 28.1.2004 tarihli ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun hükümlerine göre ülkede tedavülde bulunan para "Yeni Türk Lirası" olarak adlandırıldığı sürece, bu ibare kullanılır.

Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul

MADDE 9. - (1) 1 Nisan 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir.

(2) Birinci fıkra hükmü, 1 Nisan 2005 tarihinden önce verilip de Yargıtay tarafından lehe olan hükümlerin uygulanması hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozularak mahkemesine gönderilen hükümler hakkında da uygulanır.

(3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.

İnfazın ertelenmesi veya durdurulması

MADDE 10. - (1) 1 Nisan 2005 tarihinden önce kesinleşmiş olan mahkûmiyet kararları hakkında bu Kanunun lehe olan hükümleri öncelikle dikkate alınarak, 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402 nci maddesi uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Değiştirilen ve Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

MADDE 11. - (1) 7.11.1979 tarihli ve 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun çeşitli maddelerinde geçen "11 yaş" deyimi "12 yaş" olarak değiştirilmiştir.

MADDE 12. - (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla,

a) 26.4.1926 tarihli ve 825 sayılı Ceza Kanununun Mevkii Mer'iyete Vaz'ına Müteallik Kanun,

b) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte,

Yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 13. - (1) Bu Kanunun,

a) "İnfazın ertelenmesi veya durdurulması" başlıklı 10 uncu maddesi hükmü yayımı tarihinde,

b) Diğer hükümleri 1 Nisan 2005 tarihinde,

Yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 14. - (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Kanun No : 5281 Resmi Gazete No : 25687 (3. Mük.)

Kabul Tarihi: 31/12/2004 Resmi Gazete Tarihi : 31/12/2004

VERGİ KANUNLARININ YENİ TÜRK LİRASINA UYUMU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNUN 30. MADDESİ

MADDE 30. - 193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 67. - 1) Bankalar ve aracı kurumlar takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla;

a) Alım satımına aracılık ettikleri menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve satış bedelleri arasındaki fark,

b) Alımına aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının itfası halinde alış bedeli ile itfa bedeli arasındaki fark,

c) Menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının tahsiline aracılık ettikleri dönemsel getirileri (herhangi bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına bağlı olmayan),

d) Aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemlerinden sağlanan gelirler,

Üzerinden % 10 oranında vergi tevkifatı yaparlar.

Dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için bu oran % 0 olarak uygulanır.

Aynı menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracından değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması halinde, ilk giren ilk çıkar yöntemi kullanılmak suretiyle, tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacak alış bedeli belirlenir. Bir menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının alımından önce elden çıkarılması halinde, elden çıkarılma tarihinden sonra yapılan ilk alım işlemi esas alınarak üzerinden tevkifat yapılacak tutar tespit edilir. Alış ve satış işlemleri dolayısıyla ödenen komisyonlar ile Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınır.

Aynı menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracından değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması halinde, ilk giren ilk çıkar yöntemi kullanılmak suretiyle, tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacak alış bedeli belirlenir. Bir menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının alımından önce elden çıkarılması halinde, elden çıkarılma tarihinden sonra yapılan ilk alım işlemi esas alınarak üzerinden tevkifat yapılacak tutar tespit edilir. Aynı gün içerisindeki işlemlerde ağırlıklı ortalama yöntemi kullanılabilir. Alış ve satış işlemleri dolayısıyla ödenen komisyonlar ile Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınır.

Üç aylık dönem içerisinde aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı ile ilgili olarak birden fazla alım satım işlemi yapılması halinde tevkifatın gerçekleştirilmesinde bu işlemler tek bir işlem olarak dikkate alınır. Aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı alım satımından doğan zararlar takvim yılı aşılmamak kaydıyla izleyen dönemlerin tevkifat matrahından mahsup edilir. Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının alış ve satış bedeli olarak işlem tarihindeki Yeni Türk Lirası karşılıkları esas alınarak tevkifat matrahı tespit edilir. Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının yabancı bir para cinsinden ihraç edilmiş olması halinde ise tevkifat matrahının tespitinde kur farkı dikkate alınmaz.

Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı sahibinin, bu kıymetleri başka bir banka veya aracı kuruma aktarması halinde, söz konusu menkul kıymetlerin alış bedeli ve alış tarihi aktarma yapılan kuruma bildirilir. Aktarmanın başka bir kişi veya kurum adına yapılması halinde, alış bedeli ve alış tarihinin ilgili banka veya aracı kuruma bildirilmesinin yanı sıra işlem Maliye Bakanlığına da bildirilir. Bu bildirimler, başka bir kişi veya kurum adına naklin aynı banka veya aracı kurumun bünyesinde gerçekleştirilmesi veya kıymetin sahibi tarafından fiziken teslim alınması halinde de yapılır.

Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının fiziken bir banka veya aracı kuruma teslim edilmesi halinde alış bedeli olarak, tevsik edilmesi kaydıyla, kıymet sahibinin beyanı esas alınır ve yapılan işlem Maliye Bakanlığına bildirilir.

Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonlarının (borsa yatırım fonları hariç) katılma belgelerinin ilgili olduğu fona iadesi, menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin alım satımı, Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde, tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasında ve hisse senetleri kâr paylarının hisse sahipleri adına tahsilinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz. Tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler için, Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80 inci madde hükümleri uygulanmaz.

Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde, tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri ile sürekli olarak portföyünün en az % 51'i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasında ve hisse senetleri kâr paylarının hisse sahipleri adına tahsilinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz. Tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler için, Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80 inci madde hükümleri uygulanmaz. (1.10.2006’dan itibaren geçerli olmak üzere)

Bu fıkra kapsamında yapılan tevkifat tutarları, verilecek muhtasar beyannameye dahil edilmez. Banka ve aracı kurumlar, tevkif ettikleri vergileri şekli ve muhteviyatı Maliye Bakanlığınca belirlenecek bir beyanname ile tevkifat dönemini izleyen ayın yirminci günü akşamına kadar bağlı oldukları vergi dairesine beyan eder ve yirmialtıncı günü akşamına kadar öderler.

Bu maddenin uygulaması bakımından banka veya aracı kurumlar (işleme taraf olanlar) kendilerinde bulunan veya ulaştırılan bilgi ve belgeler kapsamında tarhiyattan sorumlu tutulurlar. Bilgilerin eksik veya yanlış olması nedeniyle eksik beyan edilen kısım için bildirimi yapan adına gerekli tarhiyat yapılır.”

2) Bu Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (5) numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iratlarından (Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilenler hariç), ödemeyi yapanlarca, banka veya aracı kurumlara veya bunlar aracılığıyla diğer gerçek ve tüzel kişilere ödenenler hariç, % 10 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bankalara veya aracı kurumlara alış bedeli tevsik edilmeksizin teslim edilmiş olan menkul kıymetlerin gelirlerinin ödenmesinde ise ödeme banka veya aracı kurumlar aracılığıyla yapılsa dahi tevkifat yapılır. Menkul kıymetin bir banka veya aracı kurum aracılığıyla alınmış olması halinde tevkifatta, bu işlemdeki itfa bedeli ile alış bedeli arasındaki fark esas alınır. Bu iratlar üzerinden 94 üncü madde veya Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.

3) Bankalar ile aracı kurumlar, bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını (hisse senetleri ile (1) numaralı fıkranın altıncı paragrafında belirtilen menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları hariç) (1) numaralı fıkra kapsamında tevkifata tâbi tutulmaksızın almaları halinde, kendilerine satış yapanlar adına satış bedeli ile alış bedeli arasındaki fark üzerinden % 10 oranında tevkifat yaparlar. Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının daha önce bir banka veya aracı kurumdan alınmamış olması halinde, tevkifatın yapılmasında alış bedeli yerine ihraç bedeli esas alınır. Tevkif edilen vergiler (1) numaralı fıkra kapsamında verilecek beyannameye dahil edilmek suretiyle beyan edilir ve ödenir.

4) 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca % 15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bu iratlar üzerinden 94 üncü madde veya Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.

Bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca %15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bu fıkra kapsamında yapılan tevkifat tutarları 98 inci ve 119 uncu maddelerde belirtilen sürelerde beyan edilir ve ödenir. Bu iratlar üzerinden 94 üncü madde veya Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.

5) Gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmaması (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemez. Şu kadar ki, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan borsa yatırım fonları ve emeklilik yatırım fonlarının elde ettikleri kazançlar üzerinden (1) ve (4) numaralı fıkralar uyarınca tevkifat yapılmaz.

6) Bu maddenin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarında belirtilen tevkifat oranlarını yabancı para cinsinde ihraç edilen menkul kıymetlerden sağlanan getiriler ile döviz cinsinden açılmış hesaplardan elde edilen faiz gelirleri için beş puana kadar artırmaya veya kanunî oranına kadar indirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

7) (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca tevkifata tâbi tutulan kazançlar için gerçek kişilerce yıllık veya münferit beyanname verilmez. Diğer gelirler dolayısıyla verilecek yıllık beyannameye bu gelirler dahil edilmez. Söz konusu fıkra hükümleri uyarınca tevkifata tâbi tutulsun tutulmasın dar mükellef gerçek kişi veya kurumlarca Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden sağlanan kazanç ve iratlar için münferit veya özel beyanname verilmez.Ticarî faaliyet kapsamında elde edilen gelirler ticarî kazanç hükümleri çerçevesinde kazancın tespitinde dikkate alınır ve tevkif suretiyle ödenmiş olan vergiler, 94 üncü madde kapsamında tevkif edilen vergilerin tâbi olduğu hükümler çerçevesinde tevkifata tâbi kazançların beyan edildiği beyannamelerde hesaplanan vergiden mahsup edilir. Şu kadar ki, (2) ve (3) numaralı fıkralar kapsamında tevkif suretiyle ödenen verginin, işlemden doğan kazancın tâbi olduğu tevkifat oranı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı aşan kısmı yıllık beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilmez.

8) Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları hariç) (borsa yatırım fonları ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları dahil) (1.10.2006’dan itibaren geçerli olmak üzere) ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının Kurumlar Vergisinden istisna edilmiş olan portföy kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın % 0, diğerleri ise 1 Ekim 2006 tarihine kadar % 10, 1 Ekim 2006 tarihinden sonra %0 vergi tevkifatına tabi tutulur. Bu kazançlar üzerinden 94 üncü madde uyarınca ayrıca tevkifat yapılmaz. Bu fon veya ortaklıklarının katılma belgelerinin ilgili fona iadesinden elde edilen gelirler ile hisse senetlerinin alım satımından elde edilen kazançlar için yıllık beyanname verilmez. Diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmez. Ticarî işletmeye dahil olan bu nitelikteki gelirler, bu fıkra kapsamı dışındadır.

9) Bu maddenin yürürlük tarihinden önce ihraç edilmiş olan her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri Hazine Bonoları ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin elde tutulması veya elden çıkarılması suretiyle sağlanan gelirlerin vergilendirilmesinde (Dar mükellef kurumların, bu menkul kıymetleri elden çıkarmak suretiyle sağladıkları kazançlar hariç) bu madde hükümleri uygulanmaz. Bu gelirlerin vergilendirilmesinde, 31.12.2005 tarihi itibarıyla geçerli olan hükümler uygulanır.

10) Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından veya elde tutulma sürecinde elde edilen gelirler (Dar mükellef kurumların, bu menkul kıymetleri elden çıkarmak suretiyle sağladıkları kazançlar hariç) için bu madde hükümleri uygulanmaz. Bu gelirlerin vergilendirilmesinde 31.12.2005 tarihi itibarıyla geçerli olan hükümler uygulanır.

11) Dar mükellefler de dahil olmak üzere, bu madde kapsamında tevkifata tâbi tutulan ve yıllık veya münferit beyanname ile beyan edilmeyeceği belirtilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından doğan kazançları için takvim yılı itibarıyla yıllık beyanname verilebilir. Beyan edilen gelirden, aynı türden menkul kıymetler için yıl içinde oluşan zararların tamamı mahsup edilebilir. Beyan edilen gelir üzerinden %10 oranında vergi hesaplanır. Hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif edilen vergiler mahsup edilir, mahsup edilemeyen tutar genel hükümler çerçevesinde red ve iade edilir. Şu kadar ki, mahsup edilemeyen zararlar izleyen takvim yıllarına devredilemez.

12) Bu maddede geçen, “banka” kavramı 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu kapsamında Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasını, “aracı kurum” kavramı ise 28.7.1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında Türkiye’de faaliyette bulunan aracı kurumları ifade eder.

13) Bu maddede geçen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı ifadesi, özel bir belirleme yapılmadığı sürece Türkiye’de ihraç edilmiş ve Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınmış ve/veya Türkiye’de kurulu menkul kıymet ve vadeli işlem ve opsiyon borsalarında işlem gören menkul kıymetler veya diğer sermaye piyasası araçları ile kayda alınmamış olsa veya menkul kıymet ve vadeli işlem borsalarında işlem görmese dahi Hazinece veya diğer kamu tüzel kişilerince ihraç edilecek her türlü menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını ifade eder.

Bankaların ve aracı kurumların taraf olduğu veya bunlar aracılığıyla yapılan; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte, ekonomik veya finansal göstergeye dayalı olarak düzenlenenler de dahil olmak üzere, para veya sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma, satma, değiştirme hak ve/veya yükümlülüğünü veren vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri bu madde uygulamasında diğer sermaye piyasası aracı addolunur.

14) Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında yapılan işlemlerden 2006 yılında elde edilen kazançlar için (1) numaralı fıkrada belirtilen tevkifat oranı sıfır olarak uygulanır.

Türkiye'de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında 31.12.2008 tarihine kadar 2006 yılında yapılan işlemlerden elde edilen kazançlar için (1) numaralı fıkrada belirtilen tevkifat oranı sıfır olarak uygulanır. Tam ve dar mükellef kurumların (Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunmayanlar hariç) 2006 yılında aralarında yaptıkları vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden doğan kazançları bakımından bu madde hükümleri uygulanmaz. Şu kadar ki, banka ve benzeri finans kurumları için Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunma şartı aranmaz.

15) Bu madde kapsamına girmeyen ve 1.1 2006 tarihinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan gelirlerin vergilendirilmesinde 31.12.2005 tarihi itibariyla geçerli olan hükümler uygulanır.

16) Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin 5281 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki (2) numaralı fıkrasında, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonu olarak addolunmuş dar mükellefiyete tâbi yatırım fonlarının vergilendirilmeye ilişkin 31.12.2005 tarihindeki bu statüleri;

a) 31.12.2005 tarihinden önce ihraç edilen menkul kıymetlerle (hisse senetleri hariç) sınırlı olmak üzere bu menkul kıymetlerin tamamı itfa edilinceye kadar,

b) 31.12.2005 tarihinde portföylerinde bulunan hisse senetleri için ise bu menkul kıymetlerin bu tarihten sonra portföyden ilk çıkış tarihine kadar,

Devam eder.

17) Bakanlar Kurulu bu maddede yer alan oranları her bir kazanç ve irat türü ile bunları elde edenler itibarıyla, yatırım fonlarının katılma belgelerinin fona iade edilmesinden elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre, ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya % 15’e kadar artırmaya yetkilidir.

18) Bu madde hükümlerinin uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

19) Bu madde hükümlerinin uygulanmasına ilişkin esas ve usûlleri belirlemeye, vergiye tâbi işlemlere taraf veya aracı olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.

09 Ağustos 2005 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 25901

Maliye Bakanlığından:

256 SERİ NO’LU GELIR VERGISI GENEL TEBLIĞI

(Seri No: 256)

1. Giriş

Bireysel emeklilik sistemi ve şahıs sigortaları için ödenen katkı payı ve primlerin gelir vergisi matrahının hesaplanmasında indirimi ve bu indirime ilişkin olarak katkı payı ve primlerin belgelendirilmesi konularında Bakanlığımıza iletilmiş sorulara ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

2. İndirim Konusu Yapılacak Prim ve Katkı Payı Ödemelerinin Belgelendirilmesi

Gelir Vergisi Kanununun 63 ve 89 uncu maddelerinde yer alan hükümler uyarınca şahıs sigortaları ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payı ve primlerin, belirli şartlar çerçevesinde, gelir vergisi matrahının tespitinde indirimi mümkün bulunmaktadır. İndirimin doğru bir şekilde uygulanabilmesi için ödeme tutarı ile tarihinin belgelendirilmesi gerekmektedir.

Prim ve katkı payı ödemeleri makbuz karşılığı doğrudan sigorta veya bireysel emeklilik şirketine yapılabildiği gibi, banka şubeleri, bankaların otomatik para çekme makineleri (ATM), internet veya telefon bankacılığı, kredi kartları veya posta çeki aracılığıyla da yapılabilmektedir.

Ödeme tutarı ve tarihinin; sigorta veya bireysel emeklilik şirketlerince düzenlenen makbuzlarla ya da ödeyenin adı ve soyadı, ödemenin ait olduğu dönem, ödenen prim veya katkı payı tutarı, ödeme yapılan sigorta veya bireysel emeklilik şirketinin ünvanı ve ödemenin türüne (Şahıs sigorta primi veya bireysel emeklilik katkı payı) ilişkin bilgilerin yer alması koşuluyla banka dekontları, otomatik para çekme makinası makbuzları, kredi kartı ekstreleri ve posta çekleri ile tevsik edilebilmesi mümkündür.

Ayrıca, sigorta poliçesi veya emeklilik sözleşmesinin bir örneğinin (fotokopisinin) işverene verilmesi halinde sigorta veya emeklilik şirketlerince faks veya e-posta yoluyla katılımcılara gönderilen makbuz örnekleri ile internet ortamında yapılan ödemelere ilişkin olarak bilgisayardan alınan çıktılar esas alınarak da indirim uygulanabilecektir. Bu durumda bir önceki paragrafta belirtilen belgelerden birinin ya da yapılan ödemelerin tutarı, dönemi ve tarihini gösteren sigorta veya emeklilik şirketlerince düzenlenmiş bir yazı veya ekstrenin, indirimin uygulandığı ücretin ilgili olduğu yılı izleyen yılın ikinci ayı sonuna kadar işverene iletilmesi gerekmektedir. Herhangi bir sebeple işten ayrılma olması durumunda söz konusu belgeler işten ayrılmadan önce işverene iletilecektir. Ancak, işverence uygun görülmesi halinde, işten ayrılma tarihinden itibaren bir ay içinde de iletilebilecektir.

Sigorta primi ve katkı payının sigorta veya emeklilik şirketine hizmet erbabı tarafından doğrudan ödenmeyip, işverenler aracılığıyla ödenmesi halinde (grup sigortası veya grup bireysel emeklilik sözleşmesi), sigorta poliçesi veya bireysel emeklilik sözleşmesinin bir örneğinin işverende bulunması ve bu poliçe veya sözleşmede sigorta priminin veya bireysel emeklilik katkı paylarının ödeme dönemlerinin, ayrıca bu dönemler için ödenecek prim ve katkı payı tutarlarının belli edilmiş olması kaydıyla, hizmet erbabı için işveren tarafından sigorta veya emeklilik şirketine ödenen ve/veya hizmet erbabının ücretinden kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilen sigorta primi ve katkı payı, her bir kişi için ayrıca yukarıda belirtilen belgeler aranmaksızın ücretin vergi matrahının tayininde indirim olarak dikkate alınabilecektir.

3. Katkı Payı ve Primlerin İndirim Konusu Yapılacağı Dönem

Katkı payı ve primlerin vergi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilmesi için, gelirin elde edildiği dönem ile ilişkili olması ve bu dönem sonuna kadar ödenmiş olması gerekmektedir.

Gelir vergisi uygulamasında vergilendirme dönemi takvim yılıdır. Bununla birlikte, tevkif yoluyla ödenen vergilerde, istihkak sahipleri ayrıca yıllık beyanname vermeye mecbur değillerse tevkifatın ilgili bulunduğu dönemler vergilendirme dönemi sayılmakta ve kesilen vergiler gelir vergisinin yerine geçmektedir. Buna göre, yıllık beyannamede indirim konusu yapılacak prim veya katkı payının, beyannamenin ilgili olduğu yıl ile ilişkili olması ve bu yılın sonuna kadar ödenmesi, ücretlere ilişkin indirimde ise ücretin ilgili olduğu ay ile ilişkili olması ve bu aylık dönemin sonuna kadar ödenmiş olması gerekmektedir.

Ölüm, kaza gibi risklere karşı yaptırılan şahıs sigortaları belirli bir dönemi kapsamakta ve bu dönem için hesaplanan prim peşin olarak veya taksitler halinde ödenebilmektedir. Birikimli sigortalar ve bireysel emeklilik sisteminde ise prim veya katkı payları aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık dönemler itibariyle belirlenebilmekte ve ödenmektedir.

Aylık bazda yapılacak indirimde, primin peşin ödenmesi veya taksit dönemlerinin bir aydan daha uzun belirlenmesi halinde, prim tutarı ilgili olduğu aylar dikkate alınarak (ödenmiş olması şartıyla) indirim konusu yapılacaktır. Oransal sınırlar (ücretin %10’u veya %5’i gibi) çerçevesinde kalsa dahi daha sonraki aylara ilişkin peşin olarak ödenen tutarların ödendiği ayda indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Yıllık bazda yapılacak indirimde de sadece gelirin ilgili olduğu yıla ilişkin prim tutarı indirim konusu yapılacaktır. Örneğin 1 Temmuz 2005 tarihinden başlamak üzere bir yıllık yapılan ve bedeli peşin olarak ödenen sağlık sigortası priminin altı aylık kısmının 2005 yılına, diğer altı aylık kısmının da 2006 yılına ilişkin beyannamede indirim konusu yapılması gerekir.

Genel bütçeye dahil idare ve müesseseler yaptıkları vergi tevkifatı için muhtasar beyanname vermemektedir. Ücretlerini peşin alan ücretlilerin, aylık dönemler itibariyle ödedikleri şahıs sigorta primleri ve bireysel emeklilik katkı payları, prim ve katkı payı ödeme belgesinin primin ve katkı payının ait olduğu ay içinde işverene ibraz edilmesi koşuluyla oransal ve mutlak sınırlamalar çerçevesinde izleyen aylara (bir sonraki aya) ait ücretlerin vergi matrahının hesabında indirim olarak dikkate alınabilecektir.

4. İlgili Olduğu Dönemde İndirilemeyen Prim ve Katkı Paylarının Durumu

Zarar beyanı ya da oran ve tutar sınırlamaları dolayısıyla yıllık beyannamede indirim konusu yapılamayan prim veya katkı paylarının daha sonraki yıllarda indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Aynı şekilde ücretlilerin ödediği prim ve katkı payının ilgili olduğu ayda indirilemeyen kısmı, izleyen aylara ait ücretin matrahından indirilemeyecektir.

5. Belirlenmiş Sınırların Üzerinde Yapılan Ödemeler

Bireysel emeklilik uygulamasında sözleşmede aksine bir hüküm bulunmaması halinde, sözleşmede ilgili dönemde ödenmesi öngörülenin üzerinde ödenen katkı payı, ödeme tarihinden önceki son bir yıllık döneme ait ödenmemiş katkı paylarına mahsup edilmekte veya ödeme tarihinden itibaren azami bir yıllık dönemde ödenmesi gereken katkı payı olarak kabul edilmektedir. Diğer hallerde, katkı payının üzerinde yapılan ödemeler ilgili ödeme tarihindeki katkı payı olarak kabul edilmektedir.

Sözleşmede dönem için belirlenen katkı payının üzerinde ödeme yapılması ve bu ödemenin ileriki dönemler için ödenmesi gereken katkı payı olarak kabul edilmesi halinde, ödenen katkı payı ilgili olduğu dönemde indirim konusu yapılabilecektir. Sözleşmede o dönem için ödenmesi öngörülen katkı payı tutarının üzerinde ödeme yapılması ve bu fazlanın ödemenin yapıldığı döneme ilişkin katkı payı olarak kabul edilmesi halinde, indirim hakkı sadece o dönemle ilgili olarak kullanılabilecek olup oran ve tutar yönünden sınırlamalar nedeniyle indirilemeyen kısım, daha sonraki dönemlerde indirilemeyecektir.

6. Geçmiş Dönemlere Yönelik Yapılan (Gecikmiş) Ödemelerin Durumu

Gelir Vergisi Kanununun 63 ve 89 uncu maddelerinde yapılmış olan düzenlemelere göre, ödenmemiş prim veya katkı payları, sigorta poliçesi veya emeklilik sözleşmesi bulunsa dahi indirim konusu yapılamamaktadır. Geçmiş dönemlere ilişkin olarak yapılan prim ve katkı payı ödemelerinin düzeltme yoluyla ödemenin ilgili olduğu dönemin matrahının tespitinde indirim konusu yapılması da mümkün değildir. Ancak ödemenin geçmiş dönem, cari dönem veya izleyen dönemleri de içeren bir ödeme olması halinde, geçmiş döneme ilişkin prim ve katkı payı tutarı da ödemenin ilgili olduğu kalan aylarda indirim konusu yapılabilecektir.

Örnek :

1.200,00 YTL aylık ücret geliri elde eden bir hizmet erbabı 1/1/2006 tarihi itibariyle kendisine ait hayat sigortası sözleşmesi yapmış olup, ilgili sigorta şirketine Ocak–Haziran 2006 aylarına ait (6 aylık) toplam 300,00 YTL sigorta primini 12/2/2006 tarihinde defaten ödemiştir. Sözü edilen ücretli sigorta primine ait makbuzu da 13/2/2006 tarihinde işverenine ibraz etmiştir.

Aylık dönemlerde ödenmesi gereken özel şahıs sigorta priminin bir defada toplu olarak ödenmesi halinde, ücretin vergi matrahının tayininde, primin bir aylık ücret gelirinin (1.200,00 YTL) %5’i olan 60,00 YTL’ye kadar olan kısmı indirim olarak dikkate alınabilecektir. Buna göre, altı aylık toplu ödenen prim tutarı makbuzun ibraz edildiği ay dahil olmak üzere, primin ait olduğu kalan ay sayısına bölünerek kalan her bir aya isabet eden aylık tutar (300/5= 60,00 YTL) tespit edilecektir. Bu tutar Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarının vergi matrahının tayininde indirim olarak dikkate alınacak, prim ödeme belgesinin işverene ibraz edildiği aydan önceki ay olan Ocak 2006 ayı için ise herhangi bir işlem yapılmayacaktır.

7. Birden Fazla İşveren Olması Halinde Yıllık Miktar Sınırının Uygulanması

Birden fazla işverenden ücret alınması durumunda, yıllık asgari ücrete ilişkin miktar sınırlamasının ücretli tarafından verilecek bilgiler çerçevesinde yürütülmesi gerekir. Bu anlamda özellikle yıl içinde işe başlamalarda ileride doğabilecek sorunları önlemek açısından ücretliden sigorta primi ve katkı payı konusunda daha önce yapılan uygulamalarla ilgili olarak yazılı bilgi alınması gerekir.

8. Birikimli Hayat Sigortalarından Bireysel Emeklilik Sistemine Aktarım

4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun Geçici 1 inci maddesi kapsamında mevcut birikimli hayat sigortalıların talep etmeleri ve sigortalıların ilgili mevzuatta öngörülen şartları haiz olmaları halinde, birikimlerini tüm hak ve yükümlülükleri ile birlikte bireysel emeklilik sistemine aktarabileceklerdir.

Böyle bir aktarımın gerçekleştirilmesi halinde, sigorta poliçesi 7/10/2001 tarihinden önce düzenlenmiş olsa da aktarım işleminden sonra yapılacak her türlü katkı payı ödemelerinin yeni sistem çerçevesinde vergi matrahının tespitinde indirim konusu yapılması mümkündür.

Tebliğ olunur.

Başlık

257 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

Resmi Gazete No

26039

Resmi Gazete Tarihi

30/12/2005

Kapsam

Gelir Vergisi Kanununa 5281 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle eklenen Geçici 67 nci maddede, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve özel finans kurumlarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yönelik düzenlemelere yer verilmiştir.

Söz konusu düzenlemelere ilişkin açıklamalar bu tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

1. Yasal düzenleme

Menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler ile ilgili olarak 1/1/2006-31/12/2015 döneminde geçerli olacak düzenlemeleri içeren Geçici 67 nci madde aşağıda yer almaktadır.

GEÇİCİ MADDE 67. - 1) Bankalar ve aracı kurumlar takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla;

a) Alım satımına aracılık ettikleri menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve satış bedelleri arasındaki fark,

b) Alımına aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının itfası halinde alış bedeli ile itfa bedeli arasındaki fark,

c) Menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının tahsiline aracılık ettikleri dönemsel getirileri (herhangi bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına bağlı olmayan),

d) Aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemlerinden sağlanan gelirler

Üzerinden % 15 oranında vergi tevkifatı yaparlar.

Aynı menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracından değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması halinde, ilk giren ilk çıkar yöntemi kullanılmak suretiyle, tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacak alış bedeli belirlenir. Bir menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının alımından önce elden çıkarılması halinde, elden çıkarılma tarihinden sonra yapılan ilk alım işlemi esas alınarak üzerinden tevkifat yapılacak tutar tespit edilir. Aynı gün içerisindeki işlemlerde ağırlıklı ortalama yöntemi kullanılabilir. Alış ve satış işlemleri dolayısıyla ödenen komisyonlar ile Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınır.

Üç aylık dönem içerisinde aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı ile ilgili olarak birden fazla alım satım işlemi yapılması halinde tevkifatın gerçekleştirilmesinde bu işlemler tek bir işlem olarak dikkate alınır. Aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı alım satımından doğan zararlar takvim yılı aşılmamak kaydıyla izleyen dönemlerin tevkifat matrahından mahsup edilir. Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının alış ve satış bedeli olarak işlem tarihindeki Yeni Türk Lirası karşılıkları esas alınarak tevkifat matrahı tespit edilir. Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının yabancı bir para cinsinden ihraç edilmiş olması halinde ise tevkifat matrahının tespitinde kur farkı dikkate alınmaz.

Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı sahibinin, bu kıymetleri başka bir banka veya aracı kuruma aktarması halinde, söz konusu menkul kıymetlerin alış bedeli ve alış tarihi aktarma yapılan kuruma bildirilir. Aktarmanın başka bir kişi veya kurum adına yapılması halinde, alış bedeli ve alış tarihinin ilgili banka veya aracı kuruma bildirilmesinin yanı sıra işlem Maliye Bakanlığına da bildirilir. Bu bildirimler, başka bir kişi veya kurum adına naklin aynı banka veya aracı kurumun bünyesinde gerçekleştirilmesi veya kıymetin sahibi tarafından fiziken teslim alınması halinde de yapılır.

Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının fiziken bir banka veya aracı kuruma teslim edilmesi halinde alış bedeli olarak, tevsik edilmesi kaydıyla, kıymet sahibinin beyanı esas alınır ve yapılan işlem Maliye Bakanlığına bildirilir.

Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonlarının (borsa yatırım fonları hariç) katılma belgelerinin ilgili olduğu fona iadesi, menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin alım satımı, Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde, tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasında ve hisse senetleri kâr paylarının hisse sahipleri adına tahsilinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz. Tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler için, Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80 inci madde hükümleri uygulanmaz.

Bu fıkra kapsamında yapılan tevkifat tutarları, verilecek muhtasar beyannameye dahil edilmez. Banka ve aracı kurumlar, tevkif ettikleri vergileri şekli ve muhteviyatı Maliye Bakanlığınca belirlenecek bir beyanname ile tevkifat dönemini izleyen ayın yirminci günü akşamına kadar bağlı oldukları vergi dairesine beyan eder ve yirmialtıncı günü akşamına kadar öderler.

Bu maddenin uygulaması bakımından banka veya aracı kurumlar (işleme taraf olanlar) kendilerinde bulunan veya ulaştırılan bilgi ve belgeler kapsamında tarhiyattan sorumlu tutulurlar. Bilgilerin eksik veya yanlış olması nedeniyle eksik beyan edilen kısım için bildirimi yapan adına gerekli tarhiyat yapılır.

2) Bu Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (5) numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iratlarından (Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilenler hariç), ödemeyi yapanlarca, banka veya aracı kurumlara veya bunlar aracılığıyla diğer gerçek ve tüzel kişilere ödenenler hariç, % 15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bankalara veya aracı kurumlara alış bedeli tevsik edilmeksizin teslim edilmiş olan menkul kıymetlerin gelirlerinin ödenmesinde ise ödeme banka veya aracı kurumlar aracılığıyla yapılsa dahi tevkifat yapılır. Menkul kıymetin bir banka veya aracı kurum aracılığıyla alınmış olması halinde tevkifatta, bu işlemdeki itfa bedeli ile alış bedeli arasındaki fark esas alınır. Bu iratlar üzerinden 94 üncü madde veya Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.

3) Bankalar ile aracı kurumlar, bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını (hisse senetleri ile (1) numaralı fıkranın altıncı paragrafında belirtilen menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları hariç) (1) numaralı fıkra kapsamında tevkifata tâbi tutulmaksızın almaları halinde, kendilerine satış yapanlar adına satış bedeli ile alış bedeli arasındaki fark üzerinden % 15 oranında tevkifat yaparlar. Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının daha önce bir banka veya aracı kurumdan alınmamış olması halinde, tevkifatın yapılmasında alış bedeli yerine ihraç bedeli esas alınır. Tevkif edilen vergiler (1) numaralı fıkra kapsamında verilecek beyannameye dahil edilmek suretiyle beyan edilir ve ödenir.

4) Bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca % 15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bu fıkra kapsamında yapılan tevkifat tutarları 98 inci ve 119 uncu maddelerde belirtilen sürelerde beyan edilir ve ödenir. Bu iratlar üzerinden 94 üncü madde veya Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.

5) Gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmaması (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemez. Şu kadar ki, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan borsa yatırım fonları ve emeklilik yatırım fonlarının elde ettikleri kazançlar üzerinden (1) ve (4) numaralı fıkralar uyarınca tevkifat yapılmaz.

6) Bu maddenin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarında belirtilen tevkifat oranlarını yabancı para cinsinde ihraç edilen menkul kıymetlerden sağlanan getiriler ile döviz cinsinden açılmış hesaplardan elde edilen faiz gelirleri için beş puana kadar artırmaya veya kanunî oranına kadar indirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

7) (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca tevkifata tâbi tutulan kazançlar için gerçek kişilerce yıllık veya münferit beyanname verilmez. Diğer gelirler dolayısıyla verilecek yıllık beyannameye bu gelirler dahil edilmez. Ticarî faaliyet kapsamında elde edilen gelirler ticarî kazanç hükümleri çerçevesinde kazancın tespitinde dikkate alınır ve tevkif suretiyle ödenmiş olan vergiler, 94 üncü madde kapsamında tevkif edilen vergilerin tâbi olduğu hükümler çerçevesinde tevkifata tâbi kazançların beyan edildiği beyannamelerde hesaplanan vergiden mahsup edilir. Şu kadar ki, (2) ve (3) numaralı fıkralar kapsamında tevkif suretiyle ödenen verginin, işlemden doğan kazancın tâbi olduğu tevkifat oranı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı aşan kısmı yıllık beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilmez.

8) Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları hariç) ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının Kurumlar Vergisinden istisna edilmiş olan portföy kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın % 15 oranında vergi tevkifatına tâbi tutulur. Bu kazançlar üzerinden 94 üncü madde uyarınca ayrıca tevkifat yapılmaz. Bu fon veya ortaklıklarının katılma belgelerinin ilgili fona iadesinden elde edilen gelirler ile hisse senetlerinin alım satımından elde edilen kazançlar için yıllık beyanname verilmez. Diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmez. Ticarî işletmeye dahil olan bu nitelikteki gelirler, bu fıkra kapsamı dışındadır.

9) Bu maddenin yürürlük tarihinden önce ihraç edilmiş olan her nevi tahvil ve Hazine bonoları ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin elde tutulması veya elden çıkarılması suretiyle sağlanan gelirlerin vergilendirilmesinde bu madde hükümleri uygulanmaz. Bu gelirlerin vergilendirilmesinde, 31.12.2005 tarihi itibarıyla geçerli olan hükümler uygulanır.

10) Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından veya elde tutulma sürecinde elde edilen gelirler için bu madde hükümleri uygulanmaz. Bu gelirlerin vergilendirilmesinde 31.12.2005 tarihi itibarıyla geçerli olan hükümler uygulanır.

11) Dar mükellefler de dahil olmak üzere, bu madde kapsamında tevkifata tabi tutulan ve yıllık veya münferit beyanname ile beyan edilmeyeceği belirtilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından doğan kazançlar için takvim yılı itibarıyla yıllık beyanname verilebilir. Beyan edilen gelirden, aynı türden menkul kıymetler için yıl içinde oluşan zararların tamamı mahsup edilebilir. Beyan edilen gelir üzerinden % 15 oranında vergi hesaplanır. Hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif edilen vergiler mahsup edilir, mahsup edilemeyen tutar genel hükümler çerçevesinde red ve iade edilir. Şu kadar ki, mahsup edilemeyen zararlar izleyen takvim yıllarına devredilemez.

12) Bu maddede geçen, “banka” kavramı 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu kapsamında Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını “aracı kurum” kavramı ise 28.7.1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında Türkiye’de faaliyette bulunan aracı kurumları ifade eder.

13) Bu maddede geçen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı ifadesi, özel bir belirleme yapılmadığı sürece Türkiye’de ihraç edilmiş ve Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınmış ve/veya Türkiye’de kurulu menkul kıymet ve vadeli işlem ve opsiyon borsalarında işlem gören menkul kıymetler veya diğer sermaye piyasası araçları ile kayda alınmamış olsa veya menkul kıymet ve vadeli işlem borsalarında işlem görmese dahi Hazinece veya diğer kamu tüzel kişilerince ihraç edilecek her türlü menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını ifade eder.

Bankaların ve aracı kurumların taraf olduğu veya bunlar aracılığıyla yapılan; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte, ekonomik veya finansal göstergeye dayalı olarak düzenlenenler de dahil olmak üzere, para veya sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma, satma, değiştirme hak ve/veya yükümlülüğünü veren vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri bu madde uygulamasında diğer sermaye piyasası aracı addolunur.

14) Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında 2006 yılında yapılan işlemlerden elde edilen kazançlar için (1) numaralı fıkrada belirtilen tevkifat oranı sıfır olarak uygulanır. Tam ve dar mükellef kurumların (Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunmayanlar hariç) 2006 yılında aralarında yaptıkları vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden doğan kazançları bakımından bu madde hükmü uygulanmaz. Şu kadar ki banka ve benzeri finans kurumları için Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunma şartı aranmaz.

15) Bu madde kapsamına girmeyen ve 1.1 2006 tarihinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan gelirlerin vergilendirilmesinde 31.12.2005 tarihi itibariyla geçerli olan hükümler uygulanır. 16) Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin 5281 sayılı Kanunla kaldırılmadan önceki 2 numaralı fıkrasında “Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonu” olarak addolunmuş dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının vergilendirilmeye ilişkin 31.12.2005 tarihindeki bu statüleri; a) 31.12.2005 tarihinden önce ihraç edilen menkul kıymetlerle ( hisse senetleri hariç) sınırlı olmak üzere bu menkul kıymetlerin tamamı itfa edilinceye kadar, b) 31.12.2005 tarihinde portföylerinde bulunan hisse senetleri için ise bu menkul kıymetlerin bu tarihten sonra portföyden ilk çıkış tarihine kadar devam eder.

17) Bu madde hükümlerinin uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemeye, vergiye tabi işlemlere taraf veya aracı olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

18) Bu madde hükümleri 31.12.2015 tarihine kadar uygulanır.

2. Menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler üzerinden yapılacak tevkifat

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası hükmü ile bankalar ve aracı kurumlar,

- Alım-satımına aracılık ettikleri menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve satış bedelleri arasındaki fark,

- Alımına aracılık ettikleri menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve itfa bedelleri arasındaki fark,

- Menkul kıymetlerin ve diğer sermaye piyasası araçlarının tahsiline aracılık ettikleri dönemsel getirileri (herhangi bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına bağlı olmayan),

- Aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemlerinde, ödünç veren tarafın lehine kalan tutar

üzerinden vergi tevkifatı yapmakla sorumlu tutulmuşlardır.

2.1. Tevkifat yapmakla sorumlu olanlar

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen tevkifat, 4389 sayılı Bankalar Kanunu kapsamında Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında Türkiye’de faaliyette bulunan aracı kurumlar tarafından gerçekleştirilecektir.

Banka ve aracı kurumlarca menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları ile ilgili olarak yapılacak tevkifatta, her kurumun sorumluluğu kendisine gelen bilgi-belge ile sınırlı tutulacaktır. Bu durumda eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgi nedeniyle ziyaa uğratılan vergi cezalı olarak, bildirimi yapan kişi- kurum/kuruluş adına tarh edilecektir.

Yukarıda belirtilenler dışında kalan kurum ve kuruluşların Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası kapsamında tevkifat yapma sorumluluğu bulunmamaktadır. Bankalar veya aracı kurumlarca gerçekleştirilecek tevkifat, elde edilmesine aracılık ettikleri kazançlar ile ilgilidir. Dolayısıyla, bu kurumların kendi portföylerinde bulunan menkul kıymetler veya diğer sermaye piyasası araçlarından elde ettikleri kazançlar tevkifat kapsamında olmayacaktır.

Örneğin, bir bankanın Hazine tarafından düzenlenen ihaleden kendi portföyü için satın almış olduğu Devlet tahvilini itfaya kadar elinde tutmak suretiyle elde ettiği faiz geliri üzerinden tevkifat yapılmayacaktır. Söz konusu tahvilin itfadan önce bir gerçek veya tüzel kişiye satılması durumunda da bankanın elde edeceği gelir tevkifat kapsamında değildir.

Aynı şekilde, bir bankanın kendi portföyünde bulunan bir menkul kıymeti başka bir bankaya satması durumunda da banka tarafından elde edilen gelir üzerinden tevkifat yapılmayacaktır. Öte yandan, bankanın başka bir banka/aracı kurumu aracı kılmak suretiyle menkul kıymet satın alması durumunda bu menkul kıymetlerle ilgili olarak elde edeceği gelirden sorumlularca tevkifat yapılacağı tabidir.

Örnek:

(X) Bankası, 06.03.2007 ihraç tarihli Hazine bonosunu 3.000.000 YTL karşılığında satın almış ve söz konusu bonoyu itfa tarihi olan 04.03.2008 tarihine kadar elinde tutmak suretiyle 350.000 YTL faiz geliri elde etmiştir. Faiz ödemesinin, menkul kıymeti ihraç eden kurum olan Hazine tarafından (X) Bankasına yapılması sebebiyle, Hazine tarafından herhangi bir tevkifat yapılmayacaktır.

(X) Bankası’nın, 3.000.000 YTL karşılığında satın almış olduğu 06.03.2007 ihraç tarihli Hazine bonosunu itfadan önce, 07.06.2007 tarihinde Bay (A)’ya 3.115.000 YTL’ye satması durumunda ise (X) Bankasının bu satış sebebiyle elde ettiği gelir ( 3.115.000-3.000.000=) olan 115.000 YTL Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifata tabi değildir.

Bay (A)’nın söz konusu bonoyu 08.10.2007 tarihinde 3.275.000 YTL ye (X) Bankasına geri satışı halinde elde edeceği alım-satım kazancı (3.275.000-3.115.000=) olan 160.000 YTL üzerinden ise (X) Bankasınca % 15 oranında tevkifat yapılacaktır.

2.1.1. Saklamacı kuruluşların tevkifat sorumluluğu

Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarına yatırım yapan kişi veya kurumlar, satın aldıkları kıymete ilişkin saklama hizmetini, Takasbank-Merkezi Kayıt Kuruluşu dışında saklama hizmeti veren saklamacı kuruluşlardan sağlayabilmektedir. Bu kuruluşlar müşterilerinin menkul kıymet hareketlerinin kaydının tutulması, bunların maliyet ve satış fiyatı bilgileri ile dönemsel getirilerinin takip ve tahsiline ilişkin işlemlerin yürütülmesini onlardan aldıkları yetki çerçevesinde ve müşterileri adına yürütmektedirler.

Özellikle yurt dışında yerleşik yatırımcıların kullandığı saklamacı kuruluşların taraf olduğu işlemlerde; müşterisinin talimatı üzerine, herhangi bir menkul kıymet işlemini gerçekleştiren aracı kurum, alımı yapılan kıymetleri müşterinin belirttiği saklamacı kuruluşa virman etmekte ve bu işlemle ilgili kendi uhdesindeki hesapların bakiyeleri kapanmaktadır. Müşteri sahip olduğu kıymetleri satmak istediğinde herhangi bir aracı kuruma talimat vermekte ve satış işlemi gerçekleştiğinde ise satışı yapılan kıymetler müşterinin talimatı üzerine kendisine saklama hizmeti veren saklamacı kuruluş tarafından satışı yapan aracı kuruma virman edilmektedir.

Saklamacı kuruluşların taraf olduğu işlemlerde, müşterilere ait menkul kıymetlere ilişkin maliyet ve fiyat bilgilerinin en sağlıklı şekilde saklamacı kuruluşlar tarafından izlenebiliyor olması ve aracı kurumların bilgisi dahiline girmeden, bazı tezgah üstü işlemlerin saklamacı kuruluşlar nezdinde gerçekleşiyor olması nedenleriyle; Geçici 67 nci maddenin (17) numaralı fıkranın Bakanlığımıza verdiği yetki çerçevesinde, Takasbank-Merkezi Kayıt Kuruluşu dışındaki saklamacı kuruluşlardan saklama hizmeti alan yatırımcılar açısından, tevkifatın bu yatırımcıların varlıklarının bulunduğu saklamacı kuruluşlarca yapılması uygun bulunmuştur.

2.1.1.1. İzlenecek yöntem

Takasbank- Merkezi Kayıt Kuruluşu dışındaki saklamacı kuruluşlardan saklama hizmeti alan yatırımcıların, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirlere ilişkin tevkifat sorumluluğu, bu Tebliğde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde, saklama hizmeti veren kuruluşlarca yerine getirilecektir. Buna göre saklama hizmeti veren kuruluşlarca yapılacak vergi tevkifatı aşağıdaki açıklamalar çerçevesinde gerçekleştirilecektir.

Alış veya satış işlemini gerçekleştiren aracı kurum, işlemini gerçekleştirdiği menkul kıymetlerle ilgili tarih, alış maliyeti veya satış fiyatına ilişkin bilgileri işlemin gerçekleştiği gün itibarıyla detaylı bir şekilde müşterinin belirttiği saklamacı kuruluşa bildirecektir.

Saklamacı kuruluşlar, saklama hizmeti verdikleri müşterileri hesabına bir alış yada satış bilgisi geldiğinde, her bir müşteri için, gelen bilgileri işlem tarihi, maliyeti ve satış fiyatı verilerini izleyecek şekilde kayda alacaktır. Alım-satım işleminin tamamlanması sonucunu doğuran ikinci işleme ilişkin bilgiler saklamacı kuruluşa bildirildiğinde ise, saklamacı kuruluşça, ilk giren ilk çıkar yöntemi veya gün içi işlemlerde ağırlıklı ortalama fiyat bilgisi kullanılarak tespit edilecek kazanç üzerinden tevkifat yapılacaktır.

Saklama hizmeti veren kuruluşların bu kapsamda yapacakları vergi tevkifatıyla ilgili sorumlulukları kendilerine gelen bilgi ve belge ile sınırlı olacaktır.

2.1.1.2. Başka saklamacı kuruluşa virman

Saklamacı kurum veya kuruluşlar nezdinde bulunan menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının, başka bir saklamacı kuruma virman edilmesi halinde, bu Tebliğin 2.4.1.13 “Virman işlemlerine tarih ve maliyet bildirimi” başlıklı bölümünde yer alan esaslar çerçevesinde işlem yapılacaktır.

2.1.1.3. Tahsiline aracılık ettikleri gelirler

Saklamacı kurum veya kuruluşların tahsiline aracılık ettikleri gelirler üzerinden, bu Tebliğde yer alan esaslar çerçevesinde tevkifat yapılacaktır.

Öte yandan, itfa ve/veya kupon ödemesine konu tahvil ve bonolarda, bu menkul kıymetlere ilişkin itfa gelirlerinin, fiziken veya hesaben nezdinde bulunduran saklamacı kuruma ödenmesi esnasında, ödemeyi yapanlarca tevkifat yapılmayacaktır. Saklamacı kuruluşlarca, tahsil edilen bu gelirler üzerinden nihai sahibine ödeme aşamasında tevkifat yapılacaktır.

Ayrıca, Takasbank nezdindeki hesaplarda bulunan tahvil ve bonoların itfa ve kupon ödemelerinde tahsile aracılık eden başka bir aracı kurum, banka veya saklamacı kuruluşun bulunmaması durumunda, Geçici 67 nci maddenin 17 numaralı fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetki çerçevesinde söz konusu menkul kıymetlerle ilgili itfa ve kupon ödemelerindeki tevkifatın kendisine bildirilen alış maliyeti bilgisi esas alınarak Takasbank tarafından yapılması uygun bulunmuştur.

2.1.1.4. Tezgah üstü işlemlerde tevkifat

Saklamacı kuruluşlar nezdinde bulunan menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının müşterilerin talimatıyla mülkiyet devrini öngörecek şekilde, hukuki ve ekonomik tasarruf imkanının aynı veya başka bir saklamacı kuruluş nezdindeki diğer bir müşteri hesabına aktarılması işlemleri alım-satım işlemi addedilecektir. Bu işlemler teşkilatlanmış piyasalarda tescil edilip edilmediğine bakılmaksızın alım-satım işlemlerinde olduğu gibi tevkifata tabi tutulacaktır.

Toplam bir bedel karşılığı yapılan virman işlemlerinde; toplam bedelin, aktarılan menkul kıymet adedine bölünmesi ile bulunacak tutar, bedelsiz virmanlarda ise müşterinin yazılı olarak bildirdiği fiyat işlem fiyatı olarak kabul edilecektir. Aynı zamanda müşterinin bildirdiği bu fiyat alıcı için de söz konusu menkul kıymetin alış maliyeti kabul edilecektir. Müşterinin herhangi bir fiyat bildirmediği işlemlerde, saklamacı kuruluşlar; menkul kıymetler için bu kıymetlerin İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gördüğü ilk seansta ( ilk seansta işlem görmemesi halinde ikinci seansta) oluşan ağırlıklı ortalama fiyatlara göre tevkifat matrahını hesaplayacaklar ve takas günü itibarıyla tevkifatı yapacaklardır. Esas alınan bu fiyatlar aynı zamanda alıcının maliyet fiyatı olacaktır.

Menkul kıymetlerin, mülkiyetin şekil değiştirerek devri sonucunu doğuran, American Depository Receipt (ADR), Global Depository Receipt (GDR) ya da Depository Receipt (DR) gibi yurt dışı piyasalarda menkul kıymet olarak işlem görebilecek özel amaç araçları haline getirilerek bu araçların yurt dışındaki başka bir hesaba gönderilmesi tarihine kadar oluşan elde tutma kazancı, yine bu tarihten bu araçların tekrar yurda getirilerek menkul kıymetlere dönüştürülüp elden çıkarılması tarihine kadar oluşan elde tutma kazançları, diğer tezgah üstü işlemlerde oluşan kazançlar gibi tevkifata tabi tutulacaktır. Bu işlemlere ilişkin tevkifat matrahının tespitinde; söz konusu menkul kıymetlerin, özel amaçlı bu araçlar haline getirildiği tarihte elden çıkarılmış olduğu kabul edilecek olup, yukarıdaki esaslara göre belirlenecek fiyat bilgileri bu tarihten önceki maliyetler için hasılat kabul edilecektir. Bunların yeniden yurda getirilip menkul kıymetlere dönüştürülerek satılmasında ise; yurtdışına çıkış tarihinde hasılat olarak dikkate alınan tutarları bundan sonraki elden çıkarmalar için maliyet olarak dikkate alınacaktır.

Yukarıda belirtilen tezgah üstü işlemlerin, saklamacı kuruluşlar dışındaki herhangi bir banka ya da aracı kurum nezdinde yapılmış olması halinde de, yukarıda belirtilen esaslara göre tevkifat yapılacağı tabidir.

2.1.1.5. Takasbank- Merkezi Kayıt Kuruluşu dışındaki saklamacı kuruluşlardan saklama hizmeti alan yatırımcı talimatlarını yerine getiren banka ve aracı kurumların yapacağı işlemler

Takasbank- Merkezi Kayıt Kuruluşu dışındaki saklamacı kuruluşlardan saklama hizmeti alan yatırımcıların alım ve satım işlemlerine aracılık eden banka ve aracı kuruluşlar, müşterinin işlem talimatı verirken Takasbank- Merkezi Kayıt Kuruluşu dışında bir saklamacı kuruluştan saklama hizmeti aldığını ve yaptığı işleme ilişkin tevkifatın kendisinin saklamacı kuruluşu tarafından yerine getirileceğini yazılı olarak belirtmesi halinde; gerçekleştirdikleri işlemlere ilişkin kendilerinin aldıkları komisyonlar da dahil fiyat ve maliyet bilgilerini ve bu işlemden doğabilecek tevkifatın saklamacı kuruluşca yapılacağını işlemin gerçekleştiği tarih itibarıyla müşterilerin belirttiği saklamacı kuruluşlara bildireceklerdir.

Bu müşteriler bakımından banka ve aracı kuruluşların tevkifat sorumluluğu bulunmamaktadır.

İşlem talimatı veren müşterinin, işlem talimatı verirken veya bu tarihten önce yapacağı bir sözleşme ile bundan böyle kendisi adına yapılacak tüm işlemleri için Takasbank-Merkezi Kayıt Kuruluşu dışında bir saklamacı kuruluştan saklama hizmeti aldığını ve bu işleme ilişkin tevkifatın kendisinin saklamacı kuruluşunca yerine getirileceğini yazılı olarak belirtmemesi halinde, söz konusu işleme ilişkin tevkifat yükümlülüğü, bu Tebliğde belirtilen genel esaslara göre banka veya aracı kurum tarafından yerine getirilecektir.

2.1.1.6. Beyan ve ödeme

Saklamacı kuruluşlarca tevkif edilecek vergi, bu kuruluşların bağlı oldukları vergi dairesine beyan edilerek ödenecektir.

Geçici 67 nci madde kapsamında üçer aylık dönemler itibarıyla yapılan tevkifat, ilgili üç aylık dönemleri izleyen ayın 20 nci günü akşamına kadar beyan edilip, 26 ncı günü akşamına kadar ödenecektir. Ancak, yurtdışında yerleşik yabancı yatırımcılar açısından saklama hizmeti veren kuruluşlarca yapılacak tevkifat tutarları, 2006 takvim yılının ilk üç aylık dönemine münhasır olmak üzere Haziran ayının 20 nci günü akşamına kadar beyan edilip, 26 ncı günü akşamına kadar ödenecektir.

2.2. Gelirleri üzerinden tevkifat yapılacaklar

Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan borsa yatırım fonları ve emeklilik yatırım fonları dışında kalan gerçek veya tüzel kişilerin elde ettikleri gelirler tevkifat kapsamında olacaktır.

Tevkifatın gerçekleştirilmesinde, gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Elde edilen gelirlerin vergiden istisna olup olmamasının da tevkifat uygulamasında bir önemi bulunmamaktadır.

2.3.Tevkifata tabi gelirler

2.3.1. Genel düzenleme

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında tevkifata tabi olacak gelirler, daha önce de belirtildiği üzere;

- menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının alım-satımı sonucunda oluşan getiriler,

- menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının itfası dolayısıyla oluşan getiriler,

- menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının dönemsel getirileri (herhangi bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına bağlı olmayan),

- menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemlerinden sağlanan getiriler

olarak belirlenmiştir.

Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı ifadesi, Türkiye’de ihraç edilmiş ve Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınmış ve/veya Türkiye’de kurulu menkul kıymet ve vadeli işlem ve opsiyon borsalarında işlem gören menkul kıymetler veya diğer sermaye piyasası araçları ile kayda alınmamış olsa veya menkul kıymet ve vadeli işlem borsalarında işlem görmese dahi Hazinece veya diğer kamu tüzel kişilerince ihraç edilecek her türlü menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını ifade etmektedir.

Bankaların ve aracı kurumların taraf olduğu veya bunlar aracılığıyla yapılan; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte, ekonomik veya finansal göstergeye dayalı olarak düzenlenenler de dahil olmak üzere, para veya sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma, satma, değiştirme hak ve/veya yükümlülüğünü veren vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri bu madde uygulamasında diğer sermaye piyasası aracı olarak kabul edilecektir.

Bu tanımlama dışında kalan bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının alım satımı veya itfası dolayısıyla elde edilen getiriler Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında tevkifata tabi değildir.

2.3.2. Genel düzenlemenin istisnaları

Genel kapsam içerisinde olsa dahi, bazı gelirler Geçici 67 nci maddenin (1), (9) ve (10) numaralı fıkralarında yer alan düzenlemeler ile tevkifat kapsamı dışında bırakılmıştır.

Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca,

- Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonlarının (borsa yatırım fonları hariç) katılma belgelerinin ilgili olduğu fona iadesinden elde edilen gelirler,

- Menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin alım-satımından elde edilen gelirler,

- Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım-satımı, itfası sırasında elde edilen gelirler ve bunların dönemsel getirileri,

- Hisse senetleri kar payları,

- Tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler

tevkifat kapsamında olmayacaktır.

Öte yandan, tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıllık süreden sonra elden çıkarılan hisse senetleri için Gelir Vergisi Kanununun değer artışı kazançlarının vergilendirilmesine ilişkin Mükerrer 80 inci madde hükümleri uygulanmayacak olup, dolayısıyla bu gelirler için değer artışı kazancı kapsamında yıllık beyanname de verilmeyecektir.

Bunlar dışında,

- Geçici 67 nci maddenin (9) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca, 01/01/2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan her nevi tahvil ve Hazine bonoları ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin elde tutulması veya elden çıkarılması suretiyle sağlanan gelirler ,

- Geçici 67 nci maddenin (10) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca, 01/01/2006 tarihinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından veya elde tutulma sürecinde elde edilen gelirler

tevkifata tabi olmayacaktır.

2.4. Tevkifat matrahının tespiti

2.4.1. Alım-satım işlemlerinde tevkifat matrahı

Alım-satım işlemlerinde tevkifat matrahı alış bedeli ile satış bedeli arasındaki tutar olacaktır. Alış ve satış işlemleri sırasında ödenen komisyonlar ile banka ve sigorta muameleleri vergisi tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacak olup, bu giderler dışında başkaca bir giderin tevkifat matrahının tespitinde indirim konusu yapılması söz konusu değildir.

Tevkifat matrahının tespitinde aşağıda yapılan açıklamaların da dikkate alınması gerekmektedir.

2.4.1.1. Komisyon İadeleri

Alış ve satış işlemleri sırasında ödenen komisyon bedellerinin bir kısmı, işlem hacmine ya da başka bir nedene bağlı olarak iade edilebilmektedir. İade edilen bu tutarlar komisyonun doğduğu işleme bağlı olmaksızın, iadenin gerçekleştiği döneme ilişkin tevkifat matrahına dahil edilecektir.

2.4.1.2. Aynı menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracından değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması

Aynı menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracından değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması durumunda ilk giren ilk çıkar yöntemi kullanılmak suretiyle, tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacak alış bedeli belirlenecektir. IAynı gün içinde yapılan alım-satım işlemlerinde ağırlıklı ortalama fiyat bilgisi dikkate alınabilecek, ancak tevkifat matrahı ilk giren ilk çıkar yöntemine göre belirlenecektir.

Örnek:

Bay (A), borsada işlem gören (Z) A.Ş’ ye ait hisse senedinden (X) Bankası aracılığıyla aşağıda belirtilen tarihlerde ve miktarlarda alım/satım yapmıştır.

Tarih AçıklamaMiktar (Adet)Birim Alış/Satış Bedeli (YTL)Toplam Tutar (YTL)

03.01.2006Hisse Alışı10.000550.000

02.02.2006Hisse Alışı5.000420.000

08.05.2006Hisse Satışı6.000636.000

09.05.2006Hisse Alışı8.0004.536.000

12.05.2006Hisse Satışı12.000560.000

22.05.2006Hisse Alışı20.0005.5110.000

Bay (A)’nın ilk giren ilk çıkar yöntemine göre 08.05.2006 tarihinde satmış olduğu hisse senetlerine tekabül eden maliyet bedeli (6.000 x 5=) 30.000 YTL, 12.05.2006 tarihinde satmış olduğu hisse senetlerine tekabül eden maliyet bedeli ise [(4.000 x 5)+(5.000 x 4) + (3.000 x 4.5) =] 53.500 YTL olmaktadır. İlk giren ilk çıkar yöntemine göre 08.05.2006 tarihinde gerçekleştirilen hisse senedi satışına ilişkin tevkifat matrahı (36.000-30.000=) 6.000 YTL, 12.05.2006 tarihinde gerçekleştirilen satışa ilişkin matrah ise (60.000-53.500=) 6.500 YTL olarak hesaplanacaktır. Bu durumda, (X) Bankası Bay (A)’nın alım-satım kazancı olan 6.000 YTL ve 6.500 YTL üzerinden işlem bazında % 15 oranında tevkifat yapacaktır.

Bu ve bundan sonra yer alan diğer örneklerdeki alım-satım bedelleri içinde komisyon bedellerinin de bulunduğu varsayılmıştır.

Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının teminat gösterilmesi veya ödünç işlemlerine konu olması halinde, söz konusu kıymetler müşteri portföyü içinde değerlendirilecektir. Ancak, maliyet hesaplamasında ödünç işlemine konu olan kıymetler portföy dışında, teminat gösterilen kıymetler ise portföy içinde varsayılacaktır.

Örnek: Bay (A)’nın X Aracı Kurumunda yaptığı işlemler aşağıdaki gibidir.

Hisse SenediİşlemAdetBakiyeFiyat

AkbankAlış1001002

AkbankÖdünç Verme-40602

AkbankTeminat Verme-6002

AkbankAlış1001003

AkbankSatış-10004

Satışı yapılan 100 adet hissenin alım maliyeti = 60 * 2 + 40 * 3

= 240 YTL

Matrah= Satış Bedeli – Alış Maliyeti

= 100 * 4 – 240

= 160 YTL


Maliyet hesaplamasında ödünç işlemine konu olan kıymetler portföy dışında, teminat gösterilen kıymetler ise portföy içinde varsayılacağından matrah yukarıdaki gibi hesaplanacaktır.

2.4.1.3. Bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının alımından önce elden çıkarılması

Bir menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının alımından önce elden çıkarılması durumunda yani açığa satış işlemlerinde, elden çıkarılma tarihinden sonra yapılan ilk alım işlemi esas alınarak üzerinden tevkifat yapılacak tutar belirlenecektir.

Örnek:

Bayan (B), (T) aracı kurumu vasıtasıyla (X) A.Ş.’ye ait hisse senetlerinden 100.000 adedini 08.05.2006 tarihinde 4 YTL üzerinden açığa satmıştır. Bayan (B), aynı hisse senedi ile ilgili olarak 09.05.2006 tarihinde 3,80 YTL üzerinden 100.000 adet ve 11.05.2006 tarihinde ise 3,60 YTL üzerinden 150.000 adet satın almıştır.

Bu durumda, (T) aracı kurumu, açığa satıştan sonraki ilk alış işlemini dikkate alarak (400.000 YTL – 380.000 YTL=) 20.000 YTL üzerinden tevkifat yapacaktır.

Aynı gün içinde yapılan alım-satım işlemlerinde ağırlıklı ortalama fiyat bilgisi dikkate alınabilecek, ancak tevkifat matrahı ilk giren ilk çıkar yöntemine göre belirlenecektir.

2.4.1.4. Sermaye artırımları dolayısıyla sahip olunan hisse senetlerinin alış tarihi ve bedelleri

Sermaye ve kar yedeklerinin sermayeye eklenmesi dolayısıyla sahip olunan hisse senetlerinin alış tarihi olarak daha önceden sahip olunan hisse senetlerinin alış tarihi esas alınacaktır.

Bedelli sermaye artırımı sebebiyle rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibari değerleri ödenerek sahip olunan hisse senetleri yönünden de alış tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin alış tarihi esas alınacaktır.

Şirketlerin sermaye yedekleri ile sermaye artırımında bulunmaları halinde, bu işlem sonrasında gerek önceden sahip olunan gerekse sermaye artırımı dolayısıyla alınan hisse senetlerinin alış bedeli, daha önce sahip olunan hisse senetlerinin alış bedelinin, sermaye artırımı sonrasında sahip olunan toplam hisse senedi sayısına bölünmesi suretiyle tespit edilecektir.

Kar yedekleri kullanılmak suretiyle sermaye artırımında bulunulması halinde, bu işlem dolayısıyla sahip olunan hisse senetlerinin alış bedeli, daha önce sahip olunan hisse senetlerinin alış bedeli ile yeni alınan hisse senetlerinin itibari değerleri toplamının sermaye artırımı sonrasında sahip olunan toplam hisse senedi sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanacaktır.

Hisse senedi sahipleri tarafından rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibari değerleri ödenerek sahip olunan hisse senetleri yönünden de alış bedeli, daha önce sahip olunan hisse senetlerinin alış bedeli ile yeni alınan hisse senetleri için ödenen bedelin toplamının sermaye artırımı sonrasında sahip olunan toplam hisse senedi sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanacaktır.

Örnek : (Bedelsiz Sermaye Artırımı)

Bay (A), 10.02.2006 tarihinde (Z) A.Ş.’ye ait hisse senetlerinden 2.000 adedini toplam 15.000 YTL bedel ödeyerek satın almıştır. (Z) A.Ş. tamamı sermaye yedeklerinden karşılanmak suretiyle 15.06.2006 tarihinde % 50 oranında sermaye artırımına gitmiştir. Bay (A)’ya, bu işlem dolayısıyla 1.000 adet hisse senedi verilmiştir.

Bu durumda Bay (A)’nın bedelsiz sermaye artırımı sonrasında sahip olduğu her bir hisse senedine tekabül eden maliyet bedeli, ödenen 15.000 YTL’nin, sahip olunan toplam hisse senedi sayısına bölünmesi suretiyle (15.000: 3.000=) 5 YTL olarak belirlenecektir.

Söz konusu hisse senetlerinin 2.000 adedinin 05.11.2006 tarihinde 16.000 YTL’ye satılması durumunda ise, tevkifat matrahı (16.000-10.000=) 6.000 YTL olacaktır.

Örnek : (Bedelli Sermaye Artırımı)

Bayan (X), (Z) A.Ş.’ye ait hisse senetlerinden 1.000 adedini 06.02.2006 tarihinde 4.000 YTL ödemek suretiyle satın almıştır. (Z) A.Ş., 03.07.2006 tarihinde % 50 oranında bedelli sermaye artırımına gitmiş olup, rüçhan hakkı kullanım fiyatı 1 YTL olarak açıklanmıştır.

Bayan (X), rüçhan hakkını kullanmak suretiyle 500 YTL ödeyerek 500 adet hisse senedi elde etmiştir.

Bayan (X)’ in sermaye artırımı dolayısıyla elde etmiş olduğu hisse senetlerinin maliyet bedeli, daha önce sahip olunan hisse senetlerinin maliyet bedeli ile yeni alınan hisse senetleri için ödenen bedelin toplamının, sermaye artırımı sonrasında sahip olunan toplam hisse senedi sayısına bölünmesi suretiyle şu şekilde hesaplanacaktır;

4.000 + 500= 4.500 YTL

4.500/ 1.500= 3 YTL

Bayan (X)’ in söz konusu hisse senetlerinden 800 adedini 01.11.2006 tarihinde 5.000 YTL’ye satması durumunda tevkifat matrahı (5.000- 2.400=) 2.600 YTL olarak belirlenecektir.

2.4.1.5. Rüçhan hakkı kuponlarının satışı halinde maliyet bedeli

Sahip olunan bir hisse senedine ilişkin yeni pay alma kuponunun, hisse senedinden bağımsız olarak satışı halinde kupon maliyeti, mevcut hisse senetlerinin alış bedeli ile rüçhan hakkı kullanılarak alınan hisse senetleri için ödenen bedel (rüçhan hakkı kullanma maliyeti) toplamının, mevcut ve elde edilecek hisse senedi sayısına bölünmesi sonucu bulunacak tutarla rüçhan hakkı kullanma fiyatı arasındaki farkın sermaye artırım oranıyla çarpılması suretiyle hesaplanacaktır.

Kupon Maliyeti (=Mev. hisse senetlerinin alış bedeli+ rüçhan hakkı kullanma maliyeti-Rüçhan hakkı)*Sermaye

Mev.hisse senetleri sayısı+elde edilecek hisse senetleri sayısıkullanma fiyatıArtırım Oranı


Kupon maliyeti, hisse senedinin orijinal maliyetinden düşülerek elde tutulmaya devam edilen hisse senetlerinin maliyeti izlenebilecektir.

Örnek:

Bayan (X), (Z) A.Ş.’ye ait hisse senetlerinden 1.000 adedini 06.02.2006 tarihinde 10.000 YTL ödemek suretiyle satın almıştır. (Z) A.Ş., 01.07.2006 tarihinde % 50 oranında bedelli sermaye artırımına gitmiştir. Rüçhan hakkı kullanım fiyatı ise 1 YTL olarak açıklanmıştır.

Bayan (X)’in sermaye artırımı nedeniyle elde ettiği rüçhan hakkı kuponunu satması halinde kupon maliyeti { [(10.000+500)/(1.000+500)]- 1}* % 50= 3 YTL olacaktır.

Elde tutulmaya devam edilen hisse senetlerinin maliyeti ise ( 10-3=) 7 YTL’dir.

Kupon maliyetinin baz/referans fiyat formülleri kullanılarak aşağıdaki şekilde hesaplanması da mümkündür.

Kupon maliyeti
= ({[10+(1*% 50)]/(1+0,5)}-1) * % 50


= 3 YTL

2.4.1.6. Kuponlu tahvillerde alış bedeli

Kuponlu bir tahvilin satın alınmasında, işlemiş faizin bulunması halinde işlemiş faiz tutarı kupon alış bedeli, temiz işlem fiyatı (Temiz Fiyat=Sözleşme fiyatı-İşlemiş faiz) ise tahvilin alış bedeli olarak kabul edilir.

Bir tahvil için işlemiş faiz, temiz işlem fiyatı üzerine eklenmesi gereken ve son kupon tarihinden sonra tahvili elde tutma süresiyle orantılı kupon faizini ifade eder ve son kupon tarihinden valör tarihine kadar geçen gün sayısının kupon dönemi gün sayısına oranı ile ödenecek kupon faizinin çarpılması suretiyle hesaplanır. Söz konusu hesaplama, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası tarafından kabul edilen esaslar çerçevesinde yapılır.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası tarafından açıklanan işlemiş faiz tutarları dikkate alınarak da işlem yapılabilir.

Örnek: (Temiz fiyatın nominal bedelin altında olması halinde, itfa/alım-satım kazançlarında tevkifat matrahı)

Hazine tarafından 06.12.2006 ihraç tarihli 100.000 YTL nominal bedelli 3 yıl vadeli ve 6 ayda bir % 7,5 kupon ödemeli Devlet tahviline ait nakit akımları aşağıdaki gibidir:

Devlet Tahvilinin:Kupon Ödeme / Valör Tarihi Kupon Ödemesi (YTL)Tevkifat Matrahı (YTL)

1.Kupon06.06.20077.500 -

2.Kupon05.12.20077.500 -

3.Kupon04.06.20087.500 3.420,33

4.Kupon03.12.20087.500 7.500

Kıymet Satışı10.02.2009------3.079,67

5.Kupon03.06.20097.500 7.500

6.Kupon+Anapara02.12.20097.500+100.0008.579,67 (7.500+1.079,67)

Bay (A), (X) Bankası aracılığıyla 13.03.2008 valör tarihli olarak söz konusu menkul kıymetten 103.000 YTL (kirli fiyat) tutarında alım yapmış olup, bu tahvili itfaya kadar elinde tutması durumunda her bir kupon dönemi itibarıyla tevkifat matrahı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Son kupon tarihi
: 05.12.2007


Valör tarihi
: 13.03.2008


Ödenecek ilk kupon tarihi
: 04.06.2008


Kupon dönemi gün sayısı
: 182


Geçen gün sayısı
: 99 ( 05.12.2007-13.03.2008)


Kupon Faizi
: 7.500


İşlemiş Faiz
: 4.079,67 (99/182)*7.500


Kirli Fiyat
: 103.000


Temiz Fiyat
: 98.920,33 (103.000 – 4.079,67 )

İlk Kupon(3.Kupon) Ödemesinde Tevkifat Matrahı
= Kupon ödemesi - İşlemiş Faiz


= 7.500 – 4.079,67


= 3.420,33 YTL

4. ve 5. kupon ödemelerinde matrah, kupon ödemesi olan 7.500 YTL olacaktır.

Son dönem kupon ödemesinde ise tevkifat matrahı şöyle hesaplanacaktır.

Son dönem tevkifat matrahı
= Kupon ödemesi +( Ana para – Alış Temiz Fiyatı)


= 7.500+ ( 100.000- 98.920,33)

= 7.500+ 1.079,67


= 8.579,67

Bu hesaplamalar çerçevesinde tevkifat matrahları yukarıdaki tabloda yer almaktadır.

Bay (A)’nın, söz konusu menkul kıymeti, 10.02.2009 valör tarihli olarak 102.000 YTL’ye (X) Bankasına geri satması halinde ise tevkifat matrahı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır:

Tevkifat Matrahı
= Satış Fiyatı –Alış Temiz Fiyatı


= 102.000 - 98.920,33


= 3.079,67 YTL

2.4.1.7. Tahvil alış bedelinin itfa bedeli ve işlemiş faiz tutarının üzerinde olması

Kuponlu bir tahvilin satın alınmasında, satın alma bedelinin itfa bedeli ile varsa işlemiş faiz tutarının üzerinde olması, başka bir deyişle temiz fiyatın itfa bedelini aşması durumunda fazla olan kısım izleyen dönemlere ilişkin faiz kuponlarının maliyeti (alış bedeli) olarak dikkate alınacaktır.

Örnek: (Temiz fiyatın nominal bedelin üzerinde olması halinde, itfa/alım-satım kazançlarında tevkifat matrahı)

Hazine tarafından 06.12.2006 ihraç tarihli 100.000 YTL nominal bedelli 3 yıl vadeli ve 6 ayda bir % 7.5 kupon ödemeli Devlet tahviline ait nakit akımları aşağıdaki gibidir:

Devlet Tahvilinin:Kupon Ödeme / Valör Tarihi Kupon Ödemesi (YTL)Tevkifat Matrahı (YTL)

1.Kupon06.06.20077.500 -

2.Kupon05.12.20077.500 -

3.Kupon04.06.20087.500 2.940,25

4.Kupon03.12.20087.500 7.019,92

Kıymet Satışı10.02.2009------1.039,83

5.Kupon03.06.20097.500 7.019,92

6.Kupon+Anapara02.12.20097.500+100.0007.019,92

Bay (A), (X) Bankası aracılığıyla 13.03.2008 valör tarihli olarak söz konusu menkul kıymetten 106.000 YTL (kirli fiyat) tutarında alım yapmış olup, bu tahvili itfaya kadar elinde tutması durumunda her bir kupon dönemi itibarıyla tevkifat matrahı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


Son kupon tarihi
: 05.12.2007


Valör tarihi
: 13.03.2008


Ödenecek ilk kupon tarihi
: 04.06.2008


Kupon dönemi gün sayısı
: 182


Geçen gün sayısı
: 99 ( 05.12.2007-13.03.2008)


Kupon Faizi
: 7.500


İşlemiş Faiz
: 4.079,67 (99/182)*7.500


Kirli Fiyat
: 106.000


Temiz Fiyat
: 101.920,33 (106.000 – 4.079,67 )


Nominal fiyat üzeri ödeme
: 1.920,33 (101.920,33 – 100.000)


Kalan Kupon sayısı
: 4


Kupon başına fazla ödeme
: 480,08 (1.920,33/4)

İlk Kupon(3.Kupon) Ödemesinde Matrah
= Kupon Ödemesi–(İşlemiş Faiz+ Kupon Başına Fazla Ödeme)


= 7.500 – (4.079,67 + 480,08)


= 2.940,25 YTL

Sonraki Kupon Ödemelerinde Matrah
= Kupon Ödemesi – Kupon Başına Fazla Ödeme


= 7.500 – 480,08


= 7.019,92 YTL

Bay (A)’nın, söz konusu menkul kıymeti, 10.02.2009 valör tarihli olarak 102.000 YTL’ye (X) Bankasına geri satması halinde ise tevkifat matrahı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Tevkifat Matrahı
= Satış Fiyatı – (Alış Temiz Fiyatı- Önceki kupon ödemelerinde dikkate alınan kupon başına fazla ödeme tutarı)


= 102.000 – [101.920,33 –(480,08*2)]


= 1.039,83 YTL

2.4.1.8. Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçları

Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına ilişkin işlemlerde, tevkifat matrahının tespitinde alış ve satış bedeli olarak işlem tarihindeki Yeni Türk Lirası karşılıkları esas alınacaktır.

2.4.1.9. Yabancı para cinsinden ihraç edilen menkul kıymetler veya diğer sermaye piyasası araçları

Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının yabancı bir para cinsinden ihraç edilmiş olması halinde ise, tevkifat matrahının tespitinde kur farkı dikkate alınmayacaktır.

Kur olarak işlem anında kullanılan kur, böyle bir kurun bulunmadığı hallerde ise Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınacaktır.

Örnek:

Bay (A), (X) Bankası aracılığı ile 08.02.2006 ihraç tarihli, 3 yıl vadeli, 6 ayda bir kupon ödemeli döviz cinsinden Devlet tahvilinden 02.05.2006 tarihinde 100.000 $ tutarında alım yapmıştır.

Bay (A), söz konusu Devlet tahvilini 15.06.2006 tarihinde (X) Bankası aracılığı ile 101.000 $’a satmıştır.

Döviz olarak yapılan işlemlerde öncelikli olarak ilgili bankanın alım-satım tarihinde uyguladığı kur esas alınmakta olup, örneğimizde söz konusu kur, alım tarihinde 1.35 YTL, satım tarihinde ise 1.45 YTL olarak kabul edilmiştir.

Tevkifat matrahı tespit edilirken kur farkı dikkate alınmayacak, (X) Bankasınca Bay (A)’nın alım-satım kazancı olan (101.000 $ - 100.000 $=) 1.000 $’ın satış tarihindeki YTL karşılığı olan (1.000 $ x 1.45 =) 1.450 YTL üzerinden % 15 oranında tevkifat yapılacaktır.

2.4.1.10. Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri

Geçici 67 nci maddenin (14) numaralı fıkrasında, bankaların ve aracı kurumların taraf olduğu veya bunlar aracılığıyla yapılan; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeye dayalı olarak düzenlenenler de dahil olmak üzere, para veya sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma, satma, değiştirme hak ve/veya yükümlülüğünü veren vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin bu madde uygulamasında diğer sermaye piyasası aracı addolunacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm uyarınca, bankalar veya aracı kurumlar, bu nitelikte bir işlem yapmaları halinde; vadeli işlem veya opsiyon sözleşmesinin hükmünden yararlanıldığı anda, sözleşmeye baz alınan kıymetin piyasa fiyatına göre oluşan değeri ile işlem fiyatına göre oluşan değeri arasındaki fark üzerinden sözleşmenin sona erdiği tarih itibarıyla % 15 oranında tevkifat yapacaklardır. Bu kazancın bir kısmının sözleşmenin devamı sırasında lehdara ödenmesi halinde tevkifat yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak, sözleşme sona ermeden sözleşmeden doğan kazancın ilgilisine (lehdara) ödenmesi sırasında sözleşme sonunda doğacak verginin ödenmesini güvenceye alacak önlemlerin banka ve aracı kurumca alınacağı tabidir. Türev ürün sözleşmesi bir bütün olarak dikkate alınacak olmakla birlikte; birden fazla yıla yayılan türev ürünlere ilişkin sözleşmeden doğan kar yada zararın, dönemsel olarak ödenmesinin öngörüldüğü hallerde, her ödeme dönemi itibarıyla lehdara yapılan ödemelerden tevkifat yapılacaktır. Sözleşme dönemleri itibarıyla doğan zararlar ise Tebliğin 2.4.1.11 numaralı bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde takvim yılı aşılmamak kaydıyla mahsup edilebilecektir.

Türkiye’ de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında 2006 yılında yapılan işlemlerden elde edilen kazançlar için ise tevkifat oranı sıfır olarak uygulanacaktır.

Tam ve dar mükellef kurumların (Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunmayanlar hariç) 2006 yılında aralarında yaptıkları vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden doğan kazançları için tevkifat yapılmayacaktır. Söz konusu sözleşmelerin vadesinin 2007 ve sonraki yıllara sarkması durumunda da bu sözleşmelerden doğan kazançlar üzerinden tevkifat yapılmayacağı tabidir.

Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunmasalar dahi banka ve benzeri finans kurumlarınca bu kapsamda elde edilen gelirler tevkifata tabi olmayacaktır. Banka ve benzeri finans kurumları dışında kalan dar mükellef kurumların ise bu düzenleme çerçevesinde tevkifat kapsamı dışında kalabilmeleri için Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunmaları gerekmektedir.


Vadeli işlem veya opsiyon sözleşmeleri dolayısıyla ödenen komisyonlar ve banka ve sigorta muameleleri vergisi tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacaktır. Örnek: Bay (A)’ nın, 07.06.2006 tarihinde (X) Bankasıyla yaptığı 3 ay vadeli forward USD alım sözleşmesine ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme tutarı : 1.000.000. USD

Vade: 3 Ay

İşlem anındaki spot kur: 1,3200

Forward kur: 1,3600

Vadede spot kur: 1,2900


Bu veriler doğrultusunda Bay (A), üç ayın sonunda 1,3600’ lık kur üzerinden 1.000.000 USD karşılığında 1.360.000 YTL ödeyecektir. Vade tarihindeki spot kur forward kurdan düşük olduğundan bu işlem zararla sonuçlanacak olup, tevkifat yapılması söz konusu değildir. Bay (A), oluşan zararını, takvim yılı aşılmamak kaydıyla izleyen dönemlerde oluşan aynı türden kazançlarından mahsup edilebilecektir. Vadedeki spot kurun 1,2900 değil 1,3700 olması durumunda ise Bay (A)’ nın bu işlemi karla sonuçlanacak ve tevkifat matrahı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır: Tevkifat Matrahı= Sözleşmeye baz alınan kıymetin piyasa fiyatına göre oluşan değeri (Vadedeki spot kur) - Sözleşmeye baz alınan kıymetin işlem fiyatına göre oluşan değeri (Forward kur)

Tevkifat Matrahı = 1.000.000 USD *(1,3700-1,3600)

= 10.000 YTL



Örnek: Bay (B), (Y) Bankasıyla 6 ay vadeli opsiyon sözleşmesi yaparak USD alış, YTL satış hakkı elde etmiştir. Bu sözleşmeye ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme tutarı : 2.000.000 USD

Vade: 6 Ay

İşlem anındaki spot kur: 1,3400

Opsiyon Kuru: 1,4300

Opsiyon Primi : 20.000 USD ( 2.000.000* %1)

Vadede spot kur: 1,4000


Bu durumda vade tarihindeki spot kur, opsiyon kurundan düşük olduğu için Bay (B) dezavantajlı durumda olacak ve opsiyon hakkını kullanmayacaktır. Bay (B)’nin opsiyon hakkını kullanmamaktan dolayı bir kar veya zararı söz konusu olmamakla birlikte, bu işlem nedeniyle ödediği 20.000 USD tutarındaki opsiyon primi, sözleşme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilecek olup, bu işlemden kaynaklanan zarar takvim yılı aşılmamak kaydıyla izleyen dönemlerde oluşan aynı türden kazançlarından mahsup edilebilecektir.

Opsiyon Primi= 20.000 USD*1,340

= 26.800 YTL


Vadedeki spot kurun 1,4000 yerine 1,4800 olması durumunda Bay (B) avantajlı durumda olduğundan opsiyon hakkını kullanacaktır. Bay(B)’ nin bu işlemine ilişkin tevkifat matrahı şöyle hesaplanacaktır: Tevkifat Matrahı= (Sözleşmeye baz alınan kıymetin piyasa fiyatına göre oluşan değeri - Sözleşmeye baz alınan kıymetin işlem fiyatına göre oluşan değeri) –Opsiyon Primi

Tevkifat Matrahı= 2.000.000 USD *(1,4800-1,4300)-Opsiyon Primi

= 100.000 YTL- 26.800 YTL

= 73.200 YTL



Örnek: Bay (C), opsiyon primi alarak 3 ay vadeli USD alış, YTL satış hakkını bankaya satmıştır. Bu sözleşmeye ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme tutarı : 1.000.000 USD

Vade: 3 Ay

İşlem anındaki spot kur: 1,3400

Opsiyon Kuru: 1,3800

Opsiyon Primi : 10.000 USD (1.000.000* % 1)

Vadede spot kur: 1,3500



Bu durumda, vade tarihindeki spot kur, opsiyon kurundan düşük olduğundan Banka dezavantajlı durumda olacak ve opsiyon hakkını kullanmayacaktır. Bay(C)’nın bankayla yapmış olduğu opsiyon sözleşmesi dolayısıyla elde etmiş olduğu opsiyon primi ise, bu sözleşmeden doğan kazanç olarak değerlendirilecek ve Geçici 67 nci maddeye göre tevkifat yapılacaktır.

Opsiyon Primi = 10.000 USD*1,340

= 13.400 YTL

Tevkifat Matrahı= Opsiyon Primi

= 13.400 YTL


Örnek: Bay (D), 15.01.2006 tarihinde; (XY) Bankasına olan 10.000.000 USD tutarındaki 1 yıl vadeli 3 ayda bir LİBOR faiz ödemeli borcuna karşılık olmak üzere, (Z) Bankası ile % 5 faiz oranı ile 1 yıl vadeli 3 ayda bir faiz ödemeli swap sözleşmesi düzenlemiştir.

Sözleşme Tutarı: 10.000.000 USD

Sözleşme tarihi : 15.01.2006

Sabit Faiz : % 5

Değişken Faiz: USD LİBOR



Faiz değişim tarihleri : LİBOR : 15.04.2006 ……………….. % 5.50 15.07.2006 ……………….. % 4.75 15.10.2006 ……………….. % 5.25 15.01.2007 ……………….. % 6.00 Faiz değişim miktarları ve Bay (D)’nin stopaj matrahı aşağıdaki şekilde olacaktır.

Faiz Değişim TarihleriLİBORMüşteriden Alınan Faiz (USD)(XY) Bankasına Ödenen Faiz (USD)Müşteri Lehine Fark (USD)Stopaj Matrahı (USD)

15.04.20065.50125.000137.50012.50012.500

15.07.20064.75125.000118.750(6.250)0

15.10.20065.25125.000131.2506.2500

15.01.20076.00125.000150.00025.00025.000


Bu durumda, Bay (D) 15.04.2006 tarihinde değişken faizden sabit faize geçmiş olması nedeniyle avantajlı durumda olduğundan (Z) Bankasının 12.500 USD’ yi işlem tarihindeki kur üzerinden YTL’ye çevirerek bu tutar üzerinden % 15 oranında tevkifat yapması gerekmektedir. Ancak, sözleşme gereği (Z) Bankası (XY) Bankasına 137.500 USD faizi tam olarak ödemek zorunda olduğundan, müşteri lehine fazladan ödenen 12.500 USD karşılığı Yeni Türk Lirasına isabet eden % 15 oranındaki stopaj vergi tutarının müşteriden ayrıca tahsili yoluna gidilecektir. 15.07.2006 tarihinde Bay (D) 6.250 USD zarar ettiğinden herhangi bir tevkifat yapılması söz konusu olmayacaktır. 15.10.2006 tarihinde ise Bay (D) swap işleminden dolayı 6.250 USD karlı olacaktır. Ancak, önceki üç aylık dönemde aynı tür işlemden oluşan zarar mahsup edilecek olup, bu dönemde de herhangi bir tevkifat yapılmayacaktır. 15.01.2007 tarihinde ise Bay (D)’nin yine yapılan swap işleminden dolayı avantajlı olması nedeniyle (Z) Bankası 25.000 USD’ yi işlem tarihindeki kur üzerinden YTL’ye çevirmek suretiyle yukarıda açıklandığı şekilde tevkifata konu edecektir. Örneklerde geçen spot kur, işleme taraf olan banka tarafından kullanılan işlem anındaki kuru, böyle bir kurun bulunmaması halinde ise Merkez Bankası döviz alış kurunu ifade etmektedir.

2.4.1.11. Alım-satım işlemlerinin bir kısmının zararla sonuçlanması

Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrasında, üç aylık dönem içerisinde aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı ile ilgili olarak birden fazla alım-satım işlemi yapılması halinde tevkifatın gerçekleştirilmesinde bu işlemlerin tek bir işlem olarak dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm uyarınca alım-satıma konu menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının aynı türden olması kaydıyla, üç aylık dönem içerisinde yapılan işlemlerin konsolide edilmesiyle (varsa) beyan edilip ödenmesi gereken vergi hesaplanacaktır. Tevkif suretiyle kesilen verginin ödenmesi gereken vergiden fazla olması (bir kısım işlemlerin zararlı olması dolayısıyla) halinde fazla kesilen vergi müşterinin hesabına aktarılacaktır.

Üç aylık dönem sonucunun zarar olması halinde ise, bu zarar izleyen üç aylık döneme takvim yılı aşılmamak kaydıyla devredilebilecektir. Takvim yılının son üç aylık döneminde oluşan zarar tutarının izleyen döneme aktarılması mümkün değildir.

Aynı tür menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının değerlendirilmesinde aşağıdaki sınıflandırma esas alınacaktır.

I) Sabit getirili menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları

II) Değişken getirili menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları

III)Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri

Menkul kıymetlerle yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinde sınıflandırma, işlemle ilişkilendirilen menkul kıymetin dahil olduğu gruba göre yapılacaktır. Menkul kıymete bağlı olmaksızın yapılan işlemler ise III. Gruptaki vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri kapsamında değerlendirilecektir.

Örnek:

Bay A’nın, 2007 yılının ilk üç ayında (Z) Aracı Kurumu vasıtasıyla yapmış olduğu alım-satım işlemlerine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir. Örneğimizde, Devlet tahvilinin 01.01.2006 tarihinden sonra ihraç edildiği varsayılmıştır.

Menkul Kıymet Türü Alış Bedeli (YTL) Satış Bedeli (YTL) Kar/Zarar (YTL)

Hazine bonosu80.00070.000 -10.000

Hisse senedi10.000 12.000 2.000

Hisse senedi15.000 20.000 5.000

Devlet Tahvili90.000 85.000 -5.000

Hisse senedi10.000 5.000 -5.000

Hisse senedi30.000 45.000 15.000

Örneğimizde, (Z) Aracı Kurumunca Bay (A)’ nın hisse senetleri alım-satım kazançları üzerinden işlem bazında % 15 oranında tevkifat yapılacaktır.

Bay (A)’ nın üç aylık dönem içinde yapmış olduğu işlemlerin konsolide edilmesi neticesinde hisse senetleri alım-satımından (22.000-5.000=) 17.000 YTL kar elde ettiği, Devlet tahvili/Hazine bonosu alım-satımının ise 15.000 YTL zararla sonuçlandığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, değişken getirili hisse senetleri ile sabit getirili tahvil/bonoların farklı türden menkul kıymet olması sebebiyle bu kıymetler arasında zarar mahsubu yapılamayacaktır.

Bay (A)’nın, takvim yılı aşılmamak şartıyla izleyen üç aylık dönemlerde tahvil/bono alım-satımından kazanç elde etmesi durumunda, tahvil/bono alım-satımından kaynaklanan zarar mahsup edilebilecektir.

Diğer taraftan, hisse senetleriyle ilgili olarak tevkif yoluyla kesilen verginin ödenmesi gereken vergiden fazla olması (bir kısım işlemlerin zararlı olması dolayısıyla) sebebiyle fazla kesilen (5.000*%15=) 750 YTL müşterinin hesabına aktarılacaktır.

Örnekten de anlaşılacağı üzere zarara mahsubu aynı tür menkul kıymetlere ilişkin olup, alım-satım kazançlarına uygulanacaktır. Dolayısıyla, alım-satım kazançlarındaki zararın itfa gelirlerine mahsubu mümkün değildir.

2.4.1.12. İhtiyari beyan

Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifata tabi tutulan ve yıllık veya münferit beyanname ile beyan edilmeyeceği belirtilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından doğan kazançlar için takvim yılı itibarıyla yıllık beyanname verilebilecektir.

Söz konusu beyan sadece menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının alım-satımına ilişkin olarak yapılacak olup, faiz ve itfa gelirlerinin beyanı söz konusu değildir. Alım-satım işlemlerine ilişkin olarak beyan edilecek kazançlardan, aynı türden menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına ilişkin olması şartıyla yıl içinde oluşan zararların tamamı mahsup edilebilecektir. Beyan edilen gelire, Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yer alan artan oranlı vergi tarifesi değil % 15’lik tek oran uygulanacaktır.

Beyan edilen gelir üzerinden hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif edilen vergiler mahsup edilecek, mahsup edilemeyen tutar ise genel hükümler çerçevesinde red ve iade edilecektir. Mahsup ve iadenin yapılabilmesi için tevkif yoluyla kesilen vergilerin beyannameye dahil edilen kazançlara ilişkin olması şarttır.

Öte yandan, beyan yoluyla mahsup edilemeyen zararların başka gelir unsurlarındaki kazanca mahsubu yapılamayacağı gibi ertesi yıllara devredilmesi de söz konusu değildir.

2.4.1.13. Virman işlemlerinde tarih ve maliyet bildirimi

Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının başka bir banka veya aracı kuruma naklinin istenmesi halinde, nakli gerçekleştirecek banka veya aracı kurum nakli istenen kıymetle ilgili alış bedeli ve alış tarihini naklin yapılacağı kuruma bildirecektir. Bildirilecek alış bedelinin komisyon tutarlarını da içermesi gerekmektedir.

Bildirilecek tarih ve bedel, kıymetin satılması halinde tevkifat matrahının tespitinde esas alınacak bedel ve tarih olacaktır.

Kuponlu menkul kıymetlerde ise bildirilecek bedel kirli alış fiyatı olacak, söz konusu menkul kıymetlerle ilgili olarak virmandan sonra yapılacak işlemlerde işleme aracılık yapan banka veya aracı kurum, kendisine virman edilen kirli fiyat üzerinden temiz işlem fiyatı ve varsa kupon başına fazla ödeme tutarını hesaplamak suretiyle tevkifat matrahına ulaşacaktır.

Naklin yapıldığı banka veya aracı kurum tevkifat matrahının tespitinde bu tarih ve bedeli kullanmak zorundadır.

01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvil ve bonolar ile bu tarihten önce iktisap edilmiş olan menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçları ile ilgili virman işlemlerinde, söz konusu menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının 01.01.2006 tarihinden önce ihraç veya iktisap edilmiş olduğunun belirtilmesi yeterli olacaktır.

Tezgah üstü işlemlerde menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının mülkiyet devrini öngörecek şekilde aktarılması halinde Tebliğin 2.1.1.4 bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacaktır.

2.4.1.14. Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının fiziken bir banka veya aracı kuruma teslim edilmesi

Gerçek ve tüzel kişilerin fiziken elde tuttukları menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını bir banka veya aracı kuruma teslim etmeleri halinde, alış bedeli ve tarihi olarak tevsik edilmesi kaydıyla kıymet sahibinin beyanı esas alınacaktır.

Kıymetin alış tarihi veya bedelinin tevsik edilmesinde aracı kurum veya bankalar tarafından yada ihracı gerçekleştiren kurum tarafından düzenlenen belgeler kullanılacaktır.

Bu kapsamda, aracı kurum veya bankalarca düzenlenen menkul kıymet giriş çıkış fişi, işlem sonuç formu, menkul kıymet hesap ekstresi ve ihraçcı kuruluşlarca düzenlenen dağıtım listesi ile menkul kıymet teslim belgesi ve benzeri belgeler tevsik edici belge olarak kabul edilecektir.

2.4.2. Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının itfası halinde tevkifat matrahı

Bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının itfası halinde, tevkifat matrahı alış bedeli ile itfa bedeli arasındaki fark olacaktır.

Alış veya itfa işlemleri sırasında ödenen komisyonlar ile banka ve sigorta muameleleri vergisi tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacaktır.

Bu giderler dışında başkaca bir giderin tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınması mümkün değildir.

2.4.3. Dönemsel getirilerde tevkifat matrahı

Menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının, herhangi bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına bağlı olmayan dönemsel getirilerinde, tevkifat matrahı dönemsel getiri tutarı olacaktır. Bu işlem sırasında varsa ödenen komisyon veya banka ve sigorta muameleleri vergisi tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacaktır.

Dönemsel getirilerin başka bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına bağlı olması halinde, tevkifat matrahının Tebliğin 2.4.1 veya 2.4.2 bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde hesaplanması gerekmektedir.

2.4.4. Ödünç işlemlerinde tevkifat matrahı

Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemine konu olması halinde ödünç veren tarafın lehine kalan tutar üzerinden tevkifat yapılacaktır. Bu işlem sırasında varsa ödenen komisyon veya banka ve sigorta muameleleri vergisi tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacaktır.

Öte yandan, ödünç işleme konu menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı ile ilgili olarak ödünç veren tarafın elde ettiği gelirlere ilişkin tevkifat kazancı nihai olarak elde eden kişi veya kuruma ödemeyi gerçekleştiren, piyasa üyesi banka ya da aracı kurumlar tarafından yapılacaktır.

2.4.5. Birden fazla banka veya aracı kurumla çalışılması

Birden fazla banka veya aracı kurum kullanılmak suretiyle işlem yapılması halinde her banka veya aracı kurum kendi işlemleri ile ilgili olarak elde edilen gelirler üzerinden tevkifat yapacaktır.

2.4.6. Birden fazla hesap kullanılması ve müşterek hesaplar

Aynı banka veya aracı kurum bünyesinde birden fazla hesap kullanılmak suretiyle işlem yapılması halinde tüm hesaplar tek bir hesap olarak kabul edilecek, ancak müşterinin talep etmesi halinde bu hesaplar ayrı ayrı değerlendirilebilecektir.

Geçici 67 nci maddenin uygulanmasında müşterek hesaplar tek bir hesap olarak kabul edilmekte olup, aynı banka veya aracı kurumda hem bireysel hem de müşterek hesap veya birden fazla müşterek hesap kullanılmak suretiyle işlem yapılması durumunda söz konusu hesaplar birbiriyle ilişkilendirilmeksizin tevkifat matrahı tespit edilecektir.

2.5. Tevkifat oranı

Geçici 67 nci maddenin 1 inci fıkrası kapsamında bankalar ve aracı kurumlar tarafından yapılacak tevkifatın oranı % 15 olarak belirlenmiştir.

Ancak, Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında yapılan işlemlerden 2006 yılında elde edilen kazançlar için tevkifat oranı sıfır olarak uygulanacaktır.

2.6. Tevkifat dönemi

Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası uyarınca, bankalar ve aracı kurumlar tarafından takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla tevkifat yapılacaktır. Tevkifat matrahı tespit edilirken işlem günündeki bilgiler esas alınacak olup, tevkifat alım-satıma ilişkin takas tarihinde yapılacaktır.

Söz konusu üçer aylık tevkifat dönemleri aşağıda belirtildiği gibi olacaktır.

Birinci dönem; Ocak-Şubat-Mart

İkinci dönem; Nisan-Mayıs-Haziran

Üçüncü dönem; Temmuz-Ağustos-Eylül

Dördüncü dönem; Ekim-Kasım-Aralık.

2.7. Beyan ve ödeme

Banka ve aracı kurumlar, tevkif ettikleri vergileri internet ortamında, şekli ve muhteviyatı Maliye Bakanlığınca belirlenecek bir beyanname (Ek 1) ile tevkifat dönemini izleyen ayın yirminci günü akşamına kadar bağlı oldukları vergi dairesine beyan edecek ve yirmialtıncı günü akşamına kadar ödeyeceklerdir.

Söz konusu beyan ve ödeme bankalar ve aracı kurumların genel müdürlükleri tarafından genel müdürlüğün bağlı olduğu vergi dairesine yapılacaktır.

2.8. Maliye Bakanlığına yapılacak bildirimler

Aşağıda belirtilen durumlarda banka veya aracı kurumun yapılan işlem ile ilgili olarak Maliye Bakanlığına bilgi vermesi gerekmektedir.

- Bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının başka bir kişi veya kurum adına nakledilmesi (aynı banka veya aracı kurum nezdinde veya bir başka banka veya aracı kuruma).

- Bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının sahibi tarafından fiziken teslim alınması.

- Bir menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının sahibi tarafından fiziken teslim edilmesi.

Söz konusu bildirimler, Tebliğ ekinde yer alan “ Menkul Kıymet ve Diğer Sermaye Piyasası Araçlarına İlişkin Aktarım Bildirimi” ile “Menkul Kıymet ve Diğer Sermaye Piyasası Araçlarının Fiziken Teslim Edilmesi/Alınması Halinde Yapılacak Bildirim” formlarındaki bilgileri içerecek şekilde üçer aylık tevkifat dönemlerini izleyen ayın sonuna kadar internet ortamında yapılacaktır.

Bildirim sorumluluğu, bankalar ve aracı kurumların genel müdürlükleri (merkezleri) tarafından yerine getirilecektir.

Ancak, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının müşterilerin talimatıyla mülkiyet devrini öngörecek şekilde diğer bir müşteri hesabına aktarılması işlemleri alım-satım işlemi kabul edilerek tevkifata tabi tutulacağından, tevkifata tabi tutulan bu işlemlerin ayrıca Maliye Bakanlığına bildirilmesine gerek bulunmamaktadır.

3. Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin (5) numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iratları üzerinden yapılacak tevkifat

Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrasında yapılan düzenleme ile tahvil ve bonoların elde tutulma süreci veya itfası sırasında elde edilen gelirler üzerinden, itfa bedeli veya dönemsel getirinin tahsiline aracılık eden banka veya aracı kurumlar tarafından tevkifat yapılması öngörülmüştür. İtfa bedeli veya dönemsel getirinin tahsilinde banka veya aracı kurum kullanılmadığı durumlarda elde edilen getiriler üzerinden yapılacak tevkifata ilişkin düzenleme de maddenin (2) numaralı fıkrasında yapılmıştır. Söz konusu düzenlemede, banka veya aracı kurumlara kendi portföylerinde yer alan kıymetler dolayısıyla yapılan ödemeler üzerinden tevkifat yapılmaması öngörülmüştür.

Bu kapsamda Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (5) numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca, banka veya aracı kurumlara veya bunlar aracılığıyla diğer gerçek ve tüzel kişilere ödenenler hariç, % 15 oranında vergi tevkifatı yapılacaktır.

Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (5) numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iratları arasında tanımlanmış olmakla beraber, Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilen gelirler için Geçici 67 nci maddenin (2) numaralı fıkrası kapsamında tevkifat yapılmayacaktır.

Banka veya aracı kurumlar aracılığıyla diğer gerçek ve tüzel kişilere ödenenler, yukarıda da belirtildiği üzere tevkifatın banka veya aracı kurum aracılığıyla yapılacak olması dolayısıyla tevkifat kapsamı dışında tutulmuşlardır. Tevkifatın banka veya aracı kurumca gerçekleştirilemediği durumlarda, ödeme banka veya aracı kurum aracılığıyla yapılsa dahi ihraç edenlerce tevkifat yapılacaktır.

Temel olarak tevkifatın yapılmasında esas alınacak matrah Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirlenmiş olan gelirdir. Bununla beraber menkul kıymetin bir banka veya aracı kurum aracılığıyla alınmış olması halinde tevkifatta, itfa bedeli ile alış bedeli arasındaki fark esas alınacaktır.

İtfa bedeli veya dönemsel getirinin tahsilinde banka veya aracı kurum kullanılmadığı durumlarda elde edilen getiriler üzerinden ödemeyi yapanlarca gerçekleştirilecek tevkifatlar aylık olarak muhtasar beyanname ile beyan edilecektir. Bu gelirler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi ve Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi uyarınca ayrıca tevkifat yapılmayacaktır.

Örnek:

Bay (A), 01.03.2006 tarihinde banka aracılığı olmaksızın halka açık (Z) A.Ş.’den 70.000 YTL tutarında tahvil satın almıştır. Söz konusu tahvillerin itfa tarihi 03.03.2008 olup, itfa tutarı 100.000 YTL’dir.

Bu durumda, Bay (A)’nın itfa kazancı olan (100.000 YTL –70.000 YTL=) 30.000 YTL üzerinden (Z) A.Ş. tarafından % 15 oranında tevkifat yapılması gerekmektedir.

4. Banka ve aracı kurumlarca tevkifatsız olarak satın alınan menkul kıymetlerde yapılacak tevkifat

Banka veya aracı kurumlar, bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını, Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası kapsamında tevkifata tabi tutulmaksızın satın almaları halinde, kendilerine satış yapanlar adına satış bedeli ile alış bedeli arasındaki fark üzerinden, Geçici 67 nci maddenin (3) numaralı fıkra hükmü uyarınca % 15 oranında vergi tevkifatı yapacaklardır.

Satışı gerçekleştirilen menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının daha önce bir banka veya aracı kurum aracılığıyla alınmamış olması halinde, tevkifat yapılacak tutarın belirlenmesinde alış bedeli yerine ihraç bedeli, ihraç bedelinin çoklu fiyatlı olması durumunda ihalede oluşan en yüksek fiyat esas alınacaktır.

Bu fıkra kapsamında yapılacak tevkifatlar da Geçici 67 nci maddenin birinci fıkrası hükümleri çerçevesinde beyan edilecektir.

Ancak, hisse senetleri, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymet yatırım fonları katılma belgeleri (borsa yatırım fonları hariç), Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetler bu fıkra kapsamında tevkifata tabi olmayacaklardır. Ayrıca, tanım gereği Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmeyen menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçları için de (3) numaralı fıkra kapsamında tevkifat yapılması söz konusu değildir.

Örnek:

Bay (A), 01.03.2006 tarihinde banka aracılığı olmaksızın halka açık (Y) A.Ş’ye ait 55.000 YTL ihraç bedelli tahvil almıştır.

Söz konusu tahvilin itfa tarihi 02.03.2009 olup, Bay (A) 03.11.2006 tarihinde bu tahvili (X) Bankasına 63.000 YTL’ye satmıştır.

(X) Bankası, tevkifatsız olarak Bay (A)’dan satın aldığı söz konusu tahvilden Bay A’nın elde etmiş olduğu alım-satım kazancı olan (63.000 YTL- 55.000 YTL=) 8.000 YTL üzerinden % 15 oranında tevkifat yapacaktır.

5. Mevduat faizleri ve repo gelirleri üzerinden yapılacak tevkifat

Geçici 67 nci maddenin (4) numaralı fıkrasında, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca % 15 oranında vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Bu kapsamda;

- Mevduat Faizleri (Bankalara, bankerlere, tasarruf sandıklarına, tevdiat kabul eden diğer müesseselere yatırılan vadeli, vadesiz paralara ödenen faizler, bunlar dışında kalan kişi ve kuruluşlardan devamlı olarak para toplama işi ile uğraşanların her ne şekil ve ad altında olursa olsun topladıkları paralara sağladıkları gelirler ve menfaatler ile bankalar ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasasında değerlendirilen paralara ödenen faizler de mevduat faizi sayılır.) (75/7),

- Faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kar payları ile kar ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kar payları ve özel finans kurumlarınca kar ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kar payları (75/12),

- Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin 2 nci fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan menkul kıymetlerin geri alım ve satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılması karşılığında sağlanan menfaatler (repo kazançları) (75/14),

üzerinden ödemeyi yapanlarca % 15 oranında tevkifat yapılacaktır.

Diğer taraftan, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan borsa yatırım fonları ve emeklilik yatırım fonlarının elde ettikleri kazançlar üzerinden bu fıkra kapsamında tevkifat yapılmayacaktır.

Tevkifatın gerçekleştirilmesinde, gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olmasının, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmamasının, vergiden muaf olup olmamasının veya elde edilen gelirlerin vergiden istisna olup olmamasının da tevkifat uygulamasında bir önemi bulunmamaktadır.

Düzenleme 01.01.2006 tarihi itibarıyla yürürlüğe gireceğinden bu tarihten sonra yapılacak ödemeler % 15 oranında vergi tevkifatına tabi olacaktır.

Yapılan tevkifatlar, Gelir Vergisi Kanununun 98 inci ve 119 uncu maddelerinde belirtildiği üzere izleyen ayın yirminci günü akşamına kadar muhtasar beyanname ile beyan edilerek yirmi altıncı günü akşamına kadar ödenecektir. Bu gelirler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi ve Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi uyarınca ayrıca tevkifat yapılmayacaktır.

Örnek:

Bay (A) 01.08.2005 tarihinde (Z) Bankasında 6 ay vadeli mevduat hesabı açtırmış olup, vade sonu olan 02.02.2006 tarihinde 10.000 YTL faiz geliri elde etmiştir.

Söz konusu hesabın vadesi 01.01.2006’dan sonraki bir tarihi taşıdığından elde edilen faiz geliri üzerinden Geçici 67 nci maddenin (4) numaralı fıkrasına göre % 15 oranında tevkifat yapılacaktır.

Öte yandan, bankalar arasındaki mevduat hesaplarına yürütülen faizler ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendi paralarına ödenen faizler üzerinden tevkifat yapılmayacaktır. Zira, banka ve aracı kurumlarca bu tür işlemlerden elde edilen faiz gelirleri kurum kazancına dahil edilerek beyan edilmektedir. Ancak, bankalar ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasasında değerlendirilen banka ve aracı kurum müşterilerine ait paralara ödenen faizlerdeki vergi tevkifatı, kazancı nihai olarak elde eden kişi veya kuruma ödemeyi gerçekleştiren, piyasa üyesi aracı kurumlar ve bankalar tarafından yapılacaktır. Aynı uygulama, nakit teminatlardan elde edilen faiz kazançları için de geçerli olacaktır.

6. Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifata tabi tutulan gelirlerin beyanı

6.1. Gerçek kişiler

6.1.1. Ticari faaliyet kapsamında elde edilmeyenler

Geçici 67 nci maddeyle getirilen düzenleme ile çeşitli finansal araçlardan elde edilen getirilerin aynı düzeyde kaynakta vergilenmesi, ticari faaliyetlere dahil olmayan gelirler için kaynakta yapılan bu vergilemenin nihai vergileme olması öngörülmüştür.

Bu çerçevede, gerçek kişilerce elde edilen ve Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifata tabi tutulan kazançlar için tutarı ne olursa olsun yıllık veya münferit beyanname verilmeyecektir. Diğer gelirler dolayısıyla verilecek yıllık beyannameye de bu gelirler dahil edilmeyecektir. Geliri elde edenin tam veya dar mükellef olması durumu değiştirmeyecektir.

Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymet yatırım fonları katılma belgelerinin ilgili olduğu fona iadesinden elde edilen gelirler ile menkul kıymet yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin alım-satımından elde edilen kazançlar için de yıllık beyanname verilmeyecektir.

6.1.2. Ticari faaliyet kapsamında elde edilenler

Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifata tabi tutulan gelirlerin ticari faaliyet kapsamında elde edilmesi halinde, bu gelirler ticari kazancın tespitinde dikkate alınacaktır. Tevkif suretiyle ödenmiş olan vergiler, genel hükümler çerçevesinde ticari kazançla ilgili olarak verilen beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir. Mahsup sonrası arta kalan bir tutarın bulunması halinde bu tutar genel hükümler çerçevesinde red ve iade edilecektir.

Örnek:

(A) Market İşletmesi işletme fonlarını değerlendirerek 02.03.2006 tarihinde banka aracılığı olmaksızın halka açık (Z) A.Ş.’ye ait 100.000 YTL ihraç bedelli tahvil satın almıştır.

Söz konusu tahvilin itfa tarihi 01.03.2008 olup, Bay (A) 03.11.2006 tarihinde bu bonoları (X) Bankasına 110.000 YTL’ye satmıştır.

Tevkifat matrahı, menkul kıymetin daha önce bir banka veya aracı kurumdan alınmamış olması nedeniyle, satış bedeli ile ihraç bedeli arasındaki fark olacaktır. Bu durumda (X) Bankası, (A) Ticari İşletmesi adına, satış bedeli ile ihraç bedeli arasındaki fark olan (110.000 YTL – 100.000 YTL=) 10.000 YTL üzerinden % 15 oranında tevkifat yapacaktır.

(A) Ticari İşletmesi, tevkif yoluyla ödemiş olduğu 1.500 YTL vergiyi, 2006 yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinden hesaplanan gelir vergisine mahsup edebilecektir.

Ancak, tevkif suretiyle ödenen verginin işlemden doğan kazancın tabi olduğu tevkifat oranı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı aşan kısmı, beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilemeyecektir.

6.2. Kurumlar

Kurumların tevkifata tabi tutulmuş olan gelirleri kural olarak kurum kazancının tespitinde dikkate alınacak ve tevkif yoluyla alınan vergiler genel hükümler çerçevesinde verilen beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilecektir.

Ancak, dar mükellef kurumların,

- Türkiye'deki işyerlerine atfedilmeyen veya daimi temsilcilerinin aracılığı olmaksızın elde edilen ve Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesi kapsamında tevkifat yapılmış kazançları,

- Daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri ve tamamı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesi kapsamında tevkifata tâbi tutulmuş kazançları

için yıllık veya özel beyanname verilmeyecektir.

Diğer bir ifadeyle bu durumlarda tevkif suretiyle yapılan vergileme nihai vergileme olacaktır.

7. Menkul kıymetler yatırım fon ve ortaklıklarının vergilendirilmesi 7.1 Türkiye’ye yerleşik olan menkul kıymetler yatırım fon ve ortaklıklarının vergilendirilmesi:

7.1.1. Portföy kazançları üzerinden tevkifat

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları hariç) ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının kurumlar vergisinden istisna edilmiş olan portföy kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın % 15 oranında vergi tevkifatına tâbi tutulacaktır. Bu kazançlar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca ayrıca bir tevkifat yapılmayacaktır.

Bu kapsamda, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları hariç) ve ortaklıklarının 31.12.2005 tarihi itibarıyla portföylerinde bulunan ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetleri, 2005 yılında işlem gördüğü son günde oluşan ağırlıklı ortalama fiyat veya alış bedelinden yüksek olanıyla değerlenecektir. Bu değer izleyen dönemlerde söz konusu senetlerin alış bedeli olarak kabul edilecektir.

Bu fon ve ortaklıklar 31.12.2005 tarihinde mevcut olan portföylerini, bu tarihten sonra alıp satacakları menkul kıymetlerden ayrı olarak izleyeceklerdir. 01.01.2006 tarihinden önce iktisap edilen hisse senetleri ile bu tarihten önce ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elden çıkarılması veya elde tutulması sürecinde doğan ve kurumlar vergisinden istisna olan portföy kazançlarının bu kısmı için; bu kısım portföyün en az % 25’i hisse senetlerinden oluşması halinde öteden beri devam ettiği üzere Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre % 0 (Sıfır), aksi durumda ise % 10 oranında tevkifat yapılacaktır.

Bu fon ve ortaklıklar tarafından, 01.01.2006 tarihinden itibaren alınacak hisse senetleri portföyün bu kısmına dahil edilemeyeceği gibi bu tarihten sonra yapılacak hisse senetleri satışları da öncelikle portföyün 31.12.2005 tarihindeki mevcut kısmından yapılmış kabul edilecektir. Ancak, 31.12.2005 tarihinden önce ihraç edilmiş tahvil ve Hazine bonolarının elden çıkarılması veya elde tutulmasından elde edilen kazançlar, bu senetler tamamen itfa edilinceye kadar portföyün bu kısmında izlenecektir.

Söz konusu fon ve ortaklıkların, 01.01.2006 tarihinden itibaren ihraç / iktisap edilen menkul kıymetlerin elden çıkarılması veya elde tutulması sonucu elde edilen ve kurumlar vergisinden istisna olan portföy kazançları üzerinden Geçici 67 nci madde kapsamında % 15 oranında tevkifat yapılacağı tabidir.

7.1.2. Elden çıkarma ve itfa kazançları üzerinden tevkifat

Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları ve ortaklıklarının Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (13) numaralı fıkrasında tanımlanan menkul kıymetlerin alım-satımı ve elde tutulması nedeniyle elde ettikleri kazançlar üzerinden aynı maddenin (1) ve (4) numaralı fıkraları uyarınca tevkifat yapılacaktır.

Portföy kazançları üzerinden yapılan tevkifat tutarından, bu kurumların menkul kıymetlerin alım-satımı ve elde tutulması nedeniyle elde ettikleri gelirler üzerinden tevkif suretiyle alınmış vergiler mahsup edilecek, mahsup edilemeyen bir tutarın kalması halinde de bu tutar kendilerine red ve iade edilecektir. Bu uygulama, Geçici 67 nci maddeye göre yapılacak tevkifatlar için de geçerlidir.

Öte yandan, 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan her nevi tahvil ve Hazine bonoları ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkartılan menkul kıymetlerin elde tutulması veya elden çıkartılması suretiyle sağlanan gelirler için Geçici 67 nci maddeye göre tevkifat yapılmayacaktır.

Örnek:

Türkiye’de yerleşik (X) Menkul Kıymet Yatırım Fonu/Ortaklığı, 2006 yılında aşağıdaki gelirleri elde etmiştir. 1- Portföyün en az % 25’i hisse senetlerinden oluşan (A Tipi) portföy kazançları, a-01.01.2006 tarihinden önce iktisap edilen hisse senetlerinin satımından 15.000 YTL b-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elden çıkarılmasından 30.000YTL c-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elde tutulmasından 45.000 YTL d-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvilin 2006 yılı içinde alım-satımından 25.000 YTL e-01.01.2006 tarihinden sonra iktisap edilen hisse senetlerinin satımından 60.000 YTL f-01.01.2006 tarihinden sonra ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elden çıkarılmasından75.000YTL g-01.01.2006 tarihinden sonra ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elde tutulmasından 90.000 YTL 2- Portföyün % 25’inden azı hisse senetlerinden oluşan (B Tipi) portföy kazançları, a-01.01.2006 tarihinden önce iktisap edilen hisse senetlerinin satımından 95.000 YTL b-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elden çıkarılmasından 40.000YTL c-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elde tutulmasından 65.000 YTL d-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvilin 2006 yılı içinde alım-satımından 35.000 YTL e-01.01.2006 tarihinden sonra iktisap edilen hisse senetlerinin satımından 70.000 YTL f-01.01.2006 tarihinden sonra ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elden çıkarılmasından80.000YTL g- 01.01.2006 tarihinden sonra ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elde tutulmasından 20.000 YTL Buna göre, Türkiye’de yerleşik (X) Menkul Kıymet Yatırım Fonunun/Ortaklığının 2006 yılında elde ettiği portföy kazançları üzerinden yapılacak tevkifat aşağıdaki gibi hesaplanacaktır. ( Fon yönetim gider payları ihmal edilmiştir.)

01.01.2006 tarihinden önce iktisap veya ihraç edilen menkul kıymetin01.01.2006 tarihinden sonra iktisap veya ihraç edilen menkul kıymetin

A TipiB TipiHesaplanan Vergi
(A+B) Tevkifat Matrahı

(A+B) TipiTevkifat OranıHesaplanan Vergi
(A+B)

Tevkifat
MatrahıTevkifat
OranıTevkifat
MatrahıTevkifat
Oranı

a-15.000095.000109.500e-130.0001519.500

b-30.000040.000104.000f-155.0001523.250

c-45.000065.000106.500g-110.0001516.500

d-25.000035.000103.500Top.395.0001559.250

Top.115.0000235.0001023.500

Bu durumda, (X) Menkul Kıymet Yatırım Fonu Kurumlar Vergisinden istisna olan portföy kazançları üzerinden menkul kıymetin ihraç/iktisap tarihine bağlı olarak Gelir Vergisi Kanununun 94 ve Geçici 67 nci maddelerine göre yukarıdaki gibi tevkifat yapması gerekmektedir.

Örnek:

Türkiye’de faaliyet gösteren (Z) Menkul Kıymet Yatırım Fonu/Ortaklığının 15.02.2006 tarihindeki portföy bileşimi 01.01.2006 tarihinden önce ihraç/iktisap edilmiş menkul kıymetleri de izleyecek şekilde I. Kısım ve II. Kısım olmak üzere aşağıdaki gibi oluşmuştur.

I. KısımII. Kısım

31.12.2005 tarihinden önce ihraç/iktisap edilmiş kıymetleri gösteren portföy01.01.2006 tarihinden itibaren ihraç/iktisap edilmiş kıymetleri gösteren portföy

Menkul KıymetAdedi
(1.000)Fiyat
(YTL)Tutarı (1.000)

A hisse senedi1.0005050.000

B hisse senedi4.00050200.000

Devlet Tahvili2.00095190.000

Hazine Bonosu3.00090270.000

TOPLAM710.000

Menkul KıymetAdedi
(1.000)Fiyatı (YTL)Tutarı (1.000)Alım tarihi İhraç Tarihi

A hisse senedi2.0004080.00016.01.2006

B hisse senedi3.00050150.00017.01.2006

Devlet Tahvili20010020.00017.01.2006

Hazine Bonosu1.0009090.00018.01.2006

TOPLAM340.000

(Z) Menkul Kıymet Yatırım Fonu/Ortaklığı, 01.01.2006 tarihinden önce ihraç/iktisap edilmiş menkul kıymetler ile bu tarihten itibaren ihraç/iktisap edilmiş menkul kıymetlere sahip olduğundan bu iki portföy bileşimini ayrı ayrı izlemesi gerekmektedir. Söz konusu Fon/Ortaklığın 01.01.2006 tarihinden sonra hisse senedi satın alması durumunda, bu hisse senetlerinin I. Kısım portföye dahil edilmesi mümkün bulunmamakta olup, her halükarda II. Kısım portföyde izlenmesi gerekmektedir. Söz konusu Fon/Ortaklığın 20.01.2006 tarihinde (B) hisse senedinden 3.000 adedini satması durumunda, söz konusu hisse senetleri hem I. Kısım hem de II. Kısım portföyde bulunmasına rağmen I. Kısımdan çıktığı varsayılacaktır. Bu durumda I-Kısım portföyün bileşimi değişerek %25'i ve daha fazlası hisse senedinden oluşan (A) tipinden çıkarak (B) tipine dönüşecek olup, vergilemede bu hususun dikkate alınması gerekmektedir. Yukarıdaki açıklamalar Dar Mükellef Yatırım Fon /Ortaklıkları için de geçerlidir. Ancak, söz konusu fon/ortaklıkların 01.01.2006 tarihinden itibaren satın alacakları hisse senetlerini ve bu tarihten itibaren ihraç edilecek menkul kıymetleri portföylerine dahil etmeleri mümkün bulunmamaktadır. 7.2 Dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının vergilendirilmesi

7.2.1. Portföy kazançları üzerinden tevkifat

Bilindiği üzere, 5281 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin 2 numaralı fıkrasının kaldırılmasıyla, Türkiye’de münhasıran portföy işletmeciliği faaliyetinde bulunan dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunu uygulamasında vergisel açıdan Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonu kabul edilmesine 01.01.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere son verilmiştir.

Ancak, 31.12.2005 tarihine kadar Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonu addolunan dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının vergilendirme açısından bu statüleri, hisse senetleri hariç 31.12.2005 tarihinden önce ihraç edilen menkul kıymetlerle sınırlı olmak üzere bunların tamamen itfa edilip dolaşımdan kalktığı tarihe kadar, 31.12.2005 tarihinde portföylerinde bulunan hisse senetleri için bu senetlerin ilk defa elden çıkarıldığı tarihe kadar devam edecektir.

Buna göre, 31.12.2005 tarihinden önce ihraç edilen tahvil ve hazine bonolarının, gerek bu tarih itibarıyla dar mükellef yatırım fonlarının portföylerinde bulunması, gerekse bu tarihten sonra portföye dahil edilmesi durumunda, bu kağıtların dolaşımdan kalktığı tarihe kadar mezkur fonlarca elde edilen gelirler üzerinden Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifat yapılmayacak olup, vergilendirme 31.12.2005 tarihinde geçerli olan hükümlere göre yapılacaktır.

31.12.2005 tarihinde portföylerinde bulunan hisse senetlerinin ilk defa elden çıkarıldığı tarihe kadar mezkur fonlarca elde edilen gelirler üzerinden Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifat yapılmayacak olup, vergilendirme 31.12.2005 tarihinde geçerli olan hükümlere göre yapılacaktır.

Dolayısıyla, dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının 31.12.2005 tarihi itibarıyla portföylerinde bulunan menkul kıymetlere ilişkin portföy işletmeciliği kazançları kurumlar vergisinden istisna olup, bu kurumlar portföylerindeki hisse senedi ağırlığına göre öteden beri olduğu üzere Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre % 0 veya % 10 oranında vergilendirilmeye devam edilecektir.

Geçiş dönemi için ve yalnızca vergilendirme bakımından fon statüleri devam ettirilen dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının, portföy yönetim şirketi statüsünde değerlendirilen portföylerine, 01.01.2006 tarihinden itibaren alınan hisse senetleri ile bu tarihten sonra ihraç edilecek menkul kıymetlerin dahil edilmesi mümkün olmadığı gibi bu fonlarca bu tarihten sonra yapılacak hisse senetleri satışları da öncelikle fon statüsünde değerlendirilen portföye 01.01.2006 tarihinden önce alınmış hisse senetlerinden yapılmış kabul edilecektir. Ancak, 31.12.2005 tarihinden önce ihraç edilmiş tahvil ve Hazine bonolarının elden çıkarılması veya elde tutulmasından elde edilen kazançlar, bu senetler tamamen itfa edilinceye kadar fon statüsünde değerlendirilen portföy kısmında izlenecektir.

7.2.2. Elden çıkarma ve itfa kazançları üzerinden tevkifat

Dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının 01.01.2006 tarihinden sonra müşterileri adına alım satımını yapacakları 01.01.2006 tarihinden itibaren ihraç edilecek menkul kıymetler ve bu tarihten itibaren satın alacakları hisse senetlerini fon portföylerine almaları da mümkün olmayacağından, fon nezdinde herhangi bir tevkifat da söz konusu olmayacaktır.

Bu kurumlar aracılığı ile müşterileri adına alınan menkul kıymetler, doğrudan adına işlem yapılan müşteri tarafından alım-satımı yapılmış veya elde tutulmuş kabul edilecektir. Bu nedenle, söz konusu kişilerin, Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (13) numaralı fıkrasında tanımlanan menkul kıymetlerin alım-satımı ve elde tutulması nedeniyle elde ettikleri kazançlar üzerinden aynı maddenin (1) ve (4) numaralı fıkraları uyarınca tevkifat yapılacaktır.

Buna göre, 31.12.2005 tarihinden önce ihraç edilen menkul kıymetlerin, gerek bu tarih itibarıyla dar mükellef yatırım fonlarının portföylerinde bulunması, gerekse bu tarihten sonra portföye dahil edilmesi durumunda, bu kağıtların dolaşımdan kalktığı tarihe kadar mezkur fonlarca elde edilen gelirler üzerinden Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifat yapılmayacaktır.

Öte yandan, 31.12.2005 tarihi itibarıyla fon portföyünde herhangi bir menkul kıymet bulunmayan fonlar, bu tarih itibarıyla tasfiye edilmiş kabul edilecektir. Fon portföyünün 01.01.2006 tarihinden sonra boşalması durumunda da fon statüsünün kalkacağı tabidir. Ayrıca, 31.12.2005 tarihinde yatırım fonu statüsü bulunmayan dar mükellef kurumların 01.01.2006 tarihinden itibaren fon statüsünde faaliyette bulunmaları söz konusu değildir.

Örnek:

A-Türkiye’de faaliyette bulunan (Y) Dar Mükellef Menkul Kıymet Yatırım Fonu/Ortaklığı, 2006 yılında aşağıdaki gelirleri elde etmiştir. Portföyün en az % 25’i hisse senetlerinden (A Tipi) portföy kazançları, a-01.01.2006 tarihinden önce iktisap edilen hisse senetlerinin satımından 25.000 YTL b-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elden çıkarılmasından 40.000YTL c-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elde tutulmasından 55.000 YTL d-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvilin 2006 yılı içinde alım-satımından 35.000 YTL B-Türkiye’de faaliyette bulunan (Z) Dar Mükellef Menkul Kıymet Yatırım Fonu/Ortaklığı, 2006 yılında aşağıdaki gelirleri elde etmiştir. Portföyün % 25’inden az hisse senetlerinden oluşan (B Tipi) portföy kazançları, e-01.01.2006 tarihinden önce iktisap edilen hisse senetlerinin satımından 105.000 YTL f-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elden çıkarılmasından 50.000YTL g-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvil ve Hazine bonolarının elde tutulmasından 75.000 YTL h-01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvilin 2006 yılı içinde alım-satımından 45.000 YTL Buna göre, Dar Mükellef (Y ve Z) Menkul Kıymet Yatırım Fonunun/Ortaklığının 2006 yılında elde ettiği portföy kazançları üzerinden yapılacak tevkifat aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

01.01.2006 tarihinden önce iktisap veya ihraç edilen menkul kıymetin

(A Tipi)01.01.2006 tarihinden önce iktisap veya ihraç edilen menkul kıymetin (B Tipi)

Tevkifat
MatrahıTevkifat
OranıHesaplanan VergiTevkifat
MatrahıTevkifat
OranıHesaplanan Vergi

a-25.00000e-105.0001010.500

b-40.00000f-50.000105.000

c-55.00000g-75.000107.500

d-35.00000h-45.000104.500

Top130.00000Top275.0001027.500


Bu durumda, Dar Mükellef Menkul Kıymet Yatırım Fonu/Ortaklığının kurumlar vergisinden istisna olan portföy kazançları üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre yukarıdaki gibi tevkifat yapılması gerekmektedir.

8. 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen tahvil ve bonolardan elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi

Daha önce de belirtildiği üzere, Geçici 67 nci maddenin (9) numaralı fıkrası hükmü uyarınca 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan her nevi tahvil ve Hazine bonoları ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin elde tutulması veya elden çıkarılması suretiyle sağlanan gelirlerin vergilendirilmesinde Geçici 67 nci madde hükümleri uygulanmayacaktır.

Dolayısıyla, bu kıymetlerin elde tutulması sürecinde veya elden çıkarılması sonucunda oluşan gelirler için bankalar veya aracı kurumlarca Geçici 67 nci maddeye göre tevkifat yapılmayacaktır. Bu kıymetlerle ilgili olarak 2006 yılı veya sonrasında elde edilen getiriler, Gelir Vergisi Kanununda bu gelirlerin vergilendirilmesine yönelik olarak 31.12.2005 tarihi itibarıyla yer alan hükümler çerçevesinde vergilendirilmeye devam edilecektir.

Buna göre, 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan her nevi tahvil ve Hazine bonoları ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin elden çıkarılması suretiyle sağlanan gelirler, dar mükellef kurumlar tarafından özel beyanname ile beyan edilecektir. Söz konusu menkul kıymetlerin elde tutulma sürecinde elde edilen gelirlerinin de bu beyannameye dahil edilmesi zorunludur.

Uygulama söz konusu kıymetlerin itfasına kadar devam edeceğinden bu kıymetlerin elde edilme tarihi önem taşımamaktadır. Diğer bir ifadeyle 01.01.2006 tarihinden sonra satın alınsa da 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilmiş devlet tahvili ve Hazine bonolarından elde edilen gelirler için Geçici 67 nci madde hükmü uygulanmayacaktır.

Örnek:

Bayan (A), 07.07.2004 tarihinde ihraç edilen Devlet tahvilini 10.01.2005 tarihinde iktisap etmiş, bu tahvillerin bir kısmını 02.06.2006 tarihinde elden çıkarmış, diğer kısmını ise itfa tarihi olan 05.07.2006 tarihine kadar bekleterek faiz geliri elde etmiştir.

Söz konusu tahvilin ihraç tarihi 01.01.2006 tarihinden önce olduğundan, Bayan (A)’nın elde etmiş olduğu gerek faiz geliri gerekse alım-satım kazancı Gelir Vergisi Kanununun 31.12.2005 tarihinde geçerli olan hükümlerine göre değerlendirilecektir. Dolayısıyla, bu gelirler için Geçici 67 nci maddeye göre tevkifat yapılmayacaktır.

Örnek:

Bayan (A), 13.07.2005 tarihinde ihraç edilen Devlet tahvilini 05.01.2006 tarihinde iktisap etmiş ve bu tahvilleri 02.06.2006 tarihine kadar elinde tutarak (X) Bankasına satmıştır.

Söz konusu tahvilin ihraç tarihi 01.01.2006 tarihinden önce olduğundan, Bayan (A)’nın elde etmiş olduğu alım-satım kazancı Gelir Vergisi Kanununun 31.12.2005 tarihinde geçerli olan hükümlerine göre değerlendirilecektir. Bu gelirler için Geçici 67 nci maddeye göre tevkifat yapılmayacaktır.

9. 01.01.2006 tarihinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından veya elde tutulma sürecinde elde edilen gelirler

Geçici 67 nci maddenin (10) numaralı fıkrası uyarınca 01.01.2006 tarihinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından veya elde tutulma sürecinde elde edilen gelirler için de bankalar veya aracı kurumlarca tevkifat yapılmayacak olup, bu gelirlerin vergilendirilmesinde, 31.12.2005 tarihi itibarıyla geçerli olan hükümler uygulanacaktır.

01.01.2006 tarihinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan gelirler, dar mükellef kurumlar tarafından özel beyanname ile beyan edilecektir.

Örnek:

Bay (A), (X) A.Ş’ye ait hisse senedini 26.12.2005 tarihinde 20.000 YTL’ye satın almış, 17.02.2006 tarihinde ise bu hisse senetlerini 25.000 YTL’ye elden çıkararak 5.000 YTL değer artış kazancı elde etmiştir.

Bay (A), ayrıca 01.01.2006 tarihinden önce iktisap ettiği (Y) A.Ş.’nin hisse senetleri ile ilgili olarak 19.06.2006 tarihinde kar dağıtımı sebebiyle 5.000 YTL kar payı almıştır.

Bay (A), (X) A.Ş.’ye ait hisse senetlerini 01.01.2006 tarihinden önce iktisap ettiği ve kar payları Geçici 67 nci madde kapsamında olmadığı için 2006 yılında elde ettiği kar payı ve değer artışı kazancı dolayısıyla 31.12.2005 tarihinde geçerli olan eski hükümlere göre vergilendirileceğinden, bu gelirleri için Geçici 67 nci maddeye göre tevkifat yapılmayacaktır.

10. Çifte vergilemeyi önleme anlaşmalarının uygulanması

Geçici 67 inci maddede düzenlenmiş olan tevkifat uygulamalarında, tevkifata konu geliri elde etmiş olan kişinin mukim olduğu ülke ile yapılmış ve yürürlükte olan Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması hükümleri önem arz etmektedir.

Dar mükellef kişi/kurumların, Geçici 67 nci madde kapsamında Türkiye’deki finansal araçlara kendileri veya yurt dışındaki portföy yönetim şirketleri vasıtasıyla yatırım yapabilmeleri ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları hükümlerinden yararlanabilmeleri için vergi kimlik numarası almaları gerekmektedir.

Vergi kimlik numarası alınabilmesi için dar mükellef gerçek kişilerin pasaportlarının noter onaylı bir örneği ya da vergi dairesi yetkililerince onaylanmak üzere, aslı ve fotokopisini, dar mükellef kurumların ise kendi ülkelerinde geçerli kuruluş belgesinin Türkiye’nin o ülkede bulunan temsilciliğince onaylı Türkçe bir örneğini veya yabancı dilde onaylı kuruluş belgesinin tercüme bürolarınca tercüme edilmiş Türkçe bir örneğini ilgili vergi dairesine ibraz etmeleri gerekmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları için nüfus cüzdanının ibrazı yeterli olacaktır.

Ayrıca, bankalar ve aracı kurumlar ile saklamacı kuruluşlar kendilerine işlem yapmak için müracaat eden ancak vergi kimlik numarası ibraz edemeyen yabancı müşterileri için, 07.11.2003 tarih ve 48244 sayılı Genel Yazımız ekinde bulunan “Yabancılar İçin Vergi Kimlik Numarası Talep Formu”nu doldurmak suretiyle toplu olarak vergi kimlik numarası alabileceklerdir.

Bankalar ve aracı kurumların bu şekilde toplu olarak vergi kimlik numarası alabilmeleri için, dar mükellef gerçek kişi ve kurumlarca vergi dairesine sunulması gereken bu belgeleri, “Yabancılar İçin Vergi Kimlik Numarası Talep Formu”na ekleyerek İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Boğaziçi Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne göndermeleri gerekmektedir.

Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları hükümlerinden yararlanılabilmesi için ise ilgili ülkenin yetkili makamları tarafından düzenlenerek imzalanmış mukimlik belgesinin aslının ve tercüme bürolarınca tercüme edilmiş örneğinin ilgili vergi dairesine, banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla veya doğrudan ibraz edilmesi gerekmektedir. Bir takvim yılına ilişkin mukimlik belgesi, izleyen yılın dördüncü ayına kadar geçerli olup, söz konusu belgenin her yıl yenilenmesi gerekmektedir.

Vergi dairesince, kişi/kurumun hangi ülkenin mukimi olduğunu da gösterecek şekilde bir kodlama yapılmak suretiyle vergi kimlik numarası oluşturulacak, bu şekilde çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının hükümlerinden yararlanılması mümkün olacaktır.

Ülkemiz ile yapılan Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının hükümlerinden yararlanmak suretiyle Türkiye’de elde ettiği kazanca tevkifat uygulanmamasını veya düşük oranda tevkifat uygulanmasını talep eden diğer ülke mukiminin, Anlaşmaya taraf devlette o dönemde mukim olarak tam mükellefiyet esasında tüm dünya kazançları üzerinden vergilendirildiğini belirten, Anlaşmanın 3’üncü maddesinde tanımlanan yetkili makam tarafından düzenlenerek imzalanmış mukimlik belgesinin aslını ve tercüme bürolarınca tercüme edilmiş örneğini tevkifat uygulamasından önce ilgili vergi dairesine, banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla veya doğrudan ibraz etmesi gerekmektedir.Tevkifat uygulamasından önce bu belgenin ibraz edilmemesi halinde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması hükümleri dikkate alınmadan % 15 oranı uygulanmak suretiyle tevkifat yapılacaktır. Ancak bu durumda dahi sonradan söz konusu Mukimlik Belgesinin ibrazı ile Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması hükümleri ve iç mevzuatımız hükümleri doğrultusunda yersiz olarak tevkif suretiyle alınan verginin iadesi talep edilebilecektir.

Bu durumda iade işlemi, vergi dairesince, gelir sahibine ödenmek üzere tevkifatı yapmakla sorumlu olan banka ve aracı kurum adına yapılacaktır.

Maliye Bakanlığı gerekli gördüğü hallerde, Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları hükümlerinden yararlanacak kişi ve kurumlardan, alım-satımını yaptıkları veya getirisini tahsil ettikleri Türk menkul kıymetleri bakımından, uygulanacak anlaşma hükümlerine göre gerçek hak sahibi (Beneficial owner) olduklarına dair ilgili ispat edici belgelerin ibrazını da isteyebilecektir. Bu belgeleri Maliye Bakanlığının tayin edeceği sürede ibraz etmeyen veya bu belgeler ile veya başkaca bir suretle gerçek hak sahibi olmadığı tespit edilenler bakımından zamanında tahakkuk ve tahsil edilmeyen vergiler için vergi ziyaı doğmuş sayılacaktır.

Ülkemizin bugüne kadar akdettiği anlaşmalar ve anlaşmaların Türkçe metinleri Gelir İdaresi Başkanlığı’nın www.gelirler.gov.tr web sayfasında yer almaktadır.

Tebliğ olunur.


EK-1:
Muhtasar Beyanname
EK-2:
Adına Tevkifat Yapılanlara Ait Bildirim
EK-3:
Menkul Kıymet ve Diğer Sermaye Piyasası Aracının Başka Banka Veya Aracı Kuruma Aktarım Bildirimi
EK-4:
Menkul Kıymet ve Diğer Sermaye Piyasası Aracının Fiziken Teslim Alınması - Edilmesi Halinde Yapılacak Bildirim

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU PRİME ESAS KAZANÇLAR İLE İLGİLİ MADDE

Kanun No. 5510 Kabul Tarihi: 31/5/2006

Prime esas kazançlar

MADDE 80- 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri

kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında;

…..

b) Ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, kıdem tazminatı,

iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif

ücreti, ihbar ve kasa tazminatları, emekli ikramiyesi ile Bakanlıkça tutarları

yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, özel sağlık

sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari

ücretin %30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik

katkı payları tutarları, görevin yerine getirilmesi için zorunlu olarak

yapılan ayni yardımlar ile Bakanlıkça belirlenecek diğer ayni yardımların

asgari ücretin %30'unu geçmeyen kısmı, prime esas kazanca tabi tutulmaz.

(5754 sayılı Kanunun 47 inci maddesiyle değişen madde)

MADDE 80 – 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.

…..

b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.

GELİR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN

Resmi Gazete: 07.07.2006/26221

Kabul Tarihi : 27/6/2006

Kanun No. 5527

MADDE 1 – 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinin;

a) (1) numaralı fıkrasının birinci paragrafının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için bu oran % 0 olarak uygulanır."

b) (1) numaralı fıkrasının altıncı paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde, tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri ile sürekli olarak portföyünün en az % 51'i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasında ve hisse senetleri kâr paylarının hisse sahipleri adına tahsilinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz. Tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler için, Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80 inci madde hükümleri uygulanmaz."

c) (7) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Söz konusu fıkra hükümleri uyarınca tevkifata tâbi tutulsun tutulmasın dar mükellef gerçek kişi veya kurumlarca Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden sağlanan kazanç ve iratlar için münferit veya özel beyanname verilmez."

ç) (8) numaralı fıkrasında yer alan parantez içi hükmü "(borsa yatırım fonları ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları dahil)" olarak değiştirilmiştir.

d) (14) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "2006 yılında" ibaresi fıkra metninden çıkarılmıştır.

e) (16) numaralı fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki (17) numaralı fıkra eklenmiş ve müteakip fıkra numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.

"17) Bakanlar Kurulu bu maddede yer alan oranları her bir kazanç ve irat türü ile bunları elde edenler itibarıyla, yatırım fonlarının katılma belgelerinin fona iade edilmesinden elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre, ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya % 15’e kadar artırmaya yetkilidir."

MADDE 2 – Bu Kanunun 1 inci maddesinin (b) ve (ç) bentleri 1 Ekim 2006, diğer hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNUNUN GEÇİCİ 67 NCİ MADDESİNDE YER ALAN BAZI TEVKİFAT NİSPETLERİNİN YENİDEN BELİRLENMESİ İLİŞKİN KARARNAMENİN EKİ KARAR

Tarih: 22/7/2006

No:2006/10731

MADDE 1- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinde yer alan bazı kazanç ve iratlardan yapılacak tevkifat oranları aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir.

a) Dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar tarafından elde edilenler hariç olmak üzere; (1), (2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan gelirler için %10,

a) (1), (2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan oran; tam mükellef gerçek kişi ve kurumlar tarafından hisse senetlerine veya hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil olmak üzere hisse senetlerine (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) ilişkin olarak elde edilen kazançlar için % 0, bu kişi ve kurumlar tarafından elde edilen diğer kazançlar için % 10

b) (8) numaralı fıkrada yer alan Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları ile konut finansmanı fonları ve varlık finansmanı fonları dahil) ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliği kazançları üzerinden;

1) Borsa yatırım fonları ile konut finansmanı fonları ve varlık finansmanı fonları için %0,

2) (1) numaralı alt bent dışında kalanlar için 1 Ekim 2006 tarihine kadar uygulanmak üzere %10, 1 Ekim 2006 tarihinden itibaren uygulanmak üzere % 0,

c) Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatı rım fonları ile konut finansmanı fonları ve varlık finansmanı fonları dahil) ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarda belirtilen gelirleri üzerinden yapılacak tevkifat

oranları;

1) Borsa yatırım fonları ile konut finansmanı fonları ve varlık finansmanı fonları için %0,

2) (1) numaralı alt bent dışında kalanlar için 1 Ekim 2006 tarihine kadar uygulanmak üzere %10, 1 Ekim 2006 tarihinden itibaren uygulanmak üzere %0,

ç) (11) numaralı fıkrada yer alan oran %10.

ç) (11) numaralı fıkrada yer alan oran; hisse senetlerine veya hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil olmak üzere hisse senetlerinden (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) elde edilen kazançlar için % 0, diğer kazançlar için % 10.

MADDE 2- 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci ve 30 uncu maddelerinde yer alan bazı tevkifat oranları aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir.

a) 15 inci maddenin (2) numaralı fıkrasında yazılı kar payları üzerinden %15,

b) 30 uncu maddenin (3) numaralı fıkrasında yazılı kar payları ile (6) numaralı fıkrasında yazılı ana merkeze aktarılan tutar üzerinden %15.

MADDE 3- 10/12/2003 tarihli ve 2003/6577 sayılı Kararnamenin eki Kararın 1 inci maddesinin (6) numaralı bendinin (b) alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b-i) Tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar

dağıtımı sayılmaz) %15,

ii) Tam mükellef kurumlar tarafından; dar mükellef gerçek kişilere ve gelir vergisiden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz) %15,"

MADDE 4- Bu Kararın 1 inci maddesinin (b) bendinin (1) numaralı alt bendi ile aynı maddenin (c) bendinin (1) numaralı alt bendi 1 Ekim 2006 tarihinde, diğer hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5- Bu Karar hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

30 Eylül 2006 tarihli Resmi Gazete

Sayı: 26305

GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞ (Seri No: 258)

Gelir Vergisi Kanununa 5281 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle eklenen Geçici 67 nci maddede, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve katılım bankalarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yönelik düzenlemelere yer verilmiş olup, söz konusu maddede yer alan hükümlere ilişkin ayrıntılı açıklamalar, 257 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde[1] yapılmıştır.

Öte yandan, tasarrufların vergilendirilmesi konusunda ortaya çıkan gelişmeler ve genel trendler dikkate alınarak hazırlanan 5527 sayılı Kanunla[2] Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinde yer alan vergileme esasları yeniden düzenlenmiş, 22/07/2006 tarih ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de anılan maddede yer alan bazı kazanç ve iratlardan yapılacak tevkifat oranları belirlenmiştir.

Bu Tebliğde, 5527 sayılı Kanunla Geçici 67 nci maddede yapılan değişiklikler, Bakanlar Kurulu Kararıyla belirlenen tevkifat oranları, Geçici 67 nci maddenin uygulanması ve Eurobondların itfası ile alım-satımından elde edilen getirilerin gerçek kişiler yönünden vergilendirilmesine yönelik olarak Bakanlığımıza iletilen sorunlara ilişkin açıklamalara yer verilmektedir.

1- Yasal Düzenlemeler

Menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler ile ilgili olarak 5527 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeleri de içeren Geçici 67 nci madde aşağıda yer almaktadır.

“Geçici Madde 67 - 1) Bankalar ve aracı kurumlar takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla;

a) Alım satımına aracılık ettikleri menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve satış bedelleri arasındaki fark,

b) Alımına aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının itfası halinde alış bedeli ile itfa bedeli arasındaki fark,

c) Menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının tahsiline aracılık ettikleri dönemsel getirileri (herhangi bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına bağlı olmayan),

d) Aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemlerinden sağlanan gelirler

Üzerinden % 15 oranında vergi tevkifatı yaparlar. Dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için bu oran % 0 olarak uygulanır.

Aynı menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracından değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması halinde, ilk giren ilk çıkar yöntemi kullanılmak suretiyle, tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacak alış bedeli belirlenir. Bir menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının alımından önce elden çıkarılması halinde, elden çıkarılma tarihinden sonra yapılan ilk alım işlemi esas alınarak üzerinden tevkifat yapılacak tutar tespit edilir. Aynı gün içerisindeki işlemlerde ağırlıklı ortalama yöntemi kullanılabilir. Alış ve satış işlemleri dolayısıyla ödenen komisyonlar ile Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınır.

Üç aylık dönem içerisinde aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı ile ilgili olarak birden fazla alım satım işlemi yapılması halinde tevkifatın gerçekleştirilmesinde bu işlemler tek bir işlem olarak dikkate alınır. Aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı alım satımından doğan zararlar takvim yılı aşılmamak kaydıyla izleyen dönemlerin tevkifat matrahından mahsup edilir. Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının alış ve satış bedeli olarak işlem tarihindeki Yeni Türk Lirası karşılıkları esas alınarak tevkifat matrahı tespit edilir. Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının yabancı bir para cinsinden ihraç edilmiş olması halinde ise tevkifat matrahının tespitinde kur farkı dikkate alınmaz.

Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı sahibinin, bu kıymetleri başka bir banka veya aracı kuruma aktarması halinde, söz konusu menkul kıymetlerin alış bedeli ve alış tarihi aktarma yapılan kuruma bildirilir. Aktarmanın başka bir kişi veya kurum adına yapılması halinde, alış bedeli ve alış tarihinin ilgili banka veya aracı kuruma bildirilmesinin yanı sıra işlem Maliye Bakanlığına da bildirilir. Bu bildirimler, başka bir kişi veya kurum adına naklin aynı banka veya aracı kurumun bünyesinde gerçekleştirilmesi veya kıymetin sahibi tarafından fiziken teslim alınması halinde de yapılır.

Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının fiziken bir banka veya aracı kuruma teslim edilmesi halinde alış bedeli olarak, tevsik edilmesi kaydıyla, kıymet sahibinin beyanı esas alınır ve yapılan işlem Maliye Bakanlığına bildirilir.

Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde, tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri ile sürekli olarak portföyünün en az % 51’i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasında ve hisse senetleri kâr paylarının hisse sahipleri adına tahsilinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz. Tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler için, Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80 inci madde hükümleri uygulanmaz.

Bu fıkra kapsamında yapılan tevkifat tutarları, verilecek muhtasar beyannameye dahil edilmez. Banka ve aracı kurumlar, tevkif ettikleri vergileri şekli ve muhteviyatı Maliye Bakanlığınca belirlenecek bir beyanname ile tevkifat dönemini izleyen ayın yirminci günü akşamına kadar bağlı oldukları vergi dairesine beyan eder ve yirmialtıncı günü akşamına kadar öderler.

Bu maddenin uygulaması bakımından banka veya aracı kurumlar (işleme taraf olanlar) kendilerinde bulunan veya ulaştırılan bilgi ve belgeler kapsamında tarhiyattan sorumlu tutulurlar. Bilgilerin eksik veya yanlış olması nedeniyle eksik beyan edilen kısım için bildirimi yapan adına gerekli tarhiyat yapılır.

2) Bu Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (5) numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iratlarından (Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilenler hariç), ödemeyi yapanlarca, banka veya aracı kurumlara veya bunlar aracılığıyla diğer gerçek ve tüzel kişilere ödenenler hariç, % 15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bankalara veya aracı kurumlara alış bedeli tevsik edilmeksizin teslim edilmiş olan menkul kıymetlerin gelirlerinin ödenmesinde ise ödeme banka veya aracı kurumlar aracılığıyla yapılsa dahi tevkifat yapılır. Menkul kıymetin bir banka veya aracı kurum aracılığıyla alınmış olması halinde tevkifatta, bu işlemdeki itfa bedeli ile alış bedeli arasındaki fark esas alınır. Bu iratlar üzerinden 94 üncü madde veya Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.

3) Bankalar ile aracı kurumlar, bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını (hisse senetleri ile (1) numaralı fıkranın altıncı paragrafında belirtilen menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları hariç) (1) numaralı fıkra kapsamında tevkifata tâbi tutulmaksızın almaları halinde, kendilerine satış yapanlar adına satış bedeli ile alış bedeli arasındaki fark üzerinden % 15 oranında tevkifat yaparlar. Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının daha önce bir banka veya aracı kurumdan alınmamış olması halinde, tevkifatın yapılmasında alış bedeli yerine ihraç bedeli esas alınır. Tevkif edilen vergiler (1) numaralı fıkra kapsamında verilecek beyannameye dahil edilmek suretiyle beyan edilir ve ödenir.

4) Bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca % 15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bu fıkra kapsamında yapılan tevkifat tutarları 98 inci ve 119 uncu maddelerde belirtilen sürelerde beyan edilir ve ödenir. Bu iratlar üzerinden 94 üncü madde veya Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.

5) Gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmaması (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemez. Şu kadar ki, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan borsa yatırım fonları ve emeklilik yatırım fonlarının elde ettikleri kazançlar üzerinden (1) ve (4) numaralı fıkralar uyarınca tevkifat yapılmaz.

6) Bu maddenin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarında belirtilen tevkifat oranlarını yabancı para cinsinde ihraç edilen menkul kıymetlerden sağlanan getiriler ile döviz cinsinden açılmış hesaplardan elde edilen faiz gelirleri için beş puana kadar artırmaya veya kanunî oranına kadar indirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

7) (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca tevkifata tâbi tutulan kazançlar için gerçek kişilerce yıllık veya münferit beyanname verilmez. Diğer gelirler dolayısıyla verilecek yıllık beyannameye bu gelirler dahil edilmez. Söz konusu fıkra hükümleri uyarınca tevkifata tabi tutulsun tutulmasın dar mükellef gerçek kişi veya kurumlarca Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden sağlanan kazanç ve iratlar için münferit veya özel beyanname verilmez. Ticarî faaliyet kapsamında elde edilen gelirler ticarî kazanç hükümleri çerçevesinde kazancın tespitinde dikkate alınır ve tevkif suretiyle ödenmiş olan vergiler, 94 üncü madde kapsamında tevkif edilen vergilerin tâbi olduğu hükümler çerçevesinde tevkifata tâbi kazançların beyan edildiği beyannamelerde hesaplanan vergiden mahsup edilir. Şu kadar ki, (2) ve (3) numaralı fıkralar kapsamında tevkif suretiyle ödenen verginin, işlemden doğan kazancın tâbi olduğu tevkifat oranı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı aşan kısmı yıllık beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilmez.

8) Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları dahil) ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının Kurumlar Vergisinden istisna edilmiş olan portföy kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın % 15 oranında vergi tevkifatına tâbi tutulur. Bu kazançlar üzerinden 94 üncü madde uyarınca ayrıca tevkifat yapılmaz. Bu fon veya ortaklıklarının katılma belgelerinin ilgili fona iadesinden elde edilen gelirler ile hisse senetlerinin alım satımından elde edilen kazançlar için yıllık beyanname verilmez. Diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmez. Ticarî işletmeye dahil olan bu nitelikteki gelirler, bu fıkra kapsamı dışındadır.

9) Bu maddenin yürürlük tarihinden önce ihraç edilmiş olan her nevi tahvil ve Hazine bonoları ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin elde tutulması veya elden çıkarılması suretiyle sağlanan gelirlerin vergilendirilmesinde bu madde hükümleri uygulanmaz. Bu gelirlerin vergilendirilmesinde, 31/12/2005 tarihi itibarıyla geçerli olan hükümler uygulanır.

10) Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından veya elde tutulma sürecinde elde edilen gelirler için bu madde hükümleri uygulanmaz. Bu gelirlerin vergilendirilmesinde 31/12/2005 tarihi itibarıyla geçerli olan hükümler uygulanır.

11) Dar mükellefler de dahil olmak üzere, bu madde kapsamında tevkifata tabi tutulan ve yıllık veya münferit beyanname ile beyan edilmeyeceği belirtilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından doğan kazançları için takvim yılı itibarıyla yıllık beyanname verilebilir. Beyan edilen gelirden, aynı türden menkul kıymetler için yıl içinde oluşan zararların tamamı mahsup edilebilir. Beyan edilen gelir üzerinden % 15 oranında vergi hesaplanır.(2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre bu oran % 10 olarak uygulanır. Yürürlük; 23/07/2006) Hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif edilen vergiler mahsup edilir, mahsup edilemeyen tutar genel hükümler çerçevesinde red ve iade edilir. Şu kadar ki, mahsup edilemeyen zararlar izleyen takvim yıllarına devredilemez.

12) Bu maddede geçen, “banka” kavramı 18/6/1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu kapsamında Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını “aracı kurum” kavramı ise 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında Türkiye’de faaliyette bulunan aracı kurumları ifade eder.

13) Bu maddede geçen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı ifadesi, özel bir belirleme yapılmadığı sürece Türkiye’de ihraç edilmiş ve Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınmış ve/veya Türkiye’de kurulu menkul kıymet ve vadeli işlem ve opsiyon borsalarında işlem gören menkul kıymetler veya diğer sermaye piyasası araçları ile kayda alınmamış olsa veya menkul kıymet ve vadeli işlem borsalarında işlem görmese dahi Hazinece veya diğer kamu tüzel kişilerince ihraç edilecek her türlü menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını ifade eder.

Bankaların ve aracı kurumların taraf olduğu veya bunlar aracılığıyla yapılan; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte, ekonomik veya finansal göstergeye dayalı olarak düzenlenenler de dahil olmak üzere, para veya sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma, satma, değiştirme hak ve/veya yükümlülüğünü veren vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri bu madde uygulamasında diğer sermaye piyasası aracı addolunur.

14) Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında 2006 yılında yapılan işlemlerden elde edilen kazançlar için (1) numaralı fıkrada belirtilen tevkifat oranı sıfır olarak uygulanır. Tam ve dar mükellef kurumların (Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunmayanlar hariç) aralarında yaptıkları vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden doğan kazançları bakımından bu madde hükümleri uygulanmaz. Şu kadar ki banka ve benzeri finans kurumları için Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunma şartı aranmaz.

15) Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin 5281 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki 2 numaralı fıkrasında, “Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonu” olarak addolunmuş dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının vergilendirilmeye ilişkin 31/12/2005 tarihindeki bu statüleri;

a) 31/12/2005 tarihinden önce ihraç edilen menkul kıymetlerle (hisse senetleri hariç) sınırlı olmak üzere bu menkul kıymetlerin tamamı itfa edilinceye kadar,

b) 31/12/2005 tarihinde portföylerinde bulunan hisse senetleri için ise bu menkul kıymetlerin bu tarihten sonra portföyden ilk çıkış tarihine kadar,

devam eder.

16) Bu madde kapsamına girmeyen ve 01/1/2006 tarihinden önce iktisap edilmiş olan menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan gelirlerin vergilendirilmesinde 31/12/2005 tarihi itibarıyla geçerli olan hükümler uygulanır.

17) Bakanlar Kurulu bu maddede yer alan oranları her bir kazanç ve irat türü ile bunları elde edenler itibarıyla, yatırım fonlarının katılma belgelerinin fona iade edilmesinden elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre, ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya % 15’e kadar artırmaya yetkilidir.

18) Bu madde hükümlerinin uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemeye, vergiye tabi işlemlere taraf veya aracı olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.

19) Bu madde hükümleri 31/12/2015 tarihine kadar uygulanır.”

1.1- 5527 Sayılı Kanunla Yapılan Değişikliklere İlişkin Açıklamalar

5527 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinde yapılan değişikliklere ilişkin açıklamalar aşağıda gösterilmiştir.

1.1.1- Dar Mükellef Gerçek Kişi ve Kurumlardan Yapılacak Vergi Tevkifatı

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, banka ve aracı kurumların menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirler üzerinden yapmakla yükümlü oldukları % 15 oranındaki tevkifat, dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar tarafından elde edilen gelirlere uygulanmak üzere % 0 olarak belirlenmiştir.

Dolayısıyla, Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası gereğince, dar mükellef gerçek kişi ve kurumların menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarından 07/07/2006 tarihinden itibaren Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlarına sıfır oranında tevkifat uygulanacaktır.

1.1.2- Geçici 67 nci Maddenin (1) Numaralı Fıkra Hükümlerinin Uygulanmayacağı

Gelirler

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında bankalar ve aracı kurumlarca tevkifata tabi tutulacak menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirlere yer verilmiş, anılan fıkranın altıncı paragrafında ise bu fıkra hükümlerinin uygulanmayacağı gelirler belirlenmiştir.

5527 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma belgelerinin ilgili olduğu fona iadesi ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin alım satımından elde edilen gelirler Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası kapsamında tevkifat uygulamasına dahil edilmiş, sürekli olarak portföyünün en az % 51'i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler ise tevkifat kapsamı dışına çıkarılmıştır.

5527 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeler çerçevesinde, Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkra hükümlerinin uygulanmayacağı gelirler aşağıda gösterilmiştir:

-Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin (Eurobond) alım-satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ve bunların dönemsel getirilerinin tahsili,

-Hisse senetleri kar payları,

-Tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler,

-Sürekli olarak portföyünün en az % 51’i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler

tevkifat kapsamında olmayacaktır.

Ancak, yatırım fonu katılma belgelerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirlerin tevkifat kapsamı dışında tutulabilmesi için, satışı yapılan yatırım fonu katılma belgesinin satış tarihi ile alım tarihi arasında geçen 1 yıllık sürede, söz konusu fon katılma belgesinin fon iç tüzüğüne göre sürekli olarak portföyünün en az % 51’inin İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşması gerekmektedir.

Değişken fonlarla ilgili olarak ise, Takasbank tarafından günlük olarak açıklanan bilgiler çerçevesinde, fon portföyünün % 51’inin İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşması şartının ihlal edilmesi durumunda, ertesi günden itibaren söz konusu katılma belgelerinin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler üzerinden tevkifat yapılacaktır. Bu uygulamada, açıklanan bilgilerle ilgili olarak Takasbank’ın sorumluluğu kendisine gelen bilgi-belge ile sınırlıdır.

Ayrıca, Geçici 67 nci maddeye 5527 sayılı Kanunla getirilen hüküm gereğince, tevkifata tabi tutulsun tutulmasın dar mükellef gerçek kişi ve kurumlarca Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden sağlanan kazanç ve iratlar için münferit veya özel beyanname verilmeyecektir.

1.1.3- Portföy Kazançları Üzerinden Yapılacak Vergi Tevkifatı

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (8) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının kurumlar vergisinden istisna edilmiş olan portföy kazançları üzerinden yapılacak tevkifat uygulamasına borsa yatırım fonları, konut finansman fonları ve varlık finansman fonları da dahil edilmiştir.

1.1.4- Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmeleri

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (14) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle, tam mükellef kurumlar ile Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi aracılığıyla faaliyette bulunan dar mükellef kurumların (Banka ve benzeri finans kurumları için Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla faaliyette bulunma şartı aranmaz) aralarında yaptıkları vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden doğan kazançlar için tevkifat yapılmamasına ilişkin uygulama sürekli hale getirilmiştir.

Öte yandan, Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında tam ve dar mükellef gerçek/tüzel kişiler tarafından 2006 yılında yapılan işlemlerden elde edilen kazançlar için tevkifat oranı sıfır olarak uygulanacaktır. 2007 ve izleyen yıllarda ise 5527 sayılı Kanun ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince tevkifat yapılacağı tabiidir.

1.1.5- Yetki

Bakanlar Kurulu, Geçici 67 nci maddede yer alan tevkifat oranlarını her bir kazanç ve irat türü ile bunları elde edenler itibarıyla, yatırım fonlarının katılma belgelerinin fona iade edilmesinden elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya % 15’e kadar artırmaya yetkili kılınmıştır.

Söz konusu yetkiye dayanılarak hazırlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen tevkifat oranlarına ilişkin açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.

2- 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Belirlenen Tevkifat Oranlarına

İlişkin Açıklamalar

2.1- Tam Mükellef Gerçek Kişi ve Kurumlar Tarafından Elde Edilen Gelirlerin

Vergilendirilmesi

Tam mükellef gerçek kişi ve kurumlarca elde edilen Geçici 67 nci maddenin (1), (2) ve (3) numaralı fıkralarında yer alan gelirlere yönelik olarak uygulanmakta olan % 15 oranındaki tevkifat, 23/07/2006 tarihinden itibaren % 10’a indirilmiştir.

Üç Aylık Dönem İçinde Farklı Tevkifat Oranı Uygulanması Durumunda Zarar Mahsubu

257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.4.1.11. Alım-Satım İşlemlerinin Bir Kısmının Zararla Sonuçlanması” başlıklı bölümünde, alım-satıma konu menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının aynı türden olması kaydıyla, üç aylık dönem içerisinde yapılan işlemlerin konsolide edilmesiyle beyan edilip ödenmesi gereken verginin hesaplanacağı belirtilmiştir.

2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince, 23/07/2006 tarihinden önce gerçekleşen işlemler % 15, bu tarihten itibaren gerçekleşen işlemler ise % 10 oranında tevkifata tabi tutulacaktır.

Dolayısıyla, alım-satıma konu menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının aynı türden olması şartıyla, üç aylık dönem içerisinde yapılan işlemler 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih olan 23/07/2006 öncesi ve sonrası ayrı ayrı konsolide edilmek suretiyle, zarar mahsubu yapılacaktır. Mahsup sonrası kalan tutara, ilgili olduğu dönem kazancına ilişkin tevkifat oranı uygulanarak vergi hesaplanacaktır.

Örnek 1:

Bay (A)’nın, (X) Bankası aracılığıyla yaptığı alım-satım işleminden elde ettiği kar ve zarar aşağıda gösterilmiştir.

(YTL)

Tarih

Açıklama

Tevkifat Matrahı

Tevkifat Oranı (%)

Vergi

10/07/2006

Kar

100

15

15

25/07/2006

Zarar

-70

10

-

28/07/2006

Kar

70

10

7

B.K.K. öncesi dönem kümülatif karı :

100 YTL

Tevkifat oranı :

%15

B.K.K.sonrası dönem kümülatif karı :

0

Tevkifat oranı :

%10

Kümülatif kar :

100 YTL

Hesaplanan Vergi (100 YTL x % 15=) :

15 YTL

Örneğimizde, Bay (A)’nın alım-satıma konu menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının aynı türden olması nedeniyle, üç aylık dönem içerisinde yapılan işlemlerin konsolide edilmesi sonucu, 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih olan 23/07/2006 tarihi öncesindeki karlı durumu dikkate alınarak 100 YTL üzerinden % 15 oranında tevkifat yapılacaktır.

Örnek 2:

Bay (A)’nın, (X) Bankası aracılığıyla yaptığı alım-satım işleminden elde ettiği kar ve zarar aşağıda gösterilmiştir.

(YTL)

Tarih

Açıklama

Tevkifat Matrahı

Tevkifat Oranı (%)

Vergi

10/07/2006

Kar

100

15

15

15/07/2006

Zarar

-100

15

-

25/07/2006

Kar

70

10

7

28/07/2006

Kar

60

10

6

B.K.K. öncesi dönem kümülatif karı :

0 YTL

Tevkifat oranı :

%15

B.K.K. sonrası dönem kümülatif karı :

130 YTL

Tevkifat oranı :

%10

Kümülatif kar :

130 YTL

Hesaplanan Vergi (130 YTL x % 10=) :

13 YTL

Örneğimizde, Bay (A)’nın alım-satıma konu menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının aynı türden olması nedeniyle, üç aylık dönem içerisinde yapılan işlemlerin konsolide edilmesi sonucu, 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih olan 23/07/2006 tarihi sonrası karlı durumu dikkate alınarak dönem kümülatif karı olan 130 YTL üzerinden % 10 oranında tevkifat yapılacaktır.

Örnek 3:

Bay (A)’nın, (X) Bankası aracılığıyla yaptığı alım-satım işleminden elde ettiği kar ve zarar aşağıda gösterilmiştir.

(YTL)

Tarih

Açıklama

Tevkifat Matrahı

Tevkifat Oranı (%)

Vergi

10/07/2006

Kar

100

15

15

15/07/2006

Zarar

-70

15

-

25/07/2006

Zarar

-20

10

-

28/07/2006

Kar

60

10

6

B.K.K. öncesi dönem kümülatif karı :

30 YTL

Tevkifat oranı :

%15

B.K.K. sonrası dönem kümülatif karı :

40 YTL

Tevkifat oranı :

%10

Hesaplanan Vergi (30 YTL x %15)+(40 YTL x %10)= :

8,5 YTL

Örneğimizde, Bay (A)’nın alım-satıma konu menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının aynı türden olması nedeniyle, üç aylık dönem içerisinde yapılan işlemlerin 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih olan 23/07/2006 öncesi ve sonrası ayrı ayrı konsolide edilmesi sonucu, yukarıda açıklandığı şekilde vergi hesaplanacaktır.

Örnek 4:

Bay (A)’nın (X) Bankası aracılığıyla yaptığı alım-satım işleminden elde ettiği kar ve zarar aşağıda gösterilmiştir.

(YTL)

Tarih

Açıklama

Tevkifat Matrahı

Tevkifat Oranı (%)

Vergi

10/07/2006

Kar

200

15

30

15/07/2006

Zarar

-70

15

-

25/07/2006

Kar

20

10

2

28/07/2006

Zarar

-60

10

-

B.K.K. öncesi dönem kümülatif karı :

130 YTL

Tevkifat oranı :

%15

B.K.K. sonrası dönem kümülatif zararı :

-40 YTL

Tevkifat oranı :

%10

Kümülatif kar :

90 YTL

Hesaplanan Vergi (90 YTL x %15=) :

13,5 YTL

Örnek 5:

Bay (A)’nın (X) Bankası aracılığıyla yaptığı alım-satım işleminden elde ettiği kar ve zarar aşağıda gösterilmiştir.

(YTL)

Tarih

Açıklama

Tevkifat Matrahı

Tevkifat Oranı (%)

Vergi

10/07/2006

Zarar

-20

15

-

15/07/2006

Zarar

-70

15

-

25/07/2006

Kar

120

10

12

28/07/2006

Kar

60

10

6

B.K.K.öncesi dönem kümülatif zararı :

-90 YTL

Tevkifat oranı :

%15

B.K.K. sonrası dönem kümülatif karı :

180 YTL

Tevkifat oranı :

%10

Kümülatif kar :

90 YTL

Hesaplanan Vergi (90 YTL x %10=) :

9 YTL

Örnek 6:

Bay (A)’nın (X) Bankası aracılığıyla yaptığı alım-satım işleminden elde ettiği kar ve zarar aşağıda gösterilmiştir.

(YTL)

Tarih

Açıklama

Tevkifat Matrahı

Tevkifat Oranı (%)

Vergi

10/07/2006

Kar

100

15

15

15/07/2006

Zarar

-170

15

-

25/07/2006

Zarar

-120

10

-

28/07/2006

Kar

60

10

6

B.K.K.öncesi dönem kümülatif zararı :

-70 YTL

B.K.K. sonrası dönem kümülatif zararı :

-60 YTL

Kümülatif zarar :

-130 YTL

Örneğimizde, Bay (A)’nın alım-satıma konu menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının aynı türden olması nedeniyle, üç aylık dönem içerisinde yapılan işlemlerin 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih olan 23/07/2006 öncesi ve sonrası ayrı ayrı konsolide edilmesi sonucu oluşan zarar için vergi hesaplanmayacak olup, kümülatif zarar tutarı olan 130 YTL bir sonraki döneme aktarılarak bu dönemde mahsup edilebilecektir.

2.2- Menkul Kıymetler Yatırım Fonları ile Ortaklıklarının Portföy Kazançları

Üzerinden Yapılacak Vergi Tevkifatı

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları hariç) ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının kurumlar vergisinden istisna edilmiş olan portföy kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın % 15 oranında vergi tevkifatına tâbi tutulmakta idi.

Söz konusu tevkifat oranı, 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesinin (b) bendi gereğince yeniden düzenlenmiştir.

Bu düzenleme çerçevesinde; Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının kurumlar vergisinden istisna edilmiş olan portföy kazançları üzerinden 01/01/2006 tarihinden 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı 23/07/2006 tarihine kadar % 15 oranında, 23/07/2006 tarihinden 01/10/2006 tarihine kadar % 10 oranında, 01/10/2006 tarihinden itibaren ise % 0 oranında tevkifat yapılacaktır.

Dolayısıyla, bu fon ve ortaklıkların portföy kazançlarına, yukarıda belirtilen tarihler itibarıyla belirlenecek kıst dönemler dikkate alınarak, bu kıst dönemlere ilişkin tevkifat oranları uygulanacaktır.

Ancak, portföy kazançları üzerinden yapılacak tevkifat uygulamasına “borsa yatırım fonları, konut finansman fonları ve varlık finansman fonları” 5527 sayılı Kanun gereğince 01/10/2006 tarihinden itibaren dahil edileceğinden, söz konusu fonların portföy kazançları üzerinden de 01/10/2006 tarihinden itibaren % 0 oranında tevkifat yapılacaktır.

Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fon ve ortaklıklarının gerek 01/01/2006 tarihinden önce, gerekse bu tarihten sonra oluşan portföy kazançları üzerinden 01/10/2006 tarihinden itibaren % 0 oranında tevkifat yapılacaktır. Öte yandan, söz konusu fon/ortaklıkların 31/12/2005 tarihinde mevcut olan portföyleri ile ilgili olarak 01/01/2006- 01/10/2006 tarihleri arasında oluşan portföy kazançları üzerinden 257 Seri No.lu Tebliğin “7. Menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıklarının vergilendirilmesi” başlıklı bölümünde açıklandığı üzere, eski hükümler çerçevesinde tevkifat yapılacağı tabiidir.

Diğer taraftan, 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “7.2 Dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının vergilendirilmesi” başlıklı bölümünde açıklandığı üzere, 31/12/2005 tarihine kadar Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonu olarak addolunan dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının vergilendirme açısından bu statülerinin 31/12/2005 tarihli portföyleri ile ilgili olarak devam edeceği, mezkur fonlarca elde edilen gelirler üzerinden Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifat yapılmayacağı, vergilendirmenin 31/12/2005 tarihinde geçerli olan hükümlere göre yapılacağı belirtilmiştir.

Geçiş dönemi için fon statüleri devam ettirilen dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonu olarak değerlendirilmesi söz konusu olmadığından, bu portföy boşalıncaya kadar 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtildiği şekilde, eski hükümlere göre vergilendirme devam edecektir.

2.3- Menkul Kıymetler Yatırım Fonları ile Ortaklıklarının Gelirleri Üzerinden

Yapılacak Vergi Tevkifatı

Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının, Geçici 67 nci maddenin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarında belirtilen gelirleri üzerinden % 15 oranında tevkifat yapılmakta idi.

Söz konusu tevkifat oranı, 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesinin (c) bendi gereğince yeniden düzenlenmiştir.

Bu düzenleme çerçevesinde; Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının Geçici 67 nci maddenin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarında belirtilen gelirleri üzerinden 01/01/2006 tarihinden 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı 23/07/2006 tarihine kadar % 15 oranında, 23/07/2006 tarihinden 01/10/2006 tarihine kadar % 10 oranında, 01/10/2006 tarihinden itibaren ise % 0 oranında tevkifat yapılacaktır.

Ancak, portföy kazançları üzerinden yapılacak tevkifat uygulamasına “borsa yatırım fonları, konut finansman fonları ve varlık finansman fonları” 5527 sayılı Kanun gereğince 01/10/2006 tarihinden itibaren dahil edileceğinden, söz konusu fonların portföy kazançları üzerinden 01/10/2006 tarihinden itibaren yapılacak % 0 oranındaki tevkifat uygulamasına paralel olarak, bu fon/ortaklıkların Geçici 67 nci maddenin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarında belirtilen gelirleri üzerinden de 01/10/2006 tarihinden itibaren % 0 oranında tevkifat yapılacaktır.

Emeklilik yatırım fonları Geçici 67 nci madde kapsamında vergilendirilmediğinden, öteden beri devam ettiği şekilde, gerek fon bünyesinde, gerekse fonun gelirleri üzerinden söz konusu madde kapsamında tevkifat yapılmayacaktır.

2.4- Menkul Kıymetler Yatırım Fonları Katılma Belgeleri ile Yatırım Ortaklıkları Hisse Senetlerinden Elde Edilen Gelirler

Bilindiği üzere 5527 sayılı Kanunla, Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının altıncı paragrafında yapılan değişiklikle, 01/10/2006 tarihinden itibaren Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma belgelerinin ilgili olduğu fona iadesi ve menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin alım satımı tevkifat kapsamına alınmıştır.

Mevcut durumda bu fonların katılma belgelerinin ilgili olduğu fona iadesinden elde edilen gelirler ile yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin alım-satımından elde edilen kazançların katılımcı nezdinde vergilendirilmediği göz önüne alındığında, 01/10/2006 tarihinden itibaren yapılacak % 10’luk tevkifat uygulamasında, yatırımcıların bu tarihten önce iktisap ettikleri yatırım fonları katılma belgeleri için; Eylül ayının son işlem gününde ilgili yatırım fonu katılma belgesinin kapanış fiyatı, yatırım ortaklığı hisse senetleri için ise; bu hisse senetlerinin Eylül ayının son işlem gününde borsada oluşan ağırlıklı ortalama fiyatı, alış maliyeti olarak dikkate alınacaktır.

Sürekli olarak portföyünün en az % 51’i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılması ile ilgili olarak, bir yıllık sürenin hesaplanmasında, katılma belgesinin iktisap tarihinin esas alınması gerekmektedir.

2.5- İhtiyari Beyanda Uygulanacak Vergi Oranı

5527 sayılı Kanunla, Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (11) numaralı fıkrasında yer alan oran 23/07/2006 tarihinden geçerli olmak üzere % 10’a indirilmiştir.

Bilindiği üzere, Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifata tabi tutulan ve yıllık veya münferit beyanname ile beyan edilmeyeceği belirtilen menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından doğan kazançlar için takvim yılı itibarıyla verilecek yıllık beyannamede beyan edilen gelire % 15’lik tek oran uygulanmaktaydı.

Yapılan düzenlemeyle, söz konusu oran % 10’a indirilmiş olup, 2006 yılına ilişkin olarak verilecek beyannamede, beyan edilen gelir kıst dönemler itibarıyla hesaplanarak, 23/07/2006 tarihi öncesi kıst döneme ilişkin % 15’lik oran, söz konusu tarih sonrası kıst döneme ilişkin olarak da % 10’luk oran uygulanacaktır.

Örnek 1:

Bay (A)’nın, 2006 yılında (X) Bankası aracılığıyla yapmış olduğu menkul kıymet alım-satımına ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.

(YTL)

Tarih

Menkul Kıymet Türü

Kar/Zarar

Tevkifat Matrahı

Tevkifat Oranı (%)

Vergi

Şubat 2006

Hisse Senedi

100

100

15

15

Mart 2006

Tahvil

200

200

15

30

Nisan 2006

Hisse Senedi

50

50

15

7,5

Mayıs 2006

Tahvil

-150

-

15

-

Ağustos 2006

Hisse Senedi

150

150

10

15

Eylül 2006

Tahvil

-100

-

10

-

Ekim 2006

Hisse Senedi

-100

-

10

-

Kasım 2006

Tahvil

-100

-

10

-

Örneğimizde, Bay (A)’nın ihtiyari beyanname vermesi durumunda; aynı türden menkul kıymetlere ilişkin yıl içinde oluşan zararlar mahsup edilebilecektir. Dolayısıyla, değişken getirili hisse senetleri ile sabit getirili tahvillerin alım-satımından doğan kar/zarar işlemlerinin kendi içerisinde mahsubu sonucu vergiye tabi kazanç belirlenecek olup, bu kazancın 23/07/2006 tarihine kadar olan kısmına % 15, bu tarihten sonraki kısmına ise % 10 oranı uygulanarak, hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif edilen vergiler mahsup edilecektir.

Bu durumda hesaplama aşağıdaki gibi olacaktır.

(YTL)

Menkul Kıymetin Türü

Kar

Zarar

Beyan Edilen Gelir

Vergi Oranı (%)

Hesapla-nan Vergi

Toplam

Yıl İçinde Tevkif Edilen Vergi

İade Tutarı

Hisse Senedi

200

150

15

22,5

27,5

37,5

10

50

10

5

Tahvil

- 150

0

-

-

-

30

30

Bay (A)’nın 2006 yılında hisse senetlerinin alım-satımından elde ettiği 200 YTL tutarındaki karın 150 YTL’lik kısmının söz konusu Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı 23/07/2006 öncesi döneme, 50 YTL’lik kısmının ise bu tarihten sonraki döneme ilişkin olması nedeniyle farklı vergi oranları uygulanmıştır.

Örnek 2:

Bay (A)’nın, 2006 yılında (X) Bankası aracılığıyla yapmış olduğu menkul kıymet alım-satımına ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.

(YTL)

Tarih

Menkul Kıymet Türü

Kar/Zarar

Tevkifat Matrahı

Tevkifat Oranı (%)

Vergi

Şubat 2006

Hisse Senedi

180

180

15

27

Mart 2006

Tahvil

200

200

15

30

Nisan 2006

Hisse Senedi

50

50

15

7,5

Mayıs 2006

Tahvil

-150

-

15

-

Ağustos 2006

Hisse Senedi

100

100

10

10

Eylül 2006

Tahvil

-100

-

10

-

Ekim 2006

Hisse Senedi

-100

-

10

-

Kasım 2006

Tahvil

100

-

10

-

Bu durumda benzer hesaplama aşağıdaki gibi olacaktır.

(YTL)

Menkul Kıymetin Türü

Kar

Zarar

Beyan Edilen Gelir

Vergi Oranı (%)

Hesaplanan Vergi

Yıl İçinde Tevkif Edilen Vergi

İade Tutarı

Hisse Senedi

230

230

15

34,5

44,5

10

Tahvil

50

50

15

7,5

30

22,5

Bay (A)’nın 2006 yılında tahvil alım-satımından elde ettiği 50 YTL’lik karın, Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı 23/07/2006 öncesi döneme ilişkin olması nedeniyle beyan edilen gelire % 15’lik oran uygulanmıştır.

Öte yandan, 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.4.1.12. İhtiyari beyan” bölümünde yer alan açıklamalar gereğince, beyan edilen gelir üzerinden hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif edilen vergilerin mahsubu sonucunda kalan tutarlar genel hükümler çerçevesinde red ve iade edilecektir. Mahsup ve iadenin yapılabilmesi için tevkif yoluyla kesilen vergilerin beyannameye dahil edilen kazançlara ilişkin olması şarttır.

3- Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin

Açıklamalar

3.1- Veraset Yoluyla veya İvazsız Olarak Edinilen Menkul Kıymetlerde Alış Bedeli

Olarak Dikkate Alınacak Tutar

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkra hükmü ile bankalar ve aracı kurumlar, alım-satımına aracılık ettikleri menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve satış bedelleri arasındaki fark üzerinden vergi tevkifatı yapmakla sorumlu tutulmuşlardır.

Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinde, veraset ve intikal vergisi matrahının, intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunan değerleri olduğu belirtilmiştir.

Vergi Usul Kanununun 294 üncü maddesine göre bir vergiye matrah olan servet veya servet unsuru mahiyetindeki hisse senetleri ve tahviller borsa rayici ile, borsada kayıtlı olmayanlar ise emsal bedeliyle değerlenmektedir.

Bu durumda, mirasçılara veraset yoluyla intikal eden hisse senedi ve tahviller ölüm tarihinde, diğer suretle vuku bulan bedelsiz intikallerde ise bu kıymetler hukuken iktisap edildiği tarihte elde edilmiş kabul edilecek ve söz konusu kıymetlerin alış bedeli olarak da miras bırakanın ölümü veya hukuki iktisabın gerçekleştiği tarihteki borsa rayici, borsaya kayıtlı olmayanlar için ise bu tarihteki emsal bedeli esas alınacaktır.

Buna göre, veraset yoluyla iktisap edilen Geçici 67 nci madde kapsamındaki menkul kıymetlerin varislerce satılması halinde, satış bedeli ile yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan alış bedeli arasındaki fark üzerinden, Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifat yapılması gerekmektedir.

Hisse senetlerinin 01/01/2006 tarihinden önce intikal etmiş olması halinde ise, mirasçılar tarafından elde edilen değer artışı kazançları için 31/12/2005 tarihinde geçerli olan hükümler uygulanacaktır.

Veraset yoluyla iktisap edilen tahvil ve Hazine bonolarının 01/01/2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olması halinde, bu kıymetlerin iktisap edildiği tarihe bakılmaksızın 31/12/2005 tarihinde geçerli olan hükümlere göre vergilendirme yapılacaktır.

3.2- Ödünç İşlemlerinden Elde Edilen Gelirler Üzerinden Yapılacak Tevkifat

Bilindiği üzere, Geçici 67 nci maddenin uygulamasıyla ilgili olarak yayımlanan 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.4.4. Ödünç işlemlerinde tevkifat matrahı” başlıklı bölümünde, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemine konu olması halinde ödünç veren tarafın lehine kalan tutar üzerinden tevkifat yapılacağı belirtilmiştir.

Ödünç işlemine konu olan ve ödünç alanın da elden çıkarmış olduğu hisse senetlerine ilişkin olarak bir temettü dağıtımı yapılması durumunda, ödünç sözleşmesi uyarınca, ödünç alan tarafından ödünç verene, temettü kaybını telafi etmek amacıyla ödeme yapılabilmektedir. Temettü ödemeleri Geçici 67 nci madde kapsamına girmemekle birlikte söz konusu gelir (temettü telafi tazminatı), ödünç veren tarafın lehine kalan bir gelir niteliği taşıdığından Geçici 67 nci madde kapsamında tevkifata tabi tutulacaktır.

3.3- Menkul Kıymetler Yatırım Fon ve Ortaklıklarında Giderlerin Dağıtımı

Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fon ve ortaklıkları 31/12/2005 tarihinde mevcut olan portföylerini, bu tarihten sonra alıp satacakları menkul kıymetlerden ayrı olarak izlemek zorundadırlar.

Bu durumda, fon ve ortaklıkların genel giderleri (fon yönetim ücretleri vb.) yukarıdaki şekilde izlenen portföy kısımlarının toplam portföy bileşimi ağırlığına göre dağıtılacaktır. İlgili portföy bileşiminde yer alan menkul kıymetlerle doğrudan ilişkilendirilen giderler ise, sadece ilgili kısım portföy kazançlarından indirilecektir.

Örnek:

(X) menkul kıymetler yatırım fonunun 15/03/2006 tarihinde, 31/12/2005 tarihinden önce ihraç/iktisap edilmiş menkul kıymetlerle ilgili I. Kısım portföyü 4.000.000 YTL, 01/10/2006 tarihine kadar alım-satımı yapılan menkul kıymetlerden oluşan II. Kısım portföyü 6.000.000 YTL olmak üzere toplam 10.000.000 YTL’lik portföy bileşimi bulunmaktadır.

Anılan Fon, ilgili dönemde 50.000 YTL fon yönetim ücreti ödemiş ve II. Kısım portföyde bulunan menkul kıymetlerle ilgili olarak 1.000 YTL gider yapmıştır.

Bu durumda, I. Kısım toplam portföy bileşiminin % 40’ını, II. Kısım ise % 60’ını oluşturmaktadır. Dolayısıyla, fon yönetim ücretinin 20.000 YTL’si Portföyün I. Kısmı; 30.000 YTL’si ise II. Kısmı ile ilişkilendirilecektir.

(YTL)

Portföy Bileşimi

Oran(%)

Genel Giderler

I.Kısım Portföy

4.000.000

40

20.000

II.Kısım Portföy

6.000.000

60

30.000

TOPLAM

10.000.000

100

50.000

II. Kısım portföyde bulunan menkul kıymetlerle ilgili olarak yapılan 1.000 YTL gider ise sadece ilgili portföyle ilişkilendirilecektir.

3.4- İlk Giren İlk Çıkar ve Ağırlıklı Ortalama Maliyet Yöntemlerinin Uygulanması

257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.4.1.2. Aynı menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracından değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması” başlıklı bölümünde, aynı menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracından değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması durumunda ilk giren ilk çıkar yöntemi kullanılmak suretiyle, tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacak alış bedelinin belirleneceği, aynı gün içinde yapılan alım-satım işlemlerinde ağırlıklı ortalama fiyat bilgisinin dikkate alınabileceği, ancak tevkifat matrahının ilk giren ilk çıkar yöntemine göre belirleneceği açıklanmıştır.

Söz konusu maliyet yöntemleri, sadece 01/01/2006 tarihinden sonra iktisap edilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması durumunda uygulanacak olup, 31/12/2005 tarihinden önce iktisap edilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının maliyet hesaplama yöntemine dahil edilmemesi ve bu kıymetlerden elde edilen gelirlerin vergilendirilmesinde 31/12/2005 tarihi itibarıyla geçerli olan hükümlerin uygulanması gerekmektedir.

3.4.1- Ağırlıklı Ortalama Yöntemine Göre Maliyeti Hesaplanan Menkul Kıymetlerin

Ertesi Güne Devri

Tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacak alış bedelinin tespitinde, ağırlıklı ortalama yönteminin seçildiği ve menkul kıymetlerin tamamının aynı gün içinde satılmayarak ertesi güne devredildiği durumlarda, menkul kıymetlerin maliyet bilgisi olarak izleyen günlere, ağırlıklı ortalama maliyet yöntemine göre hesaplanan tutarlar aktarılacaktır.

3.4.2- İşlemden Sonra Eski Tarihli Menkul Kıymetlerin Virmanlanması

Tevkifat matrahı hesaplanarak işlemin tamamlanmasından sonra, bu hesaplamayı etkileyecek olan geçmiş tarihli bir menkul kıymetin müşteri portföyüne dahil olması veya virmanın geç ulaşması durumunda, geriye dönülerek düzeltme işlemi yapılmasına, yani tevkifat matrahının portföye dahil olan menkul kıymetler de dikkate alınmak suretiyle yeniden hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.

3.4.3- Hatalı İşlemler ve Düzeltilmesi

Tevkifat matrahının belirlenmesinde yanlış müşteri hesabına kayıt, hatalı fiyat veya miktar girişi gibi hatalı işlemlerin tespit edilmesi durumunda söz konusu işlemlerin geriye dönük olarak düzeltilmesi, izleyen işlemlerin bu düzeltilmiş bilgiler doğrultusunda yapılması gerekmektedir.

Hatalı işlemin ilgili döneme ilişkin beyanname verildikten sonra tespit edilmesi durumunda ise Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde düzeltme beyannamesi verilmesi mümkün bulunmaktadır.

3.4.4- Maliyet Hesaplama Yönteminin Değiştirilmesi

Bir banka veya aracı kurumda gün içinde yapılan alım-satım işlemleri için seçilmiş olan maliyet hesaplama yönteminin, müşterinin ilgili banka/aracı kurumdaki portföyünde yer alan menkul kıymetler tamamen elden çıkarılıncaya kadar değiştirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

3.4.5- Virman İşlemlerinde İlk Giren İlk Çıkar Yönteminin Uygulanması

Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının bir banka veya aracı kurumdaki bir hesaptan herhangi bir banka veya aracı kuruma naklinin istenmesi durumunda (virman işlemleri) nakli gerçekleştirilecek olan kıymet ilk giren ilk çıkar yöntemine göre tespit edilecektir.

3.4.6- Virman İşlemlerinde Tevkifat

Bilindiği üzere, Geçici 67 nci maddenin uygulamasıyla ilgili olarak yayımlanan 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.8. Maliye Bakanlığına yapılacak bildirimler” başlıklı bölümünde, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının müşterilerin talimatıyla mülkiyet devrini öngörecek şekilde diğer bir müşteri hesabına aktarılması işlemlerinin vergilendirme açısından alım-satım işlemi kabul edilerek tevkifata tabi tutulacağı, tevkifata tabi tutulan bu işlemlerin ayrıca Maliye Bakanlığına bildirilmesine gerek bulunmadığı belirtilmiştir.

Buna göre, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, bir sözleşmeye dayanarak teminat gösterilmesi veya ödünç işlemlerine konu olması durumları dışında, müşterilerin talimatıyla diğer bir müşteri hesabına aktarılması işlemleri mülkiyetin devri kabul edilerek tevkifat yapılacaktır.

3.5- Aynı Tür Menkul Kıymet ve Diğer Sermaye Piyasası Araçları Sınıflandırması

257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.4.1.11. Alım-Satım İşlemlerinin Bir Kısmının Zararla Sonuçlanması” başlıklı bölümünde, Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrasında, üç aylık dönem içerisinde aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı ile ilgili olarak birden fazla alım-satım işlemi yapılması halinde tevkifatın gerçekleştirilmesinde bu işlemlerin tek bir işlem olarak dikkate alınacağı belirtilerek, aynı tür menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının gruplandırılmasında esas alınmak üzere üç sınıf ihdas edilmiştir.

Söz konusu sınıflandırmanın yapılmasında dövize, altına veya başka bir değere endeksli olma niteliği göz ardı edilerek, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının temelde ne tür getiriye (sabit/değişken) sahip olduğu dikkate alınmıştır.

Dolayısıyla, literatürde “Sabit Getirili Menkul Kıymetler” içerisinde yer alan tahvil ve bonoların değişken faizli, dövize, altına veya başka bir değere endeksli olması durumu değiştirmeyeceğinden, söz konusu tahvil ve bonoların da sabit getirili menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, 5527 sayılı Kanun ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan düzenlemeler çerçevesinde, aynı tür menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları sınıflandırmasında, “Yatırım Fonları Katılma Belgeleri” ayrı bir sınıf olarak değerlendirilecektir.

3.6- Yabancı Para Cinsinden İhraç Edilen Menkul Kıymetlerde Tevkifat Matrahının

Tespiti

257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.4.1.9. Yabancı para cinsinden ihraç edilen menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları” başlıklı bölümünde; tevkifat matrahı belirlenirken kur olarak, işlem anında kullanılan kurun, böyle bir kurun bulunmadığı hallerde ise T.C. Merkez Bankası (TCMB) döviz alış kurunun esas alınacağı belirtilmiştir.

Dolayısıyla, yabancı para cinsinden ihraç edilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile ilgili olarak yapılan ve işlem anında kuru bulunmayan alış ve satış işlemlerinde, TCMB döviz alış kurunun dikkate alınması gerekmektedir.

3.7- Fiziken Teslimlerde Maliyet Bildirimi

257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.4.1.14. Menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının fiziken bir banka veya aracı kuruma teslim edilmesi” başlıklı bölümünde; menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının fiziken bir banka veya aracı kuruma teslim edilmesi halinde alış bedeli olarak, tevsik edilmesi kaydıyla, kıymet sahibinin beyanının esas alınacağı ve kıymetin alış tarihi veya bedelinin tevsik edilmesinde, aracı kurum veya bankalar tarafından ya da ihracı gerçekleştiren kurum tarafından düzenlenen belgelerin kullanılacağı belirtilmiştir.

Ancak, alış bedelinin tevsik edilemediği fiziken teslimlerde menkul kıymetin alış bedeli olarak, bu kıymetin teslim alındığı yılda, fiziken teslim tarihine kadar borsada işlem gördüğü günün son seansında alındığı kabul edilecek olup, bu seansta oluşan ağırlıklı ortalama fiyat bilgisi, borsada işlem görmemesi durumunda ise bir yıl önce alındığı kabul edilerek yine bu yıl içinde işlem gördüğü son seansta oluşan ağırlıklı ortalama fiyat bilgisi esas alınacaktır.

Diğer taraftan, söz konusu menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı ile ilgili olarak alış bedelinin, yukarıdaki şekilde belirlenememiş olması durumunda, yargı mercilerince bilirkişi raporuna göre tespit edilmiş bir değerin bulunması halinde alış bedeli olarak bu değer esas alınabilecektir.

3.8- Tezgah üstü İşlemlerde Maliyet Bildirimi

Menkul kıymetlerin tezgah üstü işlemlerde tevkifat uygulamasında esas alınacak alış maliyeti ve işlem fiyatı konusunda 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.1.1.4 Tezgah üstü işlemlerde tevkifat” başlıklı bölümünde gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Buna göre, yapılacak virmanlarda müşterinin yazılı olarak bildirdiği fiyat, söz konusu menkul kıymetin işlem fiyatı (alıcı için ise alış maliyeti) olarak kabul edilecektir. Söz konusu fiyat, menkul kıymetin virman işleminin gerçekleştiği günden önceki günde oluşan ağırlıklı ortalama fiyatının % 10 altında/üzerinde olabilecektir. Ancak, yazılı olarak bildirilen fiyatın % 10’luk marjı aşması halinde, söz konusu menkul kıymetin virman işleminin gerçekleştiği günden önceki günde oluşan ağırlıklı ortalama fiyatı esas alınacaktır.

Diğer taraftan, müşterilerin herhangi bir fiyat bildirmediği virman işlemlerinde, ilgili menkul kıymetin o gün işlem görmemesi halinde, virman gününden bir önceki günde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) ikinci seansta (ikinci seansta işlem görmemesi halinde ilk seansta) oluşan ağırlıklı ortalama fiyat bilgilerinin dikkate alınması gerekmektedir. Menkul kıymetin, İMKB’ de bir önceki gün içinde de işlem görmemesi halinde hisse senetleri için son işlem gördüğü günde oluşan ağırlıklı ortalama fiyat bilgisinin, Devlet tahvili ve hazine bonoları için ise T.C. Merkez Bankasınca açıklanan fiyatların dikkate alınması gerekmektedir.

3.9- Mukimlik Belgesinin İbrazı

257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “10. Çifte Vergilemeyi Önleme Anlaşmalarının Uygulanması” başlıklı bölümünde, dar mükellef gerçek kişi ve kurumların, Geçici 67 nci madde kapsamında Türkiye’deki finansal araçlara kendileri veya yurt dışındaki portföy yönetim şirketleri vasıtasıyla yatırım yapabilmeleri ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları hükümlerinden yararlanabilmeleri için vergi kimlik numarası almaları gerektiği belirtilmiş ve vergi kimlik numarası alınabilmesi için ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gereken belgeler açıklanmıştır.

Öte yandan, 5527 sayılı Kanunla, 07/07/2006 tarihinden itibaren, dar mükellef kişi ve kurumların finansal araçlardan Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlarına uygulanacak tevkifat oranı % 0 (sıfır) olarak belirlenmiştir.

Dolayısıyla, dar mükellef gerçek kişilerin anılan Tebliğin (10) numaralı bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde vergi kimlik numarası almalarının yanısıra, söz konusu gelirlerine % 0 oranında tevkifat uygulanabilmesi için, ilgili ülkenin yetkili makamları tarafından düzenlenerek imzalanmış mukimlik belgesinin aslının ve tercüme bürolarınca tercüme edilmiş örneğinin, banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla veya doğrudan ilgili vergi dairesine (Boğaziçi Vergi Dairesi) ibraz edilmesi gerekmektedir.

Ancak, dar mükellef kurumların söz konusu gelirlerine % 0 oranında tevkifat uygulanabilmesi için 01/01/2007 tarihine kadar uygulanmak üzere, bu kurumların kendi ülkelerinde geçerli kuruluş belgesinin Türkiye’nin o ülkede bulunan temsilciliğince onaylı Türkçe bir örneğini veya yabancı dilde onaylı kuruluş belgesinin tercüme bürolarınca tercüme edilmiş Türkçe bir örneğinin ibrazı yeterli olup, bu tarihten itibaren ise mukimlik belgesinin ibraz edilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede, 01/01/2007 tarihinden itibaren mukimlik belgesi ibraz eden dar mükellef kurumlar için yeniden vergi kimlik numarası alınmasına gerek bulunmayıp, mevcut numaralar kurumun hangi ülkenin mukimi olduğunu gösterecek şekilde kodlama yapılmak suretiyle revize edilecektir.

Öte yandan, anılan Tebliğin (10) numaralı bölümünde; bir takvim yılına ilişkin mukimlik belgesinin, izleyen yılın dördüncü ayına kadar geçerli olduğu ve söz konusu belgenin her yıl yenilenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu belge, dar mükellef gerçek kişiler tarafından her yıl yenilenecek olup, dar mükellef kurumlar tarafından ise üç yılda bir yenilenecektir.

3.10- Tevkifat Oranının Uygulamasında Esas Alınacak Tarih

257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.6. Tevkifat Dönemi” başlıklı bölümünde, Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası uyarınca, bankalar ve aracı kurumlar tarafından takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla tevkifat yapılacağı, tevkifat matrahı tespit edilirken işlem günündeki bilgilerin esas alınacağı, ancak tevkifatın alım-satıma ilişkin takas tarihinde yapılacağı belirtilmiştir.

Dolayısıyla, tevkifat matrahı tespit edilirken işlem günündeki bilgiler esas alındığından, uygulanacak tevkifat oranının belirlenmesinde de işlem tarihinde yürürlükte olan oranın dikkate alınması gerekmektedir.

4- Diğer Hususlar

4.1- 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin “2.4.1.13 Virman İşlemlerinde Tarih ve Maliyet Bildirimi” başlıklı bölümünün üçüncü paragrafında, kuponlu menkul kıymetlerde bildirilecek bedelin kirli alış fiyatı olacağı, söz konusu menkul kıymetlerle ilgili olarak virmandan sonra yapılacak işlemlerde işleme aracılık yapan banka veya aracı kurumun, kendisine virman edilen kirli fiyat üzerinden temiz işlem fiyatı ve varsa kupon başına fazla ödeme tutarını hesaplamak suretiyle tevkifat matrahına ulaşacağı belirtilmiştir.

Menkul kıymetlerin virman edilmesi halinde tevkifat matrahı hesaplanırken, kupon başına indirilen fazla ödeme tutarlarının 257 Seri No.lu Tebliğ eki “Menkul Kıymet ve Diğer Sermaye Piyasası Aracının Başka Banka veya Aracı Kuruma Aktarım Bildirimi” ndeki “Aktarılan Menkul Kıymetin Tutarı” sütununda ayrıca belirtilmesi gerekmekte olup, söz konusu bildirim, kupon başına indirilen fazla ödeme tutarlarını da içerecek şekilde bu Tebliğ ekinde yeniden düzenlenmiştir.

4.2- 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin “8. 01/01/2006 Tarihinden Önce İhraç Edilen Tahvil ve Bonolardan Elde Edilen Gelirlerin Vergilendirilmesi” başlıklı bölümünün üçüncü paragrafında, 01/01/2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan her nevi tahvil ve Hazine bonoları ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin elden çıkarılması suretiyle sağlanan gelirlerin, dar mükellef kurumlar tarafından özel beyanname ile beyan edileceği ve söz konusu menkul kıymetlerin elde tutulma sürecinde elde edilen gelirlerin de bu beyannameye dahil edilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.

Bu kapsamda, beyannameye dahil edilmesi zorunlu olan “elde tutulma sürecinde elde edilen gelirler” ifadesinden anlaşılması gereken; söz konusu menkul kıymetlerden elde edilen faiz gelirleridir. Dolayısıyla, dar mükellef kurumlar tarafından verilecek özel beyannamelere henüz satışı gerçekleşmemiş olan menkul kıymetlerin elde tutulması nedeniyle oluşan değer farklılığının eklenmesi söz konusu değildir.

4.3- 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin “2.1.1.5 Takasbank- Merkezi Kayıt Kuruluşu dışındaki saklamacı kuruluşlardan saklama hizmeti alan yatırımcı talimatlarını yerine getiren banka ve aracı kurumların yapacağı işlemler” başlıklı bölümünün son paragrafında, işlem talimatı veren müşterinin, işlem talimatı verirken veya bu tarihten önce yapacağı bir sözleşme ile bundan böyle kendisi adına yapılacak tüm işlemleri için Takasbank-Merkezi Kayıt Kuruluşu dışında bir saklamacı kuruluştan saklama hizmeti aldığını ve bu işleme ilişkin tevkifatın kendisinin saklamacı kuruluşunca yerine getirileceğini yazılı olarak belirtmemesi halinde, söz konusu işleme ilişkin tevkifat yükümlülüğünün, 257 Seri No.lu Tebliğde belirtilen genel esaslara göre banka veya aracı kurum tarafından yerine getirileceği belirtilmiştir. Müşteri tarafından bildirimin yapılmadığı durumlarda, söz konusu yazılı bildirimin bu müşteriye saklama hizmeti veren saklamacı kuruluş tarafından yapılması da mümkün bulunmaktadır.

4.4- Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesi, bu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak yayımlanan 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ve bu Tebliğde yer alan “alım-satım kazançları” ifadesinden; Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarında söz edilen “sermaye değer artış kazançları” anlaşılacaktır.

4.5- Geçici 67 nci maddenin (1) numaralı fıkrası kapsamında, bankalar veya aracı kurumlarca yapılacak tevkifat, elde edilmesine aracılık ettikleri kazançlar ile ilgilidir. Dolayısıyla, bu kurumların kendi portföylerinde bulunan menkul kıymetler veya diğer sermaye piyasası araçlarından elde ettikleri kazançlar tevkifat kapsamında olmayacaktır.

Bu çerçevede, bir bankanın kurucusu olduğu yatırım fonlarının satımına başka bir banka/aracı kurumun aracılık etmesi halinde, tevkifat yapma sorumluluğu aracı banka/kurumlar tarafından yerine getirilecektir. Dolayısıyla, fon kurucusu banka tarafından aracı bankalara fon satışında tevkifat yapılmayacak, ancak aracı bankalar aracılığıyla fon alan yatırımcıların alım-satımlarında aracı bankalar tarafından tevkifat yapılacaktır.

4.6- 18/06/1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile yürürlükten kaldırıldığından, Geçici 67 nci maddenin 12 numaralı fıkrasında geçen banka kavramı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında faaliyette bulunan bankalar ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını ifade etmektedir.

5- Hazine Tarafından Yurt Dışında İhraç Edilen Menkul Kıymetlerden Elde Edilen

Gelirlerin Vergilendirilmesi

5.1- Yasal Düzenlemeler

Gelirin toplanması ve beyanı ile yıllık beyanname verilmeyen haller, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bir kısım gelirlerin beyannameye dahil edilip edilmeyeceği hususları, Gelir Vergisi Kanununun 85 ve 86 ncı maddelerinde, Devlet tahvili ve Hazine bonosu faiz gelirleri ile bu kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlara yönelik hükümler ise aynı Kanunun 75, 76, mükerrer 80 ve 81 ile Geçici 59 uncu maddelerinde düzenlenmiştir.

Söz konusu maddelerdeki düzenlemelere aşağıda yer verilmiştir:

“Gelirin toplanması ve beyan

Madde 85- Mükellefler, ikinci maddede yazılı kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratları için bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça yıllık beyanname verirler. Bu Kanuna göre beyanı gereken gelirlerin yıllık beyannamede toplanması zorunludur.

Tacirlerle çiftçiler ve serbest meslek erbabı ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden kazanç temin etmemiş olsalar bile, yıllık beyanname verirler. Bu hüküm şirketlerin faaliyet ve tasfiye dönemlerine şamil olmak üzere kollektif şirket ortakları ile komanditeler hakkında da uygulanır.

Yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlar:

1.Mükellefin bunları Türkiye’de hesaplarına intikal ettirdiği yılda;

2.Türkiye’de hesaplara intikal ettirilmemesinin mükellefin iradesi dışındaki sebeplerden ileri geldiği tevsik olunan hallerde, mükellefin bunlara tasarruf edebildiği yılda;

elde edilmiş sayılır.

Toplama yapılmayan haller

Madde 86- Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.

1.Tam mükellefiyette;

a) Gerçek usulde vergilendirilmeyen zirai kazançlar, bu Kanunun 75 inci maddesinin (15) numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iratları, kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı,

b) Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler (birden fazla işverenden ücret almakla beraber birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamı, 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (2006 yılı beyan haddi 18.000 YTL) aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil),

c) Vergiye tabi gelir toplamının [(a) ve (b) bentlerinde belirtilenler hariç] 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmaması koşuluyla, Türkiye’de tevkifata tabi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları,

d) Bir takvim yılı içinde elde edilen ve toplamı 600 milyon lirayı (2005/9826 sayılı B.K.K. ile 2006 takvim yılı gelirlerine uygulanmak üzere 875 YTL) aşmayan, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları.

2. Dar mükellefiyette, tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan; ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar.

Geçici Madde 59- 31/12/2007 tarihine kadar, 26/07/2001-31/12/2005 tarihleri arasında ihraç edilen Devlet tahvilleri ve Hazine bonolarının faiz gelirleri ve elden çıkarılmasından sağlanan diğer kazançlar toplamının; 2001 yılında 50 milyar lirası, 2002 ve izleyen yıllarda bu tutarın veya artırılmış tutarın her yıl için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmasıyla bulunacak tutar gelir vergisinden müstesnadır. Bu istisnadan yararlananlar, mükerrer 80 inci ve geçici 56 ncı maddelerde yer alan istisnalardan ayrıca yararlanamaz.

Ticari işletmelere ait olan bu tür gelirler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.”

Ayrıca Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 5 numaralı bendinde, her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirlerin menkul sermaye iradı olduğu belirtilmiştir.

Yine aynı Kanunun “İrat sayılmayan haller” başlıklı 76 ncı maddesinde de 75 inci maddenin ikinci fıkrasının 5, 6, 7, 12 ve 14 numaralı bentlerinde yer alan menkul sermaye iratlarına (döviz cinsinden açılan hesaplara ödenen faiz ve kar payları, dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetler ile döviz cinsinden ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilenler hariç) indirim oranının uygulanması suretiyle bulunacak kısmın, bu iratların beyanı sırasında indirim olarak dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Değer artış kazançlarının vergilendirilmesine ilişkin hükümler ise Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 ve müteakip maddelerinde yer almaktadır.

Bu hükümler çerçevesinde Eurobondlardan elde edilen itfa gelirleri ile alım-satım kazançlarının vergilendirilmesi aşağıdaki şekilde yapılacaktır.

5.2- Faiz Gelirlerinin Vergilendirilmesi

Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinde; ticari, zirai veya mesleki faaliyet dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden oluşan sermaye dolayısıyla elde edilen kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradı olarak değerlendirilmekte olup, yukarıda da belirtildiği üzere, her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri menkul sermaye iradı olarak kabul edilmektedir.

Vergi uygulaması bakımından, Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetler de (Eurobond) Devlet tahvili ve Hazine bonosu gibi değerlendirilmektedir.

Bu kapsamda, Eurobondlardan elde edilen faiz gelirleri, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 7/a bendine göre % 0 (Sıfır) oranında tevkifata tabi tutulmakta olup, vergi uygulamasında tevkifat oranı sıfır olarak belirlenmiş kazançlar tevkifatlı kabul edilmektedir.

Eurobondların döviz cinsinden ihraç edilmesi nedeniyle elde edilen faiz gelirlerine indirim oranı uygulanmamaktadır.

Geçici 59 uncu madde hükmüne göre, 31/12/2007 tarihine kadar uygulanmak üzere, 26/07/2001-31/12/2005 tarihleri arasında ihraç edilen Devlet tahvilleri ve Hazine bonolarının faiz gelirleri ve elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar toplamının 2006 yılında 191.089,20 YTL’si, 2007 yılında ise bu tutarın yeniden değerleme oranında artırılmasıyla bulunacak tutar gelir vergisinden istisna edilmiştir. İstisna kapsamına giren kazançlar için yıllık beyanname verilmeyeceği gibi, diğer gelirler dolayısıyla verilecek beyannameye bu kazançlar dahil edilmeyecektir.

Bu durumda, gerek 01/01/2006 tarihinden önce gerekse bu tarihten sonra ihraç edilen Eurobondların elde tutulması sürecinde elde edilen faiz gelirlerinin tam ve dar mükellef gerçek kişiler yönünden vergilendirilmesi aşağıdaki gibi olacaktır.

5.2.1- Tam Mükellef Gerçek Kişiler

Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesine göre, tam mükellef gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilmektedir.

Tam mükellef gerçek kişilerce elde edilen faiz gelirinin 26/07/2001 tarihinden önce ihraç edilen Eurobondlara ilişkin olması halinde, bu gelirlere Geçici 59 uncu maddedeki istisna uygulanmayacak olup, faiz gelirinin 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan beyan sınırını aşması halinde, tamamının yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

31/12/2007 tarihine kadar uygulanmak üzere, 26/07/2001-31/12/2005 tarihleri arasında ihraç edilen Eurobondlardan faiz geliri elde edilmesi durumunda ise, Geçici 59 uncu maddeye göre ilgili yıl için belirlenmiş istisna tutarı düşülecek olup, kalan tutarın beyan sınırını aşması halinde bu tutarın tamamı beyan edilecektir.

Tam mükellef gerçek kişilerce elde edilen faiz gelirinin 01/01/2006 tarihinden sonra ihraç edilen Eurobondlara ilişkin olması halinde, bu gelirlere Geçici 59 uncu maddedeki istisna uygulanmayacak, beyan sınırının aşılması halinde, tamamı yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

Eurobondların döviz cinsinden ihraç edilmesi nedeniyle, bu kıymetlerin itfası sırasında oluşan değer artışları irat sayılmadığı gibi, elde edilen gelirlere indirim oranı uygulaması da söz konusu değildir. Bu uygulamada Eurobondların ihraç tarihinin herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

5.2.2- Dar Mükellef Gerçek Kişiler

Gelir Vergisi Kanununun 6 ncı maddesine göre, Türkiye’de yerleşik olmayan gerçek kişiler (dar mükellefler) sadece Türkiye içinde elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilmekte olup, aynı Kanunun 7 nci maddesinde de kazancın Türkiye’de elde edilmesi, sermayenin Türkiye’de yatırılmış olmasına bağlanmıştır.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun 86 ncı maddesinin 2 numaralı fıkrasına göre, dar mükellef gerçek kişiler tarafından elde edilen ve tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan menkul sermaye iratları için yıllık beyanname verilmemekte, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmemektedir.

Dolayısıyla, dar mükellef gerçek kişilerce Eurobondlardan elde edilen faiz gelirleri, Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş kabul edildiğinden, bu kıymetlerden elde edilen faiz gelirleri tutarı ne olursa olsun beyan edilmeyeceği gibi, diğer gelirlerin beyanı halinde de beyannameye dahil edilmeyecektir.

5.3- Değer Artış Kazançlarının Vergilendirilmesi

Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesine göre, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar değer artış kazancı olarak vergilendirilmektedir.

Söz konusu menkul kıymetlerin alım-satımından elde edilen değer artış kazançlarında vergilendirmeye esas alınacak kazanç, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 81 inci maddesine göre elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan kıymetin maliyet bedeli ile elden çıkarılma dolayısıyla yapılan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunacaktır.

Eurobondların elden çıkarılmasından doğan kazanç, elden çıkarma karşılığında elde edilen yabancı para tutarının Yeni Türk Lirası karşılığından, bunların alımında ödenen yabancı para tutarının Yeni Türk Lirası karşılığı ve varsa alım-satım giderlerinin düşülmesi suretiyle hesaplanacaktır.

Gelir Vergisi Kanunun Geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, bankalar ve aracı kurumlar tarafından menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve satış bedelleri arasındaki fark ile alış ve itfa bedelleri arasındaki fark ve dönemsel getiriler üzerinden tevkifat yapılması gerekmekte ancak, Hazine tarafından ihraç edilen Eurobondların itfası ve alım-satımı neticesinde elde edilen gelirler madde kapsamında yer almamaktadır.

Bu durumda, gerek 01/01/2006 tarihinden önce gerekse bu tarihten sonra Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım-satımından elde edilen değer artış kazançlarının tam ve dar mükellef gerçek kişiler yönünden vergilendirilmesi aşağıdaki gibi olacaktır.

5.3.1- Tam Mükellef Gerçek Kişiler

Tam mükellef gerçek kişilerce, 26/07/2001 tarihinden önce ihraç edilen Eurobondlardan değer artış kazancı elde edilmiş olması halinde, Gelir Vergisi Kanununun Geçici 59 uncu maddesinde yer alan istisna uygulanmayacak olup, maliyet bedeli endekslemesi yapıldıktan sonra bulunacak kazançtan anılan Kanunun mükerrer 80 inci maddesinde yer alan istisna (2006 yılı için 14.000 YTL) düşüldükten sonra kalan tutar ne olursa olsun beyan edilecektir.

Kazancın tespitinde maliyet bedeli, menkul kıymetin elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Türkiye İstatistik Kurumunca belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edilecektir. 2006 yılının Ocak ayından itibaren toptan eşya fiyat endeksi yerine, üretici fiyat endeksi yayımlanmaktadır. Bu nedenle 01/01/2006 tarihinden sonra yapılan endekslemelerde toptan eşya fiyat endeksi yerine, üretici fiyat endeksi dikkate alınacaktır.

31/12/2007 tarihine kadar uygulanmak üzere, 26/07/2001-31/12/2005 tarihleri arasında ihraç edilen Eurobondlarla ilgili olarak değer artış kazancı elde edilmesi durumunda, maliyet bedeli endekslemesi yapıldıktan sonra bulunacak kazanç tutarından Geçici 59 uncu maddede yer alan istisna tutarı düşülecek ve kalan tutar ne olursa olsun beyan edilecektir.

Öte yandan, 5281 sayılı Kanunla mükerrer 81 inci maddeye eklenen hükümle, 01/01/2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere, endekslemenin yapılabilmesi için artış oranının % 10 veya üzerinde olması şartı getirilmiş olmakla birlikte, 01/01/2006 tarihinden önce ihraç edilen eurobondların elden çıkarılması durumunda, artış oranı % 10’dan az olsa dahi kazancın tespiti sırasında endeksleme yapılabilecektir.

01/01/2006 tarihinden sonra ihraç edilen Eurobondlardan alım-satım kazancı elde edilmesi durumunda da Geçici 59 uncu ve mükerrer 80 inci maddelerdeki istisna uygulanmayacak, maliyet bedeli endekslemesi yapıldıktan sonra bulunacak kazanç, tutarı ne olursa olsun beyan edilecektir.

5.3.2- Dar Mükellef Gerçek Kişiler

Gelir Vergisi Kanununun 7 nci maddesine göre, diğer kazanç ve iratlar için bu kazancı doğuran işin veya muamelenin Türkiye’de ifa edilmesi veya Türkiye’de değerlendirilmesi, kazanç ve iradın Türkiye’de elde edildiğini göstermektedir. Aynı maddede değerlendirmeden maksadın, ödemenin Türkiye’de yapılması veya ödeme yabancı memlekette yapılmışsa, Türkiye’de ödeyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya karından ayrılması olduğu belirtilmektedir.

Bu kapsamda, yurt dışında ihraç edilen Eurobondların yine yurt dışında yerleşik kişiler tarafından Türkiye’de yerleşik bir kuruluşta hesap açılması suretiyle Türkiye’de alım-satımının yapılması halinde elde edilen değer artış kazançları Türkiye’de vergiye tabi bulunmaktaydı.

Gelir Vergisi Kanununun 101 inci maddesine göre; menkul malların ve hakların elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratların mal ve hakların Türkiye’de elden çıkarıldığı yerin vergi dairesine, kazancın iktisap olunduğu tarihten itibaren 15 gün içinde münferit beyanname ile beyan edilmesi zorunluydu.

Bu çerçevede, dar mükelleflerin değer artış kazancı elde etmeleri halinde vergilendirmeye esas kazanç, dar mükellef gerçek kişi veya daimi temsilcisi tarafından kazancın elde edildiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde münferit beyanname ile beyan edilmekteydi.

Kanunun 107 nci maddesinde ise dar mükellefiyette; mükellefin Türkiye’de daimi temsilcisi mevcutsa mükellef hesabına daimi temsilci (Türkiye’de birden fazla daimi temsilcisinin mevcudiyeti halinde, mükellefin tayin edeceği, tarhiyat tarihine kadar böyle bir tayin yapılmamışsa temsilcilerden herhangi birisi), daimi temsilci mevcut değilse kazanç ve iratları yabancı kişiye sağlayanlar, tarhiyata muhatap tutulmaktaydılar.

Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen borçlanma senetlerinin (Eurobondların) yurt dışında yerleşik ve dar mükellefiyet esasında vergilendirilen gerçek kişi veya kurumlarca, Türkiye’de yerleşik kurumlara satış işleminin yapılmış olması durumunda; alım yapan, kendisine satışı yapan dar mükellef gerçek kişi veya kurumun bu işlemden ne kadar kazanç elde ettiğini bilecek durumda olmayan Türkiye’de yerleşik kurumların, yabancı gerçek kişi veya kuruma kazanç sağlayan kişi olarak kabul edilmesi ve bu çerçevede bu alış işlemi nedeniyle tarhiyata muhatap tutulması söz konusu değildi.

07/07/2006 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5527 sayılı Kanunla, Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (7) numaralı fıkrasına eklenen cümlede, anılan maddenin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları uyarınca tevkifata tabi tutulsun tutulmasın, dar mükellef gerçek kişi veya kurumlarca Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden sağlanan kazanç ve iratlar için münferit veya özel beyanname verilmeyeceği belirtilmiştir. Bu çerçevede dar mükellef gerçek kişi veya kurumların Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağladıkları kazançlar münferit veya özel beyan konusu yapılmayacaktır.

Bu uygulamada, Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin ihraç tarihinin bir önemi bulunmamaktadır.

5.4- Konu ile İlgili Özellik Arzeden Hususlar

Tebliğin (5) numaralı bölümünde, sadece Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin (Eurobond) elde tutulması ve elden çıkarılması durumunda yapılacak vergilendirme işlemleri konusunda açıklama yapılmış olup birden fazla gelir unsurundan gelir elde edilmesi durumunda, 11/02/2004 tarih ve 16 numaralı Gelir Vergisi Sirkülerinde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.

Tam mükellefiyete tabi mükelleflerin yabancı memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratlar için mahallinde ödedikleri benzer vergiler Gelir Vergisi Kanununun 123 üncü madde hükümleri çerçevesinde, Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından indirilebilecektir.

Dar mükellef gerçek kişiler için yapılan vergilendirmede, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları da dikkate alınacaktır.

Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden (Eurobond) ticari işletmelerce elde edilen faiz geliri ve değer artış kazancının tespitinde ise ticari kazanç hükümleri uygulanacaktır.

Tebliğ olunur.

EK : 1

MENKUL KIYMET VE DİĞER SERMAYE PİYASASI ARACININ BAŞKA BANKA VEYA ARACI KURUMA AKTARIM BİLDİRİMİ

AKTARMAYI YAPAN
BANKA / ARACI KURUM

Ticari Ünvanı

Vergi Kimlik No.

Vergi Dairesi

Aktarmayı Talep Edenin

Aktarılan Menkul Kıymetin

Aktarmanın Yapıldığı Banka/Aracı Kurum

Aktarma Yapılanın

Adı-Soyadı/Ünvanı

Vergi Kimlik No.

Türü

Alış/İhraç Tarihi

Tutarı

Kup. Baş. Fazla Öd. Tut.

Adı-Soyadı/Ünvanı

Vergi Kimlik No.

18 Ekim 2006 ÇARŞAMBA

Sayı : 26323

SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASININ ÖNLENMESİ HAKKINDA KANUN

Kanun No. 5549 Kabul Tarihi : 11/10/2006

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemektir.

Tanımlar

MADDE 2 – (1) Bu Kanunda geçen;

a) Bakanlık: Maliye Bakanlığını,

b) Bakan: Maliye Bakanını,

c) Başkanlık: Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığını,

ç) Koordinasyon Kurulu: Malî Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulunu,

d) Yükümlü: Bankacılık, sigortacılık, bireysel emeklilik, sermaye piyasaları, ödünç para verme ve diğer finansal hizmetler ile posta ve taşımacılık, talih ve bahis oyunları alanında faaliyet gösterenler; döviz, taşınmaz, değerli taş ve maden, mücevher, nakil vasıtası, iş makinesi, tarihi eser, sanat eseri ve antika ticareti ile iştigal edenler veya bu faaliyetlere aracılık edenler ile noterler, spor kulüpleri ve Bakanlar Kurulunca belirlenen diğer alanlarda faaliyet gösterenleri,

e) Denetim elemanı: Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları, Gümrük Müfettişleri, Gelirler Kontrolörleri, Bankalar Yeminli Murakıpları, Hazine Kontrolörleri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Sermaye Piyasası Kurulu Uzmanlarını,

f) Suç geliri: Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini,

g) Aklama suçu: 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinde düzenlenen suçu, ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Yükümlülükler ve Bilgi Değişimi

Kimlik tespiti

MADDE 3 – (1) Yükümlüler, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek zorundadır.

(2) Kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Bakanlık yetkili olup, kimlik tespitini gerektiren işlem türleri, bunların parasal sınırları ve konuyla ilgili diğer usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Şüpheli işlem bildirimi

MADDE 4 – (1) Yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bu işlemlerin yükümlüler tarafından Başkanlığa bildirilmesi zorunludur.

(2) Yükümlüler, Başkanlığa şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğunu, yükümlülük denetimi ile görevlendirilen denetim elemanları ile yargılama sırasında mahkemeler dışında, işleme taraf olanlar dahil hiç kimseye açıklayamazlar.

(3) Yükümlülerin hangi faaliyetlerinden dolayı ve hangi usûl ve esaslara göre şüpheli işlem bildiriminde bulunacağı yönetmelikle belirlenir.

Eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri ile diğer tedbirler

MADDE 5 – (1) Bakanlık; bu Kanunun amacına uygun olarak eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturulması ve bu Kanunla getirilen yükümlülüklere uyumu sağlamak üzere, gerekli yetki ile donatılmış idarî düzeyde görevli tayin edilmesi de dahil, gereken tedbirlerin alınması konusunda, işletme büyüklükleri ve iş hacimlerini de dikkate alarak yükümlüleri ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Devamlı bilgi verme

MADDE 6 – (1) Yükümlüler taraf oldukları veya aracılık ettikleri işlemlerden, Bakanlıkça belirlenecek tutarı aşanları Başkanlığa bildirmek zorundadırlar.

(2) Devamlı bilgi verme kapsamındaki işlem türleri, bilgilerin ne şekilde ve hangi sürelerde verileceği, kapsam dışında tutulacak yükümlüler ile uygulamaya ilişkin diğer usûl ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

(3) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin olarak, yükümlüler dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşlardan da Başkanlığa devamlı bilgi vermeleri istenebilir. Kimlerin, hangi usûl ve esaslara göre devamlı bilgi vereceği yönetmelikle belirlenir.

Bilgi ve belge verme

MADDE 7 – (1) Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar, Başkanlık ve denetim elemanları tarafından istenilecek her türlü bilgi, belge ve bunlara ilişkin her türlü ortamdaki kayıtları, bu kayıtlara erişimi sağlamak veya okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri tam ve doğru olarak vermek ve gerekli kolaylığı sağlamakla yükümlüdür.

(2) Yukarıdaki fıkraya göre talepte bulunulanlar savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamazlar.

Muhafaza ve ibraz

MADDE 8 – (1) Yükümlüler, bu Kanunla getirilen yükümlülüklere ve işlemlerine ilişkin her türlü ortamdaki; belgeleri düzenleme tarihinden, defter ve kayıtları son kayıt tarihinden, kimlik tespitine ilişkin belgeleri ise son işlem tarihinden itibaren sekiz yıl süreyle muhafaza ve istenmesi halinde yetkililere ibraz etmekle yükümlüdür.

Erişim sistemi

MADDE 9 – (1) Kanunları veya faaliyet konuları gereğince, ekonomik olaylara, servet unsurlarına, vergi mükellefiyetlerine, nüfus bilgilerine ve yasa dışı faaliyetlere ilişkin kayıt tutan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşların bilgi işlem sistemlerine Bakanlık ve ilgili Bakanlığın veya kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşların yetkili organlarının birlikte belirleyeceği usûl ve esaslar dahilinde Başkanlıkça erişim sistemi kurulabilir.

(2) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası hariç kamu sermayeli bankalar ile kamu iktisadî teşebbüsleri birinci fıkra kapsamı dışındadır.

Yükümlülerin korunması

MADDE 10 – (1) Bu Kanun gereğince yükümlülüklerini yerine getiren gerçek ve tüzel kişiler hiçbir şekilde hukukî ve cezaî bakımdan sorumlu tutulamaz.

(2) Özel kanunlarda hüküm bulunsa dahi şüpheli işlem bildiriminde bulunanlara dair, mahkeme dışında, üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara bilgi verilemez. Bu kişilerin kimliklerinin saklı tutulması ve güvenliklerinin sağlanması için mahkemece gerekli önlemler alınır.

Yükümlülük denetimi

MADDE 11 – (1) Bu Kanun ve ilgili mevzuatla getirilen yükümlülüklerin denetimi, Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları, Gümrük Müfettişleri, Gelirler Kontrolörleri, Bankalar Yeminli Murakıpları, Hazine Kontrolörleri ve Sermaye Piyasası Kurulu Uzmanları vasıtasıyla yerine getirilir.

(2) Başkanlık, yükümlüler nezdinde yapılacak denetimin münferiden veya bir denetim programı kapsamında yapılmasını isteyebilir. Kendisinden talepte bulunulan birim bu talebin gereğini yerine getirmek zorundadır. Görevlendirilecek Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları, Gümrük Müfettişleri, Bankalar Yeminli Murakıpları, Gelirler Kontrolörleri, Hazine Kontrolörleri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Sermaye Piyasası Kurulu Uzmanları Başkanlığın talebi üzerine ilgili birim amirinin teklifi ve bağlı veya ilgili bulundukları Bakanın onayı ile belirlenir.

(3) Yükümlülük denetimiyle görevlendirilen denetim elemanları, bu Kanun kapsamında kamu kurum ve kuruluşları da dahil gerçek ve tüzel kişilerden ve tüzel kişiliği olmayan kuruluşlardan her türlü bilgi, belge ve kanunî defterleri istemeye ve bunlar nezdinde her türlü evrak ve kayıtları incelemeye, ilgililerden yazılı ve sözlü bilgi almaya yetkili olup ayrıca diğer kanunların kendilerine verdiği yetkileri de kullanır.

(4) Denetim elemanları, kendi görev alanlarına ilişkin olarak kurumlarınca verilen görevleri yaparken tespit ettikleri yükümlülük ihlâllerini Başkanlığa bildirir.

Uluslararası bilgi değişimi

MADDE 12 – (1) Başkanlığın görev alanına giren konularda uluslararası bilgi değişimini teminen, yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla uluslararası antlaşma niteliğinde olmayan mutabakat muhtıraları imzalamaya ve imzalanan mutabakat muhtıralarını değiştirmeye Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanı yetkilidir. İmzalanacak mutabakat muhtıraları ve değişiklikleri Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girer.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Cezalar, Elkoyma ve Kararların Bildirimi

Yükümlülük ihlâlinde idarî ceza

MADDE 13 – (1) Bu Kanunun 3 ve 6 ncı maddeleri ile 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan yükümlülüklerden herhangi birini ihlâl eden yükümlülere Başkanlıkça beşbin Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir. Yükümlünün banka, finansman şirketi, faktoring şirketi, ikrazatçı, finansal kiralama şirketi, sigorta ve reasürans şirketi, emeklilik şirketi, sermaye piyasası kurumu veya yetkili müessese olması halinde, idarî para cezası iki kat olarak uygulanır.

(2) Bu Kanunun 3 üncü maddesi ile 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan yükümlülüklere uyulmaması durumunda yükümlülüğü yerine getirmeyen görevliye de ayrıca ikibin Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir.

(3) Bu Kanunun 5 inci maddesinde yer alan yükümlülüklere uymayan yükümlülere, eksikliklerin giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması için 30 günden az olmamak üzere süre verilir. Verilen süre içinde eksiklikleri gidermeyen ve gerekli tedbirleri almayan yükümlülere birinci fıkra hükümleri uygulanır.

(4) Yükümlülüğün ihlâl edildiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra idarî para cezası verilemez.

(5) Bu madde ile ilgili diğer usûl ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yükümlülük ihlâlinde adlî ceza

MADDE 14 – (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 7 ve 8 inci maddelerindeki yükümlülükleri ihlâl eden kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suç dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Başkası hesabına işlem yapıldığının beyan edilmemesi

MADDE 15 – (1) Yükümlüler nezdinde veya aracılığıyla yapılacak kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere yazılı olarak bildirmediği takdirde altı aydan bir yıla kadar hapis veya beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.

Gümrük idaresine yapılacak açıklama

MADDE 16 – (1) Türk parası, döviz veya bunlarla ödemeyi sağlayan belgeleri yurt dışına çıkaran veya yurda getiren yolcular, gümrük idaresinin talebi üzerine bunlarla ilgili olarak tam ve doğru açıklama yapmakla mükelleftir.

(2) Yetkililerce talep edildiği halde herhangi bir açıklama yapılmaması veya yanlış ya da yanıltıcı açıklama yapılması halinde, yolcu beraberindeki değerler gümrük idaresi tarafından muhafaza altına alınır. Gümrük idaresince, açıklamada bulunmayan yolculara taşıdıkları değerin, tutar konusunda gerçeğe aykırı açıklamada bulunan yolculara ise taşıdıkları değer ile açıkladıkları değer arasındaki farkın onda biri kadar idarî para cezası kesilir. Ayrıca durum şüpheli sayılarak Başkanlığa bildirilmekle birlikte ilgili diğer mercilere de intikal ettirilir. Binbeşyüz Yeni Türk Lirasına kadar olan farklar için bu fıkra hükmü uygulanmaz.

Elkoyma

MADDE 17 – (1) Aklama ve terörün finansmanı suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunan hallerde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesindeki usûle göre malvarlığı değerlerine elkonulabilir.

(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da el koyma kararı verebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim en geç yirmidört saat içinde onaylanıp onaylanmamasına karar verir. Onaylanmama halinde Cumhuriyet savcılığının kararı hükümsüz kalır.

Kararların bildirimi

MADDE 18 – (1) Aklama ve terörün finansmanı suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya düzenlenen iddianame, kovuşturma sonucunda verilen hüküm ve bu Kanunun 17 nci maddesine göre verilen elkoyma kararının bir örneği izleyen ayın sonuna kadar ilgili Cumhuriyet savcılıkları ve mahkemelerce Başkanlığa gönderilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Başkanlık ve Koordinasyon Kurulu

Başkanlığın görev ve yetkileri

MADDE 19 – (1) Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı doğrudan Maliye Bakanına bağlı olup görev ve yetkileri şunlardır:

a) Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi amacıyla politika hazırlamak ve uygulama stratejileri geliştirmek, bu amaçla kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak, ortak çalışmalar yapmak, görüş ve bilgi alışverişinde bulunmak.

b) Belirlenen politikalar çerçevesinde kanun, tüzük ve yönetmelik taslakları hazırlamak, bu Kanun ile buna ilişkin Bakanlar Kurulu kararlarının uygulanması konusunda düzenlemeler yapmak.

c) Suç gelirlerinin aklanması alanındaki gelişmeler ile aklama suçunun önlenmesi ve ortaya çıkarılmasına yönelik yöntemler konusunda araştırmalar yapmak.

ç) Suç gelirlerinin aklanmasını önlemek amacıyla sektörel çalışmalar yapmak, önlemler geliştirmek ve uygulamayı izlemek.

d) Kamuoyu duyarlılığını ve desteğini artırmaya yönelik çalışmalar yapmak.

e) Suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanının önlenmesi kapsamında veri toplamak, şüpheli işlem bildirimlerini almak, analiz etmek ve değerlendirmek.

f) Değerlendirme sürecinde gerek duyulduğunda kolluk ve diğer birimlerden kendi görev alanlarında inceleme ve araştırma yapılması talebinde bulunmak.

g) Bu Kanun kapsamına giren işlemler ile ilgili olarak, araştırma ve inceleme yapmak veya yaptırmak.

ğ) Yapılan araştırma ve inceleme sonucunda aklama suçunun işlendiği hususunda olguların varlığının tespiti halinde, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre gerekli işlemler yapılmak üzere Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunmak.

h) Cumhuriyet savcıları tarafından intikal ettirilen konuları incelemek ve aklama suçunun tespitine ilişkin talepleri yerine getirmek.

ı) Aklama veya terörün finansmanı suçunun işlendiğine dair ciddi şüphelerin mevcut olması durumunda konuyu ilgili Cumhuriyet savcılığına intikal ettirmek.

i) Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında yükümlülük denetimi yapılmasını sağlamak.

j) Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlardan her türlü bilgi ve belgeyi istemek.

k) Bilgi ve ihtisasına ihtiyaç duyulması halinde, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların Başkanlık bünyesinde geçici olarak görevlendirilmelerini talep etmek.

l) Görev alanına giren konularda uluslararası ilişkileri yürütmek, görüş ve bilgi alışverişinde bulunmak.

m) Yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla bilgi ve belge değişiminde bulunmak, bu amaçla uluslararası antlaşma niteliğinde olmayan mutabakat muhtırası imzalamak.

(2) Başkanlıkça birinci fıkranın (f) bendine göre kendisinden talepte bulunulan birim, bu talebin gereğini ivedi olarak yerine getirmek zorundadır.

(3) Başkanlık, aklama suçunun araştırılması ve incelenmesi görevlerini denetim elemanları vasıtasıyla yerine getirir. Görevlendirilecek denetim elemanları Başkanın talebi üzerine ilgili birim amirinin teklifi ve bağlı veya ilgili bulundukları Bakanın onayı ile belirlenir.

(4) Başkanlığın talebi üzerine görevlendirilecek denetim elemanları görevlendirme konusuna giren hususlarda bilgi ve belge istemeye, araştırma ve inceleme yapmaya, uygulamayı takip ve denetlemeye, bu maksatla her türlü evrakın tetkikine yetkilidir.

Koordinasyon Kurulu

MADDE 20 – (1) Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin kanun taslakları ile Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girecek yönetmelik taslaklarını değerlendirmek ve uygulamayla ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon sağlamak üzere Malî Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur.

(2) Koordinasyon Kurulu; Maliye Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında, Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanı, Maliye Teftiş Kurulu Başkanı, Maliye Hesap Uzmanları Kurulu Başkanı, Gelir İdaresi Başkanı, İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürü, Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İşler Genel Müdürü, Hazine Kontrolörleri Kurulu Başkanı, Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürü, Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürü, Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanı, Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürü, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkan Yardımcısı, Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Yardımcısı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısından oluşur.

(3) Görüş ve bilgilerine gerek duyulan kurum ve kuruluşların temsilcileri oy hakkı olmaksızın Koordinasyon Kuruluna çağrılabilir.

(4) Koordinasyon Kurulu yılda en az iki defa toplanır.

Malî suçları araştırma uzmanı ve uzman yardımcısı

MADDE 21 – (1) Başkanlıkta malî suçları araştırma uzmanı ve uzman yardımcısı istihdam edilir. Malî suçları araştırma uzman yardımcılığına atanabilmek için 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde sayılan şartlara ilave olarak aşağıdaki nitelikler aranır:

a) En az dört yıllık eğitim veren yüksek öğretim kurumlarının hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadî ve idarî bilimler fakültelerinden ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak.

b) Meslek ve yabancı dil konularında yapılacak özel yarışma ve yeterlik sınavlarında başarılı olmak.

c) Sınavın yapıldığı tarihte otuz yaşını doldurmamış olmak.

(2) Malî suçları araştırma uzman yardımcıları en az üç yıl fiilen çalışmak, her yıl olumlu sicil almak, yapılacak yeterlik sınavında başarılı olmak ve Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az (C) düzeyinde ya da muadili sınavlardan buna tekabül eden puana sahip olmak kaydıyla malî suçları araştırma uzmanı olarak atanırlar. Yeterlik sınavında başarı gösteremeyenler veya dil belgesini yeterlik sınavını müteakip iki yıl içinde ibraz edemeyenler, durumlarına uygun diğer kadrolara atanırlar.

(3) Bu Kanun kapsamında alınan bildirim ve bilgiler malî suçları araştırma uzmanı ve uzman yardımcıları tarafından değerlendirilir.

(4) Malî suçları araştırma uzman ve uzman yardımcılarının diğer görev, yetki ve sorumlulukları ile mesleğe alınma, meslekte yükselme, çalışma usûl ve esaslarına ilişkin hususlar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Sırrın ifşaı

MADDE 22 – (1) Aşağıda yazılı kimseler görevlerinden ayrılsalar dahi, görevleri dolayısıyla kişilerin ve bu kişilerle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine ve mesleklerine ilişkin olarak öğrendikleri sırları ifşa edemezler ve kendilerinin veya üçüncü şahısların yararına kullanamazlar:

a) Koordinasyon Kurulu Başkan ve üyeleri, denetim elemanları ile Kurul personeli.

b) Bilgilerine ve ihtisaslarına başvurulan kişiler.

c) Bu bilgileri görevleri dolayısıyla öğrenen diğer kamu görevlileri.

(2) Bu kişiler, öğrendikleri sırları ifşa etmeleri halinde, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu sırlar maddi menfaat karşılığında ifşa edildiğinde verilecek hapis cezası iki yıldan az olamaz.

(3) Bu Kanun uyarınca yabancı ülkelerdeki muadil kuruluşlara Başkanlıkça bilgi verilmesi sırrın ifşaı sayılmaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

MADDE 23 – (1) Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığında kullanılmak üzere ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı cetvelin Maliye Bakanlığına ait bölümüne eklenmiştir.

MADDE 24 – (1) 13/12/1983 tarihli ve 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin;

a) 2 nci maddesinin (r) bendi "r) Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemek." şeklinde,

b) 14 üncü maddesi başlığı ile birlikte;

"Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı

MADDE 14 – Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 19 uncu maddesinde sayılan görevler ile çeşitli kanunlarla kendisine verilen görevleri yerine getirir." şeklinde,

c) 33 üncü maddesi;

"MADDE 33 – Malî Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulu, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 20 nci maddesinde belirtilen şekilde oluşturulur ve aynı maddede verilen görevleri yerine getirir." şeklinde

değiştirilmiştir.

Ek ödemeler

MADDE 25 – (1) Koordinasyon Kurulunun başkan ve üyelerine her toplantı için (3000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunan tutar üzerinden toplantı ücreti ödenir.

(2) Başkanlıkta görev yapan;

a) Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanına (7000)

b) Başkan yardımcıları ve daire başkanlarına (6000)

c) Bu Kanun kapsamında görevlendirilen denetim

elemanlarına (Altı ayı geçmemek üzere) (10000)

ç) Malî suçları araştırma uzmanları, şube müdürleri ve

bilgi işlem merkezi müdürüne (5000)

d) Malî suçları araştırma uzman yardımcısı, şef, uzman, mütercim,

mühendis, istatistikçi, çözümleyici ve programcılara (4000)

e) Diğer personele (3000)

gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunan tutarı geçmemek üzere Bakan onayı ile ek ücret ödenir.

(3) Başkanlık bünyesinde geçici olarak görevlendirilen personele ek ücret ödenmesinde, ifa edilen görevin Başkanlıkta ait olduğu kadro için belirlenen gösterge rakamı esas alınır.

(4) Bu ödemeler damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaz.

Kaldırılan ve değiştirilen hükümler

MADDE 26 – (1) 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunun 1, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 12 ve 14 üncü maddeleri, 2 nci maddesinin (a), (b), (d) ve (e) bentleri ile 15 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

(2) 4208 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmış ve ikinci fıkrası "Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin kontrollü teslimatına ilişkin yabancı ülke talepleri hakkında karar vermeye Ankara Sulh Ceza Mahkemesi yetkilidir." şeklinde değiştirilmiştir.

(3) Diğer mevzuatta yer alan "karapara" ibaresinden "suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri", "karapara aklama suçu" ibaresinden "aklama suçu" anlaşılır.

Yönetmelikler

MADDE 27 – (1) Bu Kanunun 2 nci maddesinin (d) ve (e) bentleri ile 3, 4, 6, 7, 11, 15, 16, 19 ve 20 nci maddelerinde belirtilen hususlara ilişkin usûl ve esaslar Bakanlar Kurulunca, Kanunun yayımı tarihini izleyen altı ay içinde çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.

Maktu tutarların artırımı

MADDE 28 – (1) Bu Kanunun 13 ve 16 ncı maddelerinde yer alan maktu tutarlar her yılın başından geçerli olmak üzere, bir önceki yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Hesaplamalarda on Yeni Türk Lirasına kadar olan tutarlar dikkate alınmaz.

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunda öngörülen düzenlemeler yürürlüğe girinceye kadar, mevcut düzenlemelerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

GEÇİCİ MADDE 2 – (1) Bu Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen yabancı dil şartı, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Malî Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı olarak görev yapanlar için uygulanmaz.

MADDE 29 – (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 30 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

17/10/2006

(1) SAYILI LİSTE

İHDAS EDİLEN KADROLAR

Kurumu : Maliye Bakanlığı

Teşkilâtı : Merkez

SERBEST TUTULAN

KADRO KADRO

SINIFI UNVANI DERECESİ ADEDİ ADEDİ TOPLAM

GİH Daire Başkanı 1 4 - 4

GİH Şube Müdürü 1 3 - 3

GİH Bilgi İşlem Merkezi Müdürü 1 1 - 1

GİH Malî Suçları Araştırma Uzmanı 1 6 - 6

GİH Malî Suçları Araştırma Uzmanı 2 5 - 5

GİH Malî Suçları Araştırma Uzmanı 3 4 - 4

GİH Malî Suçları Araştırma Uzmanı 4 4 - 4

GİH Malî Suçları Araştırma Uzman

Yardımcısı 8 2 - 2

GİH Şef 3 2 - 2

GİH Şef 5 3 - 3

GİH Mütercim 1 2 - 2

TH İstatistikçi 1 2 - 2

TH İstatistikçi 5 5 - 5

GİH Çözümleyici 1 2 - 2

GİH Programcı 4 1 - 1

GİH Programcı 6 1 - 1

GİH Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni 4 1 - 1

GİH Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni 5 6 - 6

GİH Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni 8 7 - 7

——— ———

TOPLAM 61 61

GELİR VERGİSİ SİRKÜLERİ/59

Tarih 23/02/2007

Sayı GVK-59/2007-2/ Bireysel Emeklilik Sistemi-2

T.C.
MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

Konusu :Bireysel emeklilik sistemi ve diğer şahıs sigortalarına ödenen katkı payları ve primlerin vergi mevzuatı karşısındaki durumu ve poliçelerin devri

Tarihi : 23 /02/2007

Sayısı : GVK-59/2007-2/ Bireysel Emeklilik Sistemi-2

İlgili olduğu maddeler: : Gelir Vergisi Kanunu Madde 22, 23, 25, 40, 63, 75, 86, 89, 94, 4697 Sayılı Kanun Geçici Madde 1, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Madde 1, 2

İlgili olduğu kazanç türleri: : Ticari Kazanç, Ücret, Menkul Sermaye İradı

Giriş

Bireysel emeklilik sistemi ve şahıs sigortaları için ödenen katkı payı ve primlerinin gelir vergisi karşısındaki durumuna ilişkin açıklamalar, 3 seri numaralı Gelir Vergisi Sirkülerinde yapılmıştır.

07/10/2001 tarihinden önce düzenlenen şahıs sigorta poliçelerinin devredilmesi halinde, devralan kişiye yapılan ödemelerin vergilendirilmesi ile işverenlerce bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı paylarının gider olarak indirimi ve ölüm, maluliyet ve benzeri risklere karşı yapılan riziko teminatları ile birikimli teminatların aynı poliçede (karma poliçe) gösterilmesi halinde vergilemenin nasıl yapılacağına ilişkin açıklamalar bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.

2. Poliçelerin Devri

4697 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesine göre, 07/10/2001 tarihinden önce akdedilmiş şahıs sigorta poliçeleri kapsamında yapılan ödemelerle ilgili olarak Gelir Vergisi Kanununun 4697 sayılı Kanunla değişmeden önceki 23, 25, 75 ve 94 üncü madde hükümleri uygulanacaktır.

Bilindiği üzere, sigorta poliçeleri ölüm, maluliyet ve benzeri risklere karşı teminatları içerecek şekilde düzenlenebildiği gibi, sadece birikimli teminatları içerecek şekilde de düzenlenebilmektedir.

Belirli risklere karşı yapılan sigorta poliçelerinde riskin gerçekleşmesi halinde ödeme poliçede lehdar olarak belirtilen kişilere yapılmakta olup, lehdarın tayin edilmediği durumlarda ise, mirasçılar hak sahibi olmaktadırlar.

Riskin gerçekleşmediği durumda ise, söz konusu ödemeler sigortalıya yapılmaktadır.

07/10/2001 tarihinden önce tanzim edilen birikimli hayat sigorta poliçelerinin 07/10/2001 tarihinden sonra lehdara veya üçüncü kişilere devri söz konusu olduğunda, devir işlemine ilişkin olarak düzenlenen zeyilname ile poliçedeki hak sahibi devir tarihi itibarıyla değişmekte ve dolayısıyla sigorta şirketi ile devralan arasında yeni bir akit düzenlenmiş olmaktadır. Bu durumda, devralan adına 07/10/2001 tarihinden önce akdedilmiş bir poliçeden söz etmek mümkün olmadığından, devralan kişiye bu tarihten sonra yapılan ödemelerin menkul sermaye iradı sayılarak vergilendirileceği tabiidir.

Devir işleminin zeyilname veya benzeri başka bir belge düzenlenmek suretiyle yapılması durumu değiştirmemektedir.

Ancak, 18 yaşından küçük çocukların lehdar olduğu hayat sigorta poliçelerinin, sigortalı tarafından bu kişilere devredilmesi halinde lehdar tarafından devralınan poliçe, 07/10/2001 tarihinden önce düzenlenmiş poliçenin devamı niteliğinde olduğundan, bu poliçelerle ilgili olarak devir tarihinden sonra devralana yapılacak ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 4697 sayılı Kanunla değişmeden önceki hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.

Bahsi geçen poliçelerin, lehdar dışındaki kişilere 07/10/2001 tarihinden sonra devrinde ise bu poliçeler kapsamındaki ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 22, 25, 75 ve 94 üncü maddeleri kapsamında değerlendirileceği tabiidir.


3. İşverenler Tarafından Ücretliler Adına Ödenen Katkı Paylarının Ticari Kazancın Tespitinde İndirimi

Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin (9) numaralı bendinde yer alan hüküm, işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı paylarının, ücretlerle ilişkilendirilmeksizin, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilmesine imkan tanımaktadır.

Bu kapsamda indirim konusu yapılabilecek tutar, ücretlinin elde ettiği ücretin %10’unu ve yıllık bazda asgari ücretin yıllık tutarını aşamayacaktır.

Bu madde kapsamında yapılacak indirim, işverenler tarafından hizmetlilerine yönelik olarak sadece bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı paylarını içermekte olup, diğer şahıs sigorta primlerini içermemektedir.

İşverenlerce ödenen diğer şahıs sigorta primleri, işle ilgili olarak ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen ücret kapsamında olduğundan, Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin (1) numaralı bendi çerçevesinde genel gider olarak her hangi bir tutar ve oran sınırlaması olmaksızın indirim konusu yapılabilecektir. Öte yandan, söz konusu primler, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 5’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak üzere hizmet erbabının safi ücret tutarının belirlenmesi sırasında indirim konusu yapılabilecektir.

4. Birikimsiz Sigorta Poliçeleri / Karma Poliçeler Dolayısıyla Elde Edilen Gelirler

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu; 2 nci maddesinin (d) bendinde “ivazsız intikal” tabirinin, hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade ettiği, bu bendin parantez içi hükmü ile de maddi ve manevi bir zarar karşılığı verilen tazminatların ivazsız sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Belirli risklere karşı yapılan ve riskin gerçekleşmesi halinde hak sahibine belirli bir ödeme yapılmasını öngören birikimsiz sigorta poliçeleri kapsamında yapılan ödemelere ilişkin açıklamalar 3 seri numaralı Gelir Vergisi Sirkülerinde yapılmıştır.

Buna göre, ölüm, maluliyet ve benzeri risklere karşı yapılan riziko teminatları ile birikimli teminatların aynı poliçede (karma poliçe) gösterilmesi durumunda, söz konusu poliçenin birikimli teminata isabet eden kısmı ile ilgili olarak yapılacak ödemeler, vergi kanunlarının uygulanması açısından menkul sermaye iradı sayıldığından, bu kısmın veraset ve intikal vergisine tabi tutulmayacağı tabiidir.

Buna göre, ölüm, maluliyet ve benzeri risklere karşı yapılan riziko teminatları ile birikimli teminatların aynı poliçede (karma poliçe) gösterilmesi durumunda, söz konusu poliçenin birikimli teminata isabet eden kısmı ile ilgili olarak yapılacak ödemeler, Gelir Vergisi Kanunu uygulamasında menkul sermaye iradı addolunmakta olup, bu kısmın Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu karşısındaki durumu hakkında 31/08/2007 tarih ve 3 numaralı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Sirkülerinde yapılan açıklamalar esas alınacaktır.

Duyurulur.

Osman ARIOĞLU Gelir İdaresi Başkanı

MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

Sayı : B.07.1.GİB.0.06.36/3676-299-26419

Konu :

TAHSİLAT İÇ GENELGESİ SERİ NO: 2007/2

…………………… VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, vadesi geldiği halde ödenmemiş olan kamu alacaklarının 6183 sayılı Kanunun cebri takibata ilişkin hükümlerine göre takibi aşamalarında, mükelleflerin 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu kapsamındaki bireysel emeklilik hesaplarının da haczi yoluna gidildiği, bu durumun ise gerek bu hesapların yer aldığı emeklilik yatırım fonlarını bünyesinde bulunduran emeklilik şirketlerinin, gerekse katılımcıların mağduriyetlerine neden olduğu anlaşılmakta olup konu hakkında aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.

Bireylerin aktif çalışma yaşamları sırasında güvenli bir tasarruf yapmalarını sağlamak ve bu tasarrufları yatırıma yönlendirmek suretiyle emeklilik dönemlerinde mevcut kamu sosyal güvenlik sisteminden sağlanan gelire ilave olarak ikinci bir gelir elde etmelerini sağlamak amacıyla düzenlenen 4632 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde, “Fon, şirket tarafından emeklilik sözleşmesi çerçevesinde alınan ve katılımcılar adına bireysel emeklilik hesaplarında izlenen katkıların, riskin dağıtılması ve inançlı mülkiyet esaslarına göre işletilmesi amacıyla oluşturulan malvarlığıdır. Fonun tüzel kişiliği yoktur. Fon, bu Kanunda yer alan amaçlar dışında kullanılamaz...” hükmüne ve aynı Kanunun 2 nci maddesinde ise Kanunda geçen deyimlerin tanımlarına yer verilmiştir.

Anılan Kanunun 17 nci maddesinde; “Fonun malvarlığı, şirketin bu Kanundan, 28.7.1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunundan, emeklilik sözleşmesinden, fon içtüzüğünden ve ilgili mevzuattan doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi ve sorumluluğunu karşılaması dışında hiçbir amaçla kullanılamaz. Fon malvarlığı rehnedilemez, teminat gösterilemez, üçüncü şahıslar tarafından haczettirilemez ve iflas masasına dahil edilemez.” hükmü,

6 ncı maddesinde ise “Katılımcı, sisteme giriş tarihinden itibaren en az on yıl sistemde bulunmak koşulu ile 56 yaşını tamamladıktan sonra emekli olmaya hak kazanır. Emekliliğe hak kazanan katılımcı, bireysel emeklilik hesabındaki birikimlerinin bir kısmının veya tamamının defaten ödenmesini ya da yapacağı yıllık gelir sigortası sözleşmesi çerçevesinde kendisine maaş bağlanmasını talep edebilir. Şirket, katılımcının kısmen veya tamamen ödeme talebini, katılımcının emeklilik sözleşmesi gereği hak sahibi olduğu tarihten itibaren yedi iş günü içerisinde yerine getirmekle yükümlüdür. Katılımcının bu madde kapsamında birikimlerin ödenmesini talep etmesi veya başka bir şirket veya hayat sigorta şirketi ile yıllık gelir sigortası sözleşmesi yapması halinde, hesabındaki birikimler herhangi bir kesinti yapılmadan yazılı bildirimden itibaren en geç yedi iş günü içerisinde kendisine ödenir veya ilgili şirkete aktarılır.

Emeklilik sözleşmesi içerisinde, katılımcının vefat etmesi halinde lehdarı, sürekli iş göremezlik durumunun ortaya çıkması halinde ise katılımcı, bireysel emeklilik hesabındaki birikimlerin kendisine ödenmesini talep edebilir. Katılımcının emekliliğe hak kazanmadan sistemden ayrılma talebinde bulunması halinde ise, bireysel emeklilik hesabındaki birikimler emeklilik sözleşmesi hükümleri çerçevesinde kendisine ödenir.

Şirket, bu maddede öngörülen aktarma ve ödeme yükümlülüklerini yedi iş günü içerisinde yerine getirmezse, yedinci iş gününün sonunda ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden mütemerrit hale gelir. Bu halde uygulanacak aylık temerrüt faizi, katılımcının dahil olduğu fonun son aylık getirisinin iki katından aşağı olamaz.

Emeklilik sözleşmesi veya yıllık gelir sigortası sözleşmesi hükümlerine göre, hak sahiplerine ödenmesi gereken tutar, ödemeyi gerektiren tarihten itibaren on yıl içinde hak sahipleri tarafından aranmamış ise, onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay içerisinde hak sahiplerinin adı, soyadı ve hak kazandıkları para miktarını gösterir şekilde tanzim edilecek bir cetvel ile Müsteşarlık emrine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına aktarılır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına yatırılan bu paralar iki yıl içinde sahipleri tarafından aranmadığı takdirde Hazineye gelir kaydedilir.” hükmü bulunmaktadır.

Öte yandan 3986 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle değişik 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 70 inci maddesinin 1 inci bendi ile, 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere Devlet malları ile özel kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen malların haczedilemeyeceği hükmü getirilmiştir.

4632 sayılı Kanun uyarınca katılımcıların sisteme yapacakları katkı payı ödemeleri, emeklilik yatırım fonlarında değerlendirilerek, bireysel emeklilik hesaplarında saklanmakta, bu şekilde emeklilik yatırım fonlarının büyümesiyle katılımcıya geleceğini garanti altına alma güvencesi verilmektedir.

Anılan Kanunun 2 nci maddesinde “yatırım fonu” ve “bireysel emeklilik” hesabı tanımları farklı yapılmış ise de yatırım fon hesapları emeklilik sözleşmesi gereğince ayrılan katkı payları ile oluşturulduğundan ve Kanunun 15 inci maddesi uyarınca fon, katkıların işletilmesi amacıyla oluşturulan malvarlığı olduğundan, katılımcılar tarafından ödenen katkıların ve dolayısıyla bu katkıların izlendiği bireysel emeklilik hesaplarının fonu/fon malvarlığını oluşturduğunda kuşku bulunmamaktadır.

Söz konusu Kanunun 17 nci maddesinde Fonun malvarlığının haczedilemeyeceği hüküm altına alındığından ve bireysel emeklilik hesaplarının fonun malvarlığı içerisinde yer aldığı hususu açık bulunduğundan bireysel emeklilik hesaplarının haczedilememesi icap etmektedir.

Bununla birlikte, 4632 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde belirtildiği üzere, katılımcıların emeklilik sisteminden ayrılması veya emekli olmaya hak kazanması halinde söz konusu alacağı talep hakları doğacaktır.

Bu şekilde katılımcıların bireysel emeklilik hesabındaki birikimlerinin bir kısmının veya tamamının defaten ödenmesini talep ederek emeklilik sisteminden ayrılması durumunda alacağının amme alacağına yetecek kadar kısmının, emekli olmaya hak kazanması durumunda ise emekli aylığının 6183 sayılı Kanunun 71 inci maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle anılan Kanunun 79 uncu maddesi uyarınca tebliğ edilecek haciz bildirisi ile haczi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini ve gereğinin buna ifasını rica ederim.

Osman ARIOĞLU

Gelir İdaresi Başkanı

Kanun No : 5684 Resmi Gazete No : 26552

Kabul Tarihi : 03.06.2007 Resmi Gazete Tarihi : 14.06.2007

SİGORTACILIK KANUNU

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tâbi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilât, yönetim, çalışma esas ve usûlleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.

(2) Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği, aracılar, aktüerler ile sigorta eksperleri bu Kanun hükümlerine tâbidir.

(3) Sosyal güvenlik kurumları, Türkiye İhracat Kredi Bankası Anonim Şirketi ile bu Kanunun denetimle ilgili hükümleri hariç olmak üzere özel kanunlarına göre sigortacılık faaliyetinde bulunan diğer kuruluşlar bu Kanun kapsamında değildir.

Tanımlar

MADDE 2 – (1) Bu Kanunda geçen;

a) Aktüer: Sigortacılık tekniği ile buna ilişkin yatırım, finansman ve demografi konularında olasılık ve istatistik teorilerini uygulayarak, yasal düzenlemelere uygun prim, karşılık ve kâr paylarını hesaplayan, tarife ve teknik esasları hazırlayan kişiyi,

b) Aracı: Sigorta acentesi ve brokeri,

c) Bakan: Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanı,

ç) Birlik: Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğini,

d) Broker: Sigorta veya reasürans sözleşmesi yaptırmak isteyenleri temsil ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız davranarak ve teminat almak isteyen kişilerin hak ve menfaatlerini gözeterek sözleşmelerin akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında veya tazminatın tahsilinde yardımcı olmayı meslek edinen kişiyi,

e) Hesap: Güvence Hesabını,

f) İş planı: Sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin kuruluş amacı ile en az ilk üç yıldaki faaliyetlerine ilişkin tahminlerini ve yükümlülüklerini sürekli olarak yerine getirebileceğini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan planı,

g) Komisyon: Sigorta Tahkim Komisyonunu,

ğ) Levha: Türkiye’de faaliyette bulunan sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri için Birlik tarafından, sigorta eksperleri ve sigorta acenteleri için ise Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından ayrı ayrı düzenlenecek faal olarak çalışanlara ilişkin kayıtları gösterir levhaları,

h) Liste: Sigorta hakemleri listesini,

ı) Minimum garanti fonu: Sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin sermaye yeterliliğinin en az üçte birine denk düşen tutarı,

i) Müsteşarlık: Hazine Müsteşarlığını,

j) Özkaynak: Sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin ödenmiş veya Türkiye’ye ayrılmış sermayeleri, her türlü yedek akçeleri, yeniden değerleme fonu, dağıtılmamış kâr, kâr ve sermaye yedekleri ile Müsteşarlıkça uygun görülecek sermaye benzeri kaynaklar ve diğer kaynaklardan varsa bilanço zararı ile Müsteşarlıkça uygun görülecek diğer değerlerin düşülmesinden sonra bulunan tutarı,

k) Reasürans şirketi: Türkiye’de kurulmuş reasürans şirketi ile yurt dışında kurulmuş reasürans şirketinin Türkiye’deki teşkilâtını,

l) Sigorta acentesi: Ticarî mümessil, ticarî vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tâbi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimî bir surette sigorta şirketlerinin nam ve hesabına sigorta sözleşmelerine aracılık etmeyi veya bunları sigorta şirketleri adına yapmayı meslek edinen, sözleşmenin akdinden önce hazırlık çalışmalarını yürüten ve sözleşmenin uygulanması ile tazminatın ödenmesinde yardımcı olan kişiyi,

m) Sigorta eksperi: Sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen ve mutabakatlı kıymet tespiti, ön ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri mutat meslek olarak yapan tarafsız ve bağımsız kişiyi,

n) Sigorta hakemi: Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkları çözen kişiyi,

o) Sigorta raportörü: Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Komisyona intikal etmiş şikâyetler üzerinde ön incelemeyi yapan kişiyi,

ö) Sigorta şirketi: Türkiye’de kurulmuş sigorta şirketi ile yurt dışında kurulmuş sigorta şirketinin Türkiye’deki teşkilâtını,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketleri

Sigorta şirketlerinin ve reasürans şirketlerinin kuruluşu

MADDE 3 – (1) Türkiye’de faaliyet gösterecek sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin anonim şirket veya kooperatif şeklinde kurulmuş olması şarttır. Sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri, sigortacılık işlemleri ve bunlarla doğrudan bağlantısı bulunan işler dışında başka işle iştigal edemez.

(2) Anonim şirket şeklinde kurulacak sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerinin;

a) Kurucularının;

1) Müflis veya konkordato ilan etmiş olmaması,

2) Bir sigorta veya reasürans şirketinin kurucusu veya ortağı olmanın gerektirdiği malî güce ve itibara sahip bulunması,

3) Tasfiyeye tâbi tutulan finansal kuruluşlarda ve hakkında 20 nci maddenin ikinci ve üçüncü fıkrası hükümleri uygulanan şirketlerde oy hakkının ya da sermayesinin doğrudan veya dolaylı yüzde on ve daha fazla bir oranda veya bu oranın altında olsa bile denetim ve yönetime etkili olabilecek şekilde denetim ve yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren pay sahibi olmaması,

4) Taksirli suçlar hariç olmak üzere affa uğramış olsalar dahi süreli hapis veya sigortacılık mevzuatına aykırı hareketlerinden dolayı hapis veya birden fazla adlî para cezasına mahkûm edilmemiş yahut cezası ne olursa olsun basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, görevi kötüye kullanma gibi yüz kızartıcı suçlar ile kaçakçılık suçları, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, Devlet sırlarını açığa vurma veya vergi kaçakçılığı suçlarından dolayı hüküm giymemiş olması,

5) Tüzel kişi olması halinde bu tüzel kişinin yönetim ve denetimine sahip kişilerin, malî güç dışında kurucularda aranan diğer şartları taşıması,

b) Hisse senetlerinin nakit karşılığı çıkarılması ve halka açık anonim şirketlerde halka açık olan kısım hariç olmak üzere tamamının nama yazılı olması,

c) Bir holding bünyesinde faaliyet gösterecek olması halinde, holding şirketinin finansal durumunun da sigortacılık faaliyetlerini idame ettirmeye yeterli olması,

zorunludur.

(3) Üyeleri dışındaki kişilerle sigorta sözleşmesi yapmayan kooperatif şeklinde kurulan sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerinin;

a) Mütüel (karşılıklı) sigortacılık yapması,

b) Ortak sayısının ikiyüzden az olmaması,

c) Yöneticilerine herhangi bir ayrıcalık vermemesi,

zorunludur.

(4) Kooperatiflerin, üyeleri dışındaki kişilerle sigorta sözleşmesi yapabilmesi, bu hususun ana sözleşmelerinde açıkça yer alması şartıyla Müsteşarlığın iznine tâbidir. Kooperatif üyeleri dışındaki kişilerle sigorta sözleşmesi yapılabilmesi için kooperatiflerin sermayelerini, Müsteşarlıkça belirlenecek miktara yükseltmesi zorunludur.

(5) Yabancı sigorta şirketlerinin ve reasürans şirketlerinin Türkiye’de faaliyet göstermesine ilişkin usûl ve esaslar Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.

Sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerinin teşkilâtı

MADDE 4 – (1) Sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerinin yönetim kurulları genel müdür dâhil beş kişiden, denetçiler ise iki kişiden az olamaz. Genel müdür, yönetim kurulunun doğal üyesidir.

(2) Yönetim kurulu üyelerinin malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan şartları taşıması; çoğunluğunun en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş olması ve sigortacılık, iktisat, işletme, muhasebe, hukuk, maliye, matematik, istatistik, aktüerya veya mühendislik alanlarında en az üç yıl deneyimi olan kişilerden seçilmesi şarttır.

(3) Genel müdür ve yardımcılarının, malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan şartları taşıması, en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş olması ve genel müdürlüğe atanacakların en az on yıl, sigortacılık veya sigortacılık tekniği ile ilgili konulardan sorumlu genel müdür yardımcılıklarına atanacakların yedi yıldan az olmamak üzere sigortacılık, iktisat, işletme, muhasebe, hukuk, maliye, matematik, istatistik, aktüerya veya mühendislik alanlarının en az birinde; diğer genel müdür yardımcılıklarına atanacakların da sorumlu olacakları alanda en az yedi yıl deneyim sahibi olması şarttır. Genel müdür yardımcılıklarından en az birinin sigortacılık veya sigortacılık tekniği ile ilgili konulardan sorumlu olması zorunludur.

(4) Murahhas üyelerin genel müdürde aranan şartları taşıması zorunludur.

(5) Başka unvanlarla istihdam edilseler dahi, yetki ve görevleri itibarıyla genel müdür yardımcısına denk veya daha üst konumlarda görev yapan diğer yöneticiler de genel müdür ve genel müdür yardımcılarına ilişkin hükümlere tâbidir.

(6) Denetçilerin, malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan şartları taşımaları, en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş olmaları ve sigortacılık, iktisat, hukuk, maliye, işletme ve muhasebe alanlarında en az üç yıl deneyimi olan kişilerden seçilmesi şarttır.

(7) Sigorta veya reasürans şirketinin hâkim hissedarı tüzel kişilerin yönetim ve denetimine sahip kişilerde de, malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan şartlar aranır.

(8) Sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri; tüm iş ve işlemlerinin, sigortacılık mevzuatı ve ilgili diğer mevzuata, şirketin iç yönergeleri ile yönetim stratejisi ve politikalarına uygunluğunun sürekli kontrol edilmesi, denetlenmesi ile hata, hile ve usûlsüzlüklerin tespiti ve önlenmesi amacıyla risk yönetim sistemleri de dahil olmak üzere etkin bir iç denetim sistemi kurmak zorundadır. İç denetim, dışarıdan hizmet alımı yoluyla da yapılabilir.

Ruhsat

MADDE 5 – (1) Sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri, faaliyete geçebilmek için, faaliyet göstermek istedikleri her bir sigorta branşında Müsteşarlıktan ruhsat almak zorundadır. Alınan ruhsatlar, ticaret siciline tescil ve Ticaret Sicil Gazetesi ile Türkiye çapında dağıtımı yapılan ve tiraj bakımından ilk on sırada yer alan günlük gazetelerden ikisinde ilan ettirilir.

(2) Sigorta şirketleri hayat ve hayat dışı sigorta gruplarından sadece birinde faaliyet gösterebilir. Bu gruplarda yer alan sigorta branşları Bakan tarafından belirlenir.

(3) Kuruluş işlemlerini tamamlayan ve ruhsat talebinde bulunan sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri, ödenmiş sermayelerini, ruhsat talep edilen sigorta branşları için öngörülen sermaye tutarları ile verilmek istenen teminatlara bağlı olarak, beş milyon Türk Lirasından az olmamak kaydıyla, Müsteşarlıkça belirlenecek miktara yükseltmek zorundadır. Müsteşarlık, söz konusu miktarı, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Üretici Fiyatları Endeksi artış oranını aşmamak kaydıyla artırmaya yetkilidir.

(4) Kuruluş işlemlerinin tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde ruhsat başvurusunda bulunmamış sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri, ticaret unvanlarında sigorta şirketi veya reasürans şirketi ibaresini kullanamaz.

Ruhsat talebinin değerlendirilmesi

MADDE 6 – (1) Ruhsat talebi;

a) Sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerinin kurucuları ile yönetici ve denetçilerinin bu Kanunda öngörülen şartları taşımaması,

b) İş planına ve ibraz edilen belgelere göre sigorta sözleşmesine taraf olanların hak ve menfaatlerinin yeterince korunamayacağının anlaşılması veya yükümlülüklerin sürekli ve yeterli olarak yerine getirilebilecek şekilde oluşturulmaması,

c) Başvurunun yeterli beyan ve bilgileri içermemesi veya bu Kanunda öngörülen şartları taşımadığının anlaşılması,

ç) Sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerinin, gerekli teknik donanım ya da yeterli sayıda nitelikli personele sahip olmadığının veya ruhsat talep edilen alanda sigortacılık yapma yeterliliğinin bulunmadığının yapılan denetimle tespit edilmesi,

hallerinden en az birinin gerçekleşmesi durumunda reddedilir.

Ruhsat iptali

MADDE 7 – (1) Bu Kanunun ruhsat iptaline ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla;

a) Ruhsat verilmesine ilişkin şartların bir kısmının veya tamamının kaybolması halinde, üç aydan az olmamak üzere, Müsteşarlık tarafından verilecek süre içinde durumun düzeltilmemiş olması,

b) Ruhsatın verildiği tarihten itibaren bir yıl içinde veya Müsteşarlığın uygun görüşüyle yapılanlar hariç olmak üzere aralıksız olarak altı ay süre ile sigorta veya reasürans sözleşmesi akdedilmemesi,

c) Sigortacılık mevzuatına aykırı uygulamalar sonucunda sigorta sözleşmesi ile ilgili kişilerin hak ve menfaatlerinin tehlikeye düştüğünün anlaşılması,

ç) 20 nci madde hükmü hariç olmak üzere, bu Kanun hükümlerinden doğan yükümlülüklerin ağır şekilde ihlâl edilmesi veya yükümlülüklerin ihlâlinin mutat hale gelmesi durumunda, Müsteşarlık tarafından, üç aydan az olmamak kaydıyla, verilecek süre içinde durumun düzeltilmemiş olması,

d) İş planında belirtilen hedeflerden, Müsteşarlığın bilgisi dahilinde yapılan değişiklik dışında makul nedenler olmaksızın aşırı derecede uzaklaşılmış olması,

hallerinden en az birinin gerçekleşmesi durumunda, sigorta şirketlerinin ve reasürans şirketlerinin ilgili branş ya da bütün branşlardaki ruhsatları Müsteşarlık tarafından iptal edilebilir. Ruhsat iptali, ticaret siciline tescil ve Ticaret Sicil Gazetesi ile Türkiye çapında dağıtımı yapılan ve tiraj bakımından ilk on sırada yer alan günlük gazetelerden ikisinde ilan ettirilir.

(2) Ruhsatı iptal edilen şirketler, altı ayı geçmemek üzere Müsteşarlık tarafından verilecek süre içinde iptal edilen ruhsatla bağlantılı portföylerini devretmek zorundadır. Aksi takdirde Müsteşarlık re’sen devir de dâhil olmak üzere portföyün tasfiyesine yönelik her türlü tedbiri almaya yetkilidir.

Ana sözleşme değişiklikleri

MADDE 8 – (1) Sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin ana sözleşmelerinin değiştirilmesinde, Müsteşarlığın uygun görüşü aranır. Müsteşarlıkça uygun görülmeyen değişiklik tasarıları genel kurul gündemine alınamaz ve genel kurulda görüşülemez. Sicil memuru, Müsteşarlığın uygun görüşü olmaksızın ana sözleşme değişikliklerini ticaret siciline tescil edemez.

İntifa ve oy kullanma haklarının edinilmesi

MADDE 9 – (1) Doğrudan veya dolaylı olarak bir sigorta veya reasürans şirketinin sermayesinin yüzde onunu, yüzde yirmisini, yüzde otuzüçünü veya yüzde ellisini bulacak ya da aşacak şekildeki hisse edinimleri ile bir ortağa ait hisselerin söz konusu oranları bulması veya bu oranların altına düşmesi sonucunu doğuran hisse devirleri Müsteşarlığın iznine tâbidir.

(2) Şirketin denetim ve yönetime etkili olabilecek şekilde yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazını veren hisse devri, oransal sınırlamalara bakılmaksızın Müsteşarlığın iznine tâbidir.

(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine aykırı olarak izin alınmaksızın yapılan hisse devirleri pay defterine kaydolunmaz.

(4) İntifa hakkı ile oy hakkının edinilmesinde de bu madde hükümleri uygulanır.

(5) Doğrudan veya dolaylı olarak sermayenin ya da oy ve intifa haklarının yüzde on ve daha fazlasına sahip olan veya bu oranların altında olsa dahi şirketin denetim ve yönetimine etkili olabilecek şekilde yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazını veren hisselere sahip olan ortakların, sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması şarttır. Sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri, bu nitelikleri taşımayan ortaklarını Müsteşarlığa bildirir. Kurucularda aranan nitelikleri kaybeden ortaklar temettü dışındaki ortaklık haklarından yararlanamaz. Bu halde diğer ortaklık hakları kayyım tarafından kullanılır.

(6) Bakan, faaliyet alanları itibarıyla sigorta şirketlerinin ve reasürans şirketlerinin malî bünyelerini olumsuz etkileyecek durumdaki ortaklara, bu şirketlerde hisse sınırlamaları getirebilir.

Tasfiye, birleşme, devir, portföy devri ve iflas

MADDE 10 – (1) Bir sigorta şirketinin kendi talebi ile tasfiye edilmesi, bir veya birkaç şirket ile birleşmesi veya aktif ve pasifleri ile başka bir şirkete devrolunması, sigorta portföyünü teminat ve karşılıkları ile birlikte kısmen veya tamamen diğer bir şirkete devretmesi Bakanın iznine tâbidir. Reasürans şirketleri hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmüne aykırı olarak yapılan tasfiye, birleşme, devralma ve portföy devirleri hükümsüzdür.

(2) Müsteşarlık, lüzumu halinde, tasfiye memurlarının değiştirilmesini talep edebilir.

(3) Birleşme, devir ve portföy devirleri, Türkiye çapında dağıtımı yapılan ve tiraj bakımından ilk on sırada yer alan günlük gazetelerden ikisinde, birer hafta arayla en az ikişer defa yayımlanmak suretiyle duyurulur. Sigorta sözleşmeleri devredilen portföyde yer almak kaydıyla portföyünü devreden veya bir şirkete devrolunan ya da birleşen şirketlerle sigorta sözleşmesi akdetmiş olan kişiler; birleşme, devir ya da portföy devrini öğrendikleri tarihten itibaren, devir, birleşme ya da portföy devri nedeniyle, üç ay içinde sözleşmelerini feshedebilir.

(4) Sigorta şirketinin iflası halinde sigortalılar, iflas masasına üçüncü sırada iştirak eder.

(5) Müsteşarlık, lüzumu halinde iflas masasındaki yetkililerin değiştirilmesini talep edebilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Sigorta Sözleşmeleri

Sigorta sözleşmeleri

MADDE 11 – (1) Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Ancak, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar tesis edilebilir. Bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir.

(2) Hayat sigortalarına ilişkin sözleşmelerin yapılmasına dair teklifnamenin sigorta şirketine ulaştığı tarihten itibaren otuz gün içinde sigorta şirketi tarafından reddedilmemesi halinde sigorta sözleşmesi yapılmış olur.

(3) Sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından, gerek sözleşmenin kurulması gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehdar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir.

(4) Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtilir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır.

(5) Sigorta sözleşmelerinde yabancı kelimelere yer verilemez. Yabancı kelimelerin karşılığı olarak Türk Dil Kurumu tarafından belirlenen kelimelerin kullanımı esastır.

Tarifeler

MADDE 12 – (1) Sigorta tarifeleri, sigortacılık esasına ve genel kabul görmüş aktüeryal tekniklere uygun olarak sigorta şirketleri tarafından serbestçe belirlenir. Ancak, bu Kanuna ve diğer kanunlara göre ihdas edilen zorunlu sigortaların teminat tutarları ile tarife ve talimatları Bakan tarafından tespit olunur ve Resmî Gazetede yayımlanır.

(2) Bakan, gerek görülen hallerde hayat, bir yıldan uzun süreli ferdî kaza, sağlık, hastalık ve ihtiyarî deprem sigortaları tarifeleri ile prim, formül ve cetvellerinin uygulamaya konulabilmesini Müsteşarlığın onayına tâbi kılabilir veya özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla gerekli görülen hallerde, tespit ve ilan ettiği aracılık komisyonlarını, tasdike tâbi kıldığı veya tespit ettiği her türlü tarifeyi serbest bırakabilir.

Zorunlu sigortalar

MADDE 13 – (1) Bakanlar Kurulu, kamu yararı açısından gerekli gördüğü hallerde zorunlu sigortalar ihdas edebilir. Sigorta şirketleri, 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla faaliyet gösterdiği sigorta branşlarının kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamaz.

(2) Müsteşarlık, zorunlu sigortaya konu teşkil eden menfaat üzerinde yapacakları iş ve işlemler nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerini alarak zorunlu sigorta denetimi yapabilecekleri belirlemeye yetkilidir.

(3) Bir faaliyetin icrası ya da bir şeyin kullanılması için izin veya ruhsat vermeye veya bunları denetlemeye yetkili merciler ile ikinci fıkra uyarınca belirlenen kurum ve kuruluşlar; yürütecekleri iş ve işlemlerde, yapılması zorunlu sigortaların geçerli teminat tutarları dâhilinde yaptırılıp yaptırılmadığını araştırmakla yükümlüdür. Bu kurum ve kuruluşlar ile izin veya ruhsat vermeye ve denetlemeye yetkili mercilerce, geçerli teminat tutarında sigorta yapılmamış olduğunun tespiti halinde işlem yapılmaz. Geçerli teminat alınana kadar sigortalının zorunlu sigortaya konu teşkil eden faaliyeti yetkili merciler tarafından durdurulur.

Güvence Hesabı

MADDE 14 – (1) Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde Güvence Hesabı oluşturulur.

(2) Hesaba;

a) Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,

b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için,

c) Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için,

ç) Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için,

d) Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için faaliyet gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler için,

başvurulabilir. Bakanlar Kurulu, gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen veya tamamen Hesaptan karşılanmasına karar vermeye yetkilidir.

(3) Hesabın gelirleri; birinci fıkrada belirtilen zorunlu sigortalar ve yeşil kart sigortaları için tahsil edilen toplam primlerin yüzde biri oranında sigorta şirketlerince ödenecek katılma payları ile sigorta ettirenlerden safî primlerin yüzde ikisi oranında tahsil edilecek katılma paylarından oluşur. Bakan, bu oranları binde beşe kadar indirmeye veya tekrar kanunî sınırlarına kadar yükseltmeye yetkilidir.

(4) Sigorta şirketleri, üçüncü fıkra hükmü gereğince kendileri tarafından ödenmesi gereken bir takvim yılına ilişkin katılma paylarını takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar; sigorta ettirenlerden tahsil edilen katılma paylarını ise tahsil edildikleri ayı takip eden ayın sonuna kadar Hesaba yatırmak zorundadır

(5) Hesap kapsamındaki her zorunlu sigorta ve yeşil kart sigortası için ayrı hesap açılır ve bunların gelir ve giderleri bu hesaplarda izlenir.

(6) Hesabın gelir ve giderleri ile işlemleri, Müsteşarlıkça her yıl denetlenir

(7) Hesabın kuruluşuna, işleyişine, fon varlıklarının nemalandırılmasına, Hesaptan yapılacak ödemelere, gerek ilgililere gerekse Türkiye Motorlu Taşıt Bürosuna yapılacak rücûlara, 24 üncü madde uyarınca oluşturulacak bilgi merkezine ve Komisyona yapılacak katkı payı ve diğer harcamalara ilişkin esaslar yönetmelikle düzenlenir.

Yurt dışında yaptırılabilecek sigortalar

MADDE 15 – (1) Türkiye’de yerleşik kişiler, Türkiye’deki sigortalanabilir menfaatlerini, Türkiye’de faaliyette bulunan sigorta şirketlerine ve Türkiye’de yaptırmak zorundadır.

(2) Ancak;

a) İhracat ve ithalat konusu mallar için nakliyat sigortası,

b) Uçak, gemi, helikopter için dış kredi ile satın alındıklarında, münhasıran dış kredi miktarı ile sınırlı olarak ve dış borç ödeninceye kadar; yurt dışından finansal kiralama yolu ile getirilmelerinde ise finansal kiralama sözleşmesi süresi ile sınırlı olarak yaptırılacak tekne sigortaları,

c) Gemilerin işletilmesinden doğan sorumluluk sigortası,

ç) Hayat sigortaları,

d) Kişilerin Türkiye haricinde bulunacakları süre için bu süre ile sınırlı olmak kaydıyla veya geçici olarak yurt dışında kaldıkları sırada yaptırabilecekleri ferdî kaza, hastalık, sağlık ve motorlu taşıt sigortaları,

yurt dışında da yaptırılabilir.

(3) Bakanlar Kurulu yurt dışında yaptırılabilecek sigortaların kapsamını genişletmeye yetkilidir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Malî Bünye

Teknik karşılıklar

MADDE 16 – (1) Sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri sigorta sözleşmelerinden doğan yükümlülükleri için, bu maddede belirtilen esaslara göre yeteri kadar karşılık ayırmak zorundadır.

(2) Kazanılmamış primler karşılığı; yürürlükte bulunan her bir sigorta sözleşmesine ilişkin olarak yazılan brüt primin gün esasına göre takip eden hesap dönemine veya dönemlerine sarkan kısmından; yürürlükte bulunan yıllık hayat sigortaları ile süresi bir yılı aşan birikim priminin de alındığı hayat sigortalarında ise yazılan brüt primlerden varsa birikime ayrılan kısım düşüldükten sonra kalan tutarın takip eden döneme veya dönemlere sarkan kısmından oluşur. Ancak, gün esasına göre karşılık hesaplaması mümkün olmayan reasürans ve retrosesyon işlemlerinde, sekizde bir esasına göre kazanılmamış primler karşılığı ayrılması mümkündür.

(3) Devam eden riskler karşılığı; sigorta sözleşmesinin süresi boyunca üstlenilen risk düzeyi ile kazanılan primlerin zamana bağlı dağılımının uyumlu olmadığı kabul edilen sigorta branşlarında, ayrıca kazanılmamış primler karşılığının şirketin taşıdığı risk ve beklenen masraf düzeyine göre yetersiz kalması halinde ayrılır.

(4) Dengeleme karşılığı; takip eden hesap dönemlerinde meydana gelebilecek tazminat oranlarındaki dalgalanmaları dengelemek ve katastrofik riskleri karşılamak üzere Müsteşarlıkça belirlenen branşlar için ayrılan karşılıktır. Müsteşarlık, bu karşılığı ikame edecek şekilde, belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde ihtiyat ayrılmasına karar verebilir.

(5) Matematik karşılık; bir yıldan uzun süreli hayat, sağlık, hastalık ve ferdî kaza sigortası sözleşmeleri için sigorta şirketleri tarafından sigorta ettirenler ile lehdarlara olan yükümlülüklerini karşılamak üzere sözleşme teknik esaslarında belirtilen, istatistiksel ve aktüeryal yöntemler kullanılarak hesaplanan karşılıklar ile taahhüt edilmişse, bu karşılıkların yatırıma yönlendirilmesi sonucu elde edilen gelirden sigortalılara ayrılan pay karşılıkları toplamıdır.

(6) Muallâk tazminat karşılığı; kayda geçmiş ancak ödenmemiş tazminat tutarları ile gerçekleşmiş ancak kayda geçmemiş tahmini tazminat tutarları ve bu tazminatlar ile ilgili yapılan gider karşılıkları ve bu tutarların yetersiz kalması durumunda yeterlilik için Müsteşarlıkça belirlenen esaslar çerçevesinde ayrılan ek karşılıklardan oluşur.

(7) İkramiyeler ve indirimler karşılığı; sigorta şirketlerinin ikramiye veya indirim uygulamasına gitmesi durumunda, carî yılın teknik sonuçlarına göre sigortalılar veya lehdarlar için ayrılan ikramiye ve indirim tutarlarından oluşur.

(8) Teknik karşılıklarda reasürör payının, devredilen risk ve primle orantılı olması esastır. Ancak, Müsteşarlık malî açıdan belirleyeceği kriterleri karşılayamayan reasürörlere devredilen işlerde reasürör payının düşülmemesini isteyebilir.

(9) Sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin varlıkları, teknik karşılıkları karşılayacak düzeyde olmalıdır. Teknik karşılıklara ilişkin usûl ve esaslar ile teknik karşılıkların yatırılacağı varlıklara ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir.

Teminatlar

MADDE 17 – (1) Sigorta şirketleri, yurt içinde akdetmiş oldukları sigorta sözleşmelerinden doğan taahhütlerine karşılık olarak bu maddede belirlenen esaslara göre teminat ayırmak zorundadır.

(2) Hayat branşında faaliyet gösteren sigorta şirketleri, Müsteşarlıkça belirlenen dönemler itibarıyla ayrılan matematik karşılıkları ile muallak tazminat karşılıklarının toplamından, 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca yapılan ikrazlar ve henüz tahsil edilmemiş prim alacakları tutarına isabet eden matematik karşılıkların düşülmesinden sonra kalan tutara karşılık gelen varlıkları Müsteşarlıkça belirlenen süreler içinde ve Müsteşarlık lehine teminat olarak bloke veya ipotek ettirmek zorundadır. Yeni kurulan sigorta şirketlerinde ilk üç yıl itibarıyla tesis edilecek teminat tutarı, şirketin ödenmiş sermayesi de dikkate alınarak Müsteşarlıkça tespit edilir. Ancak, bu şirketlerin bir yıl ve bir yıldan kısa süreli verdikleri hayat, ferdî kaza, sağlık ve hastalık teminatları için dördüncü fıkra hükümleri uygulanır.

(3) Hesap yılı içinde, hayat branşındaki tahsilatı aşacak şekilde bu branşta sigortalılara ödeme yapmak zorunda kalan sigorta şirketlerinin, söz konusu branşa ait teminat olarak gösterilen ve bloke edilen varlıklarından, aşılan miktar dâhilinde Müsteşarlıkça uygun görülecek kısım serbest bırakılır.

(4) Hayat dışı sigorta şirketleri, hesaplama yöntemi yönetmelikle belirlenecek sermaye yeterliliğinin üçte birinden az olmamak kaydıyla teminat olarak minimum garanti fonu tesis eder. Minimum garanti fonu, hiç bir dönemde çalışılan branşlar itibarıyla gerekli olan asgarî sermaye tutarlarının üçte birinden az olamaz. Müsteşarlık tesis edilen minimum garanti fonu varlıkları üzerine bloke veya ipotek tesis ettirmeye yetkilidir. Ancak, bu şirketlerin bir yıldan uzun süreli yaptıkları ferdî kaza, hastalık ve sağlık sigorta sözleşmeleri için ayıracakları teminatlar hakkında ikinci fıkra hükmü uygulanır.

(5) Sigorta şirketlerinin faaliyetine son verdiği branşlara ait teminat blokajı, sigortalılara karşı bu branşa ait tüm ödemelerin yapılmış olması kaydıyla Müsteşarlıkça serbest bırakılır. Ancak, şirketin ödeme güçlüğüne düşmesi halinde, Müsteşarlık, sigortalılara teminatlardan ödeme yapılmasına karar verebilir.

(6) Teminatlar, sigortalıların tüm alacakları ödenmeden iflas veya tasfiye masasına dâhil edilemez, haczolunamaz, üzerlerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulamaz. Ancak, Müsteşarlığın, sigortalı alacaklarının korunması amacıyla teminatlar üzerinde ihtiyati tedbir koydurtma hakkı saklıdır.

(7) Müsteşarlık, sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri ile sigortacılık yapan diğer kuruluşların malî bünye ve özkaynak yeterliliğine ilişkin düzenlemeleri yapmaya ve bloke edilecek varlıkların tür, değerleme esasları ile blokaj, deblokaj, ipotek tesisi ve fekkine ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir. Bu işlemlere ilişkin masraflar ilgili şirket tarafından karşılanır.

Hesap esasları, kayıt düzeni ile temel malî tablo ve malî bünye düzenlemeleri

MADDE 18 – (1) Sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri, hesaplarını ve malî tablolarını, Müsteşarlıkça belirlenecek esaslara ve örneğe uygun olarak düzenlemek, ilan ettirmek ve Müsteşarlığa göndermek zorundadır.

(2) Sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri bilançolarının, kâr ve zarar cetvellerinin ve Müsteşarlıkça uygun görülecek diğer malî tablolarının bağımsız denetim kuruluşlarına denetlettirilmesi ve ilan ettirilmesi zorunludur. Müsteşarlık, sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerinin bağımsız dış denetim kuruluşlarınca denetlenmelerini düzenlemeye yetkilidir.

(3) Sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerince ilan edilen malî tabloların gerçeğe aykırılığının tespiti halinde Müsteşarlık, genel kabul görmüş muhasebe kural ve ilkelerini göz önünde bulundurarak söz konusu malî tabloları düzeltilmiş olarak yeniden ilan ettirebilir.

(4) Müsteşarlık, sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinden, diğer kanunların zorunlu kıldığı defterlerden başka, özel defterler tutmalarını talep etmeye ve bu defterlerin tâbi olacağı esas ve usûlleri tespite, belirleyeceği esaslar ve örneklere uygun olarak her türlü bilgi, cetvel, rapor, hesap özetleri ve malî tablolar istemeye, gerekli gördüğü takdirde malî tabloları ilan ettirmeye, sigortacılık sektörünün malî yapısının güçlendirilmesi için finansal oranlar tespit etmeye, şirket kaynaklarının hangi aktiflere ve ne oranda yatırılacağını belirlemeye yetkilidir.

(5) Gerekli görülen hallerde Müsteşarlık, sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, aracılar ve sigorta eksperlerinden her türlü bilgi, belge ve raporu istemeye yetkilidir. Konsolide tabloların oluşturulmasında Müsteşarlık ana ortaktan, ana ortaklık ise konsolide finansal raporlama ile ilgili kuruluşlardan bu konuda her türlü bilgi ve belgeyi talep etmeye yetkilidir.

Aktif azaltıcı işlem yasağı

MADDE 19 – (1) Sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin ortakları, yönetim kurulu üyeleri, denetçileri ve çalışanları, şirket ana sözleşmesi veya genel kurul ya da yönetim kurulu kararı ile saptanan hükümler dâhilinde personele yapılan ödemeler, yardım veya verilen avanslar hariç, şirket kaynaklarını dolaylı ya da dolaysız kullanamaz, iyiniyet kurallarına aykırı olarak aktifin değerini düşüren işlemlerde bulunamaz ve hiçbir surette örtülü kazanç aktarımı yapamaz. Sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri kendi borçları veya sigorta işlemlerinden doğanlar hariç olmak üzere personeli, ortakları, iştirakleri veya diğer kişi ve kurumlar lehine mal varlığını teminat olarak gösteremez, kefil olamaz ve kredi sağlayamaz.

Malî bünyenin güçlendirilmesi

MADDE 20 – (1) Bir sigorta veya reasürans şirketinin minumum garanti fonu tutarını karşılayamadığının, tesis etmesi gereken teminatı tesis edemediğinin, teknik karşılıkları karşılayacak yeterli veya teknik karşılıklara uygun varlıklarının bulunmadığının ya da sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getiremediğinin yahut şirketin malî bünyesinin sigortalıların hak ve menfaatlerini tehlikeye düşürecek derecede zayıflamakta olduğunun tespiti hallerinde, Bakan uygun bir süre vererek, malî bünyenin güçlendirilmesine yönelik olarak ilgili sigorta ve reasürans şirketinden;

a) Malî bünyesindeki zaafiyetin nasıl giderileceğini ve sigortalıların hak ve menfaatlerinin nasıl korunacağını içeren kapsamlı bir iyileştirme planı sunulması ve uygulanmasını,

b) Sermayesinin artırılması, ödenmemiş kısmının ödenmesi, sermayeye mahsuben şirkete ödeme yapılması veya kâr dağıtımının durdurulması ya da ilave teminat tesis edilmesini,

c) Varlıklarının kısmen ya da tamamen elden çıkarılması veya elden çıkarılmasının durdurulmasını, yeni iştirak ve sabit değerler edinilmemesini,

ç) Malî bünyesini ve likiditesini güçlendirici ve riski azaltıcı benzer tedbirler alınmasını,

d) Tespit edilecek gündemle genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılmasını veya genel kurul toplantısının ertelenmesini,

e) Benzeri diğer hususların yerine getirilmesini,

isteyebilir.

(2) Ayrıca, Bakan;

a) Sigorta şirketlerinde şirketin faaliyette bulunduğu sigorta branşlarından, reasürans şirketlerinde ise sigorta gruplarından birine veya tamamına ait sigorta portföyünü teminat ve karşılıkları ile birlikte başka şirket veya şirketlere devretmeye, devralacak şirket bulunamadığı takdirde ise devredilecek portföyün tasfiyesine yönelik her türlü tedbiri almaya,

b) Sigorta portföyünü sınırlandırmaya,

c) Yönetim veya denetim kurulu üyelerinden bir kısmını veya tamamını görevden alarak ya da bu kurullardaki mevcut üye sayısını artırarak bu kurullara üye atamaya veya sigorta veya reasürans şirketinin yönetiminin kayyıma devredilmesini talep etmeye,

ç) Malî bünyenin güçlendirilmesine yönelik benzeri diğer tedbirleri almaya,

yetkilidir. 4 üncü maddede öngörülen şartlar, bu fıkranın (c) bendi uyarınca atanacak kişiler için de aranır.

(3) Bu maddede öngörülen tedbirlerin uygulanmaması veya uygulanamayacağının anlaşılması, sigorta veya reasürans şirketinin ödemelerini tatil etmesi, sigortalılara olan yükümlülüklerini yerine getirememesi veya şirket özkaynaklarının minimum garanti fonunun altına düşmesi halinde, Bakan, sigorta veya reasürans şirketinin tüm branşlarda veya ilgili branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisini kaldırmaya, ruhsatlarını iptal ve varlıklarını bloke etmeye yetkilidir.

(4) Sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri dışında ve kendi özel kanunları uyarınca, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre sigorta veya reasürans sözleşmesi yapan diğer kurum ve kuruluşların, sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getiremediğinin ve malî bünyesinin sigortalıların hak ve menfaatlerini tehlikeye düşürecek şekilde zayıflamakta olduğunun tespit edilmesi halinde, Bakan, malî bünyenin güçlendirilmesine yönelik tedbirler almaya, yönetim ve denetimde yer alan kişilerin tamamını veya bir kısmını görevden alarak yenilerini atamaya veya yönetimin kayyıma devredilmesini talep etmeye yetkilidir.

(5) Malî bünye zaafiyetinin kriterleri yönetmelikle belirlenir.

(6) Bu madde uyarınca şirket yönetim ve denetimine atananlar, şirkete ait doğmuş veya doğacak kamu borçlarından, sosyal güvenlik kuruluşlarına olan borçlarından ve şirketin diğer malî yükümlülüklerinden sorumlu tutulamaz. Bu madde uyarınca atanan kamu görevlileri hakkında ceza davası açılabilmesi Bakanın iznine tâbi olduğu gibi bu kişiler hakkında açılan hukuk davaları da Müsteşarlığa karşı açılmış sayılır. Müsteşarlık tarafından açılan davalar hariç olmak üzere bu kişiler hakkında açılan davalar ve başlatılan soruşturma ve kovuşturmalarda, yargılama giderleri ve Türkiye Barolar Birliğince açıklanan asgarî ücret tarifesinde belirlenen avukatlık ücreti, Müsteşarlık bütçesinden karşılanır. Türk Ticaret Kanununun yönetim kurulunun ibrasına ilişkin hükümleri bu madde uyarınca atananlar hakkında uygulanmaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Aktüerler, Aracılar ve Sigorta Eksperleri

Aktüerler ve brokerler

MADDE 21 – (1) Sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri, yeterli sayıda aktüerle çalışmak zorundadır. Müsteşarlık tarafından aktüerlerin kaydedildiği bir Aktüerler Sicili tutulur. Sicile kaydolunmadan aktüerlik yapılamaz. Aktüerlik unvanının kazanılması ile aktüerlerin görev ve yetkilerine ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

(2) Brokerlik, Müsteşarlıktan alınan brokerlik ruhsatı ile yapılır. Müsteşarlık, ruhsat ile ilgili işlemlerin incelemeye ve onaya hazır hale getirilmesi hususunda ilgili sivil toplum ve meslek kuruluşlarına görev verebilir. Brokerlerin görev ve yetkilerine ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

(3) Sigorta şirketlerinin, sigorta acentelerinin ve sigorta eksperlerinin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile meslekî faaliyette bulunan şirket çalışanları; brokerlik yapamaz, tüzel kişi brokerin yönetim ve denetim kurullarında görev alamaz, imzaya yetkili olarak çalışamaz, bunlara ortak olamaz ve bunlardan ücret karşılığı herhangi bir iş kabul edemez. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin eş ve velayeti altındaki çocukları için de geçerlidir.

(4) Sigorta brokerliği yapması yasaklananlar, brokerlik ile ilgili faaliyetlerde çalıştırılamaz ve her ne şekilde olursa olsun bu kişilerle brokerlik mesleğinin icrası için işbirliği yapılamaz.

(5) Sigorta brokerleri ve bunların yanlarında çalışanlar, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ilgililerin izni olmaksızın açıklayamaz. Ancak, suç teşkil eden hallerin yetkili mercilere duyurulması zorunludur.

Sigorta eksperleri

MADDE 22 – (1) Sigorta eksperliği gerçek veya tüzel kişilerce yapılır.

(2) Sigorta eksperliği yapmak isteyen kişilerin;

a) Müsteşarlıktan sigorta eksperlik ruhsatı alması,

b) Levhaya yazılı olması,

gerekir.

(3) Yabancı sigorta eksperlerinin faaliyetlerine ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

(4) Sigorta eksperi unvanı, sigorta eksperliği ruhsatnamesinin alınmasından sonra kazanılır. Sigorta eksperliği yapacaklar, ruhsatnamelerini aldıktan sonra Levhaya kayıt olmak için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine başvurur. Müsteşarlık, ruhsatnameye ilişkin işlemlerin incelemeye ve onaya hazır hale getirilmesi hususunda ilgili sivil toplum ve meslek kuruluşlarına görev verebilir.

(5) Sigorta eksperinin kaydı;

a) Almış olduğu ruhsatların tümü iptal edilmişse,

b) Hakkında meslekten çıkarma kararı verilmişse,

c) Levhaya yazılmasından itibaren altı ay içinde mesleğini ifa etmezse,

ç) Sigorta eksperliğinden ayrılmışsa,

d) Tespit edilen kayıt ücretini süresi içinde yatırmamışsa veya aidatını üç yıl üst üste hiç ödememişse,

Levhadan silinir.

(6) Levhadan silinme kararı verilmeden önce sigorta eksperinin yazılı savunması istenir. Ayrıca, Levhadan silinme kararının verilebilmesi için sigorta eksperinin savunmasının dinlenmesi veya dinlenmek üzere kendisine yapılan çağrıya uymamış olması gerekir. Levhadan silinme kararı gerekçeli olarak verilir.

(7) Levhadan silinmeyi gerektiren hallerinin sona erdiğini ispat eden sigorta eksperi, Levhaya yeniden yazılma hakkını kazanır. Ancak, hakkında meslekten çıkarma kararı verilmiş olan kişinin bir daha Levhaya yazılması mümkün değildir. Levhaya yeniden yazılan sigorta eksperinden kayıt ücreti alınmaz.

(8) Levhaya yeniden yazılma talebinde bulunanlar, Levhaya yazılma şartlarının varlığının devam ettiğini ispatla zorunlu tutulabilir. Levhaya yeniden yazılma talebinin reddine ilişkin karar gerekçeli olarak verilir.

(9) Levhadan silinen veya Levhaya yeniden yazılma talebi reddolunan kişi, bu kararlara karşı onbeş iş günü içinde Müsteşarlığa yazılı itirazda bulunabilir. Yapılacak itiraz karşısında Müsteşarlık en geç onbeş iş günü içinde görüşünü bildirmek zorundadır. Bu karar kesindir.

(10) Gerçek kişi sigorta eksperleri, sigorta eksperliğini mutat meslek halinde yapmak zorundadır. Gerçek kişi sigorta eksperleri, bu faaliyetlerine devam ettikleri sürede esnaf veya tacir sıfatıyla mesleğin niteliği ile bağdaşması mümkün olmayan başka bir işle uğraşamaz, sigorta acenteliği ve brokerlik faaliyetinde bulunamaz.

(11) Bir gerçek kişi sigorta eksperi birden fazla büro açamaz.

(12) Tüzel kişi sigorta eksperleri münhasıran sigorta eksperliği konusunda faaliyet göstermek zorundadır. Tüzel kişi sigorta eksperi ile iş yapılması durumunda, eksperlik işi tüzel kişiye verilir. Ancak, işi takip edecek olan sigorta eksperine tüzel kişi tarafından yetki belgesi düzenlenir. Ekspertiz raporunda şirket kaşesi yanında gerçek kişi sigorta eksperinin de imzası yer alır. Tüzel kişi sigorta eksperleri nezdinde çalışan sigorta eksperleri, tüzel kişilerden bağımsız olarak iş kabul edemez, ücretli veya maaşlı bir görevde bulunamaz ve hiçbir şekilde bir başka tüzel kişi sigorta eksperinin nam ve hesabına çalışamaz.

(13) Sigorta eksperi tarafsız olmak zorundadır. Sigorta eksperleri, taraflardan birisi ile arasında tarafsızlığını şüpheye düşürecek önemli nedenler veya taraflardan birisi ile 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 245 inci maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı derecelerde akrabalığı veya bir iş ortaklığı varsa, sigorta eksperliği görevini kabul edemez. Bu hüküm, tüzel kişi sigorta eksperlerinin yanında çalıştırdıkları sigorta eksperleri için de geçerlidir. Bu hükme aykırı olarak düzenlenen raporlar geçersizdir.

(14) Sigorta şirketlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile meslekî faaliyette bulunan şirket çalışanları sigorta eksperliği yapamaz; tüzel kişi sigorta eksperlerinin yönetim ve denetim kurullarında görev alamaz, imzaya yetkili olarak çalışamaz, bunlara ortak olamaz ve bunlardan ücret karşılığı herhangi bir iş kabul edemez. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin eş ve velayeti altındaki çocukları için de geçerlidir.

(15) Sigorta eksperleri ve bunların yanlarında çalışanlar, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ilgililerin izni olmaksızın açıklayamaz. Ancak, suç teşkil eden hallerin yetkili mercilere duyurulması zorunludur.

(16) Sigorta eksperliği yapması yasaklananlar, sigorta eksperliği ile ilgili faaliyetlerde çalıştırılamayacakları gibi bu kişilerle her ne şekilde olursa olsun sigorta eksperliği mesleğinin icrası için işbirliği yapılamaz.

(17) Maddî hasarla sonuçlanan trafik kazaları için yetkili sigorta eksperleri tarafından düzenlenmiş, örneği İçişleri Bakanlığınca tespit olunacak rapor, sigorta tazminatının ödenmesinde Karayolları Trafik Kanununun 99 uncu maddesindeki kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağı hükmündedir. Eksperler tarafından düzenlenen raporlar delil niteliğindedir.

(18) Sigorta eksperleri, kendilerine teklif edilen işi herhangi bir sebep göstermeksizin reddedebilir; ancak, mücbir nedenler ve umulmayan haller hariç olmak üzere en geç üç iş günü içinde işi kabul edip etmediğini, işi teklif edene yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bildirimde bulunmayan sigorta eksperi, işi kabul etmiş sayılır.

(19) Sigorta eksperi, sigortacı veya sigorta ettiren ya da sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler tarafından serbestçe tayin edilebilir. Sigorta sözleşmesinde, sigorta eksperinin sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler tarafından tayin edilmesi halinde ücretin hangi tarafça karşılanacağı belirtilir. Sözleşmede belirtilmediği takdirde ücret sigortacı tarafından ödenir. İki sigorta eksperi tarafından reddolunan kişi, kendisine sigorta eksperi tayin edilmesini Sigorta Eksperleri İcra Komitesinden talep edebilir. Tayin olunan sigorta eksperi, Komite tarafından belirlenen ücret karşılığında işi kabul etmek zorundadır. Ancak, işi kabul zorunluluğu bu maddenin onyedinci fıkrası uyarınca düzenlenen kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağı için uygulanmaz.

(20) Ekspertiz ücretinin miktarı, sigorta eksperi ile kendisini tayin eden taraf arasında serbestçe kararlaştırılır.

(21) Sigorta eksperliği kursları, sınavları ve stajı, yönetmelikle belirlenecek her bir eksperlik dalı için ayrı ayrı yapılır. Sigorta eksperlik kursu ve diğer eğitim faaliyetleri, 8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununa tâbi değildir.

(22) Bu Kanuna göre yetkili olanlar dışında hiçbir kişi, sigorta eksperliği faaliyetinde bulunamayacağı gibi ticaret unvanlarında veya herhangi bir belgede, sigorta eksperliği iş ve işlemleriyle uğraştığı izlenimini yaratacak kelime ve işaretler kullanamaz.

Sigorta acenteleri

MADDE 23 – (1) Sigorta acenteliği gerçek veya tüzel kişilerce yapılır. Sigorta acenteliği yapmak isteyenlerin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince tutulan Levhaya yazılı olması gerekir.

(2) Sigorta acenteliği yapacakların niteliklerine ilişkin usûl ve esaslar yönetmelik ile belirlenir. Sigorta acenteliği yapacaklar, Müsteşarlıktan bu nitelikleri taşıdıklarını gösteren bir belge alarak Levhaya kayıt olmak için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine başvurur. Müsteşarlık, belge alınmasına ilişkin işlemlerin incelemeye ve onaya hazır hale getirilmesi için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine görev verebilir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bu işlemlerin gerçekleştirilmesi için uygun gördüğü ilgili sivil toplum ve meslek kuruluşları ile işbirliği yapabilir.

(3) Bankalar ile özel kanunla kurulmuş ve kendisine sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan kurumlar hakkında bu maddenin birinci fıkrasında yer alan Levhaya kayıt zorunluluğu ile Müsteşarlıktan belge almaya ilişkin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz.

(4) Aşağıdaki hallerde sigorta acentesinin kaydı;

a) Sigorta acenteliği yapması için gerekli nitelikleri kaybetmişse,

b) Hakkında meslekten çıkarma kararı verilmişse,

c) Levhaya yazılmasını müteakip altı ay içinde faaliyete geçmezse,

ç) Sigorta acenteliğinden ayrılmışsa,

d) Ticaret veya ticaret ve sanayi odasındaki kaydı silinmişse,

e) Tespit edilen kayıt ücretini süresi içinde yatırmamışsa veya aidatını üç yıl üst üste hiç ödememişse,

Levhadan silinir.

(5) Levhadan silinme kararı verilmeden önce sigorta acentesinin yazılı savunması istenir. Levhadan silinme kararının verilebilmesi için sigorta acentesinin savunmasının dinlenmesi veya savunması dinlenmek üzere kendisine yapılan çağrıya uymamış olması gerekir. Levhadan silinme kararı gerekçeli olarak verilir.

(6) Levhadan silinmeyi gerektiren hallerinin sona erdiğini ispat eden sigorta acentesi, Levhaya yeniden yazılma hakkını kazanır. Ancak, hakkında meslekten çıkarma kararı verilmiş olan kişinin bir daha Levhaya yazılması mümkün değildir. Levhaya yeniden yazılan sigorta acentesinden kayıt ücreti alınmaz.

(7) Levhaya yeniden yazılma talebinde bulunanlar, Levhaya yazılma şartlarının varlığının devam ettiğini ispatla zorunlu tutulabilir. Levhaya yeniden yazılma talebinin reddine ilişkin karar gerekçeli olarak verilir.

(8) Levhadan silinen veya Levhaya yeniden yazılma talebi reddolunan kişi, bu kararlara karşı onbeş iş günü içinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kuruluna yazılı itirazda bulunabilir. Yapılacak itiraz karşısında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu en geç onbeş iş günü içinde görüşünü bildirmek zorundadır. Bu karar kesindir.

(9) 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4/A maddesinin üçüncü fıkrası hükmü sigorta acenteleri için sadece acentelik faaliyeti dolayısıyla sunulan hizmetlerde uygulanır. Sigorta şirketinin sağlayıcı olarak yaptığı ayıplı hizmetlerden sigorta acentesi sorumlu değildir.

(10) Bankalar ile özel kanunla kurulmuş ve kendisine sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan kurumlar ve sözleşme yapmaya veya prim tahsiline, hayat sigortaları veya zorunlu sigortalarla sınırlı olarak yetki verilen sigorta acenteleri hariç olmak üzere kendilerine sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi verilen sigorta acenteleri, bireysel emeklilik işlemleriyle ilgili acentelik faaliyeti dışında başka bir ticarî faaliyette bulunamaz.

(11) Bakanlar Kurulu, yabancı sigorta acentelerinin Türkiye’deki faaliyetleri ile Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta acentelerinin yabancı sigorta şirketleri adına Türkiye’deki aracılık hizmetlerine ilişkin düzenleme yapmaya yetkilidir.

(12) Sigorta şirketlerinin, sigorta sözleşmeleri için brokerlik yapanların ve sigorta eksperlerinin yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ile bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar sigorta acentelerinin yönetim ve denetim kurullarında görev alamaz; imzaya yetkili olarak çalışamaz; bu şirketlere ortak olamaz ve bunlardan ücret karşılığı herhangi bir iş kabul edemez. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin eş ve velayeti altındaki çocukları için de geçerlidir. Ancak, sigorta şirketlerinin yönetiminde, denetiminde bulunan kişiler ile bunlar adına imza atmaya yetkili olanların eş ve velayeti altındaki çocukları için sınırlandırma bu kişilerin faaliyette bulunduğu şirketin sigorta acenteliği içindir.

(13) Bu Kanuna göre yetkili olanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişi, sigorta acenteliği faaliyetinde bulunamayacağı gibi ticaret unvanlarında veya herhangi bir belgede, sigorta acenteliği iş ve işlemleriyle uğraştığı izlenimini yaratacak kelime ve işaretler kullanamaz.

(14) Sigorta acenteliği yapmaktan yasaklananlar, sigorta acenteliğiyle ilgili faaliyetlerde çalıştırılamayacakları gibi bu kişilerle her ne şekilde olursa olsun sigorta acenteliği mesleğinin icrası için işbirliği yapılamaz.

(15) Sigorta acentesi, acentelik sözleşmesinin sona ermesi halinde, sigorta ettirenlerle yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği komisyona hak kazanır.

(16) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.

(17) Sigorta acenteleri ile bunların yanlarında çalışanlar, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ilgililerin izni olmaksızın açıklayamaz. Ancak, suç teşkil eden hallerin yetkili mercilere duyurulması zorunludur.

(18) Türk Ticaret Kanununun acentelere ilişkin hükümleri sigorta acenteleri hakkında da uygulanır.

ALTINCI BÖLÜM

Meslek Örgütlenmeleri

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği

MADDE 24 – (1) Sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri, merkezi İstanbul’da bulunan ve kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğine, ruhsat almalarından itibaren bir ay içinde üye olmak zorundadır. Ancak, Bakanlar Kurulu, üye olma zorunluluğunu kaldırmaya yetkilidir. Sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri hakkında 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9 uncu maddesinin yedinci fıkrası hükmü uygulanmaz.

(2) Birlik üyesi olan sigorta şirketi ve reasürans şirketinin, Birlik Yönetim Kurulu tarafından derhal Levhaya kaydedilmesi gerekir. Aşağıdaki hallerde sigorta şirketi ve reasürans şirketinin kaydı;

a) Almış olduğu ruhsatların tümü iptal edilmişse,

b) Tüm branşlarda yeni sigorta ve reasürans sözleşmesi yapma yetkisi kaldırılmışsa,

c) Ruhsatın verildiği tarihten itibaren bir yıl içinde veya Müsteşarlığın bilgisi dâhilinde yapılanlar hariç olmak üzere, aralıksız olarak altı ay süre ile sigorta veya reasürans sözleşmesi akdetmemişse,

ç) Sigorta şirketi ve reasürans şirketi hakkında iflas veya tasfiye kararı verilmişse,

d) Kendisine yapılan tebligata rağmen süresi içinde giderlere katılma paylarını ve aidatlarını ödememişse,

Levhadan silinir.

(3) Levhaya kayıtlı olmayan sigorta şirketi ve reasürans şirketi Genel Kurulda seçme ve seçilme hakkına sahip değildir. Levhadan silinmeyi gerektiren hallerinin sona erdiğini ispat eden sigorta şirketi veya reasürans şirketi, Levhaya yeniden yazılma hakkını kazanır. Levhaya yeniden yazılan sigorta şirketi ve reasürans şirketinden giriş aidatı alınmaz.

(4) Birlik Yönetim Kurulu gerekli gördüğü hallerde, nedenlerini de açıklamak suretiyle Levhaya yeniden yazılma talebinde bulunan sigorta şirketi veya reasürans şirketini, Levhaya yazılma şartlarının varlığının devam ettiğini ispatla zorunlu tutabilir. Levhaya yeniden yazılma talebinin reddine ilişkin karar gerekçeli olarak verilir.

(5) Levhadan silinen veya Levhaya yeniden yazılma talebi reddolunan sigorta şirketi ve reasürans şirketi, Yönetim Kurulunun silme veya ret kararına karşı onbeş iş günü içinde Müsteşarlığa yazılı itirazda bulunabilir. Yapılacak itiraz karşısında Müsteşarlık en geç onbeş iş günü içinde kararını bildirmek zorundadır. Müsteşarlığın bu konuda vereceği karar kesindir.

(6) Ruhsatlarının tümü iptal edilen, hakkında iflas ve tasfiye kararı verilen veya başka nedenlerle faaliyeti sona eren sigorta şirketlerinin ve reasürans şirketlerinin Birlik üyelikleri düşer.

(7) Birliğin amacı;

a) Sigortacılık mesleğinin gelişmesini temin etmek,

b) Üyelerinin dayanışma, birlik ve sigortacılık mesleğinin gerektirdiği vakar ve disiplin içinde ekonominin ihtiyaçlarına uygun olarak çalışmalarını sağlamak,

c) Haksız rekabeti önlemek üzere gerekli kararları almak ve uygulamaktır.

(8) Birliğin görev ve yetkileri şunlardır:

a) Sigortacılık mesleğinin gelişmesini sağlayıcı önlemler almak, bu amaçla araştırma kuruluşları tesis etmek ve bu konudaki araştırma ve çalışmaları desteklemek.

b) Türkiye’de sigortacılığı temsil etmek ve tanıtmak için gerekli girişimlerde bulunmak, yurt içi ve yurt dışındaki ilgili kuruluşlara gerektiğinde üye olmak ve delege göndermek.

c) Gerektiğinde sigorta sözleşmelerine ilişkin rehber tarifeleri hazırlayarak sektörün hizmetine sunmak.

ç) Sigortacılık mevzuatı ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek ve aldığı kararların ve önlemlerin uygulanmasını izlemek.

d) Uyulması zorunlu meslek kurallarını belirlemek, üyelerinin mesleğin gerektirdiği disiplin içinde ekonominin ihtiyaçlarına uygun olarak çalışmalarını sağlamak, üyeleri arasındaki haksız rekabeti önlemek amacıyla, gerekli her türlü tedbiri almak ve uygulamak.

e) Sigortacılık konusunda eğitim vermek amacıyla ilgili kuruluş ve derneklerle işbirliği yapmak, seminerler ve konferanslar düzenlemek, kitap, dergi ve broşürler yayımlamak.

f) Gerekli sayı ve nitelikte sigorta inceleme ve araştırma komiteleri kurmak, görev, yetki ve çalışma şekillerini düzenlemek.

g) Üyelerinin yıllık faaliyet sonuçları hakkında her yıl raporlar hazırlamak ve bu raporları üyelerine ve ilgililere dağıtmak.

ğ) Sigortalarla ilgili bilgilerin tutulmasını sağlamak ve bu amaçla bilgi merkezi oluşturmak.

h) Sigortacılıkta tahkimin işleyişini düzenlemek ve sigorta hakemlerinin listesini tutmak.

(9) Birlik, ilgili olduğu meslekler konusundaki mevzuat ile almış olduğu karar ve önlemlerin uygulanmasını takip eder ve Müsteşarlıkça alınması talep edilen tedbirleri alır.

(10) Birlik, Müsteşarlığın uygun görüşü alınarak bu Kanun hükümleri çerçevesinde sigortacılıkla ilgili tüzel kişiliği haiz büro, şirket ve vakıf kurmaya ve kurulu şirketlere iştirak etmeye yetkilidir.

(11) Birliğin organları; Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Başkanlık, Başkanlık Divanı, Disiplin Kurulu ve Denetim Kuruludur. Sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri Genel Kurul dışında bu organlardan yalnız birinde asıl üye ile temsil edilir.

(12) Sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri Genel Kurulda, genel müdür veya vekili tarafından temsil edilir. Müsteşarlık, Birlik Genel Kurulunda temsilci bulundurabilir.

(13) Genel Kurulca iki yıl için seçilen Başkanlık Divanı; başkan, başkan yardımcısı ile Yönetim Kurulunun ilk toplantıda kendi aralarından seçecekleri saymandan oluşur.

(14) Birlik Başkanı ile Yönetim Kurulu, Disiplin Kurulu ve Denetim Kurulu asıl ve yedek üyeleri Genel Kurul tarafından seçilir. Birlik Başkanı Yönetim Kurulunun da başkanıdır. Yönetim Kurulu üye sayısı, Genel Kurul yapıldığı tarihte kayıtlı olan üye sayısına göre belirlenir. Üye sayısı elli ve elliden az ise yedi, elli ve altmış arasında ise dokuz, altmış ve daha fazla ise onbir üyeden ve her halükârda dört yedek üyeden oluşur. Disiplin Kurulu ve Denetim Kurulu, üçer asıl ve ikişer yedek üyeden teşekkül eder. Birlik Başkanı, Yönetim Kurulu, Disiplin Kurulu ve Denetim Kurulunun görev süresi iki yıldır. Disiplin Kurulu ve Denetim Kurulu ilk toplantıda bir başkan seçer.

(15) Birliğin çalışma esasları ve faaliyetlerinin kapsamı yönetmelikle belirlenir. Sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri, Birlik tarafından alınacak karar ve tedbirlere uymak zorundadır.

(16) Sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri Birlik üyeliğine girişte ve her yıl Genel Kurul tarafından belirlenen miktarda giriş aidatı öder. Birliğin masraflarına iştirak payları, üyelerinin bir yıl zarfında Türkiye dahilinde elde ettikleri direkt prim gelirleri toplamına göre yönetmelikteki esaslar dairesinde hesap edilir ve paylaştırılır. Aidatlar ve giderlere katılma payları yönetmelikle belirtilen süre içinde ödenmediği takdirde Birlik tarafından icra yoluyla tahsil olunur. Giderlere katılma paylarının ödenmesine dair kararlar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 68 inci maddesinde yazılı resmî belge niteliğindedir.

(17) Birlik, oluşturacağı bilgi merkezinin giderlerine katkı için de sigorta şirketlerinden katılım talep edebilir. Katılma payı, bilgi merkezinde verilerinin toplanmasına karar verilen sigortalara ilişkin şirketler tarafından gerçekleştirilen prim üretiminin binde birini aşmamak üzere Müsteşarlıkça belirlenir. Müsteşarlık, bu oranın yüzde elli oranında azaltılmasına veya artırılmasına karar verebilir. Bilgi merkezi giderlerine, gerekli görülmesi durumunda, Birlik bütçesinden ve Müsteşarlığın uygun görüşü alınarak Hesaptan katkı sağlanabilir.

(18) Birliğin bu madde uyarınca aldığı karar ve tedbirlere zamanında ve tam olarak uymayan üyeler hakkında Yönetim Kurulunca ikibin Türk Lirasından altıbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası uygulanır.

(19) Birliğin tüm faaliyetleri Müsteşarlık tarafından denetlenir.

Birlik organlarının seçim esasları ve yasaklar

MADDE 25 – (1) Birliğin organ seçimleri gizli oy ve açık tasnif ile yapılır ve organlarda her üyenin bir oy hakkı vardır.

(2) Seçim yapılacak Genel Kurul toplantısından en az onbeş gün önce Birlik seçimleri için üyelerin temsilcilerini belirleyen liste, toplantının gündemi, yeri, günü, saati ile çoğunluk olmadığı takdirde yapılacak ikinci toplantıya dair hususları belirten bir yazıyla birlikte üç nüsha olarak o yer ilçe seçim kurulu başkanı olan hâkime tevdi edilir. Seçim yapılacak yerde birden fazla ilçe seçim kurulu bulunması halinde, görevli hâkim, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir. Toplantı tarihlerinin, gündemde yer alan diğer konular göz önünde bulundurularak görüşmelerin bir cumartesi günü akşamına kadar sonuçlanması ve seçimlerin, ertesi günü olan pazar gününün dokuz ile onyedi saatleri arasında yapılmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesi zorunludur.

(3) Hâkim, gerektiğinde ilgili kayıt ve belgeleri de getirtip incelemek suretiyle varsa noksanları tamamlattırdıktan sonra seçime katılacak üyeleri belirleyen liste ile ikinci fıkrada belirtilen diğer hususları onaylar. Onaylanan liste ile toplantıya ait diğer hususlar Birliğin ilan yerlerinde asılmak suretiyle üç gün süre ile ilan edilir.

(4) İlan süresi içinde listeye yapılacak itirazlar hâkim tarafından incelenir ve en geç iki gün içinde karara bağlanır.

(5) Bu suretle kesinleşen listeler ile toplantıya ait diğer hususlar onaylanarak Birliğe gönderilir.

(6) Hâkim, aday olmayan üyeler arasından bir başkan ile iki üyeden oluşan bir seçim sandık kurulu atar. Aynı şekilde ayrıca üç yedek üye de hâkim tarafından belirlenir. Seçim sandık kurulu başkanının yokluğunda kurula en yaşlı üye başkanlık eder.

(7) Seçim sandık kurulu, seçimlerin Kanunun öngördüğü esaslara göre yürütülmesi, yönetimi ve oyların tasnifi ile görevli olup, bu görevleri seçim ve tasnif işleri bitinceye kadar aralıksız olarak devam eder.

(8) Seçim süresinin sonunda seçim sonuçları tutanakla tespit edilip seçim sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır. Birden fazla sandık bulunması halinde tutanaklar, hâkim tarafından birleştirilir. Tutanakların birer örneği seçim yerinde asılmak suretiyle geçici seçim sonuçları ilan edilir. Kullanılan oylar ve diğer belgeler tutanağın bir örneği ile birlikte üç ay süreyle saklanmak üzere ilçe seçim kurulu başkanlığına tevdi edilir.

(9) Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar, hâkim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. İtiraz süresinin geçmesi ve itirazların karara bağlanmasından hemen sonra hâkim, yukarıdaki hükümlere göre kesin sonuçları ilan eder ve Birliğe bildirir.

(10) Listede adı yazılı olmayan üyeler oy kullanamaz. Oylar, oy verenin kimliğini Birlik veya resmî kuruluşça verilen belge ile ispat etmesinden ve listedeki isminin karşısındaki yerin imzalanmasından sonra kullanılır. Oylar, organlara göre birlikte veya ayrı ayrı düzenlenen oy pusulalarının, üzerinde ilçe seçim kurulu mühürü bulunan ve oy verme sırasında sandık kurulu başkanı tarafından verilecek zarfa konulması suretiyle kullanılır. Bunların dışındaki zarflara konulan oylar geçersiz sayılır. Seçimlerde kullanılacak araç ve gereçler ilçe seçim kurulundan sağlanır ve sandıkların konacağı yerler hâkim tarafından belirlenir.

(11) Hâkim, seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usûlsüzlük veya kanuna aykırı uygulama sebebiyle seçimlerin iptaline karar verdiği takdirde, süresi bir aydan az ve iki aydan fazla olmamak üzere seçimin yenileneceği pazar gününü tespit ederek Birliğe bildirir. Belirlenen günde yalnızca seçim yapılır ve seçim işlemleri bu madde ile Kanunun öngördüğü diğer hükümlere uygun olarak yürütülür.

(12) İlçe seçim kurulu başkanına, hâkime ve seçim sandık kurulu başkanı ile üyelerine, 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda belirtilen esaslara göre ücret ödenir. Bu ücret ve diğer seçim giderleri Birlik bütçesinden karşılanır.

(13) Seçimler sırasında sandık kurulu başkan ve üyelerine karşı işlenen suçlar kamu görevlilerine karşı işlenmiş gibi cezalandırılır.

(14) Birlik, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamaz. Birlik organlarının seçimlerinde siyasi partiler aday gösteremez. Amaçları dışında faaliyet gösteren Birliğin sorumlu organlarının görevine, Bakanın veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir ve yerlerine yenileri seçtirilir.

(15) Görevlerine son verilen organların yerine en geç bir ay içinde yenileri seçilir. Yeni seçilenler eskilerin süresini tamamlar.

(16) Göreve son verme hükümleri Birlik Genel Kurulu hakkında uygulanmaz.

(17) Bakan veya Müsteşarlığın bu Kanun uyarınca Birlik organları tarafından yürütülen işlemler hakkında verdiği kararları, görevli organlar aynen yerine getirmekle yükümlüdür. Bu kararları kanunî bir sebep olmaksızın yerine getirmeyen veya eski kararda direnme niteliğinde yeni bir karar veren veya kanunun zorunlu kıldığı işlemleri uyarılmasına rağmen yerine getirmeyen Birlik organları hakkında da ondördüncü fıkra hükümleri uygulanır.

(18) Görevlerine son verilen organ üyelerinin ve tüzel kişi temsilcilerinin cezaî sorumlulukları saklıdır. Bu organların onyedinci fıkra gereğince görevlerine son verilmesine sebep olan tasarrufları hükümsüzdür.

(19) Millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, Bakan, Birliği faaliyetten men edebilir. Bakanın kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.

(20) Birlik yönetim ve denetiminde yer alanlar ile Birlik çalışanları, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ilgililerin izni olmaksızın açıklayamaz. Ancak, suç teşkil eden hallerin yetkili mercilere duyurulması zorunludur.

Sigorta Eksperleri İcra Komitesi

MADDE 26 – (1) Dört yıl için seçilen ve dokuz kişiden oluşan Sigorta Eksperleri İcra Komitesinin yedi asıl ve yedi yedek üyesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından tutulan Levhaya kayıtlı ve mesleğinde itibar ve tecrübe sahibi sigorta eksperleri arasından, Müsteşarlıkça belirlenen usûl ve esaslara göre seçilir. Ayrıca bu Komiteye Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulundan bir üye ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Genel Sekreteri veya görevlendireceği yardımcısı daimî üye olarak atanır. Sigorta Eksperleri İcra Komitesine seçilebilmek için en az on yıl bilfiil sigorta eksperliği yapmış olmak gerekir. Yedek üyelerde de asıl üyelerde aranan nitelikler aranır. Sigorta Eksperleri İcra Komitesi ilk toplantıda kendi içinden bir başkan ve bir başkan yardımcısı seçer. Tüzel kişi sigorta eksperleri, Sigorta Eksperleri İcra Komitesinde genel müdürleri veya şirketi temsile yetkili kişiler tarafından temsil edilir. Geçmiş beş yıl içinde disiplin cezası alanlar ile hakkında sigorta eksperliğine engel bir suçtan dolayı kovuşturma açılmasına karar verilenler kovuşturma tamamlanana kadar Sigorta Eksperleri İcra Komitesine seçilemez ve tüzel kişiyi temsil edemez. Sigorta Eksperleri İcra Komitesinde yer almakla birlikte daha sonra seçim yeterliliğini kaybeden, ardı ardına yapılmış üç toplantıya geçerli bir özrü olmadan kendisi veya tüzel kişi açısından temsilcisi katılmayan üyelerin üyelikleri kendiliğinden düşer.

(2) Sigorta Eksperleri İcra Komitesi, aşağıda belirtilen görevleri yerine getirir:

a) Sigorta eksperliği faaliyetlerinin adil ve dürüst olması, iş ahlakının sağlanması, meslek mensuplarının mesleğin gerektirdiği özen, disiplin ve dayanışma içinde çalışması amacıyla meslek kurallarını oluşturmak.

b) Meslek mensupları arasında haksız rekabeti önlemek için gerekli bütün tedbirleri almak ve uygulamak.

c) Yurt içinde ve yurt dışındaki meslekî gelişmeler ile idarî ve yasal düzenlemeleri izleyerek, bu konuda üyelerini aydınlatmak.

ç) Sigorta eksperliği faaliyetine ilişkin olarak, ulusal veya uluslararası malî, iktisadî ve meslekî kurum ve kuruluşlar ile ilişkiler kurmak.

d) Sigorta eksperliği mesleğinin geliştirilmesi amacıyla kurslar tertip etmek, seminer ve konferans gibi eğitim faaliyetlerinde bulunmak.

e) Sigortacılık ve sigorta eksperliği mesleğine ilişkin gelişmeleri izlemek, bu konudaki yayın ve içtihatları derleyerek meslek mensuplarının yararına sunmak.

f) Meslekî konularda mütalaa vermek ve yetkili mercilere görüş bildirmek.

g) Sigortacılık mevzuatı uyarınca sigorta eksperliği yapabilmek için gerekli olan Levhaya kayıt işlemleri ile kayıttan silinme işlemlerini yürütmek.

ğ) Sigorta eksperleri hakkında sigortacılık faaliyeti ile ilgili konularda disiplin cezası vermek.

h) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yerine getirmek.

(3) Sigorta Eksperleri İcra Komitesince alınan kararlar en geç onbeş gün içinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kuruluna bildirilir. Sigorta Eksperleri İcra Komitesince alınan kararların işleme konulabilmesine yönelik usûle ilişkin işlemler Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu tarafından yerine getirilir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu, Sigorta Eksperleri İcra Komitesince kendisine bildirilen kararların gereğini bildirim tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde yerine getirmek zorundadır. Sigorta Eksperleri İcra Komitesi, ikinci fıkrada sayılan işlemleri yerine getirebilmek için gerektiğinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu ile Müsteşarlığın uygun görüşü ile ticaret veya ticaret ve sanayi odalarına görev verebilir.

(4) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 94 üncü maddesi Sigorta Eksperleri İcra Komitesi için de uygulanır. Sigorta Eksperleri İcra Komitesi üyelerine ödenecek huzur hakkı ve diğer ödemeler, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulunun teklifi ve Müsteşarlığın uygun görüşü ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Genel Kurulunca tespit edilir.

(5) Sigorta Eksperleri İcra Komitesince, mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve hareketlerde bulunanlarla, görevlerini yapmayan veya kusurlu olarak yapan yahut görevinin gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunan sigorta eksperleri hakkında, sigorta eksperliği hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi maksadı ile durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre aşağıdaki disiplin cezaları verilir:

a) Uyarma; sigorta eksperine mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

b) Kınama; sigorta eksperine görevinde ve davranışında kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesidir.

c) Geçici olarak meslekî faaliyetten alıkoyma; sigorta eksperliği sıfatı saklı kalmak üzere altı aydan az, bir yıldan çok olmamak üzere meslekî faaliyetten alıkoymadır.

ç) Meslekten çıkarma; sigorta eksperinin meslekten çıkartılarak bir daha bu mesleği icra etmesine izin verilmemesidir.

(6) Hakkında meslekten çıkarma kararı verilen tüzel kişi sigorta eksperini temsile ve ilzama yetkili olup meslekten çıkarma kararı verilmesinde sorumluluğu bulunanlar bir daha sigorta eksperliği yapamaz ve başka bir tüzel kişi sigorta eksperinde denetçi veya temsile ve ilzama yetkili olarak çalışamaz.

(7) Meslek kurallarına, mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve harekette bulunanlarla görevin gerektirdiği güveni sarsıcı harekette bulunan sigorta eksperleri hakkında, uyarma, tekrarında ise kınama cezası uygulanır.

(8) Görevini bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle yapmayan veya kusurlu olarak yapan veya mesleğin genel ilkelerine aykırı harekette bulunan sigorta eksperleri için geçici olarak meslekî faaliyetten alıkoyma cezası uygulanır.

(9) Kasten gerçeğe aykırı ekspertiz raporu düzenledikleri mahkeme kararı ile kesinleşen meslek mensuplarına meslekten çıkarma cezası verilir.

(10) Hakkında meslekten çıkarma cezası gerektirebilecek mahiyetteki bir işten dolayı soruşturma yapılmakta olan sigorta eksperi, Sigorta Eksperleri İcra Komitesinin kararıyla, tedbir mahiyetinde işten el çektirilebilir. İşten el çektirme kararı, ilgili mercilere derhal duyurulur. İşten el çektirme kararı, soruşturmanın durdurulmuş veya sigorta eksperliğine engel olmayan bir ceza verilmiş olması halinde kendiliğinden ortadan kalkar. İşten el çektirme kararı, bu kararın verilmesine esas olan hal ve şartların bulunmadığı veya sonradan kalktığının sabit olması durumunda kaldırılır.

(11) Üç yıllık bir dönem içinde iki veya daha fazla disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan sigorta eksperi hakkında, her yeni suçu için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanır.

(12) Geçici olarak meslekî faaliyetten alıkoyma cezası ile cezalandırılmasından sonra beş yıllık dönem içinde bu cezayı gerektiren fiili yeniden işleyen sigorta eksperleri hakkında meslekten çıkarma cezası uygulanır.

(13) Kovuşturma ve hüküm tesisi, disiplin soruşturması yapılmasına ve disiplin cezası uygulanmasına engel değildir.

(14) Sigorta Eksperleri İcra Komitesi üyeleri hakkındaki soruşturmalar Müsteşarlıkça yapılır. Müsteşarlık tarafından verilen kararlar kesindir.

(15) Disiplin cezasını gerektirecek eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması yapılamaz. Ancak, Sigorta Eksperleri İcra Komitesince işe el konulmuş ise bu süre işlemez.

(16) Disiplin cezasını gerektirecek eylemlerin işlenmesinden itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.

(17) Disiplin cezasını gerektiren eylem aynı zamanda suç teşkil ediyorsa ve bu suç için ilgili kanunlarda daha uzun bir zaman aşımı süresi tespit olunmuşsa, bu maddedeki zaman aşımı süreleri yerine ilgili kanunlardaki zaman aşımı süresi uygulanır.

(18) Disiplin kararlarına karşı, kararın Sigorta Eksperleri İcra Komitesince tebliğinden itibaren onbeş gün içinde Müsteşarlığa itirazda bulunulabilir. Müsteşarlık en geç bir ay içerisinde itirazı karara bağlar. Müsteşarlık tarafından verilen kararlar kesindir.

(19) Disiplin cezalarına ilişkin kararlar kesinleşmedikçe uygulanamaz.

(20) Meslekten çıkarma ve geçici olarak meslekî faaliyetten alıkoyma cezalarından başka bir disiplin cezası verilen sigorta eksperleri, söz konusu cezaların uygulanmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra Sigorta Eksperleri İcra Komitesine başvurarak haklarındaki disiplin cezalarının sicillerinden silinmesini talep edebilir. İlgilinin bu süre içinde disiplin cezası almamış olması halinde, disiplin cezasının silinmesine karar verilir.

(21) Sigorta Eksperleri İcra Komitesinin bu madde uyarınca aldığı karar ve tedbirlere zamanında ve tam olarak uymayan üyeler hakkında Sigorta Eksperleri İcra Komitesince ikibin Türk Lirasından altıbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası uygulanır.

(22) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Sigorta Eksperleri İcra Komitesinin görevlerini etkin bir biçimde gerçekleştirebilmesi için uygun mekan, yeterli sayıda personel ve gerekli teknik donanımı temin eder.

(23) Sigorta Eksperleri İcra Komitesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulunun uygun görüşü ile Levhaya kayıt ücreti veya aidatı belirlemeye yetkilidir. Bu ödemeler Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bütçesine gelir kaydedilir.

(24) Müsteşarlık, mevzuata ve sigortacılık sektörünün genel menfaatlerine aykırılık tespit etmesi halinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden sigorta eksperlerine ilişkin yapılan düzenlemelerin iptal edilmesini veya düzenlemelerde değişiklik yapılmasını isteyebilir.

(25) Sigorta Eksperleri İcra Komitesinin çalışma esas ve usûlleri Müsteşarlığın bağlı olduğu Bakanlığın uygun görüşü ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Sigorta Acenteleri İcra Komitesi

MADDE 27 – (1) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde Sigorta Acenteleri Sektör Meclisi oluşturulur. Kırk kişiden oluşan Meclis üyeleri, mesleğinde itibar ve tecrübe sahibi ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mensubu sigorta acenteleri arasından, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince ve Müsteşarlıkça ortaklaşa belirlenen usûl ve esaslara göre seçilir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 57 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü Sigorta Acenteleri Sektör Meclisi hakkında uygulanmaz.

(2) Sigorta Acenteleri Sektör Meclisi üyeleri, dört yıl süre ile görev yapmak üzere dokuz kişiden oluşan Sigorta Acenteleri İcra Komitesinde görev almak üzere yedi asıl ve yedi yedek üye seçer. Bu Komiteye Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulundan bir üye ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Genel Sekreteri veya görevlendireceği yardımcısı daimî üye olarak atanır. Sigorta Acenteleri Sektör Meclisine ve Komiteye seçilebilmek için en az on yıl bilfiil sigorta acenteliği yapmış olmak gerekir. Yedek üyelerde de asıl üyelerde aranan nitelikler aranır. Sigorta Acenteleri İcra Komitesi ilk toplantıda kendi içinden bir başkan ve bir başkan yardımcısı seçer. Tüzel kişi sigorta acenteleri, Sigorta Acenteleri Sektör Meclisinde ve Sigorta Acenteleri İcra Komitesinde genel müdürleri veya şirketi temsile yetkili kişiler tarafından temsil edilir. Geçmiş beş yıl içinde disiplin cezası alanlar ile hakkında sigorta acenteliğine engel bir suçtan dolayı kovuşturma açılmasına karar verilenler kovuşturma tamamlanana kadar Sigorta Acenteleri İcra Komitesine seçilemez ve tüzel kişiyi temsil edemez. Sigorta Acenteleri İcra Komitesinde yer almakla birlikte daha sonra seçim yeterliliğini kaybeden, ardı ardına yapılmış üç toplantıya geçerli bir özrü olmadan kendisi veya tüzel kişi açısından temsilcisi katılmayan üyelerin üyelikleri kendiliğinden düşer.

(3) Sigorta Acenteleri İcra Komitesi aşağıda belirtilen görevleri yerine getirir:

a) Sigorta acenteliği faaliyetlerinin adil ve dürüst bir biçimde yerine getirilmesi, iş ahlakının sağlanması, meslek mensuplarının dayanışma ve sigorta acenteliği mesleğinin gerektirdiği özen ve disiplin içinde çalışması için meslek kurallarını oluşturmak.

b) Sigorta acenteliğinin etik kurallarını belirlemek ve sigorta acenteliği uygulamalarında birlik sağlanmasına çalışmak.

c) Sigorta acenteleri arasında haksız rekabeti ve haksız uygulamaları ortadan kaldırmak için gerekli bütün önlemleri almak ve uygulamak.

ç) Yurt içinde ve yurt dışında sigortacılık ve sigorta acenteliğine ait gelişmeler ile idarî ve yasal düzenlemeleri izleyerek toplayacağı bilgileri mensuplarına ve ilgililere ulaştırmak.

d) Yurt içinde ve yurt dışında sigorta acenteliği ile ilgili diğer meslek kuruluşları ile ilişki kurmak.

e) Sigorta acenteliği mesleğinin geliştirilmesi amacıyla gerektiğinde kurslar tertip etmek, seminer ve konferans gibi eğitim faaliyetlerinde bulunmak.

f) Sigorta acenteliği faaliyeti için gerekli asgarî fizikî şartları belirlemek.

g) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kuruluna sunulmak üzere yıllık rapor hazırlamak.

ğ) Sigortacılık mevzuatı uyarınca sigorta acenteliği yapabilmek için gerekli olan Levhaya kayıt işlemleri ile kayıttan silinme işlemlerini yürütmek.

h) Sigorta acenteleri hakkında sigortacılık faaliyetleri ile ilgili konularda disiplin cezası vermek.

ı) Sigorta acentelerinde sözleşme düzenlemeye yetkili personelin niteliklerini belirlemek ve bunlara ilişkin sicil tutmak.

i) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yerine getirmek.

(4) Sigorta Acenteleri İcra Komitesince alınan kararlar en geç onbeş gün içinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kuruluna bildirilir. Sigorta Acenteleri İcra Komitesince alınan kararların işleme konulabilmesine yönelik usûle ilişkin işlemler Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu tarafından yerine getirilir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu, Sigorta Acenteleri İcra Komitesince kendisine bildirilen kararların gereğini bildirim tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde yerine getirmek zorundadır. Sigorta Acenteleri İcra Komitesi, üçüncü fıkrada sayılan işlemleri yerine getirebilmek için gerektiğinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulunun uygun görüşü ile ticaret veya ticaret ve sanayi odalarına görev verebilir.

(5) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 94 üncü maddesi Sigorta Acenteleri İcra Komitesi için de uygulanır. Sigorta Acenteleri İcra Komitesi üyelerine ödenecek huzur hakkı ve diğer ödemeler, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulunun teklifi ve Müsteşarlığın uygun görüşü ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Genel Kurulunca tespit edilir.

(6) Sigorta acentelerinin, sigorta acenteliği faaliyetine ilişkin olarak verilecek disiplin cezalarında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 87 nci, 88 inci ve 89 uncu maddesinde belirtilen yetkiler Sigorta Acenteleri İcra Komitesi tarafından kullanılır ve söz konusu Kanunun 87 nci maddesi, sigorta acenteleri hakkında verilecek disiplin suç ve cezaları için de uygulanır. Ancak, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 87 nci maddesinin üyelikten geçici çıkarma ve üyelikten uzun süreli çıkarmaya ilişkin hükümleri; meslekten geçici çıkarma ve meslekten uzun süreli çıkarma şeklinde uygulanır. Sigorta acentelerinin, sigorta acenteliği faaliyetine ilişkin olarak yönetmelikle belirlenecek suçlar için ayrıca meslekten men cezası da verilebilir. Hakkında meslekten çıkarma kararı verilen tüzel kişi sigorta acentelerini temsile ve ilzama yetkili olup meslekten çıkarma kararı verilmesinde sorumluluğu bulunanlar bir daha sigorta acenteliği yapamaz ve başka bir tüzel kişi sigorta acentesinde denetçi veya temsile ve ilzama yetkili olarak çalışamaz. Hakkında meslekten çıkarma cezası gerektirebilecek mahiyetteki bir işten dolayı soruşturma yapılmakta olan sigorta acentesi, Sigorta Acenteleri İcra Komitesi kararıyla, tedbir mahiyetinde işten el çektirilebilir. İşten el çektirme kararı, soruşturmanın durdurulmuş veya sigorta acenteliğine engel olmayan bir ceza verilmiş olması halinde kendiliğinden ortadan kalkacağı gibi bu kararın verilmesine esas olan hal ve şartların bulunmadığı veya sonradan kalktığının sabit olması durumunda da Sigorta Acenteleri İcra Komitesi tarafından kaldırılır. Gerek işten el çektirme kararı, gerekse bu kararın kaldırılması sigorta acentesinin kayıtlı olduğu odaya ve ilgili mercilere derhal bildirilir. Sigorta Acenteleri İcra Komitesi üyeleri hakkında sadece sigorta acenteliği faaliyeti dolayısıyla yapılacak disiplin soruşturmalarının yürütülmesi ve bu fıkradaki disiplin cezalarının verilmesi ise Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yüksek Disiplin Kurulunun yetkisindedir. Sigorta acenteleri hakkında verilecek disiplin cezaları için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 92 nci maddesi uygulanır.

(7) Sigorta Acenteleri İcra Komitesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulunun uygun görüşü ile Levhaya kayıt ücreti veya aidatı belirlemeye yetkilidir. Bu ödemeler Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bütçesine gelir kaydedilir.

(8) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Sigorta Acenteleri İcra Komitesinin görevlerini etkin bir biçimde gerçekleştirebilmesi için uygun mekan, yeterli sayıda personel ve gerekli teknik donanımı temin eder.

(9) Müsteşarlık, mevzuata ve sigortacılık sektörünün genel menfaatlerine aykırılık tespit etmesi halinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden sigorta acentelerine ilişkin yapılan düzenlemelerin iptal edilmesini veya düzenlemelerde değişiklik yapılmasını isteyebilir.

(10) Sigorta Acenteleri Sektör Meclisi ile Sigorta Acenteleri İcra Komitesinin çalışma esas ve usûlleri Müsteşarlığın bağlı olduğu Bakanlığın uygun görüşü ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

YEDİNCİ BÖLÜM

Denetim ve Bilgi Verme

Denetim

MADDE 28 – (1) Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, özel kanunlarına göre sigortacılık faaliyetinde bulunan kuruluşlar, sigorta ve reasürans aracıları, sigorta eksperlik faaliyetleri, aktüerler ve sigortacılık işlemi yapan veya sigortacılık alanında faaliyet gösteren diğer kişilerin her türlü sigortacılık işlemlerinin denetimi, Sigorta Denetleme Kurulu tarafından yapılır.

(2) Sigorta Denetleme Kurulu, bir başkan ile sigorta denetleme uzmanları, sigorta denetleme aktüerleri ile bunların yardımcılarından oluşur. Bu Kanun ve diğer kanunların sigortacılığa, sigortaya veya sigortacılık alanında faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlara ilişkin hükümlerinin Müsteşarlığın bağlı olduğu Bakanlığa veya Müsteşarlığa verdiği teftiş, denetim, inceleme ve soruşturma görev ve yetkileri sigorta denetleme uzmanları, sigorta denetleme aktüerleri ve bunların yardımcıları eliyle ifa edilir ve kullanılır.

(3) Sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin faaliyetleri, varlıkları, iştirakleri, alacakları, özkaynakları ve borçları ile kâr ve zarar hesapları arasındaki ilgi ve dengelerin ve malî bünyelerini ve idarî yapılarını etkileyen diğer tüm unsurların, tahsil edilen primler ile birikimlerin değerlendirilmesi ve korunması ile aktüeryal ve finansal hesap ve dengelerin incelenmesi, tespit ve denetimi sigorta denetleme uzmanları, sigorta denetleme aktüerleri ile bunların yardımcıları tarafından yapılır.

(4) Sigorta denetleme uzmanları, sigorta denetleme aktüerleri ile bunların yardımcıları; sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri ile bunların bağlı ortaklıkları, iştirakleri, şubeleri ile temsilciliklerinden, aracılar ve bankalar da dahil olmak üzere diğer kişilerden bu Kanun ve diğer kanunların sigortacılıkla ilgili hükümleri bakımından gerekli görecekleri bilgileri istemeye ve bunların tüm defter, kayıt ve belgelerini incelemeye yetkilidir.

(5) Kamu kurum ve kuruluşları, Birlik ile diğer benzeri sivil toplum ve meslek kuruluşları, bu madde kapsamına giren konu ve işlemlerle sınırlı olmak üzere, Devletin güvenliği ve temel dış yararlarına karşı ağır sonuçlar doğuracak haller ile aile hayatının gizliliği ve savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, özel kanunlardaki yasaklayıcı ve sınırlayıcı hükümler dikkate alınmaksızın gizli dahi olsa sigorta denetleme uzmanları, sigorta denetleme aktüerleri ve bunların yardımcıları tarafından istenecek görevleriyle ilgili her türlü bilgi ve belgeyi uygun süre ve ortamda vermeye, istenecek defter ve belgeleri ibraz etmeye ve incelemeye hazır bulundurmakla, bilgi işlem sistemini denetim amaçlarına uygun olarak açmaya ve verilerin güvenliğini sağlamaya mecburdur. Sigorta denetleme uzmanları, sigorta denetleme aktüerleri ve bunların yardımcıları bu madde kapsamındaki kuruluşların yönetim ve denetim kurullarının toplantı tutanakları ile bu kurullara verilen raporları istemeye, inceleme konusu olan işlemlerle ilgisi olan diğer kişi, kurum ve kuruluşlar nezdinde inceleme yapmaya yetkilidir.

(6) Sigorta denetleme uzmanları, sigorta denetleme aktüerleri ve bunların yardımcıları tarafından gerçekleştirilen denetim, inceleme ve soruşturmalar sırasında talep edilmesi halinde, incelemeye, denetime veya soruşturmaya tâbi kuruluşlar tarafından, risk yönetimi ve iç denetim sistemlerinde çalışanların yardımı da dahil olmak üzere her türlü destek sağlanır.

(7) Bu Kanun hükümleri ile diğer kanunlarda yer alan hükümler çerçevesinde, bu Kanuna tâbi kuruluşların faaliyetlerinin, risk yapısının, varlıkları, alacakları, özkaynakları, borçları, yükümlülükleri ve taahhütleri, gelir ve gider hesapları arasındaki ilgi ve dengelerin ve malî bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların ve bu kuruluşlarca karşılaşılan risklerin gözetim faaliyetleri çerçevesinde tespiti, tahlili, izlenmesi ve ölçülmesi çıkartılacak yönetmeliğe göre Müsteşarlık tarafından yapılır.

(8) Müsteşarlık, bu Kanuna tâbi kuruluşlara ait bilgi ve belgeleri, bu kuruluşların konsolide ve konsolide olmayan bazda malî bünyeleri ve idarî yapılarının mevzuata uygunluğunu izlemek, analiz etmek, ilgili kuruluşlara ait rapor, tablo ve iç denetim raporları ile Müsteşarlığın denetim ve gözetim sonuçlarını karşılaştırmak suretiyle değerlendirmek, elde edilen sonuçlara göre kuruluşların taşıdıkları risklerin türleri, büyüklüğü ve kuruluşları etkileme durumunu, risk yönetim sisteminin güvenilirliği ile denetim riskini dikkate almak suretiyle kuruluşlar hakkında gerekli görülen tüm tedbirlerin alınmasını ve sonuçlandırılmasını sağlamak, söz konusu kuruluşların bağlı ortaklıklarının, malî iştiraklerinin ve şubelerinin faaliyetlerini önemli ölçüde etkileyen veya etkileyebilecek uygulamaları takip etmek, gerekirse ilgililer nezdinde girişimde bulunmak konularında yetkilidir.

(9) Bu Kanuna tâbi kişi ve kuruluşlar hesap ve kayıt düzenleriyle uyumlu olarak Müsteşarlıkça belirlenen formatlara uygun bir şekilde üretecekleri bilgi, belge, cetvel, rapor ve malî tabloları Müsteşarlıkça belirlenen iletişim kanallarını kullanmak suretiyle belirlenen süreler içinde Müsteşarlığa tevdi etmekle yükümlüdür. Kuruluşlar tarafından elektronik ortamda gönderilen bilgiler, iç denetim sistemi kapsamında yönetim kurulunun sorumluluğundadır.

Bilgi verme yükümlülüğü

MADDE 29 – (1) Bu Kanuna tâbi kişiler ile sigortacılıkla ilgili her tür meslekî faaliyet icra edenler, sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin iştirakleri, bankalar ve diğer kişiler, özel kanunlardaki yasaklayıcı ve sınırlayıcı hükümler dikkate alınmaksızın gizli dahi olsa bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak Müsteşarlıkça istenen her türlü bilgi ve belgeyi vermekle yükümlüdür. Devletin güvenliği ve temel dış yararlarına karşı ağır sonuçlar doğuracak haller ile aile hayatının gizliliği ve savunma hakkına ilişkin hükümler saklıdır.

(2) Mütekabiliyet çerçevesinde ve bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak yabancı ülke kanunlarına göre denetime yetkili mercilerin, kendi ülkelerindeki sigortacılık sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların bu Kanuna tâbi Türkiye’deki teşkilât veya ortaklıklarında denetim yapma ve bilgi isteme taleplerinin yerine getirilmesi Müsteşarlığın iznine tâbidir. Bu mercilerce istenen bilgiler, açıklanmaması kaydıyla Müsteşarlık tarafından verilebilir. Müsteşarlık, yabancı ülkelerin denetime yetkili mercileri ile yapacağı anlaşmalar çerçevesinde sigortacılıkla ilgili her türlü işbirliği ve bilgi alışverişinde bulunabilir.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Tahkim

Sigortacılıkta tahkim

MADDE 30 – (1) Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur. Sigortacılık yapan kuruluşlardan, sigorta tahkim sistemine üye olmak isteyenler, durumu yazılı olarak Komisyona bildirmek zorundadır. Sigorta tahkim sistemine üye olan kuruluşlarla uyuşmazlığa düşen kişi, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usûlünden faydalanabilir.

(2) Komisyon, bir Müsteşarlık temsilcisi, iki Birlik temsilcisi, bir tüketici derneği temsilcisi ile Müsteşarlıkça belirlenecek bir akademisyen hukukçu temsilcinin katılımı ile oluşur. Müsteşarlık temsilcisinin asgarî on yıl kamu hizmetinde çalışmış, sigortacılık alanında deneyim sahibi ve en az daire başkanı seviyesinde olması; Birlik temsilcilerinin de 4 üncü maddede genel müdür yardımcısı için öngörülen şartlara sahip olması gerekir. Tüketici derneği temsilcisi ise Türkiye çapında en fazla üyeye sahip tüketici derneğinin önereceği üç aday arasından Müsteşarlıkça seçilir. Komisyon kendi içinden bir Başkan seçer. Komisyonda kararlar üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır. İki yıl için seçilen Komisyon Başkan ve üyelerine, kamu iktisadî teşebbüsleri yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen aylık ücret ve diğer ödemeler tutarında ücret ödenir.

(3) Komisyon aşağıdaki görevleri yerine getirir:

a) Müdür ve müdür yardımcılarını atamak.

b) Birlikçe ayrı bir hesapta izlenecek olan Komisyonun bütçesini hazırlayarak Birliğe sunmak.

c) Tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri almak.

ç) Komisyonun faaliyet sonuçları hakkında yıllık rapor hazırlayarak Birliğe ve Müsteşarlığa göndermek.

d) Bilgi işlem alt yapısını hazırlamak.

e) Kanunlarla kendisine verilen diğer görevleri yapmak.

(4) Komisyon, gerekli görülen yerlerde büro açmaya yetkilidir. Büro müdürünün, Komisyon müdürü ile aynı nitelikleri taşıması zorunludur. Büro müdürüne verilecek görevler Komisyon tarafından belirlenir.

(5) Komisyona bağlı çalışmak üzere bir müdür ve iki müdür yardımcısı, raportörler ile yeterli sayıda personel görevlendirilir. Müdür ve müdür yardımcıları Komisyonca, raportörler ve diğer personel ise müdürün önerisiyle Komisyon tarafından atanır. Görevden alınma, göreve atanma ile aynı usûle tâbidir. Komisyon müdürünün;

a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması,

b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması,

c) Sigorta hukukunda en az iki yıl veya sigortacılıkta en az beş yıl deneyimi olması,

gerekir.

(6) Müdür yardımcılarının (c) bendi hariç olmak üzere beşinci fıkrada sayılan nitelikleri taşıması zorunludur. Ayrıca, müdür yardımcılarının en az birinde iki yıllık sigortacılık deneyimi aranır.

(7) Uyuşmazlıklar, hayat ve hayat dışı sigorta gruplarının sadece birinde görev yapacak olan sigorta hakemleri ve raportörler aracılığıyla çözülür.

(8) Sigorta hakemlerinin;

a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması,

b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması,

c) Sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması,

gerekir.

(9) Komisyon nezdinde çalışacak olan sigorta raportörleri, Komisyon müdüründe aranan niteliklere sahip olmak zorundadır.

(10) Sigorta hakemi olmak isteyenlerin gerekli nitelikleri taşıdıklarını belgelemek suretiyle Komisyona başvurması gerekir. Başvurusu uygun görülenler kabul için Müsteşarlığa bildirilir. Müsteşarlığın kabul etmesi halinde ilgilinin ismi, Komisyon tarafından tutulacak ve bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilecek olan sigorta hakemliği listesine kaydolunur ve bu listede değişiklik olması halinde de değişiklikler altı aylık dönemler itibarıyla Adalet Bakanlığına ve Müsteşarlığa bildirilir.

(11) Sigorta hakeminin ismi;

a) Sigorta hakemliği yapmak için gereken nitelikleri kaybetmişse veya tarafsızlık ilkesine aykırı hareket ettiği tespit edilmişse sürekli olarak,

b) Kendisine ulaşan dosyaları bir yıl içinde en fazla üç kez zamanında sonuçlandırmamışsa bir yıl süreyle,

Listeden silinir.

(12) Tahkim sistemine üye olmak isteyenlerden katılma payı, uyuşmazlık çözümü için Komisyona başvuranlardan ise başvuru ücreti alınır. Uyuşmazlığa düşen taraflar arasında, açık ve yazılı şekilde yapılması gereken sözleşme ile daha yüksek bir tutar belirlenmemişse, hakemin verdiği kırkbin Türk Lirasına kadar olan kararlar her iki taraf için kesindir. Kırkbin Türk Lirasının üzerindeki kararlar için temyize gidilebilir. Her halükârda Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 533 üncü maddesi hükümleri saklıdır. Temyize ilişkin usûl ve esaslar hakkında Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu uygulanır.

(13) Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir. Sigortacılık yapan kuruluşun, başvuru tarihinden itibaren onbeş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterlidir.

(14) Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz.

(15) Sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin Komisyona başvurusu, öncelikle raportörler tarafından incelenir. Raportörler en geç onbeş gün içinde incelemelerini tamamlamak zorundadır. Raportörler tarafından çözümlendirilemeyen başvurular sigorta hakemine iletilir. Uyuşmazlığa hangi sigorta hakeminin bakacağı, Komisyon tarafından sigorta hakemi listesinden seçilir. Komisyon, işin niteliğine bağlı olarak en az üç sigorta hakeminden oluşan bir heyet oluşturulmasına karar verebilir. Ancak, uyuşmazlık konusu miktarın onbeşbin Türk Lirası ve üzerinde olduğu durumlarda heyet teşekkülü zorunludur. Heyet kararını çoğunlukla verir. Hakemler, sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir. Seçilen sigorta hakemi mücbir nedenler ve umulmayan haller hariç olmak üzere görevi reddedemez. Bununla birlikte, taraflar, Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununda yer alan hâkimi ret nedenlerine dayanarak hakemi reddedebilir. Ret talebi Komisyona, durumun öğrenildiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde bir dilekçeyle yapılır. Ret talebi üzerine Komisyon müdürü, iki tarafın görüşlerini dinledikten sonra bu konuda en geç beş iş günü içinde karar verir.

(16) Hakemler, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur. Aksi halde, uyuşmazlık yetkili mahkemece halledilir. Ancak, bu süre tarafların açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatılabilir. Hakem, kararını Komisyon müdürüne tevdi eder. Komisyon müdürü, kararı, en geç üç iş günü içinde, Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 532 nci maddesi uyarınca gereğinin yapılabilmesi için davayı görmeye yetkili mahkemeye iletir.

(17) Hakemlik ücreti, Komisyona başvuru ücreti ve üyeliğe katılma payı, Komisyonun görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenir; hakem ücreti Komisyon tarafından ödenir.

(18) Sigorta hakemleri ve raportörler tarafsız olmak zorundadır. Sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda meslekî faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerler sigorta hakemliği yapamaz. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin eş ve çocukları için de geçerlidir. Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 28 inci maddesi sigorta hakemleri hakkında da uygulanır.

(19) Komisyonda görev alanlar, hakemler ve raportörler, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ilgililerin izni olmaksızın açıklayamaz. Ancak, suç teşkil eden hallerin yetkili mercilere duyurulması zorunludur.

(20) Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususlar yönetmelikle belirlenir.

(21) Müsteşarlık bu maddede yer alan maktu para miktarlarını, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Üretici Fiyatları Endeksi artış oranını aşmamak suretiyle artırmaya yetkilidir.

(22) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır.

(23) Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde yapılacak tahkim için seçilecek hakemlerin de bu maddede sigorta hakemleri için aranılan nitelikleri taşıması gerekir.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Çeşitli Hükümler

Sigortacılık eğitim merkezi ve diğer organizasyonlar

MADDE 31 – (1) Bakan, sigortacılıkla ilgili özellik taşıyan konular için gerekli sınavların tarafsız bir şekilde yapılması, yurt içi veya yurt dışı ya da uluslararası anlaşmalar çerçevesindeki eğitim taleplerinin karşılanması ve benzeri amaçlarla sigortacılık eğitim merkezi kurmaya yetkilidir. Sigortacılık eğitim merkezinin giderleri, sigortacılık alanında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının katkılarından, merkezin hizmet vereceği ilgili kamu ve özel sektör kuruluşlarından ve hibelerden yönetmelikle belirlenecek esaslar çerçevesinde karşılanır. Sigortacılık eğitim merkezince yerine getirilecek eğitim faaliyetleri, Özel Öğretim Kurumları Kanununa tâbi değildir.

(2) Dernek, federasyon ve birlik gibi belirli bir kanuna tâbi olarak kurulan kuruluşlar hariç olmak üzere sigortacılık ve reasürans uygulamaları ile ilgili olarak organizasyonlar oluşturulması Bakanın iznine tâbidir.

(3) Sigortacılık eğitim merkezi ile ikinci fıkra uyarınca oluşturulacak organizasyonlara ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir.

İyiniyet

MADDE 32 – (1) Sigorta şirketleri ve aracılar, her çeşit broşür, izahname ve diğer belgeler ile ilan ve reklamlarını, taahhütleriyle sigortalıya sağlayacakları hak ve menfaatlerin sınır ve kapsamı dışında bir anlayışa neden olacak şekilde düzenleyemez ve kişi ve kuruluşlara gerçeğe aykırı, yanıltıcı, aldatıcı ve haksız rekabete yol açan beyanda bulunamaz. Bu hükme aykırılığın tespiti halinde durum, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca faaliyet gösteren Reklam Kuruluna bildirilir.

(2) Sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, aracılar ve sigorta eksperleri sigortalıların hak ve menfaatlerini tehlikeye sokabilecek hareketlerden kaçınmak, mevzuat ve işletme planı esaslarına uygun faaliyette bulunmak, sigortacılığın icaplarına ve iyiniyet kurallarına uygun hareket etmek zorundadır.

(3) Sigorta şirketleri, iyiniyet kurallarına aykırı olarak sigorta tazminatının ödenmesini geciktiremez.

(4) Müsteşarlık, sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, aracılar ve sigorta eksperlerinin yukarıda sayılan kurallara uymalarını sağlamak üzere gerekli her türlü tedbiri almaya yetkilidir.

(5) Kişilerin, sigorta şirketini seçme hakkı sınırlandırılamaz. Bir sözleşmenin unsurları içinde, taraflardan birinin bu sözleşmede yer alan herhangi bir hususta sigorta yapmaya zorunlu tutulduğu hallerde, söz konusu sigortanın belli bir şirkete yaptırılmasına ilişkin sözleşmeye konulmuş her türlü şart hükümsüzdür.

İhtisas komiteleri

MADDE 33 – (1) Müsteşarlık, bu Kanunun gerekli kıldığı tarife ve talimatlar ile sigortacılığın geliştirilmesi için araştırma ve inceleme yaptırılması amacıyla sigortacılık konusunda bilgi ve uzmanlık sahibi kişilerden oluşacak ihtisas komiteleri kurabilir. Oluşturulacak komitelerin giderleri, Müsteşarlığın bağlı olduğu Bakanlıkça onaylanacak esaslar uyarınca sigortacılık alanında faaliyet gösteren ilgili meslek kuruluşu tarafından karşılanır.

(2) İhtisas komitelerinin çalışma usûl ve esasları yönetmelikle belirlenir.

ONUNCU BÖLÜM

Cezalar

İdarî cezalar

MADDE 34 – (1) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları kapsamında belirlenecek esaslara aykırı davrananlar ile 5 inci maddesine aykırı olarak ruhsatsız faaliyet gösterenlerin işyerleri, Bakanın talebi üzerine valiliklerce bir yılı geçmemek üzere geçici olarak kapatılacağı gibi ilan ve reklamları da durdurulur ya da toplatılır.

(2) Bu Kanunun;

a) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen başka işle iştigal yasağına aykırı davranılması halinde yirmibeşbin Türk Lirası,

b) 4 üncü maddesinin iki ilâ yedinci fıkralarında belirtilen nitelikleri taşımayan kişilerin şirketçe atanmasından ve bu fıkralarda belirtilen nitelikleri taşımayan kişilerin maddede belirtilen görevleri üstlenmesinden dolayı uyarılan şirketin ya da ilgilinin, bu uyarının gereğini bir ay içinde yerine getirmemesi halinde sekizbin Türk Lirası; sekizinci fıkrası uyarınca etkin bir iç denetim sistemi kurulması ve yeteri kadar iç denetim elemanı çalıştırılması zorunluluğuna aykırı davranılması halinde uyarılan şirketin altı ay içinde durumunu düzeltmemesi halinde onbin Türk Lirası,

c) 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekli tescil ve ilan işlemlerinin yaptırılmamış olması halinde sekizbin Türk Lirası,

ç) 7 nci maddesi uyarınca gerekli tescil ve ilan işlemlerinin yapılmamış olması halinde onikibin Türk Lirası,

d) 9 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca gerekli bildirimi Müsteşarlığa yapmayanlar sekizbin Türk Lirası,

e) 10 uncu maddesine aykırı olarak gerekli iznin alınmaması halinde onikibin Türk Lirası,

f) 11 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak genel şart düzenlemelerine aykırı davranılması halinde onbin Türk Lirası,

g) 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı davranılması halinde beşbin Türk Lirası,

ğ) 17 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca gerekli masrafların karşılanmaması halinde ikibin Türk Lirası,

h) 18 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı davranılması, dördüncü fıkrası uyarınca özel defter tutma, malî tabloları ilan etme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi ve dördüncü fıkra uyarınca şirket aktif yapıları da dahil olmak üzere Müsteşarlıkça belirlenecek esas ve usûllere aykırı davranılması halinde onikibin Türk Lirası,

ı) 21 inci maddesine göre aktüer çalıştırma zorunluluğuna uyulmaması halinde onsekizbin Türk Lirası,

i) 32 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca alınan tedbirlere ve beşinci fıkrası hükmüne aykırı davranılması halinde yirmibin Türk Lirası,

j) Bakanlar Kurulu, Müsteşarlığın bağlı bulunduğu Bakanlık ve Müsteşarlık tarafından bu Kanuna göre alınan kararlara, çıkarılan yönetmelik ve tebliğlere ve yapılan diğer düzenlemelere uyulmaması halinde, bu Kanunda ayrıca öngörülmüş bir cezanın olmadığı hallerde onikibin Türk Lirası,

idarî para cezası uygulanır.

(3) İdarî para cezaları Müsteşarlıkça uygulanır.

Adlî cezalar

MADDE 35 – (1) Bu Kanuna göre ruhsat almadan risk üstlenmek suretiyle sigortacılık faaliyetinde bulunan veya ticaret unvanlarında ya da her türlü belgeleri yahut ilan ve reklamlarında veyahut kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda bu Kanunda belirtilen kuruluşların adını kullanan, bu Kanunda düzenlenen faaliyetlerde bulundukları izlenimini yaratacak söz ve işaretleri kullanan gerçek kişiler ve tüzel kişilerin yetkilileri, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ve altıyüz günden az olmamak üzere bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olarak Müsteşarlıktan izin alınmadan sigorta sözleşmesi yapan kooperatiflerin yetkilileri beşyüz günden az olmamak üzere bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) Sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, görevleri dolayısıyla kendilerine tevdi olunan veya muhafazaları, denetimleri ve sorumlulukları altında bulunan kuruluşa ait para veya sair varlıkları zimmetlerine geçirmeleri halinde, altı yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, kuruluşun uğradığı zararı da tazmine mahkûm edilir.

(4) Üçüncü fıkrada gösterilen suç, kuruluşu aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmişse fail, oniki yıldan az olmamak üzere hapis cezası ve adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, adlî para cezasının miktarı, meydana gelen zararın üç katından az olamaz. Zararın, kovuşturma yapılmadan önce tamamıyla ödenmesi halinde verilecek ceza üçte bir oranında indirilir.

(5) Bu Kanunda gösterilen yetkili mercilerin ve denetim görevlilerinin istedikleri bilgi ve belgeleri vermeyen ya da denetim görevlilerinin görevlerini yapmalarına engel olan gerçek kişilerle tüzel kişilerin yetkilileri, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ve ikiyüz günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.

(6) Bu Kanunda gösterilen mercilere, denetim görevlilerine, mahkemelere ve diğer resmî dairelere yanıltıcı şekilde yanlış ya da gerçeğe aykırı bilgi veya belge veren gerçek kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üçyüz günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.

<